onecikan-yargitay

ÖZET: Dava, kadastro öncesi nedenlere, tapu kaydına ve harici satın almaya dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı, taşınmazın kendisine ait olduğunu ve zilyetliğinin 20 yılı aşkın süredir devam ettiğini iddia ederken, davalı Hazine, taşınmazın orman alanı olduğunu ve kadastro tespitinin kesinleştiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının zilyetliğini kabul ederek kısmi bir karar vermiştir.

Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacının zilyetliğinin geçerli olduğunu belirlemiştir. Mahkeme, taşınmazın bir kısmının orman tahdit sınırları içinde kaldığını tespit etmiş ve bu alan yönünden davanın reddine karar vermiştir. Ancak, diğer kısmın zilyetlik yoluyla iktisaba elverişli olduğuna hükmedilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını onayarak, davalı Hazine’nin temyiz taleplerini reddetmiş ve harç alınmasına yer olmadığına karar vermiştir. Bu durum, kadastro tespitinin geçerliliği ve zilyetlik koşullarının değerlendirilmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2023/886 E.  ,  2024/6957 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/40 E., 2022/96 K.
    DAVA TARİHİ : 05.06.2013
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sonucu, … ilçesi … köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 63 parsel sayılı 16.084,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, “…’nin bu yeri 10 sene kadar önce açarak tarla haline getirdiği ve halen de bu şekilde zilyet ve tasarrufta bulunduğu anlaşılmakla beraber, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddesindeki şartların oluşmadığı” belirtilerek, tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

    Davacı … vekili dava dilekçesinde; Kırklareli ili … ilçesi … köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 101 ada 63 nolu parsel sayılı taşınmazın davalı kurum adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın … tarafından değil oğlu … tarafından kullanıldığını, müvekkili tarafından … … adına tapuda kayıtlı iken vefatı neticesinde mirasçılarından tapu dışı yolla haricen satın aldığını, iskanen verildiği günden tespit tarihine kadar, ayrıca bugüne kadar kullanılageldiğini, davalı adına tespit ve tescil olunan 101 ada 63 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı Hazine tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair verdiği önceki karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Tapu kaydının batı yönü değişebilir nitelikte sınırlı olduğundan tapu miktarı ile geçerli olduğu, bu durumda kuzey, doğu ve güney sınırlarından başlanarak tapu miktarının belirlenmesi durumunda batıda kalan bölümün miktar fazlasını oluşturduğu, tapu kaydının taşınmazın tamamını kapsadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin dosya kapsamına uygun düşmediği, miktar fazlası bölüm yönünden zilyetliğin hangi tarihte başladığı, öncesinin ne olduğu ve imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın tamamlandığı tarih ile kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarih arasında iktisap süresinin dolup dolmadığı hususlarında yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, Orman Yüksek Mühendisi tarafından düzenlenen 28.05.2014 tarihli raporda, krokide (A) harfiyle gösterilen bölümün 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı belirtildiği halde, ormanların zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığının da göz ardı edildiği, Mahkemece öncelikle, yukarıda değinilen sınırlar esas alınarak tapu kaydının miktarı ile kapsadığı yerin belirlenmesi ve bundan sonra orman tahdit sınırları içinde kaldığı belirlenen (A) bölümü hakkındaki davanın reddi gerektiği, kaydın miktarı itibariyle kapsadığı alan dışında kalan bölüm yönünden; keşif yapılarak imar-ihya araştırması yapılması gerektiği, kabule göre de; Hazine harçtan muaf olduğu halde, Hazine aleyhine başvurma ve vekalet harcına hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu…” gereğine değinilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından davacının dayandığı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, harita mühendisi bilirkişi raporunda (A) olarak, orman bilirkişi raporunda (B) olarak gösterilen 16.035,99 metrekarelik alanda davacı …’nin kadastro tesisine kadar dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 20 yılı aşkın süreden bu yana nizasız ve fasılasız olarak devam ettiği, taşınmazın zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olduğu, orman bilirkişi raporunda (A) olarak gösterilen 49,38 metrekarelik alan ise ormanın devamı niteliğinde ve zamanaşımı ile kazanılamayacak alanlardan olduğu gerekçesiyle, davanın Kısmen Kabulü ile, Kırklareli ili … ilçesi … köyü 101 ada 63 nolu parselin 05.04.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda gösterilen 16.035,99 metrekare kısmının tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve Tesciline, krokide (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

    Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın eskiden beri orman olduğunu, kadastro tespitinin 19.02.2003 tarihinde kesinleştiğini, dava tarihi 04.06.2013 itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının zilyettik koşullarının oluşmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

    Dava, kadastro öncesi nedene, tapu kaydına ve harici satın almaya dayalı dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.