|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine dayalı tapu iptali ve tescil davasında hak düşürücü süre konusunu ele almaktadır. İlk Derece Mahkemesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesi gereği, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra itiraz edilemeyeceği ve davanın bu süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacıların daha önce açtıkları davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve dolayısıyla bu durumun zamanaşımını kesmeyeceğini belirterek, yerel mahkemenin kararında bir isabetsizlik görmemiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, 102 ada 1 parsel için yapılan temyiz itirazlarını reddederken, 101 ada 1 parsel için ise İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, kadastro işlemlerinin kesinleşme tarihinin önemini ve hak düşürücü sürelerin dikkate alınmasını vurgulamaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/2014 E. , 2024/7851 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1263 E., 2022/886 K.
DAVALILAR : Hazine, Orman İdaresi
DAVA TARİHİ : 01.12.2020
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/344 E., 2021/319 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı … ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … Dönmez ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Şemdinli ilçesi Altınsu köyünde 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 102 ada 1 ve 101 ada 1 parsellerin davalı Maliye adına orman vasfıyla tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/34 Esas ve 1996/2 Karar sayılı ilamıyla eski tapu kaydına istinaden davacıların murisi Ahmet Sönmez adına tescil kararının verildiğini, 101 ada 1 ve 102 ada 1 sayılı taşınmazların orman vasfında olmadığını, taşınmazı hayvancılık ve tarımsal amaçlı olarak davacıların zilyetliğinde bulunduğundan ve Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/34 sayılı kararına istinaden tapu kayıtlarının iptali ile davacıların hisseleri oranında tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “3402 sayılı Kadastro Kanunu M.12/3 hükmüne göre, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, on yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, huzurdaki davanın ise dava açılış tarihinin 01/12/2020 olduğu, her ne kadar 2015 yılında aynı davanın açılmış olduğu görülse de o davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği de dikkate alınarak davanın 10 yıllık süre içerisinde açılmadığı görülmüştür. Bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanunu M.12/3 hükmünde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 01/12/2020 tarihinde davanın açıldığı,” gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından hak düşürücü süre geçmediği iddiasıyla kararın bozulması talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; “Dosyanın tetkikinde, dava konusu gayrimenkullere ilişkin tesis kadastrosunun 15/05/2009 tarihi itibariyle kesinleştiği, taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tespit ve tescil gördüğü, davacıların daha evvel Şemdinli Asliye hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın Şemdinli Asliye Hukuk mahkemesinin 2015/213 Esas, 2017/41 Karar sayılı ilamı ile davanın takip edilmiş olması nedeniyle HMK 150 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 22/05/2018 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla açılmamış sayılmasına karar verilen davanın zamanaşımını kesmesi veya durdurması söz konusu olamayacağından kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihi olan 15/05/2009 tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açılan davanın reddine dair yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.” gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Davacı vekili tarafından aynı gerekçelerle temyiz talebinde bulunulmuştur.
1.102 ada 1 parsele ilişkin temyiz itirazlarına ilişkin olarak; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler 102 ada 1 parsel yönünden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.101 ada 1 parsele yönelik temyiz itirazlarında ise; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde 5.489 m2 yüzölçümü ile aynı şekilde orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, bu tespitin 20.07.2009-18.08.2009 tarihleri arasında ilan edilmiş olduğu ve 19.08.2009 tarihinde kesinleşmediği hususunun olduğu, tapu kaydı incelendiğinde de davalıdır şerhinin bulunduğu görülmüştür. Hal böyle olunca dava konusu parsele ilişkin açılmış olan davalar usulünce araştırılarak dosyaları getirtilmeli, getirtildikten sonra hüküm kurulurken dava konusu kadastro tutanağı aslı dikkate alınarak, davaya konu taşınmazın kadastro tutanağının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, bu taşınmaza ilişkin devam eden bir dava var ise bu kez de görevsizlik ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesi hususu Mahkemece irdelenmelidir.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz 102 ada 1 parsele yönelik itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.