|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının aleyhine düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Davacı, iflas kararı verilmiş bir şirketin yönetim kurulu üyesi olarak, ödeme imkansızlığının haklı sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi uyarınca, haklı sebep olmaksızın ödememe durumunun sorumluluğu etkilediğini belirtmiş ve iflasın ertelenmesi durumunda tahsil imkansızlığının yönetim kurulu üyesinin kusurundan kaynaklanmadığını kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının 2016/2. dönem borçları yönünden sorumlu olduğunu, ancak 2016/3-4-5-6 dönemleri için sorumluluğunun bulunmadığını tespit etmiştir. Bu durum, iflasın açılması ile ilgili düzenlemeler ve ihtiyati tedbir kararları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kaldırılmasına hükmedilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10886 E. , 2024/11299 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1500 E., 2024/2188 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/5 E., 2024/105 K.
Taraflar arasındaki ödeme emirlerinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Rüzgarlı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından, Kurum borçlusu Beğendik Mağaza İşt. Tic. San. A.Ş’nin …, …, …, …, …, sicil numaralı işyerlerine ait prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi alacağı nedeni ile düzenlenen 30.03.2021 tarih 2019/60340, 2019/60341, 2019/60342, 2019/64225, 2019/…., 2019/…, 2019/115820, 2019/115821, 2019/115822, 2019/115025, 2019/115026, 2019/115027, 2020/22130, 2020/22132, 2020/22133 sayılı ödeme emirlerinin 03.04.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, söz konusu takiplerin borçlu şirketin yetkilisi sıfatıyla başlatıldığını, Kurum borçlusu şirket hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 Esas, 2020/750 Karar sayılı kararı ile iflas kararı verildiğini, davacı bakımından iflasın açılması ile oluşan ödeme imkansızlığının da haklı sebep kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ödeme emirlerinin davacı yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; “…Davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddi ile
1-Davalı Kurumca davacı aleyhine düzenlenen 2019/115820-115821-115822-115025- 115026-115027 ve 2020/22130-22132-22133 no.lu ödeme emirlerinin iptaline,
2-Damga vergisi borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/60340 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine,
3-İşsizlik sigortası primi borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/60341 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine,
4-Prim borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/60342 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine,
5-Damga vergisi borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/64225 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine,
6-İşsizlik sigortası primi borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/64227 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine,
7-Prim borcunun tahsiline yönelik düzenlenen 2019/24021 no.lu ödeme emrinin 2016/3-4-5-6 dönemleri yönünden iptaline, 2016/2 dönemi yönünden talebin reddine ..” yönünde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “….davanın 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının dava dışı Beğendik Mağaza İşt. Tic. San. A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle ödeme emrine konu borçlardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu ancak 2010/1-2-3. aylara ilişkin borçlar bakımından tebliğ tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/414 Esas sayılı dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı ile şirket hakkında 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere tüm icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiği, bu durumun yönetim kurulu üyesi olan davacı bakımından haklı sebep niteliğinde bulunduğu, primlerin ödeme süresine ilişkin hükümler de dikkate alındığında davacının 2016/2. aya ilişkin ödeme yükümlülüğünün devam ettiği, 2016/3-4-5-6-7-8. aylar ve 2019 yılı borçları bakımından ise ödeme imkansızlığının olduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarih 2021/119 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararı ile haksız çıkma zammını düzenleyen 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinin 5. fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verildiği, Mahkemece kurulan hükme ilişkin Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla istinaf edenin sıfatı ile istinaf kapsam ve nedenlerine göre davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine..” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, davacının sorumlu olduğu dönemlere ilişkin ödeme emirlerinin gönderildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmüne düzenlenmiş ise de bu sorumluluk, “haklı sebep olmaksızın” ödememe hali ile sınırlandırılmıştır.
Haklı nedenlerin neler olduğu konusunda Kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği, her bir davadaki özel koşullar ile hukuki ve maddi olayların özelliklerine göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken; diğer Kanunlardaki düzenlemelerden yararlanılmalı ve bilhassa sosyal güvenlik ilkeleri göz önünde tutulmalıdır.
İflasın ertelenmesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenmiş olup “borca batık durumda olan (aktifi pasifini karşılamayan) bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkında, Ticaret Mahkemesince iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumdan kurtulmalarını sağlayan ve iflaslarını önleyen bir kurum”dur. Anılan Kanun’un 179/b, I maddesi uyarınca, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu sonuç Kanundan doğduğundan, Mahkemenin kararında ayrıca belirtmesine gerek olmadan ve ilan edilmese dahi gerçekleşir.
Bu bağlamda; İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan şirketten, anılan Kanun’un 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz…” düzenlemesi uyarınca primler tahsil edilemeyecektir. Söz konusu tahsil imkânsızlığı, yönetim kurulu üyesinin kusurundan değil doğrudan Kanundan doğduğundan, yönetim kurulu üyesi yönünden 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinde yer alan “haklı sebep” kavramı kapsamında kabul edilecektir. Ancak iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyecek ve haklı neden oluşturmayacaktır.
Diğer taraftan iflasın açılması hususu İcra İflas Kanunu 193. maddede düzenlenmiş olup buna göre iflasın açılması ile duracak takipler;
1)İlamlı (m.32) ve ilamsız (m.58 ve devamı) haciz yolu ile takipler.
2)Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip (m.167 ve devamı).
3)Genel iflas (m.155 ve devamı) ve kambiyo senetlerine mahsus iflas (m.167,171 v.d.) yoluyla takip.
4)Teminat gösterilmesine ilişkin takipler.
5)Amme alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil dairelerince yapılan takiplerdir (Prf. Dr. … Kuru, İcra ve İflas Hukuku, cilt. 3, sahife 2885 ve devamı). O halde tahsil imkansızlığı, iflas ertelemeye göre daha ağır sonuçlar doğuran iflasın açılması durumunda da davacı yönetim kurulu üyesi hakkında “haklı sebep” kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; eldeki davada, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/414 E. sayılı dosyası ile 08.04.2016 tarihinde borçlarından dolayı davacıya takip yapılan şirket hakkında davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere açılmış veya açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve İcra İflas Kanunu’nun 206/1 sırada yer alan alacaklar için ihtiyati tedbir uygulanmamasına, bunlar dışında kalan alacaklar için davacı hakkında yeni icra takibi başlatılmasının ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine” karar verildiği anlaşılmakla; iflasın ertelenmesi kararından önce tahakkuk eden 2016/2. ve 3. dönem borçları yönünden davacının sorumlu olduğu; 2016/4 – 5 ve 6. dönemden ise davacının sorumlu olmadığı görülmüştür. Mahkemece 2016/3. dönem yönünden davacının sorumlu olmadığına ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Kurum vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.