onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescili talebi üzerine yapılan bir davada, taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğu gerekçesiyle verilen kararın hukuki değerlendirmesini içermektedir. İlk Derece Mahkemesi, davacı tarafından sunulan deliller ve uzman bilirkişi raporları doğrultusunda, taşınmazın orman sınırları içerisinde olduğunu tespit etmiş ve davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı tarafın istinaf talebi ise Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

Dava konusu taşınmazın 1943 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarıyla tahdit altında olduğu ve bu nedenle tapu kaydının iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, 4785 sayılı Orman Kanunu gereği, devletleştirilmeden önceki döneme ait tapu kayıtlarının hukuksal değerini yitirdiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi, orman mühendisi ve bilirkişi raporlarıyla desteklenmiştir.

Sonuç olarak, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde onanmış ve davalı tarafın ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediği ifade edilmiştir. Bu durum, tapu güvenliği ve orman alanlarının korunması açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2023/1927 E.  ,  2024/7276 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/2223 E., 2023/43 K.
    KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/78 E., 2021/165 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    İstanbul ili Adalar ilçesi … Mahallesinde ilk orman tahdidi 1943 yılında 3116 sayılı Orman Kanuna (3116 sayılı Kanun) göre yapılmıştır. 1981 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 inci madde uygulama çalışmaları yapılmış, 23.09.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 1984 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulama çalışmaları yapılarak 26.11.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 1988 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulama çalışmaları yapılarak 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu Adalar ilçesi … Mahallesi 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 1939 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında arsa vasfıyla Hazine adına tespit görmüş ve tapuya tescil edilmiştir. 07.12.1959 tarihinde ise İstanbul Belediyesine devredilmiştir. Dava konusu taşınmaz 4666,00m2 yüzölçümü ile davalı … Belediyesi adına arsa vasfıyla kayıtlıdır.

    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul ili Adalar ilçesi … Mahallesi 127 ada 3 parselin 1943 yılında yapılan Orman Kadastro çalışmalarında tahdit içinde kaldığından bahisle davalı adına olan tapu kaydının iptaline, üzerindeki vakıf şerhinin terki ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince; dava konusu İstanbul ili Adalar ilçesi … Mahallesi 127 ada 3 parselde kayıtlı taşınmazın orman sınırları içerisinde olduğunun tespit edildiği, tapu kaydından da orman sınırlarında olduğuna dair şerhin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul ili Adalar ilçesi … Mahallesi 127 ada 3 parselde davalı … adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, vakıf şerhinin terkin edilmesi davasını konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Davalı … istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; “Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen harita ve tutanaklara göre kesinleşen tahdit içinde kalan yerlerden olduğunun ve taşınmazın eylemli durumunun orman olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalı … Belediyesi tapuya güven ilkesi gereğince kararın bozulması gerektiği gerekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

    Dava konusu taşınmaz üzerinde Z.Ş.M.V. Vakıf şerhi bulunduğu, dava dilekçesinde bu şerhinde kaldırılmasının talep edildiği, ancak yargılama sırasında Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli başvurusu üzerine söz konusu vakıf şerhinin 22.03.2021 tarihli ve 690 yevmiye numaralı işlem ile tapuda terkin edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bu yönden verilen karar usul ve kanuna uygundur. Dava konusu taşınmazın orman mühendisi, fen mühendisi ve ziraat mühendisi tarafından hazırlanan kurul raporunda 1943 yılından beri Çınartepe ormanı içerisinde kaldığı ve 2047-2048 O.S hattının güneyinde orman sınırları içerisinde olduğu belirtilmiştir. Taşınmazın fiili durumunun üst kısmında akça kesme, pırnal meşesi gibi ağaççıkların, alt tarafında sedir ağaçlarının ve otsu odunsu bitkilerin olduğunun bilirkişi kurul raporunda belirtildiği, taşınmazın dayanak tapu kaydı 1939 yılında oluşturulmuş ise de gerçek ve tüzel kişilere ait ormanlar 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la (4785 sayılı Kanun) devletleştirilmiş olduğundan, devletleştirilmeden önceki döneme ait tapu kayıtları hukuksal değerini yitirdiği gibi orman sınırlamasına karşı yasal süresi içinde bir dava açılmamakla, orman tahdidi kesinleşmiş kişilerin bu tür taşınmazlarda bir hakları kalmamıştır. Dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyedlik, zilyedine bir hak kazandırmayacağı gibi önceki döneme ait tapu kaydı da hukuksal değerini yitirmiş olduğundan taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi doğrudur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ; Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.