|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescili davasında, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacının kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağladığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, davanın kabulüne hükmetmiştir. Davacı, taşınmazın zilyetliğini ve tasarrufunu sürdürdüğünü, 1944’te kesinleşen orman tahdidi kapsamında orman sayılmayan bir alan olduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi, bu durumu değerlendirerek davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalı Hazine, taşınmazın orman vasfında olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Ancak Yargıtay, yapılan incelemelerde, taşınmazın orman sayılmayan alan olduğuna dair bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının dikkate alındığını, dolayısıyla ilk mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin kararı onanmış ve Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/4905 E. , 2024/6220 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/165 E., 2022/136 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; … ilçesi …Mahallesi, 224 ada 10 parsel sayılı taşınmazın malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğunu, taşınmazın 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sayılmayan yerlerden olduğunu, davacının zilyetliğinin nizasız ve fasılasız sürdüğünü belirterek, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarih ve 2020/9605 Esas, 2020/5954 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve inceleme nedeniyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın evveliyatının kök 122 parsel olduğu, 01.04.1991 tarihinde ilk defa Hazine adına tescil edildiği, 1998 yılında yapılan kadastro yenileme çalışmaları ile parsel numaralarının yenilenmesi sonucu 128 ada 1 parsel olarak tapuya kaydedildiği, …Mahallesinde 2924 sayılı Orman Köylülerinin Desteklenmesi Kanunu (2924 sayılı Kanun) kapsamında 2/B orman sınırları dışına çıkarılan parsellerin kadastrolama işlemleri ile 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun (2859 sayılı Kanun) kapsamında tapulama ve kadastro paftalarını yenileme çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu kök 128 ada 1 parselin ifrazından gelen 87 adet parselin edinme sebebinin sehven “2/B Uygulaması” yazılarak 15.02.1999 tarihinde hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, sonrasında 2/B belirlemesinin hataen yapıldığı anlaşılarak orman sayılmayan alanda kalan çekişmeli taşınmazın edinme sebebine “Tesis Kadastrosu” yazılarak 18.05.2010 tarihinde kaydın düzeltildiği, konusunda uzman bilirkişiler tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına ayrıca teknik bilirkişilerin raporlarına göre dava konusu taşınmazın hazine adına idari yoldan tapuya tescil tarihi olan 1991 yılından en az 20-25 yıl önce imar ihyasının tamamlandığı, taşınmazın evvelinde … isimli kişi tarafından arpa, buğday ekmek suretiyle kullanıldığı, 1990 yılında zilyetliğin davacıya devredildiği, o tarihten bu yana davacı tarafından narenciye, arpa, buğday ekmek suretiyle fasılasız olarak kullanılmaya devam edildiği, taşınmazın güneyinde bulunan davacıya ait 5 numaralı parselle bütün halinde kullanıldığı, yerin tarıma elverişli arazi olduğu, davacı adına idari yoldan tescil tapusunun oluştuğu 1991 yılından geriye dönük olarak 20 yıllık amaca uygun zilyetliğin bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın geldisi 122 sayılı parselin orman vasfında olduğunu, kadastro çalışmalarına hak düşürücü süre içinde itiraz edilmediğini, kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporları esas alınarak karar verildiğini, davanın niteliği gereği Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, bozulması talebiyle kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.