|
ÖZET: Yargıtay, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin ardından ortaya çıkan olağanüstü ekonomik koşullar nedeniyle davacının TBK 138. maddesi uyarınca aşırı ifa güçlüğü yaşadığını tespit etmiştir. Bu durum, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkını doğurmuş ve teminat mektubunun iadesini gerektirmiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşmenin feshini ve teminatın iadesini kabul ederken, birleşen davanın reddine karar vermiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını inceleyerek, davacının mücbir sebep iddialarının geçerliliğini değerlendirirken, ekonomik kriz ve kur farkının sözleşmenin ifasını engellemediğine hükmetmiştir. Ancak, davacının sözleşmeyi feshetme talebinin yerinde olduğunu belirterek, teminat mektubunun iadesini onaylamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, asıl davada verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına karar vermiştir. Ayrıca, teminatın iadesi talebinin nispi vekalet ücretine tabi olması gerektiği, ancak maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu karar, sözleşmelerdeki aşırı ifa güçlüğü ve mücbir sebep kavramlarının uygulanmasına dair önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
6. Hukuk Dairesi 2024/989 E. , 2024/3329 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1506 E., 2023/1687 K.
BİRLEŞEN SİVAS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2022/310 ESAS, 2022/461 KARAR SAYILI DOSYASI
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/627 E., 2023/352 K.
1.Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 2022-2023 yılı malzemeli yemek hizmet alımı sözleşmesinin imzalandığını ve sözleşme gereği teminatın yatırıldığını, ancak ekonomideki hızlı değişim sebebi ile sözleşmenin başlaması ve tamamlanmasının mümkün olmadığını, ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve kur farkı nedeniyle ihaleye verilen teklifin uygulanması imkansız hale geldiğinden mücbir sebep doğrultusunda sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 25.11.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, davalının taahhüdünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediğini, bu nedenle davalının 2.040.000,00 Türk Lirası tutarındaki kesin teminat mektubunun alındığı tarih olan 06.12.2021 tarihinden gelir kaydedildiği 08.04.2022 tarihine kadar aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellendiğinde hesaplanan tutar 2.637.980,92 Türk Lirası ile gelir kaydedilen 2.040.000,00 Türk Lirası teminat miktarı arasındaki fark olan 597.980,92 Türk Lirası teminatın gelir kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili idareye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3.Asıl davada davalı vekili cevabında, sözleşmenin 25. maddesi uyarınca davacının gerekçelerini de belirterek müvekkili kuruma yapmış olduğu herhangi bir yazılı talebinin bulunmadığını, ayrıca sözleşmenin 28. maddesi ve Kamu İhale Kanunu’nun 10. maddesi göz önünde bulundurulduğunda ise yetkili merciler tarafından belgelendirilmiş mücbir sebebin söz konusu olmadığını, sözleşmede işin başlangıcından bitişine kadar geçen sürede işçilik giderleri için fiyat farkı verileceğinin hüküm altına alındığını, firmalar ihaleye teklif verirken, işin süresinin 24 ay olduğunu göz önüne alarak ve bu süreçte yaşanabilecek artışları hesap ederek tekliflerini verdikleri, TTK’da her tacirin, faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğinin düzenlendiği, davacının tacir olarak riskleri düşünmesi gerektiğini, aşırı ifa güçlüğünün tacirlerde daha sıkı koşullarda uygulanabileceğini ve davacı yönünden aşırı ifa güçlüğüne dayanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4.Birleşen davada davalı şirket vekili cevabında, ülkede yaşanan, öngörülmesi mümkün olmayan ekonomik kriz ve kurdaki dalgalanma sebebiyle maliyetlerin bir anda artması nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hükümsüz kaldığının tespiti amacıyla dava açıldıktan sonra işbu davanın açıldığını, dava devam ederken idare tarafından söz konusu iş için başka bir firma ile sözleşme imzalandığı ve başka bir teminat mektubu alındığı, davacının hiçbir zararının doğmadığını, sözleşme için müvekkilinin vermiş olduğu 2.040.000 Türk Lirası tutarında teminatın irad kaydedildiği gibi bir başka firmadan da aynı şekilde teminat alındığını, davacı fazladan gelir elde ederek zenginleşmiş olmasına rağmen şimdi de fiyat farkı talep ettiğini, talep edilen alacağın ne şekilde bulunmuş olduğunun da belli olmadığını, davacının taleplerinin hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
5. İlk derece mahkemesince, 2021 yılı Aralık ayında meydana gelen kur şoku ve devamındaki resmi olarak açıklanan oranların oldukça üzerindeki enflasyon halinin taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olarak değerlendirildiği ve davacının TBK 138 maddesi hükmünden yararlanmasının mümkün olduğu, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye konu işi daha sonra başka bir firmaya yaptırmış olduğundan sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin sözleşmenin feshi talebinin yerinde görüldüğü, sözleşmenin feshi halinde tarafların sözleşme kapsamında daha önce ifa ettikleri edimlerin iadesini talep edebileceklerinden davacı tarafın ödemiş olduğu teminat mektubu bedelinin iade edilmesini talep etmesinin yerinde olduğu, birleşen dava yönünden ise; asıl davada söz konusu teminatın asıl dava davacısına iadesine karar verildiğinden birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, sözleşmenin feshine, sözleşme kapsamında davalıya verilmiş olan teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması nedeniyle 2.040.000,00 Türk Lirası bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
6. İlk derece mahkemesi kararına karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; mevcut olan ve sözleşmenin yapılmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumun davacı açısından TBK 138. maddesi anlamında aşırı ifa güçlüğü meydana getirdiği anlaşıldığından davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti yönünde hüküm tesis edilmesi ve teminat mektubunda yazan bedelin davacıya iadesi gerektiği, bu yönden asıl davadaki hükmün kaldırılarak düzeltilmesi gerektiği, birleşen davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararının ise yerinde olduğu, davalı kurum harçtan muaf olmakla harcın davalıdan tahsili yönündeki asıl davadaki hükmün hatalı olup, teminat mektubunun iadesi talebi yargılama aşamasında bedele dönüşmüş olduğundan bu noktada maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, fakat bu hususun ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin belirtilen nedenlerle kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, sözleşmenin feshinin tespitine, sözleşme kapsamında davalıya verilmiş olan teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması nedeniyle 2.040.000,00 Türk Lirası bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
7. Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin temyizi yönünden;
a) Asıl dava yönünden: Davacı, davalı ile 2022-2023 yılı malzemeli yemek hizmet alımına dair 01.01.2022 – 31.12.2023 tarihlerini kapsayan, 24 ay süreli sözleşmeyi 25.11.2021 tarihinde imzalamıştır. Sonrasında davalı iş sahibine müracaat etmeden sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 1 ay geçmeksizin 16.12.2021 tarihinde aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ve teminat mektubunun iadesi talepli davayı açmıştır. Dava açıldıktan sonra, sözleşme konusu işin başlamasına 2 gün kala davalı kuruma yazılan ve aynı gün tebliğ edilen 29.12.2021 tarihli yazı ile de ihaleye teklif verilen dönem ile mevcut dönem arasında ülkede mevcut ekonomik kriz ve kur farkından dolayı ciddi fark oluştuğu, firmalarının 01.01.2022 tarihinde başlaması gereken ve henüz başlamadığı işi yürütecek ekonomik imkanının bulunmaması nedeniyle işin taraflarınca yürütülemeyeceğinden başka firmaya verilmesi talep edilmiştir.
Yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 1 ay geçmeden piyasa koşullarının bozulmasının ileri sürülmesi ifa güçlüğü açısından dikkate alınamayacak bir iddia mahiyetindedir. Öte yandan davacının mücbir sebep olduğunu ileri sürerken dayandığı sebepler tedarik zincirinde bozulma nedeniyle erzak temin edememe, çalışacak eleman bulamama gibi sözleşmenin ifa edilmesine engel oluşturan bir neden olmayıp, ülkede yaşanan ekonomik kriz ve kur farkı nedeniyle ihaleye verilen teklifin uygulanmasının imkansız hale gelmiş olduğu iddiasıdır. Bu durumda somut olayda mücbir sebebin varlığı ve buna bağlı olarak tam veya kısmi ifa imkansızlığı bulunduğundan söz edilemez.
Asıl davada davacı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesi de düşünülemez. Fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabilecek iken davacı bu yola gitmeksizin, doğrudan sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesi talepli davayı açmış ve sözleşme konusu işin başlamasına 2 gün kala da davalıya işin taraflarınca yerine getirilmeyeceğini bildirmiştir.
Bu durumda, davacı haklı bir neden olmaksızın sözleşme konusu edimlerini yerine getirmediğinden sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir
b) Birleşen dava yönünden: Yukarıda izah edildiği üzere sözleşmenin hükümsüz sayılmasına dair istem yerinde olmadığından birleşen dosya davacısının davasında, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 22. maddesinin 2’nci bendindeki; “…19, 20 ve 21 inci maddelere göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellenir. Güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı arasındaki fark yükleniciden tahsil edilir.” hükmü doğrultusunda fark istemesi yerinde bir istek olmasına rağmen birleşen davanın kabul edilmesi gerekirken bu talebin reddedilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
B) Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin temyizi yönünden:
Asıl ve birleşen dava yönünden kararın bozulmasına karar verilmiş olmakla, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin vekalet ücreti yönünden temyiz talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
C)Kabule göre de sözleşmeden kaynaklanan teminatın iadesi isteminin nispi vekalet ücretine tabi olmasına rağmen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ:
1-) Yukarıda 7/A no.lu bentte açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
2-) 7/B no.lu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine
09.10.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.