|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) karşı açılan ödeme emri iptali davasına ilişkindir. Davacı, Cizre Spor Kulübü’ne ait prim borçları nedeniyle kendisine gönderilen ödeme emrinin usulsüz olduğunu ve kulüple bir bağlantısının bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davanın açılma süresinin geçmesi nedeniyle reddetmiş, ancak Yargıtay, davacının yönetim kurulu üyesi olup olmadığının yeterince araştırılmadığını belirterek kararı bozmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, davacının Cizre Spor Kulübü’nde yönetim kurulu üyesi olduğu ancak temsil ve ilzam yetkisi olmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, bu bulgular ışığında davacının borçtan sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. Sonuç olarak, davanın kabulü ile davacının SGK tarafından tanzim edilen ödeme emri ile borçlu olmadığının tespitine hükmedilmiştir. Temyiz başvurusu ise reddedilerek mahkeme kararı onanmıştır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12591 E. , 2024/11310 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/424 E., 2024/380 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen ödeme emri iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumca davadışı Cizre Spor Kulübüne ait prim borçlarından dolayı 10.06.2021 tarih-26023743 sayılı ödeme emrinin adına gönderildiğini ancak ödeme emrinden 05.07.2021 tarihinde haberdar olduğunu, müvekkilinin spor kulübü ile bir alakasının olmadığını, kulübün borcundan dolayı davacıya başvurulmasının mümkün olmadığını, davacıya gönderilen ödeme emirlerindeki alacakların zamanaşımına uğradığını, ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini belirterek ödeme emri tebligatının usulsüz olduğundan davacının itirazlarının süresinde olduğunun kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline, davacının borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihi 2021/496 E., 2022/286 K. sayılı kararıyla; ödeme emrinin davacıya 16.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise 11.07.2021 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla davanın, dava açmak için yasal olarak öngörülen hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 13.10.2022 tarih, 2022/1593 E. 2022/1485 K. sayılı kararı ile somut olayda, davacı adına gönderilen 2011/10047-10048-10049 takip sayılı ödeme emirlerinin 16.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğin davacının MERNİS adresine yapıldığı ve usulüne uygun olduğu, davanın ise 11.07.2021 tarihinde açıldığı, davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih, 2022/13137 Esas, 2023/4719 Karar sayılı bozma kararında; yapılan açıklamalara göre özel hüküm olması nedeniyle somut olayda uygulanması gereken 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre ticaret şirketlerinden farklı olarak, sorumluluğun söz konusu olması için gereken; iptali istenen ödeme emrinin içeriğini teşkil eden 2007/11 ilâ 2010/10. aylarına ilişkin prim borçlusu olan davacının, dava konusu tüm dönemde temsil ve ilzam yetkisinin bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca, davacının, dava konusu dönemde Cizre Spor Klubü Derneğinde yönetim kurulu üyeliğiyle birlikte temsil ve ilzam yetkisi olup olmadığı kuşku ve duraksamaya yer kalmayacak şekilde araştırılıp, sonucuna ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeye göre davacı sorumlu ise şimdiki gibi sorumlu kişi değilse dava menfii tespit davası olarak görülerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı taraf beyanları yukarıda kısaca özetlenen Yargıtay bozma ilamı kül halinde incelenmekle, davanın davalı Kurum tarafından davacı aleyhine tanzim edilen 20261762 sayılı ödeme emri sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, söz konusu ödeme emrinin 2007/11 ve 2010/10 dönemlerine ilişkin prim borcu olduğu iddiasıyla Kurum tarafından davacı aleyhine tahakkuk edildiği, Mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde borca konu Cizre Spor Kulübü Derneği’nde ödeme emrinin içeriğini teşkil eden 2007/11 ile 2010/10. Dönemlerinde temsil ve ilzam yetkisinin olup olmadığının tespiti için yazılan müzekkerelere verilen cevabî yazılarda davacının borca konu dönemlerde derneğin yönetim kurulu üyesi olduğu ancak hiçbir genel kurul kararında açık şekilde davacıya temsil ve ilzam yetkisinin verildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulamayacağı yönünde karar verilerek; davanın kabulü ile davacının davalı Kurum tarafından tanzim edilen 20261762 Esas sayılı ödeme emri ile 2011/010047, 2011/010048 ve 2011/010049 takip numaralı dosyalar sebebi ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili: davanın reddi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emri iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 200 ve 202 nci maddeleri,
2- Mülga 506 sayılı Kanun’un 80, bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 88, 6183 sayılı Kanun’un 35 ve mükerrer 35 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; kararın bozulmasını gerektirecek bir husus görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.