|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 25.12.2009 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğine karar vermiştir. Davalı Kurum, davacının muafiyet belgesi verdiği tarihteki prime esas kazancının muafiyet sınırının altında olduğunu ve dolayısıyla sigortalılığının iptal edildiğini savunmuştur. Ancak, mahkeme, davacının tarımsal faaliyetlerinin devam ettiğini ve gerekli belgelerin mevcut olduğunu belirlemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, davacının 25.12.2009-11.03.2016 tarihleri arasında tarım Bağ-Kurlu sayılması gerektiğini tespit etmiştir. Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu ise, mahkemece yapılan incelemeler sonucunda yerinde görülmemiştir. Temyiz aşamasında, davacının sigorta başlangıç tarihinin yanlış yazılması gibi bir hata tespit edilmiştir; ancak bu hata, yeniden yargılama gerektirmeyecek şekilde düzeltilmiştir. Sonuç olarak, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, mahkeme kararındaki tarih hatası düzeltilmiş ve kararın bu şekliyle onanmasına karar verilmiştir. Bu durum, Bağ-Kur sigortalılığının tespiti konusunda önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10314 E. , 2024/10845 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1861 E., 2024/1255 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/430 E., 2022/190 K.
Taraflar arasında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkilin 25.12.2009 tarihinde Çarşamba Ziraat Odası Başkanlığının 2456 Yönetim Kurulu Kararı ile muafiyetli olarak kaydını yaptırdığını, akabinde 01.04.2011 tarihinde Bağ-Kur kaydı açtırmak için Çarşamba Ziraat Odası Başkanlığına tekrar başvurduğunu, oda tarafından tanzim edilen işe giriş belgesi davalı Kuruma iletildiğini, davalı Kurumun 25.12.2009 tarihinde 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel sağlık Sigortası Kanunu’nun 62. maddesine göre prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğu başvuru sahibinin beyanı da dikkate alınarak tespit edildiği şeklinde müvekkile muafiyet belgesi verdiğini, davalı Kurumun 26.06.2020 tarihinde Çarşamba Ziraat Odası Başkanlığına yazdığı yazıda müvekkilin sigortalılık başlangıcının 25.12.2009 tarihi olduğunu kabul ettiğini, 11.03.2016 tarihinde ziraatle ilgili işlerine son veren müvekkil ziraat odası kaydının silinmesini talep etmiş ve aynı tarih itibariyle kaydının silindiğini, Tarım Bağ-Kur’lusu olan müvekkilin işe giriş bildirgesi ve muafiyet kaydı olmasına rağmen hizmet birleştirme işlemleri sırasında 2009 yılında başlayan tarım bağ-kurluluğu muafiyetin kalktığına ilişkin belge olmadığı gerekçesi ile iptal edildiğini ve müvekkilinin ödemelerinin iadesine karar verildiğini, bütün ödemeler yapılırken ve yapılandırma yasalarından istifade ederken müvekkile bu yönde herhangi bir bildirimde bulunuldığını, ödemelerin tahsil edilmediğini, müvekkilinden kaynaklanmayan ve tamamen davalı Kurumun kusuru sebebi ile ve müvekkilin muafiyetin kalktığına ilişkin belge bulunmadığı gerekçesi ile iptal edilen tarım bağkurluluğunun 25.12.2009 tarihinden başlayarak tespitine, iptal edilen hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine ve bu suret ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılaya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle “…Sonuç olarak; yukarıda belirttiğimiz yasal gerekçelerimiz, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar sayılı ilamı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir.
2926 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereği ve toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, yapılan kolluk araştırmaları sonucunda davacının 25.12.2009 -11.03.2016 tarihleri arasında tarımla iştigal ettiği kanaati ile davanın kabulü ile davacının 25.12.2019-11.03.2016 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kurlu sayılması gerektiğinin tespitine, ..” karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı; “…davacının Çarşamba Ziraat Odası kaydının muafiyetli olarak 25.12.2009 tarihinde başlatıldığı; 01.04.2011 tarihi itibari ile Bağ-Kur kaydı açtırmak için Çarşamba Ziraat Odası Başkanlığına başvurduğu Oda tarafından tanzim edilen giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettirildiği, Kurumun muafiyet belgesi verdiği, davacının 2009 yılında başlayan tarım bağkur sigortalılığı muafiyetin kalktığına ilişkin belge olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği, ziraat odasının 2011 yılında muafiyetin kalktığına ilişkin matbu bir belge bulunmadığından o tarihlerde işe giriş belgesi muafiyetin kalktığı belgesi yerine geçtiğini belirtiği, davacının 2009-2016 yılları arasında tarımsal gelirinin sigorta muafiyet sınırının üstünde olduğunun tespit edildiği, davacının ziraat odası kaydı, Tarım Bağ-Kur kapsamında iradi prim ödemeleri, 2009-2016 yılları arasında tarımsal gelirinin sigorta muafiyet sınırının üstünde olması, tanıkların davacının tarım ve hayvancılıkla uğraştığı geçimini bu şekilde sağladığı yönündeki beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 25.12.2019-11.03.2016 tarihleri arasında tarım bağkurlu sayılması gerektiğinin tespitine yönelik Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı görülmüş olup İlk Derece Mahkemesinin bu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine…” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Kurum tarafından tesis edilen işlem usul ve yasaya uygundur. Şöyle ki davacının da beyanı doğrultusunda davacının prime esas kazancının muafiyet sınırının altında olması dolayısıyla 25.12.2009 tarihinde davacıya muafiyet belgesi verilmiştir. Dinlenen dört tanıktan ikisi hayvanları olduğunu belirtmiş ikisi bu konuda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu hayvanlara ilişkin menşe şehadetnamesinin ve periyodik aşılara ilişkin bilgilerin bulunmadığı açıktır. Buna rağmen 2011 yılının muafiyet sınırının hesaplanmasında hayvansal gelirler dahil edilmiştir. Yine raporda belirtildiği üzere Tarım Bilgi Sisteminden ve Çiftçi Kayıt Sisteminden yapılan incelemeler sonucunda davacının kendine ait, kiralama veya muvafakatname yoluyla tarımsal arazi kullanımının olmadığı, Çiftçi Kayıt Belgesinin bulunmadığı, tarımsal arazilere verilen mazot, gübre gibi desteklerden yararlanılmadığı belirtilmiştir. Tüm açıklamalar dikkate alındığında; dosyada raporun kendi içinde çelişkili olduğu, tanık ifadeleri ile raporun uyuşmayan kısımlarının bulunduğu, tanıkların beyanlarının detaylıca alınmadığı ve yeterince tanık dinlenmediği bu nedenle sigortalılık olgusunun varlığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmadığı ortadadır. Mahkemece verilen hüküm incelendiğinde tanıkların beyanları dışında davacının tarımsal faaliyet yaptığına ilişkin yeterli ve davacının tarımsal faaliyetle iştigal ettiğine ilişkin deliller elde edilememiş, Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin yeterince araştırma yapılmamıştır. Sonuç olarak işbu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi hukuka uygun olmadığı beyanla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Eldeki dosyada; davacı Bağ-Kur sigortalılığının 25.12.2009 tarihinden itibaren başladığının tespitini talep etmiş, mahkemece gerekçesinde davacının 25.12.2009-11.03.2016 tarihleri arasında tarım bağkurlu sayılması gerektiğinin tespitine yönelik mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmış ise de Mahkemece davacının sigorta başlangıcının 25.12.2009 yerine 25.12.2019 olarak yazılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasında yer alan “25.12.2019”, ibaresinin silinmesine, yerine “25.12.2009” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.