onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin orman niteliği ile ilgili kararının yeterli delillere dayandırılmadığını ortaya koymaktadır. Mahkeme, dava konusu taşınmazın orman olmadığına dair karar verirken, orman mühendisleri tarafından değerlendirilen hava fotoğraflarının stereoskopik incelemeden geçirilmediğini ve hukuki durum hakkında yeterli görüş bildirilmediğini belirtmiştir. Ayrıca, memleket haritası ve amenajman haritası tarihleri ile ilgili eksiklikler ve çelişkiler de tespit edilmiştir.

Yargıtay, bu eksiklikler nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmaya karar vermiştir. Mahkeme, taşınmazın orman olup olmadığını belirlemek için daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine vurgu yaparak, gerekli belgelerin toplanması ve uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılmasını istemiştir. Bu durum, kadastro davalarında delil yetersizliğinin ve bilirkişi raporlarının önemini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, Yargıtay, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen kararın isabetsiz olduğunu belirterek, davanın yeniden incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/2238 E.  ,  2024/6959 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2014/56 E., 2020/237 K.
    KARAR : Davanın reddine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    766 Sayılı Kanun gereğince 1979 yılında yapılan kadastro çalışmasında dava konusu Malatya ili Hekimhan ilçesi Dereköy köyü, 6 parsel (116 Ada 66 Parsel) sayılı taşınmaz …’nın zilyetliğinde iken, 1960 yılında vefatı ile müteveffa davalılar … ve …’e kaldığı gerekçesi ile bu kişiler adına 09.10.1979 tarihinde ½ paylı olarak senetsizden tespit edilmiş, davacı … idaresi dava konusu yerin orman olduğu iddiası ile kadastro tespitine itiraz etmiş. İtiraz üzerine Komisyon tarafından 30.05.1980 tarihli karar ile itirazı incelemeye yetkisi bulunmadığından yetkisizlik kararı vermiş ve tutanak ve eklerini tapulama mahkemesine göndermiştir.

    2020 yılında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 22/A maddesi gereğince yapılan çalışmada dava konusu 6 parselin 116 ada 66 parsel numarasını aldığı ve 852 m2 olan yüzölçümünün 1.837,19 m2’ye çıkmış olduğu anlaşılmaktadır.

    Hekimhan Kadastro Mahkemesi 24.10.1990 tarihli ve 1987/35 Esas, 1990/260 Karar sayılı ilamı ile; keşif, bilirkişi ve tanık beyanları esas alınarak dava konusu yerin orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı … İdaresi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 17.05.1993 tarihli ve 1992/9798 Esas, 1993/4446 Karar sayılı ilamı ile; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve yeniden keşif yapılarak hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman planı incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak 17.10.1997 tarihli ve 1994/159 Esas, 1997/107 Karar sayılı ilam ile; dava konusu taşınmazın, fiili durumu, toprak yapısı bitki örtüsü bakımından orman sayılmayan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine ve tespit gibi tescile karar verilmiş, hüküm, davacı … İdaresi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 21.09.2006 tarihli ve 2006/8782 Esas, 2006/11691 Karar sayılı ilamı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmazın kuzey yönden komşu olan tescil harici taşınmazın niteliğinin ne olduğunun anlaşılamadığı, orman bilirkişi tarafından memleket haritasında nizalı taşınmazın işaretlendiği yerde güney yönde dere de bulunmadığından, nizalı taşınmazın gösterildiği yerin doğru olduğu hususunda tereddüte düşüldüğü, komşu parsel tutanaklarının getirtilmesi ve 1 orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen hususlar yönünden gerekli işlemlerin yapıldığı, usul ve kanuna uygun bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak davanın reddi ile taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı … İdaresi tarafından seçilen orman bilirkişisinin ehil olmadığı, tanık ifadelerinde hatalar olduğu, taşınmazın orman dışına çıkartılmasının orman bütünlüğünü bozacağı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.

    Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.

    İlk Derece Mahkemesince, dava konusu yerin orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, orman mühendisi bilirkişisi tarafından değerlendirilen 1954 tarihli hava fotoğrafının stereoskop aleti ile incelenmediği, yine jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından değerlendirilen 1954 tarihli hava fotoğrafının yalnızca görüntüsünün rapora eklendiği, taşınmazın hukuki durumuna ilişkin görüş bildirilmediği, orman mühendisi bilirkişisi tarafından değerlendirilen memleket haritası tarihinin raporda belirtilmediği, yine amenajman haritası tarihinin de raporda belirtilmediği, amenajman haritası görüşü yönünden orman mühendisi bilirkişinin kök ve ek raporları arasında çelişki bulunduğu, taşınmazın kuzey ve güney kısmının orman olması nedeniyle orman içi açıklık durumunun söz konusu olup olmadığı hususunun değerlendirilmediği, taşınmazın bulunduğu yörede 2018 yılında yapılan orman kadastro evraklarının dosya arasına alınmadığı, açıklanan nedenlerle mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile karara dayanak alınan bilirkişi raporlarının taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.

    Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılıp kesinleşmiş olan orman kadastrosuna ilişkin tüm kayıt, belge ve haritalar ile işe başlama ve iş bitirme tutanakları ile askı ilan tutanakları ve ayrıca yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı, Uyap Takbis sorgusunda Orman olarak tescilli olduğu anlaşılan eski 3 parsel (yeni 114 ada 1 parsel) ile eski 4 parsel (yeni 115 ada 1 parsel) sayılı taşınmazların ve diğer komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili karar örnekleri bulundukları yerlerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, 1 fen bilirkişi ve 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

    Yapılacak bu keşifte, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosunda orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumları genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden, tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki, tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, dosya arasına getirtilen kayıt ve belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun)
    , 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 Sayılı Kanun) Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın nitelikleri, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşları, dağılımları, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, önceki bilirkişi raporunun da irdelenerek rapordaki çelişkilerin sebebinin ne olduğunun açıklandığı, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

    İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.