onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin geçerliliği üzerine yoğunlaşmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davanın reddine karar vermişken, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırarak davanın kabulüne hükmetmiştir. Ancak, Yargıtay, davacının dilekçesinde imza eksikliği bulunduğunu belirterek, bu durumun yasal olarak geçerli bir borçlanma talebi oluşturmadığını ifade etmiştir.

Yargıtay, imzasız belgelerin geçerliliğinin sorgulanabilir olduğunu ve imza eksikliğinin, eksik bilgi veya belge kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurgulamıştır. Davacının yurt dışı borçlanma talebinin, resmi bir belgenin geçerliliği için gerekli olan imza şartını taşımadığını belirterek, davalı Kurumun işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu tespit etmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozarak, davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/13926 E.  ,  2024/12922 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2044 E., 2022/1577 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/14 E., 2021/101 K.

    Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.07.2019 tarihli yurt dışı sürelerini borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitini talep etmiştir
    II-CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 tarih, 2020/14 E., 2021/101 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir,
    IV. İSTİNAF
    Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarih, 2021/1282 E., 2021/1666 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, “…davacı, isim ve soyisminin olduğu ancak imzasının bulunmadığı 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesi ile yurt dışında geçen hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurum tarafından talebin davacının imzasının bulunmaması nedeniyle 14/10/2019 tarihinde reddedildiği, tekrar davacı tarafından 08.11.2019 tarihli dilekçesi ile imza attığını, imza olarak isim ve soyismini kullandığını belirterek itirazı üzerine, davalı Kurum tarafından 04.02.2020 tarihli yazı ile imza eksik bilgi belge kapsamında değerledirilemeyeceği ve tamamlanabilir bir işlem olmadığı gerekçesiyle reddi üzerine davacı vekilince kurum işleminin iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair hükmün, BAM Dairesince, kaldırılarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
    Davacı tarafından kuruma verilmiş olan dilekçesinde ad soyad kısmının doldurulmuş olduğu, ancak imza kısmının boş bırakıldığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından müvekkilinin imza olarak ad ve soyadını kullandığı yönündeki iddiasına ilişkin, davacıya ait resmi kurumlardan getirilen belgelerde davacının isim ve soyisminin dışında ayrıca imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yurt dışı borçlanma başvurularındaki eksik bilgi belge olması durumunda ilgililere eksiklikleri tamamlamak için 3 aylık yasal süre verilmektedir. Ancak davacının başvurusunun resmi kuruma yapılması ve imzanın bir resmi belgenin geçerliğinin şekil-sıhat şartı olduğu, imzanın o belgenin kişiye ait olduğunun karinesi olduğu aksi halin ancak sahtelik iddiası ve ispatı durumunda mümkün bulunduğu, imzasız belgenin aidiyetinin belirsiz olduğu gibi her zaman inkarının mümkün bulunduğu hususları göz önüne alındığında imza eksikliği eksik bilgi, belge kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaması karşısında davalı Kurumun davaya konu işleminin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup davanın reddi yerine kabul kararı verilmesi hatalı olup bozma nedenidir …” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 tarih, 2021/12348 Esas, 2022/7079 Karar sayılı bozma ilamına karşı direnilmesine,
    1-Davanın kabulü ile dava konusu edilen 30.07.2019 tarihli dilekçedeki imza eksikliği nedeniyle borçlanma talebinin yerinde görülmediğine ilişkin 14.10.2019 tarihli Kurum işleminin iptaline, 30.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesinin geçerli olduğunun tespitine,…” karar verilmiştir.
    2.Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca “… Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının imzasının bulunmadığı 30.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesinin davalı Kurumca kayda alındığı gibi dilekçede davacının iletişim bilgilerinin bulunduğu, öte yandan davacının bu dilekçeyle yurt dışında çalışılan 4560 günü borçlanarak Türkiye’de sosyal güvenlik hakkı elde etmeye çalıştığı, kaldı ki 17.07.2019 tarihli olup 01.08.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7186 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde yapılan değişiklikle borçlanma tutarının belirlenmesinde esas alınacak prime esas kazanç oranının %32’den %45’e çıkarıldığı, ayrıca borçlanılan sürelerin hangi sigortalılık statüsünde geçmiş sayılacağına ilişkin olarak aynı Kanun’un 5 inci maddesinde yine 7186 sayılı Kanun ile değişiklik yoluna gidilerek Türkiye’de en son geçen sigortalılık statüsüne bakılmadan doğrudan 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi kapsamında geçmiş sayılacağı yönünde düzenlemeler yapıldığı, 3201 sayılı Kanun’un geçici 9 uncu maddesi ile de 7186 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin yürürlük tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan borçlarını yasal süresi içinde ödeyenlerin borçlandıkları sürelerin hangi statüde geçmiş sayılacağı ile tahakkuk ettirilecek borç tutarının tespitinde önceki hükümlerin uygulanacağına ilişkin düzenleme bulunduğu, bu hükümler kapsamında uyuşmazlık konusu borçlanma talebinin geçersiz sayılmasının davacının aleyhine sonuç doğuracağı, dava dilekçesindeki imza eksikliğinin dahi mahkemelerce 6100 sayılı Kanun’un 119 uncu maddesi uyarınca davacıya süre verilerek tamamlattırılmasına kanun koyucunun imkân tanıdığı, imzasız dilekçelerin işleme alınmayacağına ilişkin 3071 sayılı Kanun’un ise Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idari makamlara yapılan … ve şikâyetlerle ilgili olup uyuşmazlık konusu işlem ve dilekçenin bu Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, davalı Kurumca yurt dışı borçlanma talep dilekçesindeki imza eksikliğinin davacıya süre verilerek tamamlattırılması gerekirken doğrudan borçlanma talebinin geçersiz sayılması yönünde tesis edilen Kurum işleminin ve buna bağlı olarak borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiğini öngören Özel Daire bozma kararının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır…” denilerek direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılması üzerine dosya dairemize gönderilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
    Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.