onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin terkini istemine ilişkindir. Davacı, 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazın zayiat olarak ayrılan 62 m²’lik kısmının tapu sicilinden terkin edilmesini talep etmiştir. Ancak, mahkeme, davacının taşınmazda malik olmadığını ve dolayısıyla aktif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onaylayarak, davacının taşınmazda tasarrufta bulunabilmesi için öncelikle ayni hak kazanması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, imar uygulamaları sırasında ilgili belgelerin ve tapu kayıtlarının temin edilmediğini, dolayısıyla davacının talebinin hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, davacının yolsuz tescil iddiasının değerlendirilmesi için gerekli belgelerin toplanması ve kayıt maliklerinin taraf olarak gösterilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, tapu iptali ve hacizlerin terkini taleplerinin ancak ilgili maliklere yöneltilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

7. Hukuk Dairesi         2024/1314 E.  ,  2024/6030 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1306 E., 2024/127 K.
    DAVALILAR : … vekili Avukat …, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili Avukat … …
    DAVA TARİHİ : 14.01.2021
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/29 E., 2021/455 K.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; İmar İdare Heyetinin 30.05.1962 tarih ve 581 sayılı kararı ile onaylanan 48525 No.lu parselasyon planı ile 6410 m2 yüzölçümlü Ankara ili, … ilçesi,…Mahallesi, 1694 ada 12 No.lu parselin 226 m2’si muhtelif ada parsellerine şuyulandığı, 6122 m2’si işlenmeyen alan olarak ayrıldığı ve 62 m2’si de zayiat olarak gösterildiği, zayiat olarak ayrılan 62m2’nin tapu sicilinden terkin edilmesinin … Tapu Müdürlüğünden istendiğini, … Tapu Müdürlüğünün 14.07.2020 tarihli yazısı ile taşınmaz maliklerinin hisselerinde tedbir ve haciz takyidatları bulunduğundan terkin işleminin yapılamadığının bildirildiğini, 48525 No.lu parselasyon plan gereği zayiat olarak ayrılan 62 m2’nin tapu sicilinden terk edilerek kapatılması için taşınmaz maliklerinin hissesi üzerindeki şerh takyidatlarının kaldırılması için bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek, zayiat olarak ayrılan (62m2) taşınmazda hisse sahiplerinin hisseleri üzerinde yer alan ipotek ve hacizlerin kaldırılmasına, zayiat olarak ayrılan 62 m2’lik kısmın tapu sicilinden terk edilerek kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı Ziraat Bankası vekili cevap dilekçesinde; taşınmaz üzerinde hacze engel herhangi bir kayıt bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

    2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazda, 114/768 hisse sahibi olan Kadir Kalaycı’nın hisseleri üzerindeki haciz şerhinin kaldırılması talebiyle dava açılmış olduğunu, husumetin ayni hak sahibi Kadir Kalaycı’ya tapu iptal ve tescil konulu bir dava ile yöneltilmesi gerektiğini, davanın müvekkili İdare yönünden pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava tarihinde haciz şerhi bulunan taşınmaz payının maliki Kadir Kalaycı olduğundan, TMK’nın 1015 inci maddesi ve Tapu Sicil Tüzüğü’nün 69/4. hükmü uyarınca davacının bu davada aktif husumet ehliyeti olmadığını, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini ve taşınmaz malikinin istemi üzerine terkin işlemi yapılacağını belirtilerek, davanın reddini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazda davacının hak ve hissesinin olmadığı, taşınmazda malik sıfatı bulunmayan davacı … tarafından zayiat (DOP) olarak ayrılan taşınmaz üzerindeki ipotek ve haciz şerhlerinin kaldırılması talebi yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, husumetin ise dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında Mahkemece re’sen nazara alınacağı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, haciz şerhinin terkini istenen tarla niteliğindeki 62m² yüzölçümlü 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazda, 114/768 hisse sahibi olan Kadir Kalaycı’nın hissesi üzerinde icrai haciz tesis edildiği, davacının taşınmazda malik olmadığı, taşınmazda tasarrufta bulunabilmesi için öncelikle ayni hak kazanması gerektiği gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zayiat alanlarının İmar Kanunu gereği parselasyon planlarının tescili esnasında tapudan düşülmesi gerektiğini, tapuda terkin edilmesi unutulmuş alanlar olsa dahi tapu kayıtları üzerinde ipotek, haciz vb. şerh konulması mümkün olmayan alanlar olduğundan, söz konusu şerhlerin terkin edilmesinin gerektiğini, aktif husumetin bulunduğunu
    beyan etmiştir.

    B.Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin terkini istemine ilişkindir.

    Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazın ilk tesisinde 6184 m2 miktarlı olduğu, yapılan imar uygulamaları ile 737 m2’sinin 7729 ada 1 parsele, 141 m2’sinin 7722 ada 14 parsele gittiği, 160 m2’sinin 7732 ada 4 parsele gittiği, 5146 m2 kaldığı, mahalle değişikliği ile…Mahallesine kaydedildiği, sonrasında yeniden yapılan imar uygulaması ile 1346 m2’sinin Düzenleme Ortaklık Payı olarak kesilmesinden sonra kalan 3738 m2’sinin 7732 ada 5,6,7,8,9,11 ve 12 sayılı parsellere 01.06.1984 tarihinde şuyulandırıldığı anlaşılmaktadır.

    Öte yandan, dosyada mevcut dağıtım cetvelinde 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 226 m2’sinin 9449 ada 24 sayılı imar parseline şuyulandırılarak 62 m2’sinin de zayiat olarak gösterildiği görülmektedir.

    Ne var ki, 1694 ada 12 parsel sayılı taşınmazda yapılan tüm imar uygulamalarına ilişkin kararlar (İdare Heyeti kararları, Belediye Encümen kararları vs.) ve tüm şuyulandırma cetvelleri getirtilmediği gibi, geldi ve gitti kayıtları denetlenebilir biçimde tapu kayıtları (çekişmeli taşınmazın gittisi olan imar parsellerinin de geldi ve gitti kayıtları denetlenebilir şekilde tüm tapu kütük sayfaları) ve bunların dayanakları olan belgeler de ilgili Tapu Müdürlüğünden temin edilmemiştir.

    Hemen belirtilmelidir ki, imar uygulaması gerçekleştiren İdarenin 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imar düzenleme sahasında kalan taşınmazlardan kamu alanında kullanılmak üzere “Düzenleme Ortaklık Payı” olarak kesinti yapabileceği kuşkusuzdur. Somut olayda da, davacı …, imar uygulaması sırasında imar uygulamasına ilişkin alınan idari karar ve şuyulandırma cetvellerine göre Düzenleme Ortaklık Payı olarak ayrılan taşınmazın tapudan terkin edilmediğini ve sicilin kaydının “yolsuz” olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Ne varki, yolsuz tescile ilişkin davaların kayıt maliklerine yöneltilmesi gerektiği de tartışmasızdır. Oysa, davacı sicil kaydının kapatılmasını talep ettiği çekişmeli taşınmazın kayıt maliklerini taraf olarak göstermemiştir.

    Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı üzere Düzenleme Ortaklık Payından kaynaklanan tapu terkin davasında ilgili Belediyenin aktif dava ehliyetinin olduğu gözetilerek öncelikle çekişme konusu taşınmaza ilişkin yapılan imar uygulamalarının dayanağı tüm bilgi ve belgeler ile tapu kayıtlarının tedavüllü şekilde (geldi-gitti kayıtları denetlenebilir biçimde tapu kütük sayfalarının) dayanaklarıyla birlikte temin edilmesi; ayrıca davacıya kayıt malikleri hakkında da “yolsuz tescil” hukuksal nedenine dayalı dava açmak için uygun süre verilmesi, açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    26.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.