onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, kadastro tespitine itiraz davasında, Orman İdaresi’nin taşınmazın orman niteliğini taşıdığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescil talebi incelenmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, taşınmazın 1949 yılında yapılan orman tahdidi sınırları içinde kaldığını ve Orman İdaresi’nin davasının tapu iptali niteliğinde olduğunu belirterek, kadastro mahkemesinin görevli olmadığına hükmetmiştir.

Yargıtay, bozma kararında, taşınmazın orman sınırları içinde olup olmadığını değerlendirirken, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uygulamaları çerçevesinde taşınmazın durumunu incelemiştir. Yargıtay, taşınmazın 2/B şartlarını taşımadığı ve Orman İdaresi’nin bu kısımlara yönelik davasının hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları reddedilmiş ve İlk Derece Mahkemesi’nin kararı onanmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2021/11559 E.  ,  2024/6221 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Serik Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2016/38 E., 2019/8 K.
    KARAR : Davanın reddine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … (…) köyü 226 parsel sayılı 150125 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile … ve arkadaşları adına tespit edilmiş olup, halen tapuda davalılar adına kayıtlıdır.

    Davacı Orman İdaresi, taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapıldığını ve 19.08.2008 tarihinde ilan edildiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup halen orman niteliğini taşıdığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili talebiyle dava açmış; Hazine, taşınmazın Hazine adına tapuya tescili talebi ile davaya müdahil olmuştur.

    Birleştirilen, Mahkemenin 2010/523 Esas sayılı dava dosyasıyla, …, çekişmeli taşınmazın tapulu hissedarı olduğunu, taşınmaz hakkında Orman İdaresi tarafından mahkemenin 2008/23 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu’nun (3116 sayılı Kanun) gereğince yapılan orman tahdidi sırasında orman sınırları dışında bırakıldığı ve ormanla ilgisi bulunmadığı halde, yörede 19.08.2008 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu sırasında bir kısmının orman sınırları içine alındığını, bir kısmının da 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığını iddia ederek, orman sınırlandırmasının ve 2/B madde uygulamasının iptali istemi ile dava açmıştır.

    İlk Derece Mahkemesince, davacı …’nun davasının hukuki yarar yokluğundan reddine, davacı Orman İdaresi ve müdahil Hazinenin davalarının kısmen kabul, kısmen reddi ile; 226 parselin orman bilirkişi raporlarına ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının halen … Devlet Orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine; bu kısım hakkında açılan davanın karar kesinleştikten sonra görevli Serik Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, (C1, C2 ve C3) ile gösterilen toplamda 45.308 m2 yer hakkında açılan davanın sübuta ermediğinden reddine, 2/B olarak orman sınırları dışına çıkartılmış olan (A) harfi ile gösterilen 540 m2, (B1+B2+B3) harfleri ile gösterilen 24.806 m2, (B4) ile gösterilen 2.421 m2, (B5) ile gösterilen 3.991 m2, (B6) ile gösterilen 2.934 m2 ve (B7) ile gösterilen 3.254 m2 olarak toplamda 37.946 m2 yer için açılan davanın kabulü ile bu kısımlar hakkındaki 5 nolu Orman Kadastro Komisyonunun işleminin iptali ile bu kısımların orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hükmün, müdahil Hazine vekili, davalı – karşı davacı … ve davalılar …, … ve … tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.05.2013 tarihli ve 2013/23 Esas, 2013/6061 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

    Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.05.2013 tarihli ve 2013/23 Esas, 2013/6061 Karar sayılı bozma kararında özetle; “incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın (C1-C2-C3) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı, davacı Orman İdaresinin bu kısma ilişkin davasının tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olup, bu davaya bakmakla kadastro mahkemesinin görevli olmadığı; çekişmeli taşınmazın (B1, B2, B4, B5 ve B7) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun’un değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Orman Kanuna (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve aynı Kanun’un 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısımların 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu kısmın 2/B şartlarının taşımadığı, kendi haline bırakıldığında ormana dönüşebilecek yerlerden olduğu anlaşıldığından müdahil davacı Hazine ile davalıların bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun’un değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Kanun7a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun’un 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın herhangi bir işleme tâbi tutulmadığı, sadece 1949 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ile yetinildiği, (B) ile gösterilen kısımların tahdit dışında ziraat alanı olduğu, mahkemece bu kısma yönelik davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, Hazinenin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davacı – karşı davalı …’nun temyiz itirazları yönünden, çekişmeli 226 parsel sayılı taşınmazın (C1-C2-C3) ve (A, B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve B7) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun’un değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Kanun’a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun’un 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında (A, B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve B7) ile gösterilen kısımlarının 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 226 parsel sayılı taşınmazın (C1-C2-C3) ile gösterilen kısımlarına yönelik orman tahdidinin 1949 yılında kesinleştiği ve 6831 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi gereğince tapulu taşınmazlara ilişkin orman tahdidine itiraz davası 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılabileceğinden hak düşürücü sürenin geçtiği, (A, B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve B7) ile gösterilen kısımlarının ise,2/B madde uygulamasıyla Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığından davacının bu kısımlara yönelik dava açmakta hukukî yararının bulunmadığı gibi dosyada mevcut orman bilirkişi raporlarından bu kısımların 2/B madde şartlarını taşımadığı, davacı – karşı davalı …’nun temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, çekişmeli taşınmazın (A), (B3) ve (B6) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun’un değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Kanun’a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun’un 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısımların 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı, dosyada mevcut orman bilirkişi raporunda bu kısımların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirdiği ve 2/B madde şartlarını taşıdığının bildirildiği; ziraatçı bilirkişi raporunda da (B3) ile gösterilen kısmın buğday ekili, (B6) ile gösterilen kısmın karpuz ekili olduğu, (A) ile gösterile kısmın ise düz arazi olup ziraat alanı niteliğinde olduğunun bildirildiği, belirlenen bu bulgulara göre çekişmeli 226 parsel sayılı taşınmazın (A), (B3) ve (B6) ile gösterilen kısımlarının 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirdiği ve 2/B madde şartlarını taşıdığı anlaşıldığından, Orman İdaresinin bu kısımlara yönelik davasının reddine karar vermek gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu açıklanarak” müdahil davacı Hazine, davacı – karşı davalı … ile davalılar …, … ve … ‘ın temyiz itirazlarının reddi ile (C1-C2-C3), ( B1, B2, B4, B5 ve B7) ve (B) ile gösterilen kısımlara yönelik hükmün onanmasına, müdahil davacı Hazinenin (A), (B3) ve (B6) kısımlara yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle bu kısımlara yönelik hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince kesin bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarında (A), (B3) ve (B6) harfleri ile gösterilen kısımlarına ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, orman tahdidi ve 2/B uygulamasına itiraz niteliğindedir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
    İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.