|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir inşaat sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkları ele almaktadır. Davacı, işin tamamlanabilmesi için gerekli keşif artışının ve süre uzatımının verilmediğini, bu nedenle sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, sözleşmenin geçersizliğinin tespitini talep etmiştir. Davalı ise sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini savunmuştur. Mahkeme, bilirkişi raporları doğrultusunda davacının keşif artışı ve süre uzatım talebinde haklı olduğuna, dolayısıyla fesih işleminin haksız olduğuna karar vermiştir.
Yargıtay, daha önceki kararlarında sözleşmenin tek taraflı feshinin geçerli olduğunu, ancak feshin geçersizliğinin tespitinin istenemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, mahkemece yapılan incelemeler sonucunda, davacının talep ettiği süre uzatımının yetersiz olduğu yönünde bir iddiasının bulunmadığı, dolayısıyla fesih işleminin haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, mahkemece verilen kararın bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, davalı vekilinin temyiz istemlerini kabul ederek, mahkeme kararının bozulmasına ve davalı yararına yeni bir inceleme yapılmasına hükmetmiştir. Bu durum, sözleşme hukuku açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
6. Hukuk Dairesi 2023/2139 E. , 2024/4851 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/108 E., 2022/499 K.
KARAR : Davanın Kabulü
Davacı vekili dava dilekçesinde, sunduğu mukayeseli keşif cetvelleri ve icmaline göre işin ikmâl edilebilmesi için %19,69’luk keşif artışına ihtiyaç olduğundan işin ikmâl edilebilmesi için keşif artışı ve buna tekabül eden sürenin verilmesi talebinde bulunduğu, ancak süre uzatımı verilmediği gibi 21.04.2014 tarihli yazıları ile işin asgari %53,11 artışla tamamlanabileceği anlaşıldığından artış yapılmaksızın işin genel hükümlere göre tasfiye edilmesi hususunda talebinin davalı iş sahibince dikkate alınmadan sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve kesin teminat mektubuna el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2016 tarih, 2016/1121 E., 2016/4277 K. sayılı ilamı ile; taraflar arasındaki sözleşme nakit bedel karşılığı düzenlenmiş olduğundan, bu sözleşmenin feshe ilişkin tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile feshinin mümkün olduğu, karşı tarafın feshin haklı olup olmamasına göre bir takım zarar ve tazminat talep edebilir ise de, sözleşmenin feshinin geçersizliğinin tespitinin istenilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece feshin geçersizliğinin tespiti talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği, kesin teminat mektubunun nakde çevrilmemesine karar verilmesi talebine yönelik olarak ise, davalı iş sahibinin fesihte haklı olup olmadığı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp bu taleple ilgili sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak, feshin geçersizliğinin tespiti talebinin reddine, kesin teminat mektubuna davalının müdahalesinin önlenmesine dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2019 tarih, 2018/4103 E., 2019/913 K. sayılı ilamı ile; davacının 19.09.2013 tarihli yazısıyla talep ettiği süre uzatımı üzerine verilen 67 günlük ek süreyle ilgili davacının bu ek sürenin yetersiz olduğuna dair bir iddiası olmayıp 29.11.2013 tarihli yazısı ile talep ettiği keşif artışı ve süre uzatım talebinin değerlendirilmemesi ve 21.04.2014 tarihli tasfiye talebinin incelenmemesi nedeniyle feshin haksız olduğunu ileri sürdüğünden bozmadan sonra hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi, Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu, dosyaya sunulan deliller, davadan sonra taraflarca imzalanan 21.08.2014 tarihli kısmi sulh protokolün de dikkate alınmak suretiyle davacı yüklenicinin 29.11.2013 tarihli yazısı ile talep ettiği keşif artışı ve süre uzatımı talebinde haklı olup olmadığı, bunun oran ve miktarının ne olduğu, yüklenici temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı yüklenicinin 21.04.2014 tarihli tasfiye talebi konusunda haklı olup olmadığı ve bunun sonucu davalı iş sahibinin fesihte haklı olup olmadığı hususlarında gerekçeli, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınıp, değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bilirkişi raporlarında istikrarlı bir biçimde davacının 29.11.2013 tarihli yazısı ile davalı idareden talep ettiği keşif artışı ve süre uzatım talebinin ve feshin haksız olduğu iddiası açısından yapılan araştırmada taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi, Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu, dosyaya sunulan deliller, davadan sonra taraflarca imzalanan 21.08.2014 tarihli kısmi sulh protokolü dikkate alınarak davacı yüklenicinin 29.11.2013 tarihli yazısı ile talep ettiği keşif artışı ve süre uzatımı talebinde haklı olduğu, davalı yüklenicinin 21.04.2014 tarihli tasfiye talebi konusunda ve fesihte haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, taraflar arasında imzalanan “Arnavutköy ilçesi, Mustafa kemal Paşa mah, Vadi parkı yapım işi” ne dair sözleşmenin davalı idarece 87598950 sayı, 25/04/2014 tebliğ tarihli yazı ile tek taraflı feshine dair işlemin geçersizliğine, Şekerbank TAŞ’ın 22/03/2013 tarih, U2013032200202 sayılı kesin teminat mektubuna davalının müdahalesinin önlenmesine dair talep konusuz kalmakla bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1-Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. 09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK uyarınca, bozmaya uyulmakla bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturacağından bozma uyarınca inceleme yapılarak karar verilmesi zorunludur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki, Yargıtay(kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2016 tarih, 2016/1121 E., 2016/4277 K. sayılı ilamı ile; sözleşmenin feshe ilişkin tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile feshinin mümkün olduğu, karşı tarafın feshin haklı olup olmamasına göre bir takım zarar ve tazminat talep edebilir ise de, sözleşmenin feshinin geçersizliğinin tespitinin istenilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de mahkemece yine sözleşmenin tek taraflı feshine dair işlemin geçersizliğine karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, öncelikle ilk bozma ilamında belirtildiği gibi, bu sözleşmenin feshe ilişkin tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile feshi mümkün olduğu, karşı tarafın feshin haklı olup olmamasına göre bir takım zarar ve tazminat talep edebilir ise de, sözleşmenin feshinin geçersizliğinin tespitinin istenilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece feshin geçersizliğinin tespiti talebinin bu nedenle reddine karar verilmesidir.
2-Davacı ayrıca verilen kesin teminat mektubunun nakde çevrilmemesine karar verilmesini de talep etmiştir. Bu ihtilâfın çözümü de davacının süre uzatımı talebinde haklı olup olmadığı, imalât seviyesinin belirlenmesi ve yüklenicinin temerrüde düşüp düşmediğinin araştırılmasına bağlıdır. Bu durumda mahkemece ikinci bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının 19.09.2013 tarihli yazısıyla talep ettiği süre uzatımı üzerine verilen 67 günlük ek süreyle ilgili davacının bu ek sürenin yetersiz olduğuna dair bir iddiası olmayıp 29.11.2013 tarihli yazısı ile talep ettiği keşif artışı ve süre uzatım talebinin değerlendirilmemesi ve 21.04.2014 tarihli tasfiye talebinin incelenmemesi nedeniyle feshin haksız olduğunu ileri sürdüğünden bozmadan sonra hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi, Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu, dosyaya sunulan deliller, davadan sonra taraflarca imzalanan 21.08.2014 tarihli kısmi sulh protokolünü de dikkate almak suretiyle davacı yüklenicinin 29.11.2013 tarihli yazısı ile talep ettiği keşif artışı ve süre uzatımı talebinde haklı olup olmadığı, bunun oran ve miktarının ne olduğu, yüklenici temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı yüklenicinin 21.04.2014 tarihli tasfiye talebi konusunda haklı olup olmadığı ve bunun sonucu davalı iş sahibinin fesihte haklı olup olmadığı hususlarında gerekçeli, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınıp, değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmelidir.
Kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın davalıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.