onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davacının taşınmazlarının dedesinden miras kaldığını ve uzun yıllar zilyetlik altında bulunduğunu belirterek, 212 ada 14 parselin davacıya ait olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, bu parselin özel mülkiyete konu olabileceğini ve zilyetlik koşullarının gerçekleştiğini değerlendirerek davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, 203 ada 2 parselin orman vasfında olduğu ve son yıllarda kullanılmadığı gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını temyiz eden Hazine vekilinin itirazlarını değerlendirirken, 203 ada 2 parsel için zilyetlik koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın Hazine adına kaydedilmesinin gerekçelerini dikkate almıştır. Mahkeme, 212 ada 14 parselin zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu, ancak 203 ada 2 parselin bu koşulları sağlamadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Bu durum, taşınmazların zilyetlik ve kullanım durumlarının hukuki değerlendirmesinin önemini vurgulamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2023/961 E.  ,  2024/7311 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/213 E., 2022/465 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı, Uşak İli, Eşme İlçesi, Dereköy Mahallesi 212 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ile 203 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında Hazine adına tespit gördüğünü, taşınmazların dedesinin babasından kaldığını, kendisinin de dedesinden satın aldığını, kendisi satın almadan önce 20 yılı aşkın süreden beri kullanıldığını, kadastro sırasında 212 ada 14 parselin 2565 m2 sinin kendisine verildiğini, geri kalan 2900 m2 nin ise Hazine adına yazıldığını, bu taşınmaza ilişkin vergi kaydının bulunduğunu, 203 ada 2 parselin ise tamamının hazine adına yazıldığını, Hazine adına tescil edilen 212 ada 14 parselin 2900 m2 lik kısmının tapu kaydının iptali ile kendisine ait 212 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesini, 203 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise tamamının tapu kaydının iptali ile adına tescilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, 212 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait bitişik 8 nolu parsel ile bütünlük arz ettiği, taşınmazın uzun yıllar birlikte ekilip dikildiği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da bu yönde olduğu, 14 nolu parselin özel mülkiyete konu olabilecek bir arazi olduğu, uzun yıllardır davacının dedesinden itibaren en az 20 yıllık süre ile zilyetlik altında bulunduğu, zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle bu parsel yönüyle davanın kabulüne; 203 ada 2 parsel sayılı taşınmazda ise parselin çok eski zamanlarda kullanıldığı, ancak son yıllarda kullanılmadığı, taşınmazın orman vasfında olduğu, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı, sınırında Hazine arazisi ve harman yeri bulunduğundan taşınmazın Hazine adına kaydedildiği gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/10503 Esas, 2021/728 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu 203 ada 2 parsel yönüyle usulünce orman araştırması yapılması, dava konusu taşınmazlara komşu parsellere ait tespit tutanakları ile varsa dayanak kayıt ve belgeleri getirtilip dava konusu taşınmazların yönünün ne olarak okudukları üzerinde durulması, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilmesi, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, orman mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, zilyetlik hususu, tarihi, imar ihya durumunun netleştirilmesi ve böylelikle davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca 212 ada 14 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının, talebinin aşılarak taşınmazın tamamı hakkında tapu iptali ve davacı adına tescil kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; 212 ada 14 parsel yönüyle; 212 ada 8 parselden ayrılarak tespit edilen parselin 864 nolu vergi kaydının uygulanmasıyla tesis kadastrosunda davacıya 6.000 m2 tespit edilmesi gerekirken 2565 m2 tescil edilerek miktar fazlası yapılan kesintinin hatalı olduğu, davacının talebini ıslah dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda 3.435 m2 ye çıkardığı, 212 ada 14 parselin 3.435 m2 lik kısmını ve 203 ada 2 parselin davacı ve murisleri tarafından 1959’dan kadastro tespitine kadar kesintisiz olarak tarım arazisi olarak kullanıldığı ve zilyetlik koşullarının oluştuğu, davacının aynı çalışma alanında davacı adına belgesizden herhangi bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle her iki parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı Hazine tarafından; dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.