|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, vakfa ait taşınmazların satışından elde edilen gelire ilişkin alacak davasında, mahkemenin bozma ilamına uymadığı ve gerekli incelemeleri yapmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı Huzuroğlu Vakfı, taşınmazın 1960 yılında satıldığını ve elde edilen satış bedelinin güncel değerinin hesaplanmasını talep etmiştir. Ancak, mahkeme bilirkişi raporunu, 1960 tarihindeki satış bedelinin güncel değerini belirlemek için hatalı bir tarih üzerinden değerlendirmiştir.
Yargıtay, her davanın açıldığı tarihteki maddi vakıalara göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamış ve bilirkişi raporunun, bozma ilamında belirtilen hesaplama yöntemine aykırı olduğunu belirtmiştir. 1960 yılında tahsil edilen 24.505 TL’nin güncel değerinin belirlenmesinde altın, döviz kuru ve enflasyon verilerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme, bu hususları göz ardı ederek hatalı bir karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmaya ve dosyanın yeniden incelenmesi için mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, hukuki süreçte doğru hesaplama yöntemlerinin uygulanmasının önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/4854 E. , 2024/5622 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 E., 2023/494 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki alacak davasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmaz satışından kaynaklanan alacak davasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.09.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı VGM vekili Avukat … …. geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.10.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı mülhak vakıf vekili dava dilekçesinde, başlangıçta vakfedilen bir çok taşınmaz bulunmasına rağmen, mütevelli tayin edilen …’na … tarafından yalnızca iki adet taşınmaz teslim edildiğini, taşınmazların ne suretle vakfın elinden çıkmış olduğu konusunda davalı …’ne ve Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yaptıkları başvuruların yanıtsız kaldığını belirterek, dava dilekçesinde tapu bilgileri verilen 23 adet taşınmaz tespit edilmek suretiyle, bunlara ait satış ve taviz bedellerine ilişkin şimdilik 3.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, daha sonra davayı 1.949.498,68 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın mülhak bir vakıf olup mütevelli eliyle yönetildiğini, taşınmazların sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu, husumete itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı vakfın tevliyet tedavül kaydına göre vakfın mütevellileri ve emaneten veya niyabeten davalı idare tarafından yönetildiği, yapılan tespit ve hesaplamalara göre davalı idarenin vakfa ait gayrimenkulleri mütevellinin görüşünü almadan bütçesine irat kaydetmediği, vakfın uhdesinden çıkarılan taşınmazların belirtilen mütevellinin iradesi ile devir edildiği ve söz konusu taşınmazların satış bedellerinin vakfın idaresine aktarıldığı anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekilince temiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2021 tarihli ve 2019/6634 Esas, 2021/4248 Karar sayılı ilamı ile; “… Dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre, vakfın görüşü alınmadan davalı idare tarafından satıldığı iddia edilen 23 parça taşınmazdan, yalnız dava dilekçesinde 2. sırada bulunan, cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın(gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) Vakıflar Umum Müdürlüğünü temsilen Kastamonu Vakıflar Memuru … tarafından, Kastamonu Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya, vakfın emaneten davalı kurum tarafından yönetildiği dönemde satıldığı, diğer taşınmazların ise mütevelli yönetimindeyken satıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin yazılan müzekkereye davalı kurum tarafından verilen 04.03.2016 tarihli cevapta, satış bedelinin … bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda yapılan incelemede kurum kayıtlarında bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilip davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından vakfa ait mallar üzerinde bir tasarrufun bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen Vakıf mallarının satışına yönelik elde edilen gelirin ödenmediğine ilişkin iddianın varlığının ispat edilemediği görüldüğünden, açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, somut olayda davalı kurum yönetimindeyken satılan taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin ispat yükü davalı tarafta olup iddiasını ispat edememiştir.
Mahkemece, dava konusu cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın (gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) satış bedelinin dava dilekçesinde talep edildiği üzere, bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek, davanın bu taşınmaz yönünden kabul edilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,…” gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; Kastamonu Merkez Yemeniciler Mahallesinde bulunan cilt 181, sayfa 89, sıra no 4’de Huzuroğlu Vakfı adına kayıtlı … isimli taşınmazın Topçuoğlu Mahallesi Tahtakale Caddesinde bulunan 542 ada 35 nolu parsel olduğu, iş bu taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğünü temsilen Kastamonu Vakıflar Memuru … tarafından Kastamonu Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya, vakfın emaneten davalı kurum tarafından yönetildiği dönemde satıldığı, davalı kurumun 04.03.2016 tarihli yazısı ile taşınmazın satış bedelinden elde edilen gelirin nereye sarf edildiği, satış bedelinin … bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda, satış bedelinin kaydına ilişkin bir belge bulunamadığnın bildirildiği, 14.07.1960 tarihinde satılan taşınmazdan alınan “24.505.TL” ile, 1960 yılında 1,522.04 gram altın alınabildiği, 5.180,76 ABD doları alınabildiği ve Enflasyon (TÜFE) verilerine göre, 276.776,72 TL’ye ulaştığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu verilere göre, “24.505 TL.” ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD Dolarından daha yüksek olduğundan, altın değeri üzerinden hesaplanmış ve üzerine enflasyon (TÜFE) verileri eklenerek, taşınmazın değil, 24.505.TL’nin bugünki ortalama değerinin “1.949.498.68TL.” olduğu gerekçesi ile iş bu miktar üzerinden davanın kabulüne ve “1.949.498,68 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen tüm taşınmazlar yönünden davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığı, bozma ilamında, dava konusu cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın (gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) satış bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığının tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 28.02.2023 tarihli raporunun sonuç ve kanaat bölümünde; 1960 yılında tahsil edilen 24.505 TL satış bedelinin bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihindeki güncel değerinin dolar üzerinden 97.191,05 TL, gram altın üzerinden 1.672.721,96 TL, Tüfe verilerine göre 276.776,72 TL’ye ulaştığı tespitini yapmış ve bu verilere göre 24.505 TL ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD dolarından daha yüksek olduğundan gerekçelerine dayanarak altın değeri üzerinden hesaplama yapıldığı ve üzerine de tekrar enflasyon (TÜFE) verileri eklenerek 24.505 TL’nin ortalama değerinin 1.949.498,68 TL olduğu sonucuna varmıştır. Yapılan hesaplamanın birçok yönden hatalı olduğu, raporda satım bedelinin güncelleme tarihinin ve hesaplama yönteminin tamamıyla hatalı olduğu, raporun eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak düzenlendiği, bilirkişi raporunda taşınmazın 24.505 TL satış bedelinin tahsil edildiği 14.07.1960 tarihindeki değerinin altın, döviz kuru ve Türk Lirası olarak karşılığı, dava tarihi olan 12.03.2013 tarihine göre hesaplanması gerekirken hatalı olarak bilirkişi rapor tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihine göre hesaplama yapıldığı, taşınmaz satış bedeli olan 24.505 TL’nin tahsil edildiği 14.07.1960 tarihindeki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin dava tarihi olan 12.03.2013 tarihindeki güncel karşılıklarının bulunması ve ortalamalarının alınarak sonuca varılması gerektiği ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
Dava, vakfa ait taşınmazların satışından elde edilen gelire ilişkin alacak davasıdır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay’ın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması zorunludur.
1.Her dava, açıldığı tarihteki maddi vakıalara göre değerlendirilir.
Davacı Huzuroğlu Vakfı adına kayıtlı iken davacı Vakfın, … tarafından emaneten yönetildiği dönemde Kastamonu Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya satılan Topçuoğlu Mahallesi Tahtakale Caddesinde bulunan 542 ada 35 nolu parsel sayılı taşınmaz satış bedelinin dava tarihi olan 12.03.2013 tarihi esas alınarak hesaplanması gerekirken hatalı olarak bilirkişi rapor tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihine göre hesaplama yapılması,
2.Bozma ilamında açıkça; “bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek,” şeklinde hesaplama yöntemine işaret edilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamına aykırı olarak 1960 yılında tahsil edilen 24.505 TL satış bedelinin bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihindeki güncel değerinin dolar üzerinden 97.191,05 TL, gram altın üzerinden 1.672.721,96 TL, Tüfe verilerine göre 276.776,72 TL’ye ulaştığı, bu verilere göre 24.505 TL ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD dolarından daha yüksek olduğundan gerekçelerine dayanarak altın değeri üzerinden hesaplama yapıldığı ve üzerine de tekrar enflasyon (TÜFE) verileri eklenerek 24.505 TL’nin ortalama değerinin tespit edilmesine rağmen mahkemece iş bu hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.