|
ÖZET: Uyuşmazlık, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1973/10 – 130 sayılı kararı ile 977 parsel sayılı taşınmazın davalı idare adına tapuya tesciline ilişkin olup, davacı taraf bu kararın iptalini istemektedir. Davacı, taşınmazın 1965 yılında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tesbit harici bırakıldığını ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla Orman idaresi adına tescil edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kamulaştırma kararının iptali davası olarak değerlendirerek görevsizlik kararı vermiştir.
Yargıtay, mahkemenin bu değerlendirmesini bozmuş ve uyuşmazlığın kamulaştırma kararının iptali istemiyle ilgili olmadığını, davanın esasının taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin olduğunu belirtmiştir. Yargıtay, kesinleşmiş bir mahkeme kararının iptalinin yalnızca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mümkün olabileceğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma ilamına uygun olarak davacının talebini kabul etmiş ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermiştir. Temyiz edilen karar, usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır. |
8. Hukuk Dairesi 2021/3078 E. , 2024/7164 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/205 E., 2019/217 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen taşınmazın geri alınması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmü davalı TTK Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … idaresi vekili, 15.12.2009 havale tarihli dilekçesiyle; Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/10 – 130 sayılı acele elkoyma kararı ile 977 parsel sayılı taşınmazın davalı idare adına tapuya tesciline karar verildiğini, ancak bu taşınmazın 1965 yılında tapulama mahkemesinin kararı ile orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tesbit harici bırakıldığını ileri sürerek, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/10 – 130 sayılı, taşınmazın davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline dair verilen kararının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Orman idaresi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, kamulaştırma kararının iptali davasında idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilen, mahkemenin görevsizliğine ilişkin ilk karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/5970 Esas, 2012/13386 Karar sayılı ilamıyla; “… Mahkemenin benimsediği şekilde uyuşmazlığın kamulaştırma kararının iptali istemine ilişkin olduğu yönündeki kabule katılma olanağının bulunmadığı, somut davanın, kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılmadığının kuşkusuz olduğu, ancak, davacı … Yönetimi vekilinin 15.12.2009 havale tarihli dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın davalı idare adına tapuya tesciline dair verilen Bartın Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının iptalini istemiş olduğu, bilindiği üzere, kesinleşmiş bir mahkeme kararının iptalinin, kısmen veya tamamen değiştirilmesinin, ancak; yargılamanın yenilenmesi yolu ile mümkün olabileceği, ancak, dava dilekçesinin bütününden talebin yargılamanın yenilenmesi olmadığının, dava ve talebin esasında taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin olduğunun ve ancak, vekil tarafından hatalı olarak mahkeme kararının iptalinin talep edildiği anlaşıldığı, kaldı ki, dava dilekçesindeki beyana değer verilerek, davanın mahkeme kararının iptali dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebi olduğu kabul edildiği takdirde de, davanın adli yargının görevi içinde olduğu, ayrıca, somut davanın idari bir tasarrufa karşı açılmadığının da tartışmasız olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-ğ maddesine göre, açık bir şekilde talep sonucunun dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan olduğu, 119/2. maddesine göre ise, dava dilekçesinde talep sonucunun açık olmaması halinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususlarının düzenlendiği açıklanarak, mahkemece belirtilen yasal düzenleme uyarınca gerektiğinde davacı … Yönetimi vekiline talep sonucunun açıklattırılması, taşınmazın tapu kaydının getirtilip, tarafların sunacakları deliller toplanarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanlış hukuki nitelendirme ile davanın kamulaştırma kararının iptaline yönelik olduğu yönündeki kabule dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usûl ve yasaya aykırı olduğu …” gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda verilen davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu Bartın ili Amasra ilçesi Kum mahallesi 977 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi … ve harita mühendisi Hakan Kalender tarafından hazırlanmış 16.04.2015 havale tarihli raporda yer alan krokide (D) harfi ile işaretli 217,59 m²’lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifrazı ile birliğin son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline ilişkin önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 2017/10967-2018/1149 sayılı ilamıyla; “… Mahkemece çekişmeli taşınmazın (D) harfi ile gösterilen kısmının orman vasfıyla Hazine adına tesciline, kalan bölüm yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, taşınmazın orman tahdit haritasına göre konumunun net olarak tespit edilmediği ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmediği, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamayacağı açıklanarak, çekişmeli taşınmaza ilişkin Tapulama Mahkemesinin 1961/1368 – 1965/6 sayılı dava dosyası ve var ise tapu kaydının üzerindeki şerhleri de belirtir son tedavül örneği temin edilerek dosya arasına alınmalı, ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 25.08.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleştiği anlaşılan sınırlaması evvelce yapılmış ormanlardan mahkeme kararları uyarınca orman olan yerlerin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin bulunduğu yerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, büro orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmesi, tutanaklardaki anlatımların değerlendirilmesi, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişkiyi giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, Tapulama Mahkemesinin 1961/1368 – 1965/6 sayılı dava dosyasının 6100 sayılı HMK’nın 303 maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturup oluturmayacağının değerlendirilmesi ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması …” gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne ve Bartın ili Amasra ilçesi Kum Mahallesi 977 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı TTK Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun)
Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı TTK Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.