onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.10.1993-24.03.2013 tarihleri arasında davalı işverenlikteki çalışma süresinin ve prime esas kazancının tespitine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının çalıştığı sürelerin tespitine karar vermiş, ancak davacının 01.05.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı tespit edilmiştir. Bu durum, mahkemenin eksik inceleme yaparak hüküm kurmasına yol açmıştır.

Yargıtay, sosyal güvenlik hakkının korunması ve kamu düzeni gereği, sigortalı çalışmanın tespitinde hukuki yarar bulunduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, davacının talebinin 506 sayılı Kanun’un 63/A veya 63/B maddeleri kapsamında olup olmadığını belirlemeli ve buna göre bir değerlendirme yapmalıdır. Bu eksiklikler, kararın bozulmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmesi için geri gönderilmesine hükmetmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/9484 E.  ,  2024/12656 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/2263 E., 2023/994 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2016/198 E., 2021/239 K.

    Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili, davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı … tereke temsilcisi ve dahili davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine, ek karar’la davalı … tereke temsilcisinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı, dahili davalılar ve SGK Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 01.10.1993-24.03.2013 tarihleri arasında davalı işverenlikte, ustabaşı olarak çalıştırıldığını, 24.03.2013 tarihinde iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, feshe bağlı alacak ve tazminatlarının ödenmediğini, 01.10.1993-01.05.2007 tarihleri arasındaki sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, 01.05.2007-24.03.2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının ise sigortalanmadığını, aylık net 2.200,00 TL ücret aldığını, yol ve iki öğün yemeğin de işverence karşılandığını ileri sürerek, davacının 01.10.1993 – 24.03.2013 tarihleri arasında davalı işverenlik Çetinkaya Unlu Mamüllerde (…) çalıştığının ve aylık net ücretinin 2.200,00 TL olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

    II.CEVAP
    1.Dahili davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının işyerini 02.04.2012 tarihinde açtığını, iş yerinin daha önce davalının babası tarafından çalıştırılarak kapandığını, işyerinin davalı adına yasa kapsamına alınış tarihinin 02.04.2012 olduğunu, bu tarihten öncesine ait davacının tespite konu taleplerinin davalı ile ilgisi bulunmadığını, 02.04.2012 tarihi öncesi davacı taleplerinin husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının 24.03.2013 tarihine kadar davalı yanında çalıştığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı işverenlikte hiçbir dönem çalışması olmadığını, davacının tespite konu edilen dönemler içerisinde Başkent Üniversitesine ait bir pastanede çalıştığının öğrenildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

    2.Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, yetki, husumet ve hak düşürücü süre itirazları yanında zamanaşımı definde bulunduklarını, çalışma olgusunun yöntemine uygun şekilde ispatlanması gerektiğini, ayrıca ücrete ilişkin iddiaların Kurum kayıtlarına eşdeğer yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini, davanın açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden Kurumun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Yapılan yargılama, toplanan deliller, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya ait iş yerinde, Kuruma bildirilen süreler dışında 01.10.1993-24.03.2013 tarihleri arasında asgari prime esas kazanç üzerinden hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz bir şekilde çalıştığının tespitine, prime esas kazanca ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı … tereke temsilcisi ve dahili davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, prime esas kazanç tespiti yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

    2.Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davacının eylemli ve gerçek bir çalışma yaptığının saptanamadığını, davanın açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

    3.Davalı … Tereke Temsilcisinin İstinaf Sebepleri
    Davalı … tereke temsilcisi istinaf dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

    4.Dahili Davalılar Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Dahili davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davalıların mirası reddettiğini, ancak bu hususun Mahkemece nazara alınmadığını, gerekçeli kararın hüküm kısmında mirasçılar konusunda herhangi bir karar verilmediğini, tanıkların büyük çoğunluğunca davacının çalışmadığının beyan edildiğini, tek bir davalı yönünden vekalet ücreti takdir edilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, eksik inceleme ve araştırma ile usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine, ek kararla davalı … tereke temsilcisinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı SGK Başkanlığı vekili ve dahili davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

    2.Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

    3.Dahili Davalılar Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Dahili davalılar vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.

    2.İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

    2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

    3.506 sayılı Kanun’un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

    Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

    4.506 sayılı Kanun’un 63/A bendi hükmüne göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmektedir. Ancak aynı Kanun’un 63/B bendi kapsamında sigortalının istemi bulunması halinde sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenerek aylığı kesilmeden çalışmaya devam etmesi mümkündür.

    3.Değerlendirme
    1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.10.1993 – 24.03.2013 tarihleri arasında davalı işverenlik nezdinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaları ile prime esas gerçek ücretlerinin tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacının 01.05.2007 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı aldığı anlaşıldığından, hüküm bu yönüyle eksik incelemeye dayalıdır.

    2.Sigortalı ister sosyal güvenlik destek primi, isterse tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışsın, Kanun’un öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olması, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Bu statüye Kurumun prim tahakkuk ettirmesi, sigortalının iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına yakalanması halinde kendisi ya da hak sahiplerine gelir bağlanması gibi çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bu sonuçlar kapsamında davacının bildirim yapılmayan dönemlerdeki çalışmalarının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu ve aksinin kabulü halinde yaşlılık ya da emekli aylığı alan kişilerin sigortasız çalıştırılabileceği gibi sosyal güvenlik hakkının zorunlu ve vazgeçilemez niteliğine aykırı bir sonuç çıkacağı açıktır.

    3.Mahkemece yapılacak iş; davacının beyanı alınmak suretiyle, talebinin 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılarak, alınacak talebe ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2.İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
    10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.