onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Davacı, 1727 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek kadastro tespitinin iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın 1943 yılında kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Ancak Yargıtay, yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu belirterek, orman kadastrosuna ilişkin belgelerin dosyaya getirilmediğini ve bilirkişi raporunun yeterli olmadığını vurgulamıştır.

Yargıtay, orman tahdidi ve kadastro ile ilgili belgelerin eksikliği nedeniyle ilk kararın bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme, orman sınır noktalarının ve tahdit haritalarının yeniden belirlenmesi için uzman bilirkişilerle keşif yapılmasını istemiştir. Bu süreçte, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasıyla, eksik incelemeler ve belgeler nedeniyle yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/2468 E.  ,  2024/6561 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2020/4 E., 2021/14 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … İdaresi vekili ve davalı … vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Ankara ili Çubuk ilçesi Kuruçay köyü çalışma alanında 1953 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 1727 parsel sayılı 4980 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Teşrisani 1950 tarih ve 2 numaralı tapu kaydına dayanılarak, davalılar …, …, …, …. ve … adına tespit edilmiştir.

    Davacı … İdaresi dava dilekçesinde; Ankara ili Çubuk ilçesi Kuruçay köyü 1727 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptalini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, “… taşınmazın 1943 yılında kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı …” gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve tespit tutanağının iptaline ilişkin önceki karar, bir kısım davalıların mirasçıları tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2017/8760 Esas, 2020/2094 Karar sayılı ilamıyla; “… yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, mahkemece orman kadastrosuna ilişkin belgelerin getirtilmediği, orman tahdidi kesinleşmiş ise çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun tam olarak tespit edilmediği, orman tahdidi kesinleşmemiş ise taşınmazın resmi belgelerdeki konumu tespit edilerek orman sayılan yerlerden olup olmadığının tam olarak belirlenmediği açıklanarak, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 2 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 6831 sayılı Kanuun’ un 2/B maddesi uygulamasına ilişkin harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi, …” gereğine değinilerek bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “… mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin beyanları ile mevki ve yer göstermeleri üzerine, bilirkişi heyetince 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdidin orijinal krokisi, açı ve mesafe değerlerinden faydalanılarak yapılan aplikasyonda, dava konusu taşınmazın bilirkişi heyetinin 24.05.2021 tarihli raporunda kırmızı renkle ve B harfiyle gösterilen 1.067,24 m2’lik kısmın Kezbanpınarı Devlet Ormanının içinde kaldığının ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre Orman sayılan yerlerden olduğunun, 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle ve yeşil renkle gösterilen 3.912,76 m2’lik kısmının 72 nolu Orman Kadastro Komisyonu’nun 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında yaptığı tespite göre XXXVII ile nitelendirilen yerde kalan bu kısmın Hazine lehine orman rejimi dışarısına çıkartılması gereken yerlerden olduğunun rapor edildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1990 yılında 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca çalışma yapılmış olması ve taşınmazın (A) harfiyle ve yeşil renkle gösterilen 3.912,76 m2’lik kısmının da bu çalışmalar kapsamında yer almış olması nedeniyle 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi ve 3402 sayılı Kanun Ek 4. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılması zorunluluğunun hasıl olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin müşterek beyanlarında, dava konusu taşınmazın bu kısmının 1990 yılından beri … oğlu …, …oğlu …, … … oğlu … ve ..oğlu … tarafından eşit hisselerle kullanıldığının ve taşınmazın üzerindeki 63 adet vişne ve 5 adet armut ağacının da bu kişiler tarafından dikildiğinin belirtildiği …” gerekçesiyle, davacı … İdaresinin davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu Ankara ili Çubuk ilçesi Kuruçay Mahallesi 1727 parselin kadastro tespitinin iptali ile 24.05.2021 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde sunulan krokide kırmızı renkle ve (B) harfiyle gösterilen 1.067,24 m2’lik kısmın ana taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen bu kısım ifraz edildikten sonra geriye kalan ve bilirkişi kurulunun 24.05.2021 havale tarihli raporunun ekinde sunulan krokide yeşil renkle ve (A) harfiyle gösterilen 3.912,76 m2’lik kısmın mevcut parsel numarası ile bahçe vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline ve taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmıştır. Taşınmaz üzerinde bulunan 63 adet vişne ve 5 adet armut ağacı …. T.C. kimlik numaralı 16.01.1948 doğumlu …. oğlu …, … T.C. kimlik numaralı 17.01.1950 doğumlu …oğlu …, …. T.C. kimlik numaralı 20/10/1948 doğumlu … … oğlu … ve … T.C. Kimlik numaralı 07.01.1960 doğumlu… oğlu … tarafından dikilmiştir ve bu kişilere 1/4’er hisse ile aittir ayrıca taşınmaz 1990 yılından beri 1/4 ‘er hisse ile bu kişilerin kullanımındadır.” ibaresinin şerhine karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili ve davalı … vd. Vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 24.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda hükmüne uyulan bozma ilamında 1943 yılında yapılıp kesinleştiği belirtilen orman tahdit haritası uygulanmamış ve 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi uygulama çalışmasına ilişkin haritanın uygulaması ile yetinilmiş olmasına rağmen bu raporun hükme esas alınması ve kadastro tespitinde gerçek kişiler adına yapılmış olup, davada 3402 sayılı Kanun’ un 30/2. Maddesi uyarınca re’sen malik belirlenmesini gerektiren bir durum olmamasına rağmen, dava konusu taşınmazın (A) bölümünün kadastro tespitinin iptal edilerek, bu bölümün, açılmış her hangi bir davası ve eldeki davaya yöntemince bir katılımı bulunmayan Hazine adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya bulunmamaktadır.
    Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 13. sayfasında (A) harfiyle gösterilen bölümün 1067,24 m2 olduğu, (B) harfiyle gösterilen bölümün 3912,76 m2 olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, raporun eki olan krokide (B) harfli bölümün 1067,24 m2, (A) harfiyle gösterilen bölümün ise 3912,76 m2 olduğunun belirtildiği ve böylelikle rapor içeriği ile eki kroki arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, söz konusu bu çelişki giderilmeksizin, (B) harfli bölümün yüzölçümünün 1067,24 m2, (A) harfiyle gösterilen bölümün yüzölçümünün ise 3912,76 m2 olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru olmamıştır.

    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanuna (3116 sayılı Kanun) göre 1943 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, hükmüne uyulan önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve bundan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

    İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Davacı … İdaresi vekili ile davalı … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.