onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında zilyetlikle mülk edinme koşullarını incelemektedir. Davacı, doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazların kendi zilyetliğinde olduğunu iddia ederek, tapu kayıtlarının iptali ve kendi adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar vermiştir. Davalı Hazine ise zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığını savunarak kararı istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların kadastro tespit tarihindeki zilyetlik koşullarının oluştuğunu belirlemiş ve davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, doğal sit alanı olarak tescil edilmesi gereken durumun tapu kütüğüne kaydedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekmiştir. Sonuç olarak, davalı Hazine aleyhine yargılama gideri takdirinde bir hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiş ve temyiz talebi reddedilmiştir. Bu karar, zilyetlik ve doğal sit alanları üzerindeki mülkiyet hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2023/1104 E.  ,  2024/7275 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2025 E., 2022/2179 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun reddi ile HMK 353/(1)-b maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/702 E., 2022/346 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddi ile HMK 353/(1)-b maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

    KARAR

    Çekişmeli Konya ili Beyşehir ilçesi …/… Mahallesi 261 ada 6 nolu parselin 2/4 hissesinin, 351 ada 23; 292 ada 27 ve 370 ada 43 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında yapılan tesis kadastro tespitinin 30.01.2007, 06.03.2007 ve 30.03.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

    Davacı; Beyşehir ilçesi, … Mahallesi, 261 ada 6 nolu parselin 2/4 hissesinin, 351 ada 23; 292 ada 27 ve 370 ada 43 parsel sayılı taşınmazların tamamının doğal sit alanları içerisinde kaldığından bahisle davalı Hazine adına tespit gördüğünü belirterek, söz konusu taşınmazların uzun zamandır kendi zilyetliğinde olduğunu ve taşınmazların zilyetlikle iktisabı mümkün olduğundan, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27.05.2022 tarihli dilekçe ile … Çiftliği mevkii 351 ada 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden açtıkları davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 351 ada 23 parsel yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığı ve zilyetlik şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; “dava konusu taşınmazların 26.11.2018 tarihli ve 378 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile milli park sınırı dışına çıkarılan, arkeolog bilirkişi raporu ile de üzerinde birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunmadığı saptanan dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına kadastro tespit tarihi itibari ile zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilerek; davalı Hazine tarafından yalnızca milli park sınırları yönünden değil olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanıma ilişkin olarak da davaya karşı konulduğuna göre, mahkemece davalı aleyhine yargılama gideri takdirinde hukuka aykırı yön görülmemiştir. Ancak çevre ve şehircilik il müdürlüğünün cevabi yazısına göre korunan alanların tespit, tescil ve onayına ilişkin usul ve esaslara dair yönetmeliğin (RG-27.10.2017- 30223 ile değişik) 17/ğ. maddesi gereğince “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair tapu kütüğünün beyanlar hanesine kayıt konmaması doğru olmamıştır.” gerekçesiyle kararın kaldırılması ile yeniden hüküm tesisine, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu Konya ili Beyşehir İlçesi …/… Mahallesi Gür mevkii 292 ada 27 parsel, dava konusu Konya ili Beyşehir ilçesi …/… Mahallesi Aşağıyazı mevkii 370 ada 43 parsellerin Hazine adına kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair kayıt konulmasına, dava konusu Konya ili Beyşehir ilçesi …/Belen Mahallesi Karagöz mevkii 261 ada 6 parselin 2/4’lük hissesinin Maliye Hazinesi adına kayıtlı bulunan tapu kaydının iptali ile iptal edilen 2/4’lük hissenin davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair kayıt konulmasına, Konya ili Beyşehir ilçesi … Mahallesi, Kocaosman Çiftliği mevkii 351 ada 23 parsel yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili aynı gerekçelerle temyiz isteminde bulunmuştur.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.