onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, tapu iptali ve tescil davasında, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabul edilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi ele alınmıştır. Davacı, İstanbul’daki bir taşınmazın orman kadastro komisyonu tarafından usulsüz bir şekilde orman dışına çıkarıldığını ve bu işlemlerin yok hükmünde olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme, 1989 yılında kesinleşen kadastro sınırlarının geçerliliğini koruduğunu ve yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olduğunu belirterek, taşınmazın Hazine adına tescil edilmesine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazlar hakkında yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, dolayısıyla tapu iptali ve tescil kararının usul ve yasaya uygun olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, davalı vekilinin temyiz talebinin, taraf teşkilinin sağlanmadan esasa girildiği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Nihayetinde, temyiz başvurusunun reddine ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu durum, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliği kazandığını ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiğini göstermektedir.

8. Hukuk Dairesi         2022/1235 E.  ,  2024/6106 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2020/1455 E., 2021/1554 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2011/80 E., 2020/58 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararının davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde ve birleşen 2014/60 Esas sayılı dosyanın dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili … ilçesi 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunun 1988 yılında 6831 sayılı Kanunda değişiklik yapan 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna (3302 sayılı Kanun) göre 2/B madde çalışmaları ve orman tahdit aplikasyonları yapmış olduğunu, bu çalışmaların 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, komisyonun çalışmalarında usulsüzlük yapıldığının anlaşıldığını, komisyon üyeleri hakkında İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1995/61 Esas sayı ile açılan tazminat davasında 1996/242 Karar sayısı ile tazminata mahkumiyet kararı verilmiş olduğunu, bu kararın 30.04.1997 tarihinde onanarak kesinleştiğini, Yargıtay kararı ile de bu kişiler tarafından yapılan işlemler yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın işlemlerin iptali için her zaman dava açılabileceği hususu vurgulandığından, İstanbul ili … Mahallesi 124 ada 23 parselin Hazine adına orman dışına çıkartılmış olduğunu, bu çıkartma işleminin iptali ve davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, asıl ve birleşen davanın kabulü ile İstanbul ili … ilçesi … Mahallesi 124 ada, 23 parselde kayıtlı taşınmaz hakkında 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 56 nolu Kadastro Komisyonu tarafndan yapılan 2/B uygulamalarının yok hükmünde olduğunun tespitine, İstanbul ili … ilçesi … Mahallesi 124 ada, 23 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tapu kaydındaki şerhlerin terkinine karar verilmiştir. Davalı … vekili tarafından karar istinaf edilmiştir.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; “1943 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uygulaması sonucuna ve 1977-1985 yılları arasında 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) ve 2896 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan uygulama sonucuna göre dava konusu parsellerin kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalmış olmalarına, 19.04.1989 tarihinde 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca 2/B uygulama çalışmasını yapan 56 nolu orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanma ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk davasına konu olup tazminata mahkum olduklarına, bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılacağına, bu durumda taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam edeceği, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 11/1 inci maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukukî sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukukî nedene dayanarak iptali ve tescil istediği gibi 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (5841 sayılı Kanun) 2 nci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile Devlet ya da diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Geçici 10 ncu maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31-77 sayılı kararı ile iptal edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden somut olayda 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşaî) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına göre yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalan taşınmazlar hakkında yapılan 2/B uygulama çalışmasının yok hükmünde olması karşısında tapu iptal ve tescil ile tapu kaydındaki şerhin terkinine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca her ne kadar davalı …’nin vefatı sonrasında dahili davalı yapılarak davaya devam edilmesi gerekirken, aynı mahiyette murisin mirasçıları davalılar bakımından dava açılmış ve asıl dosya ile birleştirilmişse de, asıl dosyada taraflara tebligatların yapıldığı, dava açma ve birleştirmedeki asıl amacın taraf teşkilinin sağlanmasına yönelik olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 30 ncu madde kapsamında usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmakla, bu itibarla” davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından taraf teşkili sağlanmadan esasa girildiğinden öncelikle usul yönünden kararın bozulması, esasa ilişkin ise müvekkilinin murisi … ‘nin söz konusu taşınmazı, 02.06.1978 tarihinde devir yoluyla iktisap ettiği, taşınmazın tapu sicil kayıtları üzerinde yer alan “orman sahasıdır” şerhi 21.06.1983 tarihinde, 05.09.1995 tarihli ve 1075 yevmiye nolu işlemle söz konusu taşınmazın “Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığına” dair şerhin konduğu, her iki şerhin de … taşınmazı iktisap ederken mevcut olmadığı, taşınmazın fen ve bilim yönünden orman vasfını yitirdiği ve taşınmazda meyve ağaçlarının bulunduğu gerekçeleriyle verilen kararın bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.