|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro sırasında tespit edilen taşınmazların mülkiyetine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Kadastro Mahkemesi, taşınmazların gerçek hak sahibinin belirlenmesi için gerekli incelemeleri yapmamış ve bu nedenle hükmü bozmuştur. Mahkeme, taşınmazların miras bırakanın sağlığında nasıl bir akdi ilişkiye konu olduğunu, mirasçılar arasında bir taksim yapılıp yapılmadığını ve üçüncü kişilere devredilip devredilmediğini araştırmak zorunda olduğunu vurgulamıştır.
Kararda, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca kadastro tutanaklarının asıllarının dosya içinde bulunmasına rağmen, bazı parseller hakkında hüküm kurulmadığına dikkat çekilmiştir. Bu durum, taşınmazların tescili için gerekli olan hukuki süreçlerin eksik yürütüldüğünü göstermektedir. Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına ve taşınmazların gerçek hak sahiplerinin belirlenmesi için gerekli incelemelerin yapılmasına karar vermiştir. Bu durum, kadastro işlemlerinin hukuki geçerliliği açısından büyük önem taşımaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/1867 E. , 2024/6683 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 27.10.2021
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan davada verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı Hazine vekili, Orman vekili, davacı …, davacı … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 104 ada 39, 48, 55, 61, 63, 89 ve 92; 106 ada 5, 109 ada 15, 25, 66, 110 ve 143; 112 ada 23, 47 ve 48; 113 ada 28, 70 ve 82; 115 ada 39 ve 62; 117 ada 5, 33 ve 46 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yargılamaya devam olunduğu sırada … vasiyetnameye dayanarak … payının adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair hüküm, davacı … mirasçısı … ve …, davalı Hazine temsilcisi, müdahil …; davalı ve müdahil …; davalı ve müdahil … ile davalılar … ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.10.2011 tarihli ve 2010/8292 Esas 2011/6538 Karar numaralı ilamı ile Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlik kararı ile devredildikten sonra Kadastro Mahkemesinde keşif yapılmamış olması nedeniyle mahallinde keşif yapılarak öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesi ve eki davaya konu taşınmazlar listesi mevki ve sınırları itibariyle tek tek okunmak suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde davaya konu olan taşınmazlar belirlenerek çekişmeli taşınmazların öncesinin …’ya ait olup olmadığı belirlendikten sonra, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerektiği, …’ya ait olan taşınmazların, …’nun sağlığında kendisi tarafından herhangi bir akdi ilişkiye konu edilip edilmediği veya kendisinin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksim olup olmadığı, mirasçıları arasında veya mirasçılar tarafından üçüncü kişilere pay devrileri veya satışların olup olmadığı, varsa pay devralanlar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak için tartışılıp değerlendirilmesi zorunlu olan tüm hususlar ayrı ayrı tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi, kabule göre de kadastro tutanaklarının asılları dosya içinde bulunan 113 ada 28, 70 ve 82 parsel sayılı taşınmazlar yönünden herhangi bir hüküm kurulmamasında da isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava konusu 104 ada 92, 89, 48, 109 ada 25, 143, 117 ada 5, 46 parseller yönünden; Taşınmazların …’ya ait olduğu, …’nun sağlığında uhdesinde bulunan tüm taşınmazları erkek çocukları olan … ve … arasında paylaştırdığı, …’nun …’dan önce öldüğü ve eşi … …’nun paylaştırma sonrası bir kısım taşınmazların … ve … tarafından satıldığı, müdahil davacı …’nun dosyaya sunmuş olduğu satış senetlerinin mahallinde uygulandığı, taşınmazların satış senetlerinde yer alan taşınmazlardan olmadığı, mahalli bilirkişilerce taşınmazın … mirasçıları tarafından kullanıldığı beyan edilmişse de başka delille desteklenmeyen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmeyerek muris … mirasçıları yönünden ekonomik amaca uygun zilyetlik koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, taşınmazların terekeye geri döndürülerek … mirasçıları adına tesciline,
Dava konusu 106 ada 5, 104 ada 55 , 39, 61 parsel, 115 ada 39, 113 ada 70 ve 82 parseller yönünden, sınırları keşif mahallinde uygulanarak dava dilekçesindeki sırasıyla 1, 7, 5, 8, 19, 18. sırasında yazılı taşınmazlar olduğu, taşınmazların muris …’nun sağlığında tüm taşınmazları erkek çocukları olan … ve … arasında paylaştırdığı, …’nun …’dan önce öldüğü ve bir kısım taşınmazların … ve … eşi … tarafından satıldığı, müdahil davacı … …’nun satın alma iddialarına ilişkin olarak mahalli bilirkişilerce taşınmazların … mirasçıları tarafından kullanıldığı, 106 ada 5 parsel sayılı 12.09.1978 tarihli satış senedinde okunan hudutların, 104 ada 55 parsele 24.12.1969 tarihli satış senedinde 3. sırada okunan hudutların, 104 ada 39 parsele 24.12.1969 tarihli satış senedinin 2. sırasında okunan hudutların, 104 ada 61 parsele 05.10.1973 tarihli satış senedinin 2. sırasında okunan hudutların, 115 ada 39 parsel sayılı taşınmaza 24.12.1969 tarihli satış senedinin 1. sırasında okunan hudutların, 113 ada 70 ve 82 parsel sayılı taşınmaza 09.01.1978 tarihli satış senedinde okunan hudutların, taşınmaza aynen uyduğunun beyan edildiği, kök muris …’nun maliki olduğu taşınmazları erkek çocukları olan Mehmet ve … arasında paylaştırmasının bağışlama sayılarak, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların taşınır mal hükmünde olup, zilyetliğinin devri ile devredilebileceği, tespit öncesi muris muvazaasının uygulanma olanağının bulunmadığı, dava konusu taşınmazda …, … …, … ve mirasçılarıyla devam eden zilyetlikler nazara alındığında ekonomik amaca uygun zilyetlik koşullarının oluştuğu, mahalli bilirkişi beyanları ve dosyada mevcut satış senetleri uyarınca taşınmazların … mirasçıları adına tesciline,
Dava konusu 109 ada 15 parsel yönünden; dava dilekçesine ekli listenin 4. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, keşif sırasında mahalli bilirkişilerce doğrulanan beyanlarla 09.01.1978 tarihli satış senedinin 3. sırasında okunan taşınmaz olduğu, 113 ada 28 parsel yönünden; dava dilekçesine ekli listenin 17. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, keşif sırasında 09.01.1978 tarihli satış senedinin 4. sırasında okunan taşınmaz olduğu, dava konusu taşınmazların 1960’lı yıllara kadar kök muris … tarafından kullanıldığı, …’nun sağlığında tüm taşınmazları erkek çocukları olan … ve Mehmet arasında paylaştırdığı, bu taşınmazın paylaşıma dahil edilmeden …’ya geçtiği, …’nin de taşınmazı 09.01.1978 tarihli satış senedi ile …’ya sattığı, mirasbırakan …’in sğlığında taşınmazları erkek çocuklarına bağışladığı ve dava konusu parsele ait vergi kaydının olduğu, vergi kaydının taşınmaza hudutları itibari ile uyduğu, devam eden zilyetlikleri gereği kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, taşınmazların … adına tesciline,
Dava konusu 104 ada 63 parsel, 109 ada 110 parsel, 112 ada 47, 48 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; 104 ada 63 parselin dava dilekçesine ekli listenin 9. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, 109 ada 110 parselin dava dilekçesine ekli listenin 13. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, 112 ada 47 ve 48 parsellerin dava dilekçesine ekli listenin 15. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, 112 ada 23 parselin dava dilekçesine ekli listenin 16. sırasında yer alan taşınmaz olduğunun keşif sonucu belirlendiği, mahalli bilirkişilerin beyanından; dava konusu taşınmazların önceleri …’ya ait olduğu, …’nun sağlığında uhdesinde bulunan tüm taşınmazları erkek çocukları olan … ve … arasında paylaştırdığı, …’nun …’dan önce öldüğü ve geriye çocuksuz eşi … …’nun kaldığı, bu paylaştırma sonrası bir kısım taşınmazların … ve … eşi … tarafından satıldığı, dava konusu 104 ada 63 parsel, 109 ada 110 parsel, 112 ada 47, 48 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar … ve …’nun satışı sureti ile …’a geçtiği, hali hazırda … mirasçıları tarafından kullanıldığı gerekçesiyle, taşınmazların … mirasçıları adına tesciline,
Dava konusu 115 ada 62 parsel ve 117 ada 33 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; 115 ada 62 parselin dava dilekçesine ekli listenin 21. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, 117 ada 33 parselin dava dilekçesine ekli listenin 22. sırasında yer alan taşınmaz olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanından; dava konusu taşınmazın önceleri …’ya ait olduğu, …’nun bu taşınmazları 1970 yılına kadar malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufta bulunduğu, daha sonra …’ye sattığı, taşınmazların hali hazırda … mirasçıları tarafından kullanıldığı gerekçesiyle … mirasçıları adına tesciline,
Dava konusu 109 ada 66 parsel yönünden; dava dilekçesine ekli listenin 10.sırasında yer alan taşınmaz olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanından; dava konusu taşınmazın önceleri …’ya ait olduğu, …’nun sağlığında uhdesinde bulunan tüm taşınmazları erkek çocukları olan … ve … arasında paylaştırdığı, paylaştırma sonrası taşınmazın …’ya geçtiği, …’nun da taşınmazı 16.08.1971 tarihli satış senedi ile …’a sattığı, hali hazırda … mirasçıları tarafından kullanıldığı gerekçesiyle, taşınmazın … mirasçıları adına tesciline,
Müdahil davacı … ve … talepleri yönünden; Müdahil davacı …’nun 05.10.1993 tarihli senet ile …’in …’den intikal eden payları devraldığını beyan ettiği, Müdahillerin talepleri yönünden Mahkememizce yapılan incelemede kadastro tespit tarihinin sehven hatalı değerlendirilmesi nedeni ile görevsizlik kararı verildiği belirtilerek hüküm kurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm Hazine vekili, Orman vekili, davacı …, davacı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Miras bırakan … tarafından satılmış olan 115 ada 62, 117 ada 33 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Hazine vekili, Orman vekili, Davacı …, Davacı … ve … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Hazine vekilinin ve Orman vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Müdahil Davacı …’ın temyizi yönünden; 1995 yılında yapılan kadastro tespit tarihinden önce kök murisin mirasçısı …’nun (…) kendi payını müvekkili …’a 02.04.1991 tarihli ve 2196 yevmiye numaralı vasiyetname ile miras bıraktığı, müdahil …’ın dava konusu 13 adet taşınmazın … mirasçıları adına payları oranında, …’ye isabet eden payın ise bahsi geçen vasiyet gereğince müdahil … … adına tescil edilmesi gerektiğine dair talebi ve müdahil davacı …’nun, 05.10.1993 tarihli senet ile …’in …’den intikal eden payları devraldığına dair iddiaları hakkında yargılama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken Mahkemenin de gerekçesinde belirtmiş olduğu üzere hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince müdahil davacının dayanağı olan 02.04.1991 tarihli ve 2196 yevmiye numaralı vasiyetname dosya arasına alınarak vasiyetname doğrultusunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken görevizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
4. Onanmasına karar verilen 115 ada 62 ve 117 ada 33 parseller dışındaki dava konusu taşınmazlar yönünden ise Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Dava konusu tapusuz taşınmazların 1973 yılında ölen müşterek muris …’ya ait olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve bir kısım tanıklar, çekişmeli taşınmazların evveliyatının muris …’e ait olup …’in sağlığında taşınmazları erkek çocukları Mehmet ve … arasında paylaştırdığını, bazı taşınmazların ise paylaşım dışı bırakılarak anneleri …’ye intikal ettiği, …’nin de payına düşen taşınmazları sattığına dair beyanları ile murisin sağlığında erkek çocuklarına bağışlayarak zilyetliğini devrettiği, taşınmazların halen mirasçıları tarafından kullanılmaya devam ettiğine dair beyanda bulunmuş olmaları ve davalı … tarafından da bir kısım taşınmazların anneleri …’ye verildiğine ilişkin beyanda bulunmuş olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde taşınmazların muris …’in mirasçısı davacı … dışındaki mirasçılar arasında paylaşım ya da taksim edilerek dağıtıldığının anlaşılmasına rağmen, davacı … yönünden İlk Derece Mahkemesince herhangi bir araştırılma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Murisin kendisine ait taşınmazları tüm mirasçıları arasında sağlığında paylaştırıp paylaştırmadığı ya da murisin ölümünden sonra terekesinin yöntemince taksim edilip edilmediği, taksime tüm mirasçıları ve yetkili temsilcilerinin katılıp katılmadığı, her bir mirasçının payına hangi taşınmazların düştüğü ve bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, payına karşılık taşınmaz almayan mirasçıların olup olmadığı ve varsa paylarına karşılık neler aldıkları açık ve net olarak belirlenmesi gerekir.
O halde İlk Derece Mahkemesince, tanıklar ve davalı … tarafından anneleri …’ye taşınmaz verildiğinin beyan edilmiş olması karşısında hakkında hiç araştırma yapılmayan davacı … yönünden muris tarafından sağlığında taraflara bağış, satış vs. yollarla devredip devretmediği ya da mirasbırakanın ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımıyla yapılan geçerli bir taksim sözleşmesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, murisin sağlığında yapmış olduğu devir söz konusu ise hangi taşınmazın hangi mirasçıya devredildiği, davacının kendisine isabet eden taşınmazları satıp satmadığının belirlenmesi, çekişmeli taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu ve tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin, zilyetliğin devri suretiyle geçeceğinin düşünülmesi ve bu nedenle zilyetliğin devredilip devredilmediğinin de yöntemince araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle 115 ada 62, 117 ada 33 parseller yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellerle ilgili hükmün ONANMASINA,
Dava konusu diğer parseller yönünden yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle müdahil davacı … vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … mirasçısı … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile diğer parsellerle ilgili hükmün BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.