onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. Davacı, Ordu ili Gölköy ilçesindeki taşınmazların Güzelyurt Belediye Başkanlığı tarafından ihale ile satın alındığını, ancak kadastro çalışmaları sonucunda bu taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini belirterek uğradığı zararın tazminini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalı Belediye yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davayı usulden reddetmiş, Hazine yönünden ise esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın yeniden görülmesi için dosyayı geri göndermiştir. Ancak, yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi, davanın esastan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddederek, davacının uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında tazmin edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davalı Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini ve Hazine yönünden esastan reddini onaylamıştır. Bu karar, tapu işlemlerinin hatalı tutulması durumunda Devletin sorumluluğunu ve tazminat taleplerinin nasıl değerlendirileceğini ortaya koymaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/3092 E.  ,  2024/9321 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2659 Esas, 2023/2721 Karar
    DAVA TARİHİ : 03.08.2016
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölköy Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2023/46 Esas, 2023/81 Karar

    Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı … Belediye Başkanlığı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalı Hazine yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava konusu Ordu ili, …. ilçesi, … Mahallesi 440 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların (kapatılan) Güzelyurt Belediye Başkanlığından 28.06.2007 tarihinde ihale yoluyla satın alındığını, taşınmazların tapu sicilinde müvekkilleri adına devrinin sağlandığını, devrin gerçekleştiği tarihte tapu kaydında herhangi bir kısıtlayıcı kaydın yer almadığını, daha sonra bölgede başlatılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazların Güzelyurt Belediye Başkanlığı adına tespit edildiğini; ancak Orman Yönetimi tarafından Gölköy Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idareler vekillerinin cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esastan reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayalı bu davada davalı Belediye yönünden esastan ret kararı verilmesinin mümkün olmadığını, davalı Belediye yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilerek, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nitekim bu hususun Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında açıkça belirtildiğini, davalı Hazine yönünden verilen esastan ret kararının da hatalı olduğunu, davalı Hazinenin tapu sicilininin hatalı tutmasından dolayı orman olan taşınmazın öncelikle davalı Belediye adına kayıt edildiğini, davalı Belediye tarafından da ihale ile müvekkiline satıldığını, akabinde kadastro geçerken orman olduğu anlaşılan taşınmazın Hazine adına kayıt ve tescil edildiğini, tapu sicili en başında doğru tutulsaydı taşınmazın belediyeye ait olmayacağını ve belediyenin de ihale ile müvekkiline satamayacağını, her iki davalının da müvekkilin uğradığı zararı tazmin yükümlülüğü bulunduğunu, davalı Belediyenin satım sözleşmesi uyarınca zapta karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu bulunduğu kabul edilerek müvekkilinin gerçek ve güncel zararından sorumlu tutulması gerektiğini, davalı Belediyenin kendisine ait olmayan arsayı müvekkiline satarak sebepsiz zenginleştiğin, bu nedenle davalı Belediye hakkında verilen ret kararının da usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın her iki davalı yönünden de kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairenin iade kararı doğrultusunda yapılan araştırmada ihale sonrasında dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçmediği, taşınmazın mülkiyetinin davalı Belediye Başkanlığında iken taşınmazın tapu kaydının tespite itiraz davasının davacısı Orman Yönetimi lehine iptal edildiğinin anlaşılması karşısında davacı vekilinin 12.03.2021 tarihli dilekçesi ile davalarının tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı tazminat talebinden ibaret olduğunu belirtmelerine göre, davacı adına kayıtlı bir taşınmazın tapu kaydının iptalinin söz konusu olmaması, dolayısıyla uğranılan bir zararın mevcut olmaması gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
    3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
    4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
    5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dava konusu Ordu ili, Gölköy ilçesi, Güzelyurt/Özyurt Mahallesi 440 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kök parseli olan 32 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların zabıt defterinde (kapatılan) Güzelyurt Belediye Başkanlığı adına kayıtlı olduğu, söz konusu taşınmazların Güzelyurt Belediye Encümeninin 13.06.2007 tarihli kararı ile satışa çıkartıldığı, açılan ihale sonucunda 28.06.2007 tarihinde davacı tarafından taşınmazların ihale yoluyla satın alındığı, ancak tapu kaydında gerekli devir işlemlerinin yapılmadığı ve taşınmazların mülkiyetinin davacıya geçmediğinin dosya kapsamında yer alan Gölköy Tapu Müdürlüğünün 14.03.2023 tarihli yazısında belirtildiği, 2008 yılında başlatılan kadastro tespit çalışmaları sonucunda taşınmazların (kapatılan) Güzelyurt Belediye Başkanlığı adına tespit gördüğü, ancak kadastro tespit tutanaklarının askı tarihi içerisinde Orman Yönetimi tarafından kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Gölköy Kadastro Mahkemesinin 2019/14 Esas, 2019/8 Karar sayılı dosyasında görülen dava sonucunda davalı Belediye Başkanlığı adına yapılan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
    3. Davacı adına kayıtlı bir taşınmazın tapu kaydının iptalinin söz konusu olmadığı dikkate alındığında, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında karşılanması koşullarının oluşmadığını gerekçesiyle davalı Hazine yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi yerindedir.
    4. Buna karşın; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında açılan davada (kapatılan) Güzelyurt Belediye Başkanlığı adına davalı … Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi ve davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
    Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
    2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkartılmasına, yerine “Davalı … Belediye Başkanlığı hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Hazine hakkında açılan davanın esastan reddine” cümlesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “AAÜT’nin 13. Maddesi hükmü gereğince reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 29.322,89 TL nispi” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 9.200,00 TL maktu” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.