|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasıyla ilgili olarak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca adil bir bedel tespiti yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal taşınmazların üstün ve eksik yönlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş, ayrıca bilirkişi raporlarının geçersiz bulunması üzerine yeni bir rapor alınmasına karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 05.04.2023 tarihli iptal kararı doğrultusunda, kamulaştırma bedeline ilişkin düzenlemelerin geriye yürümeyeceği ve davanın açıldığı tarihteki hukuki durumun esas alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, kamulaştırma bedeline yasal faizin, davanın açıldığı tarihten itibaren uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozmaya uygun bulmuş ve temyiz itirazlarını reddetmiştir. |
5. Hukuk Dairesi 2024/2816 E. , 2024/9209 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1190 Esas, 2023/4581 Karar
DAVA TARİHİ : 12.07.2018
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Aydın Astim Organize Sanayi Bölgesi adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili, Efeler ilçesi, Kocagür Mahallesi, 101 parsel sayılı taşınmazın davacı idare tarafından kamulaştırılması nedeniyle kamulaştırma bedelinin tespitine ve taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile Aydın Astim Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu taşınmazın sanayi tesislerinin bulunduğu yerde olduğunu, emsal taşınmaz değerleri araştırılarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerektiğini ve taşınmaz sulak arazi olup yılda iki kez ürün alındığını, idarenin takdir ettiği bedelden çok daha değerli olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli ve 2018/230 Esas, 2022/9 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/922 Esas, 2022/2016 Karar sayılı kararı ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki Aydın ili, Efeler ilçesi, Kocagür Mahallesi 101 Parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla yerinde olduğu; ancak 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre hakim, adil ve hakkaniyete uygun olarak kamulaştırma bedelini tayin ederken keyfi olarak hareket edemeyeceği, bu takdiri yaparken, alınan bilirkişi raporlarından herhangi birini veya bu raporlar arasında bir değeri tespit edebileceği, şayet bu raporlar mahkemece karar verilmesine yeterli görülmez ise yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek bilirkişi kurulu raporları geçersiz ve inandırıcı bulunmadığından yeniden emsal bilidirilmesi için taraflara süre verilip, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilerek yeniden 2942 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahalinde keşif yapılıp, alınacak olan raporun kanun hükümlerine uygun olup olmadığı denetlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, taşınmazın arsa niteliğinde olmadığını, emsal taşınmazın uyun olmadığını, idareleri lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde hükme esas alınan raporda emsalin hatalı belirlendiğini, Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas numaralı dosyası üzerinden 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğunu ve iptaline karar verildiğini, istinaf mahkemesi davalı lehine verilen iptal kararına uymayarak kanun yürürlükteymiş gibi hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup en azından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen belirlenen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesi ile 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi, adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; ”İptal kararları geriye yürümez” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; ”Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme itiraz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; ” Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır” genel hukukî prensibin hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.05.1017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasında başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise 10.11.2016 tarihli 6758 sayılı Kanun ile 3152 sayılı Kanun’un 28/A maddesinde yapılan düzenleme ile Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının valiliğe bağlı olarak tüzel kişiliği haiz ve özel bütçeli olduğuna dair yasal hüküm getirildiğinden, davacı idare harca tabi olduğu hâlde, yazılı şekilde harçtan muaf olduğuna hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonucu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (2) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “Alınması gereken 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacı idareden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,” cümlesinin yazılması ve (3) numaralı bendindeki “ancak davacı idare haçtan muaf olduğu için davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının talebi halinde davalıya iadesine,” cümlesinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (22.01.2024 tarihli temyiz itirazlarına ilişkin dilekçesi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas – 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 27.11.2024