onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir arsa sahibi ile yüklenici kooperatif arasında düzenlenen inşaat sözleşmesinin feshi sonrası ortaya çıkan haksız el atma iddialarını ele almaktadır. Davacı, yüklenici kooperatifin inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshedildiğini belirterek, davalıdan taşınmaz üzerindeki haksız kullanımın önlenmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının taşınmaz üzerindeki haklarını kabul ederek davayı kabul etmiş, ancak davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, her iki tarafın sıfatlarının bulunduğunu ve davalı tarafın taşınmazı kullanma hakkının bulunmadığını belirterek, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Ancak, Yargıtay, inşaatın kaçak yapı niteliğinde olduğunu ve bu nedenle ekonomik değerinin bulunmadığını vurgulayarak, ilk mahkeme kararının bozulmasına ve yargılama giderlerinin yeniden hesaplanmasına karar vermiştir. Bu durum, imar mevzuatının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemenin bu durumu re’sen göz önünde bulundurması gerektiğini ortaya koymaktadır.

6. Hukuk Dairesi         2024/2467 E.  ,  2024/4063 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/3155 E., 2024/793 K.
    HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/139 E., 2023/254 K.

    Davacı vekili, müvekkili arsa sahibi ile dava dışı yüklenici kooperatif arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26.05.2021 tarihli, 2018/1098 Esas, 2021/458 Karar sayılı ilâmıyla geriye etkili şekilde feshedilmiş ve bu karar kesinleşmiş olduğundan, dava konusu bağımsız bölümü yükleniciden temlik almış olan davalının daireye haksız el atmasının önlenmesini talep etmiştir.

    Davalı vekili, yıkım kararının iptali için açılan dava derdest olduğundan sonucunun beklenmesi gerektiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, mahkemenin görevli olmadığını, dava dışı kooperatifin mevzuata uygun şekilde yapılan konutları üyelerine teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, davalının derdest davanın bekletici mesele yapılması, kesin hüküm dava şartının varlığı ya da Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunun beklenilmesi taleplerinin çekişmenin esası ve sonucu ile doğrudan ilgisi olmadığından kabul edilmediği, dava konusu taşınmazın davacı adına tapu siciline kayıtlı olduğu, dava konusu bağımsız bölümün kooperatif üyesi olması nedeniyle davalıya teslim edildiği, ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçmişe yönelik olarak feshedildiği ve kararın kesinleştiği, buna göre davalının herhangi bir hakkı olmadan taşınmazı kullandığı, davacının ise davalının kullanımına rızasının olmadığı, davalının taşınmazı geçerli hukuki sebebi olmadan kullandığından davacının el atmanın önlenmesini talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi tarafından davacının taşınmaz maliki, davalının ise ona ait taşınmazdaki davaya konu daireyi kullanan kişi olmaları nedeniyle her iki tarafın sıfatlarının bulunduğu, davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan dairenin davalının kullanımında olduğunun davalı yanın kabulünde olup, açıldığı belirtilen TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının ve Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun neticesinin beklenmesinde bu dava yönünden zorunluluk bulunmadığı, taşınmazın değerine ilişkin bilirkişi raporunun hükme yeterli olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re’sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

    2- Dairemiz yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre yüklenicinin inşaatı sözleşme ve ekleri ile tasdikli proje ve inşaat ruhsatı ile kamu düzeninden olan imar mevzuatı ve bu doğrultuda çıkartılan deprem yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi gerekir. 3194 sayılı İmar Yasası uyarınca her türlü bina inşaatının yerel idarenin tasdikli projesine uygun yapılması zorunludur. Şayet inşaatta kısmen veya tamamen tasdikli projesine aykırı imalat var ise kaçak inşaatın, aynı Yasanın 32. maddesi uyarınca yıkımı gerekir. Yıkılacak yerlerle ilgili olarak da, kazanılmış ekonomik değerden söz edilemez. İmar Yasası kamu düzenine ilişkin olup, mahkemenin re’sen göz önünde bulundurması gerekir.

    Davacı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici Özmavikent Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi arasında düzenlenen Ankara 21. Noterliği’nin 12.06.1987 tarih ve 22031 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26.05.2021 tarihli, 2018/1098 Esas, 2021/458 Karar sayılı ilâmıyla geriye etkili şekilde feshedilmiş, karar 15.03.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkeme kararında yüklenici kooperatifin inşaatları fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapmadığı, yıkımı gereken kaçak bina vasfında olduğu belirtilmiştir. Dava konusu yapı tümüyle kaçak yapılmış, yıkılması gereken bir yapı olduğundan ekonomik değerinden söz edilemez.

    O halde mahkemece, el atmanın önlenmesi talep edilen daireye isabet eden arsa payı değeri üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti hesabının yapılması gerekirken, kaçak yapı niteliğindeki kısmın değerinin de dava değerine katılarak hesaplama yapılması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2. bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK’nın 373/1. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILARAK; İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07.06.2023 tarihli, 2022/139 Esas, 2023/254 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 14.11.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.