|
ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, orman sınırları içerisinde kalan taşınmazların tapu iptali ve tescili istemine ilişkin bir davada, mahkemenin verdiği kararı usul ve kanuna aykırı bulmuştur. İlk Derece Mahkemesi, asli müdahilin davasının açılmamış sayılmasına ve 141 ada 14 parselin orman sınırları içinde olduğu gerekçesiyle reddine, 141 ada 15 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığı ve yeterli bilgi sunmadığı tespit edilmiştir.
Yargıtay, bilirkişi raporlarının eksik ve belirsiz olduğunu belirterek, orman tahdit harita ve tutanaklarının incelenmesi, taşınmazların orman olup olmadığının belirlenmesi ve yerel bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, taşınmazların geçmişi, kullanımı ve imar durumu gibi hususların detaylı bir şekilde araştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen kararı bozmuş ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, taşınmazların hukuki durumunun net bir şekilde belirlenmesi için gerekli olan delil ve belgelerin toplanmasının önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/8145 E. , 2024/6600 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1994/395 E., 1998/461 K.
KARAR : Davanın açılmamış sayılmasına, kısmen kabulüne ve kısmen reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asli müdahilin davasının açılmamış sayılmasına, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, kararın davalı Hazine, dahili davalı Orman İdaresi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Şallıuşağı köyünde 1988 yılında orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışmalarının yapıldığı, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Şallıuşağı köyü Döşeme mevkii 141 ada 14 parsel (yeni:116 ada 14 parsel) ve 141 ada 15 parsel (yeni:116 ada 15 parsel) sayılı taşınmazların arazi kadastro tespitinin 1989 yılında yapılarak 18.07.1989 tarihinde kesinleştiği, akabinde 25.12.2018 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A madde uygulaması yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Sadakalar köyü Çöçenşıho obasına ait iken Şallıuşağı köyünün 15.11.1966 tarih cilt 33, sayfa 15 ve 9 sıra numarasında kayıtlı babası İbiş oğlu … adına tapulu ve aynı zamanda Ulubahçe köyü Döşeme mevkii olarak 1937 tarihli ve 46 tahrir numaralı vergi kaydı ile adına kayıtlı bulunan taşınmazınkadastro tesbiti sırasında Şallıuşağı köyü 141 ada 14 ve 15 nolu parseller revizyon görerek Hazine adına tescil edildiğini, Hazinenin bu yerle ilgisi bulunmadığını mirasçılar olarak aralarında yaptıkları teksim sonucu bu yerin kendisine isabet edip nizasız fasılasız bu yeri tasarruf etmekte olduğunu bu nedenle Hazine adına olan tapuların iptali ile adına tescilini istemiş, asli müdahil … miras şirketi temsilcisi … dilekçesinde; taşınmazların fıstıklık olup bu yerin babasından kaldığını bu yerde kendisininde hakkı bulunduğunu bu yerlerde herhangi bir taksim söz konusu olmadığını murisi İbiç oğlu Şıhmusa Çöçen’in bu yerde hakkı olup kendisininde mirasçı olduğundan 35/40 hissenin tapusunun iptali ile adına tescilini istemiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dava, orman olmadığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asli müdahilin davası takip edilmediğinden HUMK’nun 409ncu maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi, Şallıuşağı köyü, 141 ada 14 parsel hakkında açılan davanın taşınmaz orman sınırları içerisinde kaldığından reddine, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi, 141 ada 15 parsel yönünden açılan davanın kabulüne, Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, Pazarcık Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.01.1995 tarihli ve 1995/10 Esas, 1995/7 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, Mahkemenin kararı davalı Hazine, dahili davalı Orman İdaresi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Mahkemece hükme esas alınan 15.05.1998 tarihli fen bilirkişi raporunda Şallıuşağı köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesine göre yapılan uygulamada orman sınırı dışına çıkartıldığı, taşınmazın Hazine adına tescil edildiği ve kullanıcı şerhi verildiğinden bahsedilmişse de, ilk orman tahdidinin ne zaman yapıldığı belirsizdir. Mahkemece, orman tahdit harita ve tutanaklarının getirtilmesi, öncesinde taşınmazların tahdit içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, tahdidin yapılmasından itibaren 10 yıllık sürenin geçmiş olması durumunda hak düşürücü sürenin nazara alınması, orman tahdidinin 2/B uygulaması ile birlikte ilk defa 1988 yılında yapıldığının belirlenmesi halinde; Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca, taşınmazlara ilişkin olarak davacılar tapu kaydına dayanmış ise de, dayanak tapu kaydının Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi 141 ada 11, 12, 13 parsellere revizyon görmesi nedeniyle tapu kaydının bu parsellere uygulanamayacağı, taşınmazın öncelikle taşınmazların yukarıda açıklandığı şekilde orman olup olmadığının belirlenmesi, orman olmaması halinde; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14ncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve dahili davalı Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.