onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmalarının hizmet tespiti istemine ilişkindir. Davacı, çalıştığı süre boyunca SGK primlerinin eksik yatırıldığını ve part-time çalışıyor gibi gösterildiğini iddia ederek, tam gün çalıştığının tespitini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tam süreli çalıştığını kabul ederek karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı eksik incelemeye dayalı bulmuş ve bozma kararı vermiştir.

Mahkeme, hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğunu ve sosyal güvenlik hakkının korunması için özel bir özenle yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, davacının kısmi istihdam olarak bildirilen gün sayısının araştırılması, tanık beyanlarının değerlendirilmesi ve hangi tanığa neden üstünlük tanındığının açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, mahkeme, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen ilk derece kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmesi için geri gönderilmesine karar vermiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/8992 E.  ,  2024/11643 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/3204 E., 2024/1719 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/97 E., 2022/225 K.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işverenin 26 T 0298 plakalı ticari taksisinde 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında taksi şoförü olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca SGK primlerinin eksik yatırıldığını, müvekkilinin part time çalışıyor gibi gösterilerek sigortasının tam çalışma üzerinden yapılmadığını, müvekkilinin davalı taraftan primlerinin eksiksiz ve tam yatırılmasını talep ettiğini, ancak bu talebinin karşılanmadığını, bu nedenler ile davacının 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespiti ile çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ödenmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinden kendi istifası ile ayrılmasından sonra 4 farklı iş yerinde çalıştığını, bu kapsamda davacı tarafın 02.04.2020 tarihinde müvekkili tarafından işten çıkarıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının emniyet müdürlüğünde memur olarak çalışmakta iken görevinden ayrılmak zorunda kaldığı için mağdur olduğundan müvekkiline gelerek para kazanması gerektiğini, kendisine part time bile olsa iş verilmesini rica ettiğini, müvekkilininde bu

    talebini kabul ettiğini, davacının sık sık müşteriler ile sorun yaşadığını, müvekkilinin defalarca kendisinden dikkatli olmasını rica ettiğini, ancak yinede işten çıkarmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
    2. Fer’i müdahil Kurum tarafından davaya cevap verilmemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında sigortalı sayılacak şekilde kesintisiz ve tam süreli olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile feri müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Feri Müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının çalıştığı gün sayısı 7 eksik gün nedeni 6 kodu ile kısmi istihdam olarak bildirildiğini, Kurum kayıtlarının aksinin ispatlanamadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, davacının 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında davalı nezdinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
    Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
    İnceleme konusu eldeki davada davacı, 15.01.2018 – 02.04.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. Dosya içinde yer alan davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde; 04.04.2018 – 30.11.2019 tarihleri arasında davalı adına tescilli işyerinden ayda 11 gün üzerinden, kısmi zamanlı olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
    Mahkemece, dinlenen bordro tanıkları davacının takside kısmi çalışmasını doğrulayan beyanlarda bulunmuş olup davacı tanıkları ise tam çalışmaya yönelik beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece beyanlar değerlendirilmek suretiyle tanık beyanları dikkate alınarak, hangi tanığa neden üstünlük tanıdığını belirtmeksizin, davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de; mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    Bu doğrultuda mahkemece öncelikle, nizalı dönem içerisinde davacının hizmet döküm cetvelinde, Kısmi istihdam olarak bildirilen çalışmaları hakkında, feri müdahil Kuruma davalı işveren tarafından verilen belge olup olmadığı hususu araştırılmalı, talep konusu dönemin belli bir kısmı pandemi dönemine denk gelmesi nedeni ile bu dönemde ne şekilde çalışıldığı hususu ayrıca davacının çalıştığı takside günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, buna göre davacının davalı işverenlik nezdindeki hizmetlerinin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği hususu re’sen seçilecek tanık beyanları ile netleştirilmeli, hangi tanığın beyanına neden üstünlük verildiği açıklığa kavuşturulmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    24.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.