onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.02.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkindir. Davacı, yaşlılık aylığına hak kazandığını belirtirken, davalı Kurum, zamanaşımı ve diğer itirazlarla davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz aşamasında, Yargıtay, davacının sigortalılık sürelerinin iptali sonrası 01.02.2016 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğine dair hukuki değerlendirmelerde bulunmuştur.

Yargıtay, davacının daha önceki tahsis talebinin dikkate alınması gerektiğini ve yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın yaşlılık aylığının bağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesi uyarınca 01.02.2016 tarihi itibariyle tahsis koşullarını sağladığını belirterek, davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar, sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri doğrultusunda, bireylerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasını esas alarak verilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/10843 E.  ,  2024/11759 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/1730 E., 2024/2061 K.
    KARAR : Kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2018/148 E., 2019/443 K.

    Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.02.2016 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 16.05.2012 tarihli ve 2010/602 Esas, 2012/286 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacıya 01.02.2016 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 19.10.2021 tarih, 2020/543 Esas, 2021/1671 Karar sayılı kararıyla; somut olayda; Kurumca davacının fiili çalışmaya dayalı olmadığı anlaşılan sigortalılık sürelerinin iptali sonrası davacıya 01.12.2013 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının da iptal edildiği, davacı tarafça ikinci kez 23.03.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ve Kurumca 01.04.2018 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun’un geçici 81/C maddesi gereği yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmakta ise de davacının 2016 yılına ilişkin herhangi bir tahsis talebinin bulunmadığı görülmekle davanın reddi yerine yazılı şekilde verilen kararın hatalı olduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile Ankara 16. İş Mahkemesinin 19.11.2019 gün ve 2018/148 E.-2019/443 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine davanın reddine karar vermiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarihli ve 2021/12156 Esas, 2022/1935
    Karar sayılı kararında; davacıya 01.12.2013 tarihi itibariyle bilahare iptal edilen 255 günlük sigortalılık süresi gözetilmek suretiyle bağlanan aylığın, Kurum Denetmen Raporuna istinaden sahte sigortalılık nedeniyle iptali üzerine; anılan sahte çalışmaların geçerliliği ile yaş koşulunun gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.02.2016 tarihi itibariyle aylık bağlanması için işbu eldeki dava açılmış olmakla; Mahkemece yapılması gereken iş; iptale konu 255 günlük çalışmanın eylemli (fiili) olup olmadığı usulünce irdelenmeli, eylemli olduğu sonucuna varılsa dahi taleple bağlılık ilkesi gereği 01.02.2016 tarihinden itibaren aylığın bağlanması gerektiği hususu gözetilmeli; işbu iptale konu çalışmaların fiili olmadığı sonucuna ulaşılması halinde ise geçerli olan sigortalılık süresi ve prim gün sayısı ve davacıya 01.12.2013 tarihi itibariyle aylık bağlanmış olması karşısında, yeniden tahsis talebi aranmayacağı hususu da gözetilerek 01.02.2016 tarihi itibariyle tahsis koşullarının varlığı usulünce irdelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

    B. BOZMA SONRASI MAHKEME KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/843 Esas, 2022/1477 Karar sayılı kararıyla; Daireye ait 19.10.2021 gün ve 2020/543 Esas 2021/1671 Karar sayılı kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle Yargıtay 10. Hukuk Dairesine ait 16.02.2022 gün 2021/12156 Esas 2022/1935 Karar sayılı bozma ilamına karşın direnilmesine, 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca Ankara 16. İş Mahkemesine ait 19.11.2019 gün 2018/148 Esas 2019/443 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine davanın reddine karar verilmiştir.

    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    C. HUKUK GENEL KURULU KARARI
    Hukuk Genel Kurulu 24.04.2024 tarihli, 2023/10-80 Esas, 2024/200 Karar sayılı kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; 20.11.2013 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı almakta olan davacının bir kısım hizmetlerinin iptal edilmesinden sonra geri kalan 4776 prim gün sayısı itibariyle 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (C) bendine göre 56 yaşını doldurduğu 01.01.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2016 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanması istemi ile dava açtığı, iptal edilen hizmetlerinin fiili çalışmaya dayandığı ve eylemli çalışmasının varlığının araştırılması gerektiği yönünde bir iddia ve talebinin bulunmadığı, Özel Daire bozma kararının Kurumca iptal edilen 255 günlük çalışmasının eylemli olup olmadığının irdelenmesini öngören bölümü yerinde değil ise de davacının sosyal güvenlik denetmeni tarafından yapılan inceleme sırasında aylığını almaya devam ettiği ve 2013 yılında yapılmış bir tahsis talebinin de bulunduğu dikkate alındığında artık yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre bağlanan aylığın kesilmesinden sonra aynı maddenin (C) bendi kapsamında 01.02.2016 tarihi itibariyle tahsis koşullarının varlığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddinin doğru olmadığı, varılan bu sonuç ise usul ekonomisinin gereği olduğu gibi sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların yanı sıra bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını esas alan sosyal güvenlik hukukunun ilkelerine, ayrıca bu tür davaların kamusal yapısına uygun olduğundan direnme kararı bozulmasına karar vererek dosya kararı veren Mahkemesine gönderilmiştir.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Kararı
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 01.01.1960 doğum tarihli olan davacıya 20.11.2013 tarihli tahsis talebine istinaden 5031 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01.12.2013 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (B) bendi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 24.01.2018 tarihli ve 013 sayılı raporda davacının dava dışı … İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinden bildirilen hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı yönündeki tespit üzerine bu bildirimlerinin Kurumca iptal edildiği, buna bağlı olarak da yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren kesilerek 01.12.2013-22.03.2018 tarihleri arasında yapılan ödemelerin davacı adına borç kaydedildiği, davacının Kurum kayıtlarına 30.03.2018 tarihinde giren dilekçesinde iptal edilen çalışmalarından sonra geriye kalan prim gün sayısı itibariyle 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (C) bendine göre 01.02.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığını ve bu tarihten itibaren aylık bağlanarak iade ile sorumlu olacağı miktarın da buna göre belirlenmesini talep ettiği, davacının ayrıca 23.03.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından 4776 prim gün sayısı esas alınarak 01.04.2018 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmakla davacının 2013 yılında yapılmış bir tahsis talebinin de bulunduğu dikkate alındığında artık yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre bağlanan aylığın kesilmesinden sonra aynı maddenin (C)-bc bendi kapsamında 01.02.2016 tarihi itibariyle davacının tahsis koşullarını yerine getirdiği görülmekle, 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca davanın kabulü ile davacıya 01.02.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, Kurumca davacının fiili çalışmaya dayalı olmadığı anlaşılan sigortalılık sürelerinin iptali sonrası, iptal edilen hizmetleri dışında 3600 günden fazla hizmeti bulunması nedeniyle 56 yaş şartını sağladığı 01.01.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370, 371 inci maddeleri
    2-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun/ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu) geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası, Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun/Sosyal Sigortalar Kanunu) 62 ve geçici 81 inci maddeleri
    3. Değerlendirme
    1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.