onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, kadastro tespitine itiraz davasında, davacı Hazine vekilinin 207 ada 22, 25 ve 29 parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olduğunu iddia ederek kadastro tespitinin iptalini talep ettiği, davalı tarafın ise bu taşınmazların uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığını savunduğu görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları ışığında, 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazların tarımsal faaliyetle kullanıldığını tespit ederek davanın reddine karar vermiştir. Ancak 29 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olduğuna hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, taşınmazların zilyetliği ve kullanım durumu ile ilgili yapılan değerlendirmelerin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Temyiz aşamasında, davacı Hazine vekilinin ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmış ve Hazine’den harç alınmasına yer olmadığı belirtilmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/6711 E.  ,  2024/6751 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/25 E., 2022/551 K.
    DAVA TARİHİ : 27.06.2019
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine

    İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2019/251 E., 2021/110 K.

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sırasında, Diyarbakır ili … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 207 ada 22, 25 ve 29 parsel sayılı; sırasıyla 4.462,08 , 6.165,11 ve 3.136,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, susuz tarla vasfıyla … adına tespit edilmiştir.

    Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, dava konusu 207 ada 22, 25 ve 29 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalının zilyetlik ve kullanımının bulunmadığını, bunun yanında taşınmazların orman olma ihtimalinin de mevcut olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın vasfının orman olduğunun tespiti halinde orman vasfıyla, aksi halde ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların kadimden beridir müvekkilinin dedesi, babası ve daha sonra davalı tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, 80 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak kullanılan davaya konu taşınmazların Hazine veya orman ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “dava konusu 207 ada 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazları gösterir 1951, 1967, 1975, 2002, 2011, 2018 tarihli hava fotoğraflarının tamamında tarımsal faaliyetin yapıldığı ve içinde bağ teveklerinin bulunduğu, imar ihyayla kazanılan yerlerden olduğu jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi raporuyla, çekişmeli yerlerde emek ve masraf harcanarak dikilen 50-55 yaşlarında bağ teveklerinin bulunduğu, taşınmazların dikili tarım arazisi (bağ) vasfında olduğu, imar ihyaya konu edilerek tarımsal faaliyete başlandığı, imar ihyasının tamamlandığı ve zilyetlikle edinilebilen yerlerden olduğunun ziraat bilirkişi raporuyla tespit edildiği” gerekçesiyle 207 ada 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın reddine, kadastro tespiti gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline; “dava konusu 207 ada 29 parsel sayılı taşınmaz bakımından ise taşınmaza ait hava fotoğraflarında ağaç varlığının jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi raporuyla, taşınmazın orman topluluğu ile bitişik olduğu, orman aleyhine daralmaya sebebiyet verecek bir durum arz ettiği ve 6831 Sayılı Orman Kanunu’na göre orman vasfında olduğunun orman mühendisi bilirkişi raporu ile, taşınmazda 25 adet meşe ağacının bulunduğu açıklanarak komşu orman parseliyle doğal ya da yapay ayırıcı sınırın bulunmadığının da ziraat mühendisi bilirkişi raporuyla tespit edildiği, mahkemece yapılan keşifte de taşınmaz zemininde meşe ağaçlarının bulunduğu ve taşınmazın üç yönden de orman parseliyle sınır olduğu gözlemlendiği” gerekçesiyle, 207 ada 29 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne, kadastro tespitinin iptali ile, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesince, “yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile istinaf edilen 207 ada 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazları gösterir hava fotoğraflarına göre çekişmeli taşınmazların imar – ihya edilerek bağ vasfında tarım arazisi olarak ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı, 1951, 1967, 1975, 2002, 2011, 2018 tarihli hava fotoğraflarının tamamında tarımsal faaliyetin yapıldığı ve içinde bağ teveklerinin bulunduğu, imar ihyayla kazanılabilecek yerlerden olduğunun jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi raporuyla tespit edildiği, ziraat mühendislerince hazırlanan bilirkişi raporlarında; dava konusu taşınmazlarda sıralı şekilde emek ve masraf harcanarak dikilen 45-55 yaşlarında bağ teveklerinin bulunduğu, üzüm teveklerinin meyve verme kabiliyetlerinin bulunduğu ve hayatiyetlerini sürdürdüğü, taşınmazın bu kısmının dikili tarım arazisi (bağ) vasfında olduğu imar ihyaya konu edilerek tarımsal faaliyete başlandığı, imar ihyasının tamamlandığı ve zilyetlikle edinilebilen yerlerden olduğunun tespit edildiği, mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.