onecikan-yargitay

ÖZET: Bu dava, davalı Kurumun 09.08.2018 tarihli 118 sayılı ve 03.07.2018 tarihli 53 sayılı komisyon kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86/6. maddesine atıfta bulunarak, Kurumun denetim ve kontrol memurları tarafından yapılan denetimlerin sonuçlarına dayanarak sigorta primlerinin re’sen düzenlenebileceğini belirtmiştir. Davacı, Kurumun kararlarının iptalini talep ederken, davalı Kurum ise hak düşürücü süre itirazında bulunmuştur.

Mahkeme, davacının idari yargıya başvurduğunu ve bu başvurunun çeşitli nedenlerle reddedildiğini göz önünde bulundurarak, davanın adli yargıda açılması gerektiğine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne ve Kurumun kararlarının iptaline hükmetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş ve İlk Derece Mahkemesi kararının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, adli yargıda açılması gereken bir davanın idari yargıda açılmasının, hak düşürücü süre açısından etkilerini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/10670 E.  ,  2024/13170 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2021 E., 2024/1260 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/22 E., 2022/137 K.

    Taraflar arasındaki komisyon kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.01.2015 tarihinden itibaren Samsun Barosunda avukatlık yaptığını, davalı Kurum tarafından 11.10.2017 tarih 12.188.873 numaralı yazı ile çalışanın sigorta bildirimlerini yapması için uyarı yazısını gönderdiğini, yanında çalışmayan Av. … ‘nin kardeşi … tarafından tebliğ alındığını, iş yeri ile ilgili tescil kaydı olmadığı tespit edildiği iddiası ile 2 adet iş yeri giriş bildirgesi ve 2017/Ekim ayına ilişkin prim hizmet belgesi tanzimi ederek Kuruma göndermesi istendiğini, Kuruma 14.12.2017 tarihinde itiraz ettiğini, itirazının 03.07.2018 tarihli 53 sayılı karar ile itirazının reddedildiğini, bunun üzerine 10.842,00 TL idari para cezası uygulandığının tebliğ edildiğini, bu karar ile birlikte tarafına 30 gün içinde idare mahkemesine başvurabileceği

    hususunda bilgilendirme yapıldığını, bunun üzerine Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2018/1277 Esası ile her iki işleme ayrı ayrı dava açması gerektiğinden reddine karar verildiğini, bunun üzerine açılan Samsun 1. İdare Mahkemesi 2018/1515 ve 1516 sayılı davalarının reddine karar verildiğini, 2018/1789 Esas halen derdest olduğunu, 2017/1788 sayısı ile açılan davanın ise reddine karar verilerek iş mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiğini, 2018/1790 sayılı dosyası ile açtığı dava ise istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiğini, bu nedenle …’nin sigortasız olarak yanında çalıştığına ilişkin komisyonun 09.08.2018 tarih ve 118 sayılı kararının ve 03.07.2018 tarih ve 53 sayılı kararının ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep etmiştir..
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, itiraz dilekçesinin komisyon kararı ile reddedildiğini, ret üzerine Kurumca hizmet belgesi verilmesi istendiğini, davacıya idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, davanın …’ye ihbar edilmesi gerektiğini, Kurumca yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını, kayıt dışı istihdam gereğince gerekli incelemeler sonucu işlem yapıldığını, davanın haksız ve yersiz olduğunu bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” …Davanın kabulüne,
    Kurum tarafından düzenlenen 09.08.2018 tarih ve 118 karar sayılı ve 03.07.2018 tarih 53 karar sayılı işlemlerin iptaline,..” dair karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “…Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. Maddesi gereğince esastan reddine..” karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada dinlenen tanıklar, davacının 2017 yılında fiilen çalışmayıp hakimlik sınavına hazırlandığını beyan etmişlerse de avukata adli tebligat gelmeye devam ediyorsa fiili çalışmasının devam ettiği göz ardı edilmiştir. Kaldı ki davacının vergi kaydı da bu dönemde avukat sıfatıyla devam etmektedir. Yine aynı ofiste … ve … diye 2 tane ofisteki diğer avukat olan … ‘nin çalışanı varken tamamen 3. kişi olduğu iddia edilen …’nin adli tebligatı alması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, daha önce dosyada verilen istinaf kaldırma kararı doğrultusunda gerekli araştırmalar tam olarak yapılmadan yeniden davanın kabulüne karar verilmiş olup bu haliyle verilen karar eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dava, davalı Kurumun 09.08.2018 tarih ve 118 sayılı ile 03.07.2018 tarih ve 53 sayılı komisyon kararlarının iptali istemine ilişkindir.
    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86/6. maddesinde; “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı

    gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88. ve 89. maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.
    Diğer yandan hukuk mahkemeleri ile idari mahkemeler arasındaki ilişkin yargı yolu ilişkisi olup bir hukuk davası idare mahkemesinde açılırsa idare mahkemesi kendisine açılmış olan davanın adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar vermekle yetinmek zorunda olup kararda davanın belli bir hukuk mahkemesine gönderilmesine karar veremez. Davacı, bundan sonra hukuk mahkemesine yeni bir dava açabilir. Bu nedenle idari mahkemesinde dava açılması ile meydana gelen hak düşürücü sürenin kesilmesi idare mahkemesinde açılan davada verilen kararın kesinleşmesi ile hükümsüz … gelir. Bu durumda ise yani adli yargı yerinde açılması gereken bir davanın idari yargı yerinde açılması halinde, adli yargıda tekrar dava açma süresi belirlenirken HMK. 20/1. hükmünün somut olaya kıyasen uygulanması gerekir. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2013 gün 2013/10-394 E., 2013/1565 K. sayılı kararı)
    Somut olayda; davacının Kurumun 09.08.2018 tarih ve 118 sayılı ile 03.07.2018 tarih ve 53 sayılı komisyon kararlarının ve bunlara bağlı idari para cezalarının iptali istemiyle idari yargıya başvurduğu, Samsun 1.İdare Mahkemesinin 2018/1277 Esas, 2018/1176 Karar sayılı kararıyla ayrı ayrı dava açılması için dilekçenin reddine karar verildiği, davacının 09.08.2018 tarih ve 118 sayılı komisyon kararının ve buna bağlı idari para cezasının iptali için idari yargıya başvurduğu, Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2018/1515 Esas, 2018/1474 Karar sayılı kararıyla ayrı ayrı dava açılması için dilekçenin reddine karar verildiği, davacının 03.07.2018 tarih ve 53 sayılı komisyon kararının ve buna bağlı idari para cezasının iptali için idari yargıya başvurduğu, Samsun 1.İdare Mahkemesinin 2018/1516 Esas, 2018/1494 Karar sayılı kararıyla ayrı ayrı dava açılması için dilekçenin reddine karar verildiği, davacının 09.08.2018 tarih ve 118 sayılı komisyon kararının iptali istemiyle idari yargıya başvurduğu, Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2018/1788 Esas, 2018/1880 Karar sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verildiği, tebliğ mazbatalarının incelenmesi ile iş bu kararın davacıya 22.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 22.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının 03.07.2018 tarih ve 53 sayılı komisyon kararının iptali istemiyle idari yargıya başvurduğu, Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2018/1790 Esas, 2018/1832 Karar sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verildiği, gönderilen evraklar arasında tebliğ mazbatası olmamakla birlikte kesinleşme şerhine göre kararın 15.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının idari para cezası uygulanmasına ilişkin 23.07.2018 tarih ve 206.09/8527649 sayılı işlemin iptali için idari yargıya başvurduğu Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2018/1789 Esas, 2019/1011 Karar sayılı kararıyla davanın kabul edildiği ve işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece yapılacak iş, İdare Mahkemesince görevsizlik kararı verildikten sonra kararların kesinleşme tarihi incelenerek, iş bu adli yargıda incelenen davanın 22.03.2019 tarihinde açıldığı ve iki haftalık hak sürenin de gerekirse idare mahkemesininden tebliğ mazbataları da istenilerek geçip geçmediğinin değerlendirilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.