|
ÖZET: Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir. Davacı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde muvazzaf subay olarak çalıştığını ve fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum ise, bu sürenin eklenemeyeceğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmadan önce, fiili hizmet zammının sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğini, ancak sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının yaşlılık aylığına hak kazanması için gerekli koşulların sağlandığını tespit etmiştir. Sonuç olarak, davacının 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığına ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu karar, fiili hizmet zammının sigorta başlangıcından geriye çekilmesinin mümkün olmadığına dair hukuki bir değerlendirme içermektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/11545 E. , 2024/11251 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/38 E., 2024/193 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak çalıştığı, 26.10.2010 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldığı ve özel havayolu şirketlerinde çalıştığı, 18.01.2019 tarihinde Kuruma başvurarak fiili hizmet zammı süresinin tespiti ile sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, Kurum tarafından 49 yaşını doldurduğunda emekliliğe hak kazanacağının bildirildiği, davacının fiili hizmet zammı süresinin 1542 gün olduğu, hizmet başlangıç tarihi olan 15.11.1989 tarihinden geriye doğru çekildiğinde hizmet başlangıç tarihinin 03.08.1985 tarihi olacağı, bu tarihe göre emeklilik yaşının 49 olacağı, ancak bu sürenin emeklilik yaş haddinden de geri çekilmesi gerektiği iddiasıyla davacının hak etmiş olduğu 1542 gün yani 4 yıl 3 ay 12 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilme sonucunda emeklilik yaş haddinden de bu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 27.07.2016 tarihi olduğunun tespitine, davacıya emeklilik aylığı bağlanmasına ve Kuruma başvurulduğu 18.01.2019 tarihini takip eden 01.02.2019 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin bu sürenin yarısı olduğu ve dava tarihinden sonraki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 05.12.2019 tarihli ve 2019/66 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararla; tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davanın, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcını ve emeklilik yaş haddini geri çekip çekmeyeceği, davacının, aylığa hak kazanıp kazanmadığı ve kazanmış ise faizi ile birlikte ödenmesi gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-f maddesinde 23.05.2002 tarihinde sigortalılık süresi 15 yıl 6 aydan (dahil) fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilecekleri hükmünün yer aldığı, yine 5434 sayılı Kanun’un Geçici 205 inci maddesinin son fıkrasına göre ise, 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların hu maddede belirlilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılacağının hükme bağlandığı, tahsis talep tarihi itibariyle davacının son yedi yıllık hizmetinin yarısından fazla kısmının 4/1-a maddesi kapsamında geçtiği, yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-f maddesine göre bağlanması gerektiği, ancak 2829 sayılı Kanun uyarınca hizmet birleştirilmesinde Emekli Sandığı kapsamındaki çalışma sürelerinin gözetilmesi gerektiği, sigorta başlangıcının fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde 03.08.1985 tarihi olduğu, yaş haddinden de 5434 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi gereğince fiili hizmet sürelerine 4 yıl 3 ay 15 gün süre kadar düşülmesi gerektiği, 49 yaştan bu süre düşüldüğünde 23.07.2016 tarihinde tahsis gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede sigortalılık süresi, yaş ve prim ödeme gün sayısı yönünden koşulları taşıyan davacıya talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve birikmiş aylıklara kuruma tanınan 3 aylık süre gözetilerek 01.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2019/66 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/408 Esas, 2021/1411 Karar sayılı kararı ile 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenerek işe başlangıç tarihinden ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği, buna göre Kurumun kabul ettiği, 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenerek işe başlangıç tarihinden ve yaş haddinden de indirilmesi, aylık bağlanması için gerekli koşulların bu şekilde tespit edilmesi gerekmekte olup Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/408 Esas, 2021/1411 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/11055 Esas, 2021/16765 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
“…Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı ‘fiili hizmet zammının’ tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan ‘fiili hizmet zammının’, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan ‘itibari hizmet’ sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş ‘fiili hizmet zammının’, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken ‘itibari hizmet’ süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan ‘fiili hizmet zammının’ kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 07.06.2022 tarihli ve 2022/64 Esas, 2022/137 Karar sayılı kararla; bozma kapsamına uygun olarak yapılan değerlendirmede, davacının 23.05.2002 yasal değişiklik tarihine kadar olan hizmeti nedeni ile 3 yıl 4 ay 17 gün fiili hizmeti bulunduğu, bu süre 23.05.2002 tarihine kadar olan hizmetine eklendiğinde bu tarih itibarıyla 16 yıl 10 ay 25 gün toplam hizmeti olduğu, bu hizmet süresine göre 506 sayılı Kanun 81/B-f bendi gereğince 25 yıllık sigortalılık, 49 yaş ve 5300 gün prim koşullarına tabi olduğu, emeklilik sanığı hizmet başlangıcı sigorta başlangıcı olarak esas alındığında 25 yıllık sigortalılık süresinin 2014 yılında dolduğu, 5300 gün koşulunu sağladığı, fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde 23.07.2016 tarihi itibarıyla emekli olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının talep tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2022/64 Esas, 2022/137 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/11458 Esas, 2022/14702 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
“…Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Buna göre; 18.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Yasa kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Yasanın 60 ve geçici 81. maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 2 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11323 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 08.11.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 08.11.2022 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 06.06.2023 tarihli ve 2023/60 Esas, 2023/206 Karar sayılı kararla; 18.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun’un 60 ve Geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 2 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11323 gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 08.11.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 08.11.2022 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile 51 yaş şartının 23.07.2018 tarihinde dolduğunun kabulü gerektiği, buna göre bu tarihi takip eden ay başı olan 01.08.2018 tarihi itibarıyla tahsise hak kazanılacağı, ancak tahsis talebinin 18.01.2019 tarihinde olduğu, buna göre bu tarihi takip eden 01.02.2019 tarihinde tahsise hak kazanılacağı, davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu talep kabul edilmemiş ise de, bu talebin kabul edilmemesinin sonucu etkili olmadığı anlaşıldığından talebin tahsise yönelik olması da gözetilerek tam kabul kararı verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2023/60 Esas, 2023/206 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 20.11.2023 tarihli ve 2023/9010 Esas, 2023/11579 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
“…8.Eldeki davada, davacının, 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkin olarak eldeki davasını açtığı, mahkemece davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu talep kabul edilmemiş ise de, bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebinin mümkün olmadığı ve bu yönden talebinin reddi gerektiği ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, ayrıca hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir.
9.O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır…”
6.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuş; bu itibarla bozma ilamında değinildiği gibi davacı …’ün hak kazandığı 4 yıl 3 ay 12 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi suretiyle ek bir sigortalılık süresi yaratılması amir hüküm gereği mümkün olmamakla buna yönelen talebin reddine, fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden düşülmesi sonucunda SGK’ya başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla buna yönelik talebinin kabulü ile birikmiş aylıklarının 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine yönelik talebinin reddine, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden düşülmesine yönelik talebinin kabulü ile; fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden düşülerek talep tarihi 18.01.2019 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına,hak edilen aylıkların 01.05.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet süresi zammının sigorta başlangıç tarihinden de indirilmesi gerektiği ve bu konuda pek çok içtihat bulunduğu, aleyhe vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm Kurum işlemlerinin kanun hükümleri dayanak alınarak yapıldığı, işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsiline ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.