|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yurt dışında çalıştığı sürelerin tespiti talebine ilişkindir. Davacı, 13.11.2008-17.12.2009 tarihleri arasında Bosna-Hersek’te çalıştığını, ancak bu sürelerin Kuruma bildirilmediğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalı şirketle arasında bir “topluluk sigortası” sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, hak düşürücü süre ve sigortalılık durumu açısından yeterli araştırma yapılmadığını belirterek kararı bozmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılamada, davacının belirtilen tarihlerde kesintisiz çalıştığına dair tanık beyanları ve belgeler incelenmiştir. Mahkeme, davacının 13.05.2008-17.12.2009 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığını ve hak düşürücü sürenin geçmediğini tespit ederek davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar, temyiz aşamasında da onanmış, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin itirazları reddedilmiştir. Sonuç olarak, davacının yurt dışındaki hizmet sürelerinin tespiti talebi kabul edilmiş ve hukuki süreçte gerekli incelemelerin yapılmadığına dair eleştiriler dikkate alınarak, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirlenmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/11564 E. , 2024/13357 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/364 E., 2024/309 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren nezdinde yurt dışı Bosna-Hersek’te 13.11.2008-17.12.2009 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2017/570 Esas, 2018/274 Karar sayılı kararıyla; davalı Kurum ile davalı işyeri arasında imzalanmış bir “topluluk sigortası” sözleşmesi mevcut olmadığından davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli ve 2018/3036 E., 2020/654 K. sayılı kararıyla; sonuç itibariyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu belirtilmek suretiyle istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 01.07.2021 gün ve 2020/8928 Esas 2021/9504 Karar sayılı ilamı ile;” Eldeki dava dosyasında, davacı ile davalı şirket arasında imzalanmış 13.05.2008 tarihli belirsiz süreli yurt dışı hizmet sözleşmesinin bulunduğu, yine aynı tarihli davacıya ait yazılı beyan dilekçesinde topluluk sigortası kapsamında çalışmak istemediğinin belirtildiği, davalı şirket tarafından Kuruma 13.05.2008 tarihinde 1 günlük hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı şirketin 01.12.1989 tarihinden itibaren Kanun kapsamında bulunduğu, davacıya ait yurda giriş ve çıkış kayıtlarında 14.05.2008 ve 13.11.2008 tarihli çıkış kayıtlarının, 20.11.2009 tarihli giriş kaydının, 04.12.2009 tarihli yine çıkış kaydının görüldüğü, yapılan zabıta araştırması neticesi şirket yetkilileri ile görüşüldüğünde davacının Bosna-Hersek’te 2008/11.ayında işe girdiği, 2009/12. ayında işten ayrılığı hususunun şirket kayıtlarından öğrenildiği, çalıştığı bilinen davacı ile ilgili diğer kayıtların çalıştığı yerde olduğunun 26.03.2018 tarihinde tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkemeye bildirildiği, duruşmalarda herhangi bir tanık dinlenmediği anlaşılmaktadır.
Davaya konu somut olayda; Mahkemece hak düşürücü süreye ilişkin olarak uygun araştırma yapılmadığı gibi davacının sözü edilen mevzuat hükümlerine göre 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olup olamayacağı da değerlendirilmemiştir. Gerçekten, davacı adına davalı 20.34 sicil no lu şirket tarafından 13.05.2008 tarihinde 1 günlük hizmetin Kuruma bildirilmiş olduğu gözetilerek davacının davalı şirket nezdinde bu tarihten itibaren kesintisiz ve sürekli çalıştığının yapılacak inceleme ve araştırma neticesi ortaya konulması halinde davacının talep ettiği hizmet dönemi yönünden de hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği açıktır. Bununla birlikte, 13.05.2008 tarihinden itibaren çalışmaların geçtiği iddia olunan ülke Rusya iken, uyuşmazlık konusu olan 13.11.2008 tarihinden itibaren çalışmaların geçtiği iddia olunan ülke Bosna-Hersek’tir. Davacının 13.05.2008 tarihli yazılı beyanı ile topluluk sigortası kapsamında çalışmak istemediği ve bu nedenle çalışmalarının Kuruma bildirilmediği iddiasının varlığı karşısında Mahkemece yapılacak iş; davacının 13.05.2008 tarihinden itibaren tüm sürelerde davalı şirket nezdinde kesintisiz ve sürekli olarak çalışıp çalışmadığı, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile davacının görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, davalı işverenin yurt dışında çalıştırmak istediği işçileri Türkiye İş Kurumuna bildirim mecburiyeti bulunmasına göre buna ilişkin ihtilaf konusu dönemleri kapsayan belgeler ilgili Kurumdan getirtilmeli, davacıya ait ilgili döneme ait yurda giriş-çıkış kayıtlarını gösteren pasaport getirtilmeli, davacı ve davalı yanca sunulan diğer tüm deliller toplanmalı ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Anılan maddî ve hukukî olgular gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, dosyaya gelen bilgi ve belgelerden; davacının 13.05.2008-17.12.2009 tarihleri arasında davalı şirketin Bosna Hersek’te bulunan şantiyesinde kesintisiz olarak çalıştığı, zira Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen tanık …’ın (HDC’de davalı şirket tarafından yapılan bildirim, 13.05.2008-30.09.2008) beyanında davacı ile aynı tarihlerde işe başladığı, davacının 2009/12 ayında Türkiye’ye döndüğünü ifade ettiği, davacının alçıpen ustası olarak çalıştığını, hizmeti Bosna Hersek’te yerine getirdiğini ancak Rusya’da Amerikan Büyük Elçiliği’nde de çalıştığını beyan ettiği, söz konusu tanığın kayıtlı bordro tanığı olması nedeniyle Mahkememizce beyanlarına itibar edildiği, diğer tanık beyanının ise kayıtlı tanık olmaması nedeniyle hükme esas alınmadığı, mahkememizce Türkiye İş Kurumundan belge celp edilmiş ise de evrak saklama süresi dolduğundan davacı adına herhangi bir kayıt tespit edilemediğinin bildirildiği, bununla birlikte dosyaya celp edilen davacıya ait yurda giriş çıkış kayıtları incelendiğinde davacının 14.05.2008 tarihinde yurttan çıkıp 17.12.2009 tarihinde yurda döndüğünün anlaşıldığı, davacıya ait topluluk sigortasına tabi tutulmayı kabul etmediğine dair imzalı beyan ve 13.05.2008 tarihli yurt dışı hizmet akdi karşısında davacının 13.05.2008-17.12.2009 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin olduğu, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği, davacı tarafça 13.11.2008-17.12.2009 tarihleri arasında hizmetinin tespiti talep edildiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyizinde; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Feri Müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ve feri müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve feri müdahil SGK vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.