|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Eskişehir ili … Köyü’nde bulunan mera parsellerinin orman sınırları içinde kalıp kalmadığına dair bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, mera parsellerinin bir kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde yer aldığını belirterek, bu parsellerin tapu kayıtlarının iptal edilip orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulü ile bu talepleri yerine getirmiştir.
Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda, ilk mahkeme kararının bozulmasına ve yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul edilmesine karar vermiştir. Mahkeme, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihleri ve orman sınırlarının belirlenmesinde izlenmesi gereken hukuki süreçleri dikkate alarak, orman vasfındaki alanların tesciline hükmetmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, orman alanlarının korunması ve tapu iptali konularında hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına karar vermiş, ilk mahkeme kararını onaylamıştır. Bu durum, orman alanlarının korunması ve mera vasfındaki taşınmazların hukuki durumunun belirlenmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/5756 E. , 2024/5883 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/128 E., 2022/83 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil ve müdahalenin meni talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı doğrultusu yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2020/8396 Esas ve 20206415 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
… Köyünde 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) göre 4 nolu orman tahdit komisyonu tarafından 09.07.1940 tarihinde orman kadastro çalışmalarına başlanılmış, 25.04.1947 tarihinde sonuçlandırılmıştır. 03.08.1948 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak ilan edilip kesinleşmiştir. 24.05.2003 tarihinde 3116 sayılı Kanuna göre sınırlaması yapılıp kesinleşmiş ormanların 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) değişik 3302 Sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) ve 3373 Sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun (3373 Sayılı Kanun) uyarınca 2/B çalışmalarına başlanılmış, bu süreçte komisyonun yetkisinde değişiklik olmuş ve 11.05.2010 askı ilanında “evvelce sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanların ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması” denilmiştir.
Davacı … İdaresi vekili, Eskişehir ili … Köyü sınırları içerisinde bulunan mera parselleri (A), (B), (E) ve (F) harfi ile gösterilen taşınmazların bir kısımlarının kesinleşmiş orman sınırları içerisinden kaldığından bahisle dava konusu taşınmazların ormanda kalan kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile tapuya tesciline ve müdahalenin menine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile, 25.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda (B-1), (B-2), (E-1) ve (F-1) ile gösterilen kısımların orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından, mera vasfındaki tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2015 gün, 2014/10111 Esas ve 2015/3134 Karar sayılı ilamı ile; … köyünün 6360 sayılı Kanun hükmü gereğince tüzel kişiliğinin sona erdiği, belediye başkanlığının davaya dahil edilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda … Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmiş, aynı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile mera vasfındaki tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edimiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 tarihli 2020/8396 Esas ve 2020/6415 Karar sayılı ilamı ile; “dava konusu taşınmazlara ait tüm mera çalışma tutanakları ve kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ayrı ayrı dosya içerisine alındıktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve iki harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosu ve aynı Yasa’nın 2/B maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu mera tahsis haritaları üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Köyünde 4 nolu Orman Tahdit Komisyonu tarafından 09.07.1940 yılında tahdit çalışmalarına başlanıp 25.04.1947 yılında sonuçlandırıldığı, tahdit çalışmasına ilişkin sınırların 03/08/1948 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak ilan edildiği, dava konusu parsellerin kesinleşen orman sınırları içinde yer aldığı, kesinleşen orman tahdidine ilişkin Orman Kadastro Komisyonunca 6831 Sayılı Orman Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulamalarına 24.05.2003 tarihinde başlanıldığı, dava konusu parsellere isabet eden orman sınır noktaları 2 nolu aplikasyon tutanağında belirtildiği, Orman Kadastrosunun 11.05.2010 tarihinde kesinleştiği, mera tahdidinin ise 2001 yılında yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda A1, A2 B1, B2, E1ve F1 harfleri ile gösterilen alanların mera parseli ile mükerrer olduğu, öncesinin orman alanı olduğu, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, dava mükerrer kısımlarda meşe ağaçlarının bulunduğu, çevresinde bulunan kesinleşmiş orman sınırları içerisinde yer alan orman toprağı ve meşe ve ardıç ağaçlarıyla bütünlük oluşturduğu, bilirkişi raporunda (A1), (A2), (B1), (B2), (E1)ve (F1) harfleri ile gösterilen alanların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla bu kısımların orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiştir” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu Eskişehir ili … ilçesi … Köyünde bulunan, (A), (B),(E) ve (F) nolu mera vasfındaki parsellerin harita mühendisi bilirkişi …’ın 21.12.2021 tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği şekilde; (A) harfi ile gösterilen mera parselinin (A1) ile gösterilen 9563,40 m² ve (A2) gösterilen 1633,73 m²’lik kısımlarının, (B) harfi ile gösterilen mera parselinin (B1) ile gösterilen 29119,86 m² ve (B2) ile gösterilen 23,44 m²’lik kısımlarının, (E) harfi ile gösterilen mera parselinin (E1) ile gösterilen 2381,81 m²’lik kısmının, (F) harfi ile gösterilen mera parselinin (F1) ile gösterilen 15765,35 m²’lik kısımının mera kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.