onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 31.04.1987 ile 31.05.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığına dair hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, sosyal güvenlik hakkının korunması amacıyla, sigortalı çalışma sürelerinin tespitinde özel bir özen gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi gereğince, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi için, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir.

Ancak, sigortalının işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal tarihi ile bildirilmeyen çalışma sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesinin tarihine ve tanık beyanlarına dayanarak, eksik inceleme ile karar vermiştir. Bu nedenle, komşu işyerleri ve çalışanlarının durumlarının tespit edilerek, davacının fiili çalışmasının olup olmadığına dair daha kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması ve hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/8884 E.  ,  2024/11630 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/355 E., 2024/950 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2019/245 E., 2021/425 K.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.04.1987 tarihinden 31.05.1987 tarihine kadar tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Fer’i Müdahil SGK vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    2.Davalı … cevap dilekçesinde ile hak düşürücü süre itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 31.04.1987 ile 31.05.1987 tarihleri arasında 30 gün süre ile davalıya ait iş yerinde asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, çalışma iddiasının kayıtlı tanıklarla ispatlanamadığını beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, davacının 31.04.1987 ile 31.05.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde oto kaplamacı olarak, tam zamanlı olarak çalıştığına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
    Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
    İnceleme konusu eldeki davada davacı, 31.04.1987 ile 31.05.1987 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. Dosya içinde yer alan işe giriş bildirgesinde 31.04.1987 tarihinde işe başlayacağına dair bildirgenin Kuruma 13.04.1987 tarihinde intikal ettiği anlaşılmıştır.
    Mahkemece, davacının işe başlayacağına dair işe giriş bildirgesinin 13.04.1987 tarihinde Kuruma intikal ettiği, bu dönemde davalı işveren tarafından dönem bordrosu verilmediği davacı tanıklarının beyanları alınarak, davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    Bu doğrultuda Mahkemece öncelikle, nizalı dönemi kapsayacak şekilde komşu işyerleri tespit edilerek, çalışanlarının ve de işverenlerin kendi çalışma dönemleri de tespit edilerek gösterilmek suretiyle davacının talep döneminde fiili çalışmasının olup olmadığı konusunda beyanları alınmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    VI.KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.