|
ÖZET: Uyuşmazlık, SGK’nın iş kazası nedeniyle rücuan tazminat talebi üzerine kurulmuştur. Davacı SGK, iş kazasının işverenin iş güvenliği tedbirlerini almamasından kaynaklandığını belirterek, toplam 113.302,72 TL ödeme yaptığını ve bunun yarısını davalılardan talep etmiştir. Davalılar ise, işçinin başka bir işverenin çalışanı olduğunu ve kazanın kaçınılmaz bir durum olduğunu savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulü ile SGK’nın talep ettiği miktarın davalılardan tahsil edilmesine karar vermiştir. Ancak, temyiz sürecinde, mahkeme kararının gerekçesinde hukukun somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunun oluştuğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacı ve davalıların temyiz itirazlarını reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu onamıştır. Bu durum, iş kazası nedeniyle işverenlerin sorumluluğunun belirlenmesinde önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10295 E. , 2024/11892 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/770 E., 2024/414 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı SGK ve davalı …. Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı SGK vekili dava dilekçesinde; davalı … Madencilik Ltd. Şti.’ne ait işyeri işçilerinden ’nun 27.02.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat ettiğini, Kurumca hak sahiplerine 112.916,72 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını 386 TL cenaze ödemesi yapıldığını, meydana gelen kazanın işverenin işyerinde gerekli iş güvenliği tedbirlerini almamasından kaynaklandığını, meydana gelen iş kazasının 27.02.2013 tarihinde vefat eden ’nun krom madeni çıkarma işyerinde çalışırken galeri içinde tünel açarken başına düşen taş parçaları nedeniyle yaralanıp daha sonra vefat ettiğini, Kurumca hak sahiplerine 112.916,72 TL ilk peşin sermaye değerli gelir, 386 TL cenaze yardımı olmak üzere toplam 113.302,72 TL ödeme yapıldığını, Kurum alacağının şimdilik %50 sine tekabül eden 56.651,36 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …. vekili cevap dilekçesinde; … ’nun müvekkili şirket işçisi olmayıp diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, müvekkili şirketin diğer davalılar ile anahtar teslimi iş sözleşmesi imzaladığını, müteveffanın SGK primlerini ve ücretlerinin diğer davalı şirket tarafından ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı … Madencilik Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın meydana gelmesinde kötü tesadüf ve kaçınılmazlığın söz konusu olduğunu, işyerinde bütün önlemlerin alındığını, müvekkili şirketin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, alınan tüm önlemlere rağmen kazanın meydana geldiğini bu nedenle kaçınılmazlığın söz konusu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2015/766 Esas, 2017/1155 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 56.651,36 TL Kurum alacağının 56.458,36 TL’sine 11.11.2013 tarihinden, 193,00 TL’sine 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2018/718 Esas, 2019/875 Karar sayılı kararıyla davacı vekili ile davalıların vekillerinin, istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.06.2020 tarihli 2019/4926 Esas, 2020/2542 Karar sayılı kararında; “… dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı … Madencilik Ltd. Şti.’nin alt işveren olarak %45 oranında, davalı ….’nin %20 oranında, müteveffanın %35 oranda kusurlu olduğu, 3. kişilerin kusurlarının işverenlerin kusuru dahilinde olduğu belirtilmekte ise de, asıl-alt işveren olarak nitelendirilen davalılar arasındaki ilişkinin niteliği, asıl işverenlik alt işverenlik ilişkisinin bulunup bulunmadığı, Mahkemece yöntemince araştırılıp irdelenmemiştir. Mahkemece yukarıda belirtilen esaslar dahilinde, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, asıl işverenlik alt işverenlik ilişkisi olup olmadığı (ilgililer arasındaki tüm sözleşme ve kayıtlar getirtilerek), tereddüte yer verilmeyecek şekilde saptanmalıdır.
Diğer yandan konuya ilişkin olarak, hazırlanan 10.10.2013 tarihli SGK denetmen raporunda iş kazası olayının meydana gelmesinde … Madencilik Ltd. Şti.’nin %100 oranda kusurlu olduğunun kabul edildiği, bu suretle eldeki dosya kapsamında hükme esas alınan kusur raporu ile arasında, meydana gelen olay ile ilgili farklı oran ve aidiyetler belirlenerek çelişkinin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Aynı olay nedeniyle yürütülen ceza dava dosyasında ise, taksirle ölüme sebep olma suçundan dolayı sanıklar; ocak başçavuşu …, vardiya çavuşu … …, … Madencilik Ltd. Şti.’ne ait 1170 nolu galerinin ortakları olan … , … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda, kusurlu bulunarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, ceza davasında kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kusurlu bulunan kişilere de eldeki dosyada herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilmelidir. Eldeki dosya kapsamında davalı işverenlerin kusuru dahilinde kusur atfedilen daimi nezaretçi … Tesadif ile, dosyada adının geçmediği belirtilen teknik nezaretçi ve ocak başçavuşsunun kusur aidiyetleri yönünden durumları açığa kavuşturulmak suretiyle, gerek müfettiş raporu gerekse Ceza dosyasında alınan kusur raporu ile iş bu dosya arasındaki çelişki giderilmeli, bu kapsamda iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden, tarafların kusur oranı ve aidiyeti konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği ve davalılar arasındaki hukuki ilişki ile asıl işverenlik-alt işverenlik sıfatlarının irdelendiği, uygun bir kusur raporu alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli, 2020/332 Esas, 2021/542 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 56.651,36 TL Kurum alacağının 56.458,36 TL’sine 11.11.2013 tarihinden, 193,00 TL’sine 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde tüm taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 17.01.2022 tarihli, 2021/13164 Esas, 2022/513 Karar sayılı ilamı ile özetle; “Dairemizin 02.06.2020 günlü bozma ilamında; “…konuya ilişkin olarak, hazırlanan 10.10.2013 tarihli SGK denetmen raporunda iş kazası olayının meydana gelmesinde … Madencilik Ltd. Şti.’nin %100 oranda kusurlu olduğunun kabul edildiği, bu suretle eldeki dosya kapsamında hükme esas alınan kusur raporu ile arasında, meydana gelen olay ile ilgili farklı oran ve aidiyetler belirlenerek çelişkinin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Aynı olay nedeniyle yürütülen ceza dava dosyasında ise, taksirle ölüme sebep olma suçundan dolayı sanıklar; ocak başçavuşu …, vardiya çavuşu … …, … Madencilik Ltd. Şti.’ne ait 1170 nolu galerinin ortakları olan … , … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda, kusurlu bulunarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, ceza davasında kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kusurlu bulunan kişilere de eldeki dosyada herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilmelidir. Eldeki dosya kapsamında davalı işverenlerin kusuru dahilinde kusur atfedilen daimi nezaretçi … Tesadif ile, dosyada adının geçmediği belirtilen teknik nezaretçi ve ocak başçavuşsunun kusur aidiyetleri yönünden durumları açığa kavuşturulmak suretiyle, gerek müfettiş raporu gerekse Ceza dosyasında alınan kusur raporu ile iş bu dosya arasındaki çelişki giderilmeli, bu kapsamda iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden, tarafların kusur oranı ve aidiyeti konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği ve davalılar arasındaki hukuki ilişki ile asıl işverenlik-alt işverenlik sıfatlarının irdelendiği, uygun bir kusur raporu alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” hususlarına işaret edilmiş olmakla, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen dava konusu iş kazasına ilişkin olarak Kurum Müfettiş raporu ile dosyada hükme dayanak kılınan bilirkişi raporu arasında çelişki gereği gibi irdelenip giderilmemiştir.
Kabule göre de; bozma sonrası Mahkemece alınan kusur raporunda, haklarında ceza davası bulunan ve bulunmayan dava dışı kişilere yönelik atfedilen kusur oranları toplamının %45 olması, davalılardan alt işveren … Madencilik ve … İnşaat Petrol ve Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne izafe edilen kusur oranının aynı şekilde %45 olarak belirlenmesi, bir diğer ifadeyle, kazalı dışındaki gerçek kişilere atfedilen kusur oranlarının işveren … Madencilik kusuru içerisinde değerlendirilmesi sonucunda, hakkında hüküm kurulan alt işveren … Madencilik ve … İnşaat Petrol ve Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kusur yüklenilmeksizin hakkında yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.” gerekçelerine dayalı olarak bozulmuştur.
C. Üçüncü Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli, 2022/202 Esas, 2023/112 Karar sayılı kararı ile davalılardan … Madencilik … Ltd. Şti.’nin olayda kusuru bulunmaması nedeniyle iş bu davalı yönünden açılan davanın reddine, davalılardan Eti Krom A.Ş. yönünden açılan davanın kabulü ile 56.651,36 TL Kurum alacağının 56.458,36 TL’sine 11.11.2013 tarihinden 193,00 TL’sine 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan Eti Krom A.Ş.’den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş karar karşı süresi içinde karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı …. Genel Müdürlüğü vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 09.05.2023 tarihli, 2023/4621 Esas, 2023/5063 Karar sayılı ilamında özetle; Mahkemece, bozma ilamı yanlış yorumlanarak hatalı değerlendirme sonucu karar verildiği, konuya ilişkin olarak ceza dosyasında alt işveren … Madencilik ve … İnşaat Petrol ve Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. yönetici ve çalışanlarına dava açıldığı, bu bağlamda şirketin tüzel kişiliğine dava açılmadığı dikkate alınmak kaydıyla, eldeki dava dosyası yönünden davalı şirketlerin kusur sorumluluğunun, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olan gerçek kişilerin şahsi kusurlarının da irdelenmesi suretiyle belirlenmesi gerekirken, sadece davalı asıl işveren Eti Krom A.Ş. Genel Müdürlüğü ile alt işveren … Madencilik ve … İnşaat Petrol ve Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. çalışanlarının kusurlu atfedilerek, ayrıca taşeron şirket olan … Madencilik ve … İnşaat Petrol ve Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sorumluluğuna gidilmemesinin bir başka ifadeyle, kusursuz kabul edilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 56.651,36 TL Kurum alacağının 56.458,36 TL’sine 11.11.2013 tarihinden 193,00 TL’sine 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK ve davalı …. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı SGK vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranına ilişkin alınan raporun kabulünün mümkün olmadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davalıların sorumlu olması gereken kusur oranının %100 olması gerektiğini, daha düşük oran üzerinden belirlenen kusuru ve hesaplamayı kabul etmediklerinin beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı …. vekili temyiz dilekçesinde; ceza davasında kusurlu bulunan dava dışı şahısların, davalı … Madencilik Ltd. Şti. çalışanları olduğu, bu kapsamda diğer davalı şirketin sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı, iş kazasının meydana geldiğini, davalı … Madencilik Ltd. Şti.’ne eldeki davada kusur verilmemesinin hukuken uygun olmadığı, müvekkil şirketin asıl işverenlik sıfatının olmadığı, iş kazasının meydana gelmesinde kaçınılmazlığın söz konusu olduğu belirtilerek kararın bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, dosya kapsamına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum ve davalı …. Genel Müdürlüğü vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.