ÖZET: Bu karar, kamu görevinden ihraç edilen bir bireyin, göreve iade sonrası yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebini incelemektedir. Başvuran, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına dayanarak, 28.06.2022 tarihinde göreve iade edildiğini ve mali haklarının iade edilmesine rağmen, faiz ödemesinin yapılmadığını iddia etmiştir. İdare, başvuranın faiz talebinin, dava açma süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirtmiştir.

Hukuki değerlendirme, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Ayrıca, faiz talebinin, yargı kararına ve talebe ihtiyaç olmaksızın ödenmesi gereken bir alacak olduğu ifade edilmiştir. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları, başvuranın yoksun kaldığı mali hakların faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, başvuranın geçmişe yönelik maaş alacaklarının yasal faizleriyle birlikte ödenmesi yönünde Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na tavsiye kararı verilmiştir. Bu karar, idarenin hukuka uygun hareket etmesi ve bireylerin mülkiyet haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/4025-S.23.6619

BAŞVURU NO : 2023/2327

KARAR TARİHİ : 29/03/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : YÜKSEKOVA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

Faiz Ödenmesi Talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 15/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran kamu görevinden ihraç edildiğini daha sonra Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve Esas- karar sayılı kararı gereğince iade edildiğini ve 28.06.2022 tarihinde Yüksekova Adliyesinde göreve başladığını, mahkemece dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının davalı idarece kendisine iadesine karar verildiğini fakat faiz ödemesinin dava açma süresi içinde talep edilmediğinden bahisle yapılmadığını ilgili işlemin hukuksuz olduğunu ve faiz ödemesi yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumunun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın yazı ve eklerinde özetle; Yüksekova Adli Yargı İlk Derece

Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 28.06.2022 tarih muhabere sayılı yazıyla

28.06.2022 tarihinde görevine başlatıldığı, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesinin

Esas Kararına istinaden ilgiliye yoksun kaldığı mali ve özlük hakların iade edildiği, ancak kararda yasal faizin ödenmesine ilişkin bir ibare geçmediği için ilgiliye mali haklarının 05.08.2022 tarihinde faizsiz ödendiği, ilginin mali haklarının ödendiği tarihte yasal faizin ödenmesine ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığı, 23.01.2023 tarihinde yoksun kaldığı mali hakların faizinin de ödenmesine ilişkin talep dilekçesi verdiği talebine ilişkin Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 03.02.2023 tarih sayılı görüş yazısında “geriye yönelik maaş ödemesi yapıldığı tarihten itibaren

en geç dava açma süresi içerisinde faiz isteminde bulunulması halinde” dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir” denildiğini, başvuranın 28.06.2022 tarihinde görevine iade edilmiş olup 23.01.2023 tarihinde yoksun kaldığı mali hakların yasal faizini talep ettiğini, dava açma süresinin de 60 gün olduğu düşünüldüğü zaman da yasal süreyi aştığından dolayı her hangi bir faiz ödemesi yapılmaması işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı

3. Faiz talebine ilişkin olarak

Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın görüş yazısında hususa

“…..Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden; Açığa alman kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve iade edildikten sonra değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ihlali iddiası ile yapılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi,

12.03.2019 tarih ve 30712 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan 07.02.2019 tarih ve 2015/4812 başvuru

nolu kararında;. başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar gecen süredeki enflasyon oranlar dikkate alındığında mülkiyet hakki kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlar: karsısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşmamaktadır. Buna karsın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kanun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması: arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır. ” ifadeleriyle mülkiyet hakkinin ihlal edildiğine ilişkin kararından sonra; idare mahkemelerince, personelin görevden alındığı tarih ile göreve iade edildiği tarih aralığında tarafına ödenmeyen parasal iadesinde yasal faiz ödenmemesine ilişkin Başkanlığımız tarafından verilen görüşümüz doğrultusunda harcama birimlerince tesis edilen işlemler aleyhine açılan davalarda; aktarılan Anayasa Mahkemesi kararına da atıf yapılarak, maaşının ödenmemesi nedeniyle sahsın alacağına geç kavuştuğu ve bu hak kaybının giderilebilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği, faiz ödemesi yapılmamasının mülkiyet hakka ihlali doğuracağı, alacığın enflasyon karsısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılmasının mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yükleyeceği gerekçeleri ile iptal kararlar: verilmekte ve bu iptal kararlarına karşı yapılan istinaf başvuruları ise Bölge idare Mahkemelerince reddedildiği, Nitekim, Samsun Bölge İdare

Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 02.07.2020 tarihli ve sayılı, Ankara Bölge

İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve sayılı ve

Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve sayılı örnek kararlarının da bu yönde olduğu belirtilerek konu hakkında mütalaa istenmiştir.

Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden gelen 13.08.2021 tarihli ve sayılı görüş yazısında; “… Bu itibarla yukarıda belirtilen mahkeme kararların gerekçelerinden de anlaşıldığı üzere; Mülkiyet hakki kapsamında görülen bir alacığın, kamu makamlarca haklı olmayan bir gerekçesiyle geç ödenmesi durumunda, bu alacığın enflasyon karsısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılması, mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir.

Paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolu nemalandırılmasıdır. Konusu para olan borçlarda, ilgilinin bu paradan mahrum kaldığı süre içinde, faizin, uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu, esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın, idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı kusurunun

bulunmasının kural olarak gerekmediği, açıklanan nitelikteki bir zararın, faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği, aksine anlayışın Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı açıktır.

İlgilinin ihraçta geçirdiği donemde para zerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma veya paramin değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler alma imkan bulunmamaktadır.

İlgilinin paradan mahrum kaldığı süre içinde yoksun kaldığı kazancın karşılığı olarak faiz işletilmesinde engel bulunmamaktadır. Bu nedenle görüş talep edilen konuda, mülkiyet hakkini korunması ödevinin gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin, ihraçta geçen dönemlere ilişkin ödenen maaşların, dönemsel olarak isleyecek yasal faizlerinin de hesaplanarak, ilgiliye ödenmesini gerektirdiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Genel Müdürlüğümüzce, yukarıda belirtilen ve mahkeme kararlarında açıklanan gerekçelerle, idarenin işlem ve elemlerinden sorumlu olmasının doğal sonucu olarak, ilgili personele ödenen geriye dönük maaşlarının yasal faizlerinin de ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. ” ifadelerine yer verilmiştir.

Ayrıca; görevinden ihraç edildikten sonra görevine iade edilen personele geriye yönelik mali hakların ödenmesinde faiz ödenmesinin yapılmamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği

Kurumuna yapılan ve 2020/42886 Başvuru Nolu talebe, Kamu Denetçiliği

Kurumu tarafından “…Her ne kadar göreve iade edilen kamu görevlilerine iade KHK’larında geriye dönük mali hakların ödenmesi yönünde açık hüküm bulunmasına rağmen faize ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmış ise de, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu, 07.02.2017 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında belirtmiş olduğu;… Açıkta iken göreve iade edilen memura, mali haklarının faiziyle beraber ödenmemesinin mülkiyet hakkinin ihlali olduğu yönündeki değerlendirmesi, gerekse 15 numaralı paragrafta değinilen Danıştay Birinci Dairesinin Şeklinde görüş bildirildiği Kararında belirtilen” . Dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir isterde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerektiği” seklinde ki hüküm uyarınca başvurana geçmişe yönelik mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. ” ifadeleriyle 28.07.2020 tarihli tavsiye kararı verildiği görülmüştür.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; Danıştay ve idare mahkemelerinde idari dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, altmış gün olarak belirlenmiş, 11. maddesinde; ilgililerin idari dava açmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde isteyebileceği; bu başvuru ile duran dava açma suresinin başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine yeniden ve kaldığı yerden islemeye devam edeceği hükmü getirilmiş, 12. maddesinde de; “ilgililer hakların ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaların birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolay: icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”, 15/1-b maddesinde ise; “süre aşımının bulunması halinde davanın reddedileceği” hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, önceki tarihli görüş yazılarımızda görevinden uzaklaştırılan veya görevinden ihraç edilen personelin göreve iade edilmesi dolayısıyla geriye yönelik mali haklarının ödenmesinde, faiz ödenmesine ilişkin mahkeme kararı olmaksızın faiz ödemesi yapılmaması yönünde görüşler verilmiş olmakla birlikte; Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen 07.02.2019 tarih ve başvuru nolu kararı, akabinde

Anayasa Mahkemesinin karan doğrultusunda verilen ve yazılarda aktarılan İdare ve Bölge İdare

Mahkemeleri kararları, 28.07.2020 tarihli sayılı Kamu Denetçiliği Kurumunun tavsiye kararı ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13.08.2021 tarihli ve sayılı görüsü doğrultusunda, göreve iade edilen personelin geriye yönelik mali haklan ödenirken faiz ödemesi yapılmasının uygun olacağı, öte yandan geriye yönelik mali haklar ödenirken faiz ödemesi yapılmayanlar açısından ise talep olunması halinde faiz ödemesi yapılırken İdari Yargılama Usulü kanununda yer alan dava açma sürelerinin de (geriye yönelik maaş ödemesi yapıldığı tarihten itibaren en geç dava açma süresi içinde faiz isteminde bulunması halinde) dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir” Şeklinde görüş bildirildiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının 4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4.2. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler “Genel İlkeler” başlıklı 128’inci maddesinde

“Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” 4.3. “Yargı Yolu” başlıklı 74’üncü maddesinin son fıkralarında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 6.1. Borçlunun Temerrüdü, Koşulları başlıklı 117. Maddesinde “ Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır”

6.2. Borçlunun Temerrüdü, Hükümleri, Temerrüt Faizi, Genel Olarak başlıklı 120. Maddesinde

“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

7. 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un Temerrüt Faizi Başlıklı 2 nci maddesinde “ Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31

Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz”

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; maaş alacaklarının yasal faizlerinin ödemesinin yapılmasına ilişkin olarak Tavsiye Kararı verilmesi yönünde öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran (1) numaralı paragrafta ayrıntısına yer verilen başvurusunda özetle; kamu görevinden ihraç edildiğini daha sonra Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve Esaskarar sayılı kararı gereğince iade edildiğini ve 28.06.2022 tarihinde Yüksekova Adliyesinde göreve başladığını, mahkemece dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının davalı idarece kendisine iadesine karar verildiğini fakat faiz ödemesinin dava açma süresi içinde talep edilmediğinden bahisle yapılmadığını ilgili işlemin hukuksuz olduğunu ve faiz ödemesi yapılmasını talep etmektedir.

10. İdaren (2) numaralı paragrafta başvurucunun talebi ile ilgili Başvuranın Yüksekova Adli Yargı İlk

Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 28.06.2022 tarih muhabere sayılı yazıyla

28.06.2022 tarihinde görevine başlatıldığı, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesinin

Esas Kararına istinaden ilgiliye yoksun kaldığı mali ve özlük hakları iade edildiği, ancak kararda yasal faizin ödenmesine ilişkin bir ibare geçmediği için ilgiliye mali hakları 05.08.2022 tarihinde faizsiz ödendiği, ilginin mali haklarının ödendiği tarihte yasal faizin ödenmesine ilişkin herhangi

bir talepte bulunmadığı, 23.01.2023 tarihinde yoksun kaldığı mali hakların faizinin de ödenmesine ilişkin talep dilekçesi verdiği talebine ilişkin Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 03.02.2023 tarih sayılı görüş yazısında “geriye yönelik maaş ödemesi yapıldığı tarihten itibaren en geç dava açma süresi içerisinde faiz isteminde bulunulması halinde” dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir” denildiğini, başvuranın 28.06.2022 tarihinde görevine iade edilmiş olup 23.01.2023 tarihinde yoksun kaldığı mali hakların yasal faizini talep ettiğini, dava açma süresinin de 60 gün olduğu düşünüldüğü zaman da yasal süreyi aştığından dolayı her hangi bir faiz ödemesi yapılmaması işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Mevzuat yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Hukuk devletinin gereklerinden birinin idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.

12. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanun ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin

Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz

Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65).

13. Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.1998 tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanunî faize ilişkin kararında; “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir “semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” olduğu, 27/9/1988 tarih ve E.1988-7,K.1988-27 sayılı kararında faizi “Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, “paranın fiatı”dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığı paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır.” şeklinde tanımladığı görülmektedir.

14. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. idare Mahkemesi’nin 28/09/2010 günlü, E:2010/1211 ve K:2010/844 sayılı ısrar kararında; “… faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

15. Danıştay 12. Dairesinin 30.11.1998 tarih ve sayılı kararı ile onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14.10.1993 tarih ve sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30.09.1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125. maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” gerekçesine yer verilmiştir.

16. Dolayısıyla, hukukumuz bakımından anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faiz bulunmaktadır. Anapara faizi henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup, kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olur ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alınmaktadır.

Temerrüt Faizi diğer adıyla geçmiş günler faizinin tanımı ise 3095 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinde borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlanabilir.

17. Söz konusu açıklamalar neticesinde bir dönem mahrum kalınan parasal faydanın elde edildiği dönemde oluşan değer kaybının temerrüt faizi (yasal faiz oranı) ile ödenmesi esastır.

18. İdare hukukunda idari kurallar mevcut olup, yapılacak işlemler ilgili mevzuat düzenlemeleri ile belirlenmektedir. Bu yönü ile özel hukuk düzenlemelerinden ayrılmaktadır. Başvuran da bulunduğu statü gereği idare hukukuna tabi olduğu anlaşılmaktadır.

19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın açıkta kaldığı sürelere ilişkin maaşından yapılan ve göreve iade sonrası tarafına ödenen söz konusu kesintilere faiz ödenmesi gerektiği her ne kadar mahkeme kararında hüküm bulunmasa da gereklidir.

20. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında da belirtildiği üzere faiz alacağı idare tarafından yargı kararına ve talebe ihtiyaç olmadan ödenmesi gereken bir alacaktır. Ayrıca faiz alacağı asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte ancak ondan bağımsız bir alacaktır. Asıl alacaktan bağımsız olan ve fakat başvuruya konu olaydaki gibi talebe ve yargı kararına gerek olmaksızın idarece resen ödenmesi gereken durumda başvuranda süre takip sorumluluğu beklenemeyecektir bu nedenle dava açma süresi içerisinde talep edilmediğinden bahisle faiz ödemesi yapılmamasının hukuka uygun olmadığına kanaat getirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin başvurana karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine de uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜ ile

Başvuranın geçmişe yönelik maaş alacaklarının yasal faizlerinin başvurana ödenmesi yönünde

YÜKSEKOVA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve YÜKSEKOVA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi