onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, İstanbul’da yer alan taşınmazının yol yapılması nedeniyle el atıldığını belirterek, bedelinin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı idare ise, husumet, süre ve uzlaşma gibi sebeplerle davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne ve taşınmaz bedelinin tahsiline karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkeme kararını onayarak, bilirkişi raporuna dayanarak taşınmazın değerinin doğru belirlendiğini, el atma bedelinin tahsilinin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, taşınmazın imar planında yolda kalan kısmının bedeline hükmedilmesinin ve değer azalış oranının uygun olduğunu vurgulamıştır. Davalı idarenin istinaf başvurusu, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davalı idarenin temyiz itirazlarını reddederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumunda taşınmaz bedelinin tahsili ve değer belirlemesi konularında önemli bir içtihat oluşturmuştur.

5. Hukuk Dairesi         2024/3031 E.  ,  2024/9522 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1276 Esas, 2023/2246 Karar
    DAVA TARİHİ : 10.02.2021
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/42 Esas, 2022/290 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, …, Cemil Meriç Mahallesi, 122 ada 5 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece yol yapılmak suretiyle el atıldığından bahisle taşınmaz bedelinin değerlendirme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; süre, uzlaşma, husumet ve yargı yolu itirazında bulunarak haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve yol olarak terkinine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının hatalı olduğunu, hizmet sebebiyle değer artışının bedelden düşülmesi gerektiğini, takyidatların bedele yansıtılması gerektiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve Kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanında kaldığı ve husumetin doğru yöneltildiği, proje bütünlüğü gereği fiilen el atılmayan ve imar planında yolda kalan bölümün bedeline hükmedilmesinin de yerinde olduğu, el atmadan arta kalan bölümün yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alınarak uygulanan değer azalış oranın uygun olduğu, dosya kapsamına göre taşınmaza 1983 yılından sonra el atıldığı ve uzlaşmanın da dava şartı olmadığı, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, böylece mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca edinildiğinin tapuda şerh verilmesine rağmen bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesini hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun)11 inci maddesi

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakameleri Kanunu’nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca belirlenen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    3. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre;davalı idarece fiilen el atılan kısım ile proje bütünlüğü gereği fiilen el atılmayan ve imar planında yolda kalan bölümün bedeline hükmedilmesi uygun olduğu gibi el atmadan arta kalan bölümün yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alındığında %15 oranında değer azalış verilmesi de uygundur.
    4. Davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde, 6292 sayılı Kanun gereğince inceleme yapılması gerektiğine ilişkin olarak istinaf başvurusu bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin 6292 sayılı Kanun gereğince inceleme yapılması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır.
    5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINAAşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.