onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, Orman İdaresi’nin müdahilliği ve itiraz sürecinin hukuki boyutlarını ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, 2007 yılında kesinleşen orman kadastrosu çerçevesinde, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilinin yalnızca Hazine tarafından talep edilebileceğini belirterek, Orman İdaresi’nin davasını reddetmiştir. Davacının ise somut delil sunamadığı ve Kadastro Kanunu’nun öngördüğü şartların oluştuğu gerekçesiyle davası da reddedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, Orman İdaresi’nin itirazını değerlendirirken, kesinleşen orman tahdit haritası dışında kalan taşınmazların orman sayılmadığını ve dolayısıyla Orman İdaresi’nin itirazının geçerli olmadığını belirtmiştir. Ancak, Yargıtay, Orman İdaresi’nin itirazının zamanında yapıldığını ve dolayısıyla davanın esasına girilmesi gerektiğini vurgulayarak, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu tespit etmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Orman İdaresi’nin davasının görevsizlik nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, kadastro tespitine itiraz süreçlerinde, ilgili kurumların yetki ve görev alanlarının net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/7269 E.  ,  2024/7183 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/2476 E., 2022/303 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Andırın Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2009/402 E., 2018/5 K.

    Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davacının ve asli müdahilin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacı dava dilekçesi ile özetle, Kahramanmaraş ili … ilçesi … Köyü 120 ada 125 parsel sayılı taşınmazın 1986 tarihinde davalının babası tarafından kendisine satıldığını, o tarihten bu yana taşınmazı kullandığını, taşınmazın eski sahibi adına yapılan tespitin iptali ile kendi adına tespit ve tescilini talep etmiş, davacının aynı iddia ile 119 ada 4 parsel sayılı taşınmaza açtığı dava Mahkemenin 2009/403 esasına kaydedilmiş, hukuki ve fiili irtibat sebebi ile dosya asıl dosya ile birleştirilmiştir.

    Orman İdaresi temsilcisi 08.10.2012 tarihli müdahale dilekçesi ile taşınmazın orman arazisi olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiş, Mahkemenin 10.02.2015 tarihli celsesinde Orman İdaresi’nin talebi kabul edilerek davaya müdahil davacı olarak eklenmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince; yörede 2007 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleştiği, kesinleşen tahdit haritası dışında kalan yerlerin öncesi itibari ile orman olduğu iddiasının ancak Hazine tarafından ileri sürülebileceğini belirterek asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine, davacının ise somut delil sunamadığı ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14.maddesinde öngörülen şartların tespit malikleri lehine gerçekleşmiş olduğunu belirterek, davasının reddine karar vermiş, hükme karşı davacı ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesince; “Orman kadastrosunun (tahdidinin) kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir. Ancak, kesinleşen orman tahdit haritası dışında kalan taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile Hazine tarafından her zaman dava açılabilir. Hükme dayanak yapılan orman raporu ve ekindeki belgelere göre; istinafa konu taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldıkları anlaşıldığından, mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır, davacının istinafı bakımından yapılan incelemede ise, davacının dava dilekçesinde ifade ettiği 1988 tarihli harici satış senedini sunduğu, senedin basit olarak tanzim edildiği ve senedin hangi taşınmazı kapsadığının tespitinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazların yaklaşık 20 yıldır kimse tarafından kullanılmadığı, öncesinde davalı tarafından kullanıldığının görüldüğü, buna göre davacı, taşınmazı senet ile satın aldığını iddia etmiş ise de satışı kimsenin bilmediği, zilyetliğin devrinin de yapılmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararının usul ve esas bakımdan hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine ” karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu hususlarında temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince, asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

    Şöyle ki; dava, davacı tarafından 23.03.2009- 24.04.2009 tarihleri arasında ilan edilen tesis kadastro tespitine itiraza yönelik 30 günlük askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde açılmıştır, Orman İdaresi ise 08.10.2012 tarihli dilekçesi ile davaya müdahil olmuştur. Temyiz konusu; Asli müdahil Orman İdaresinin davasına ilişkindir, Orman İdaresinin davası; orman kadastrosuna itiraza yöneliktir. 1 Mart 2014 gün ve 28928 sayılı Resmî Gazete ilân edilerek yürülüğe giren 6527 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları değiştirilmiş, buna göre; ”(Değişik birinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde Kadastro Mahkemelerinde, Kadastro Mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren “on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenlemede ”…düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” demek suretiyle on yıl yine korunmuş ve Hazine bu sınırlamadan ayrık tutulmuş, Orman İdaresi dahil tüm Genel Müdürlük bazında müstakil temsil kabiliyeti olan kamu kurumları bu sınırlama kapsamında bırakılmıştır.

    Somut olayda; Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede; 61 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 16.04.2007 tarihinde ilân edilerek, 17.10.2007 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Orman kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazlar tahdit dışında bırakılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Eldeki dava ise; Orman İdaresi tarafından 2012 tarihinde on yıllık kanuni süre içinde orman savı ile müdahale talebi ile açılmıştır. Orman İdaresi, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre on yıllık kanuni sürede taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açtığına göre, taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı gerekçesiyle Asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
    Asli müdahil Orman İdaresinin Orman kadastrosunun geçtiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre 6 aylık askı ilan süresinin geçmesinden sonra, aynı taşınmazlara ilişkin yörede 2009 tarihinde yapılan arazi kadastro tespitine itiraza yönelik açılan davaya müdahil olmasıyla davanın açıldığı anlaşıldığı üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre Kadastro Mahkemelerinin askı ilan süresi içinde açılan davalara bakmakla görevli olduğu, askı ilan süresi geçtikten sonra kesinleşen tutanaklara karşı açılan davalarda Kadastro Mahkemelerinin değil, genel mahkemelerin görevli olduğu, bu bakımından asli müdahilin davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı, hal böyle olunca; asli müdahil Orman İdaresinin orman kadastro tespitine itiraz davası tefrik edilip görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

    Asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun)
    373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.