onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında taraflar arasındaki uyuşmazlığı ve mahkeme süreçlerini ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş, ancak davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, ilk kararı kaldırarak davanın reddine hükmetmiştir. Dava konusu taşınmazların, davacının kayınpederinden satın alındığı iddia edilmekte, ancak zilyetliğin tamamlanmadığı belirtilmektedir.

Mahkeme, kadastro sürecinde taşınmazların tespitinin Hazine adına yapıldığını ve bu durumun hukuka uygun olduğunu değerlendirmiştir. Ancak, kadastro hakiminin, taşınmazların tesciline ilişkin karar vermekle yükümlü olduğu ve bu bağlamda yapılan hataların düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nihayetinde, mahkeme, taşınmazların tesciline karar verilmemesinin isabetsiz olduğunu belirterek, hükmü düzelterek onamıştır. Bu durum, kadastro işlemlerinin hukuki geçerliliği ve taşınmazların tescilinin önemini vurgulamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/1880 E.  ,  2024/7201 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1663 E., 2022/15 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
    İLK DERECE MAHKEMESİ : … (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2020/1 E., 2021/36 K.

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

    Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, Konya ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 365 ada 58 parsel sayılı 43.086,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davacı …’nün kullanımında olduğu ancak fasıla vererek zilyetliğini tamamlamadığı, 365 ada 59 parsel sayılı 831,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kimsenin zilyetliği ve tasarrufunda bulunmadığı belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.

    Davacı, dava konusu taşınmazları 1997 yılında kayın pederinden satın aldığını, sehven Hazine adına tespit edildiğini öne sürerek adına tescilini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2019 tarihli ve 2017/74 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2020 tarihli ve 2020/357 Esas, 2020/347 Karar sayılı kararı ile ” mahkemece davanın reddine karar verilmişse de zilyetliğin sürdürülüş biçimine ilişkin yetersiz ve birbiri ile çelişkili beyanlara itibar edilerek karar verilmesinin, orman vasfı ile tespit dışı bırakılan alanda orman araştırması yapılmamasının, hava fotoğraflarından faydalanılmamasının, ayrıca ziraat bilirkişi raporunda sürülü, buğday anızları olan ve tarımsal işlem yapılmayan alanlar bakımından 365 ada 58 parsel bölünse de fen bilirkişi raporunda bu alanların gösterilmemesinin ve davacının kadastro komisyonuna başvuruda B ile gösterilen alana itirazı olduğunu belirtmesine rağmen keşifte taşınmazın tamamını dava etmesine dair çelişki üzerinde durulmamasının doğru olmadığı” gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.6 ncı maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “bilgisine başvurulan mahalli bilirkişiler,tespit bilirkişisi ile davacı tanığının beyanlarından; dava konusu taşınmazların öncesinde davacının kayınpederinin babası olan …’e ait olduğu, taşınmazların 1960’lı yıllardan itibaren kullanılageldiği, bu hususun;ziraat bilirkişisinin dava konusu yerlerin kültür tarım arazisi olduğu uzun yıllardır toprak işlemesinin yapıldığı şeklindeki raporuyla desteklendiği, zaman zaman taşınmazların davacının büyük babası tarafından icara verildiği, daha sonraları bu yerlerin davacıya geçtiği,1990’lı yıllarda onun tarafından kullanıldığı ancak komşu taşınmaz maliklerinin dava konusu taşınmazlar üzerinde hayvan otlatmak istemeleri sebebiyle kullanamadığı, kullanamamak, iradi terk manasına gelmeyeceğinden zilyetliğin kaybedilmiş olmayacağı, davacının, atalarından kalan dava konusu taşınmazlara eklemeli olarak malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız uzun süredir (1960’dan beri) zilyet olduğu, davacının 26.11.2020 tarihli celse ve keşifte, kadastro komisyon krokisi ve bilirkişi raporlarında ‘A’ harfi ile gösterilen yer hakkında bir talebinin olmadığını beyan ettiği” gerekçesi ile 365 ada 58 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kısmen kabul, kısmen reddine, taşınmazın kadastro komisyon tutanağının iptali ile; teknik bilirkişiler tarafından tanzim olunan 10.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.976,97 metrekare yüzölçümündeki alanın 365 ada 58 parsel sayılı taşınmaz olarak tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, teknik bilirkişiler tarafından tanzim olunan 10.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 41,110,02 metrekare yüzölçümündeki alanın aynı adanın son parsel numarası verilerek tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 365 ada 59 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kabulüne, 365 ada 59 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosya içeriği ve toplanan delillere göre orman bilirkişi tarafından tarihi belirtilmeyen memleket haritası gösterimi yorumlanmamışsa da hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazların benzer özellikteki komşu parseller ile birlikte seyrek ağaçlar bulunmakla birlikte açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduklarının anlaşıldığı, ziraat bilirkişi tarafından uzun yıllardır toprak işlemesi yapıldığı görüşü sunulan ve mahalli bilirkişi ile davacı tanıkları tarafından zirai faaliyet yapıldığı belirtilen dava konusu taşınmazların gerçeği yansıtan hava fotoğraflarında hali arazi görünümünde olduğu, dolayısıyla bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

    Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

    1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    2. Ancak; 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Kadastro Mahkemesi sicil oluşturmak zorunda olduğuna ve dava konusu taşınmazlara yönelik dava reddedildiğine göre, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmemesi isabetsiz ve bozma gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 6100 sayılı Kanun’un 370/2 nci maddesi gereğince aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

    Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm fıkrasının (1) bendindeki “davanın reddine” ibaresinin sonuna “Konya ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 365 ada 58 ve 365 ada 59 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tarla vasfı ile davalı Hazine adına tesciline” ibarelerinin eklenmesine; hükmün DÜZETİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,

    İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı …’ye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.