onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, taşınmazın tescili konusunda yaşanan bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, 30 yılı aşkın süredir zilyet olduğu taşınmazın kendisine tescilini talep ederken, davalı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının zilyetliğinin Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesine uygun olmadığını belirterek davayı reddetmiş ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar vermiştir.

Yargıtay, ilk mahkeme kararını bozmuş ve taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için detaylı bir bilirkişi raporu talep etmiştir. Bu rapor sonucunda, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olduğu ve davacının zilyetlik koşullarını sağladığı tespit edilmiştir. Mahkeme, bu bulgular ışığında davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, taşınmazın niteliği ve zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığına dair detaylı bir inceleme yapılmasını ve davacının zilyetliğinin kabul edilmesini sağlamıştır. Bu durum, zilyetlik yoluyla mülkiyet kazanımının hukuki çerçevesini netleştirmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/7277 E.  ,  2024/6764 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/58 E., 2022/263 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne

    Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesin kararı davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı vekili; doğusu … zilyetliği ve 145 ada 1 parsel batısı devlet çam ormanı, kuzeyi davacıya ait zilyetlik ve güneyi … …zilyetliği ve 146 ada 1 parsel ile çevrili olan tahminen 5 dönüm civarındaki taşınmaza davacının nizasız, fasılasız, 30 yılı aşkın süredir, malik sıfatı ile zilyet olduğunu belirterek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını, davacının malik sıfatı ile zilyet olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı süresi ile senetsiz tescil koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı … İdaresi vekili; davaya konu yerle ilgili Mahkeme heyetince yapılacak keşif karşısında oluşacak durumla ilgili olarak dava konusu yer orman tahdit sınırları dahiline giriyorsa davanın reddini, dava konusu yer Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve orman sayılmayan yerlerden ise idare yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesi 2 nci bendinde belirtilen ve komisyona bildirilen taşınmazlardan olmadığını, Kanun maddesinin 1 inci bendi ile kurulan Muğla Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararı ile davalı Belediyeye devredilen taşınmazlar arasında yer almadığını savunarak davanın Belediye yönünden usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 17.02.2015 tarihli ve 2013/44 Esas, 2015/137 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmazın davacı tarafından Türk Medeni Kanunu’nun madde 713 düzenlemesinde öngörülen şekilde kullanılmadığı ve söz konusu düzenlemede belirtilen şartların gerçekleşmediği, amaca uygun bir zilyetliğin ve ihyanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Muğla ili Ortaca ilçesi Güzelyurt köyünde kain fen ve orman bilirkişisi raporuna ekli korkide (A) harfi ile gösterilen 5.046,17 m2’lik yerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    Hükmün davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.11.2017 tarihli ve 2016/6351 Esas, 2017/9816 Karar sayılı ilamıyla; “… öncelikle mahkemece en eski ve davadan 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogrametri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftası getirtilip, mahkemece halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir fen elemanı ve ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; … öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, bilirkişilere hava fotoğrafları ve dayanağı haritaları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, raporlarında taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, ağaçların yaşları ve dağılımları ile ilgili açıklama yapmaları istenmelidir. … Taşınmazın bu hükümler karşısındaki niteliğinin belirlenmesi açısından tarım uzmanından rapor alınmalı, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının adedi, aşılı olup olmadığı, aşılı ise aşı yaşları açıklattırılmalı ve klizimetre ile ölçülen eğimi belirlenmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, murisler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. … Mahkemece tüzel kişiliği yargılama sırasında sona eren köy yerine sadece ilçe belediyesi olarak Ortaca Belediyesi davaya dahil edilmiş ise de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmemesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca; Türk Medenî Kanununun 713/4. maddesi gereğince “Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur” hükmü düzenlenmiş olup mahkemece yasal ve zorunlu ilânların yaptırılmadan karar verilmiş ve mahkemece (A) harfli taşınmazın davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de hükümde niteliği belirtilmemiş olup bu haliyle, taraf teşkili sağlanmadan eksik araştırma, yetersiz gerekçe ve inceleme ile hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın 1970 yılından itibaren … …tarafından ekin ekilmek suretiyle kullanılmaya başlanıldığı, taşınmazın … …dan ……’a devredildiği, ……’un da ekin ekmek suretiyle taşınmazı kullandığı, … …tarafından da davacı …’a devredildiği, halen davacı tarafından ekin ekilmek suretiyle kullanılmaya devam edildiği, hali hazırda taşınmaz içerisinde krokide (A) harfi ile gösterilen kısımda 30-35 yaşlarında 3 adet, 8-10 yaşlarında 2 adet zeytin ağaçları, 20-25 yaşlarında 2 adet delice, 25-40 yaşlarında 4 adet menengiç ağaçları, 30-35 yaşlarında 1 adet pırnal meşesi bulunduğu, dava konusu taşınmazdaki imar-ihya işlemlerinin 1987 yılından önce tamamlandığı, taşınmazın ülke ekonomisine katkıda bulunacak pozitif değer katacak potansiyelde olduğu, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında yerlerden olmadığı, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu, ekonomik amaca uygun zilyetlik koşulunun sağlandığı, 20 yıldan fazla süredir davacı zilyet yararına zilyetlik ile iktisap koşulunun oluştuğu, zilyetlik süresinin kesintisiz devam ettiği, taşınmaz üzerinde niza bulunmadığı, krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın orman tahdit sınırı içinde kaldığı, 1978 ve 1995 yılı memleket haritaları üzerindeki konumuna göre kapalı alanda kaldığı, 1979 ve 1987 yılı hava fotoğrafları üzerinde taşınmazın kapalı alanda kaldığı, toprak yapısının orman toprağı özelliği taşıdığı, üzerinde 50-60 yaşlarında 2 adet çam ağacı olduğu anlaşılmış olup davacının davayı bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden ispat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; Muğla ili Ortaca ilçesi Güzelyurt Mahallesinde kain 24.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli harita mühendisi Mithat Orhan tarafından hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen 3956.32 m2 yüzölçümlü tapusuz taşınmazın, bulunduğu mahalledeki parsel sıralamasına göre son parselden sonra gelecek şekilde parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine; Hazine’nin tescil talebi yönünden Muğla ili Ortaca ilçesi Güzelyurt Mahallesinde kain 24.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli harita mühendisi Mithat Orhan tarafından hazırlanan krokide (B) harfi ile gösterilen 1117.99 m2 yüzölçümlü tapusuz taşınmazın, bulunduğu mahalledeki parsel sıralamasına göre son parselden sonra gelecek şekilde parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.