ÖZET: Başvuran, Türk Telekom A.Ş.’nin özelleştirilmesi sonrası maaşında yansıtılmayan denge tazminatı ve enflasyon farkı nedeniyle yasal faiz talep etmektedir. İdare, mahkeme kararına uymakla yükümlü olup, mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Danıştay, idarenin mahkeme kararlarını değiştiremeyeceğini ve bu kararların uygulanmaması durumunda hukuk güvenliğinin tehlikeye gireceğini belirtmiştir.

Mahkeme kararında, başvuranın talep ettiği ek ödemelerin ödenmediği ve bu nedenle faiz ödemesi yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Faiz alacağı, ana alacakla bağlantılı olarak temerrüde düşülmesi nedeniyle doğmaktadır. İdarenin, başvuranın ek ödemelerine ilişkin mahkeme kararını uygulamaması, hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Sonuç olarak, başvuranın talep ettiği yasal faizin, ödemelerin yapılmadığı süre dikkate alınarak hesaplanması gerektiği tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10529-S.23.16831

BAŞVURU NO : 2023/3366

KARAR TARİHİ : 22/08/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

Faiz talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 10/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Türk Telekom A.Ş.’nin özelleştirilmesi nedeni ile 2011 yılında Başbakanlık Personel

Dairesi Başkanlığı tarafından 4046 sayılı Yasa’nın 22. Maddesi uyarınca Karayolları Genel Müdürlüğüne atamasının yapıldığını, halen bu kurumda İşletmeler Dairesi Başkanlığı Bakım İşletme Şubesi

Müdürlüğünde Akıllı Ulaşım Sistemleri Şefi olarak görev yaptığını, Türk Telekom A.Ş tarafından hazırlanarak gönderilen 18/01/2011 tarih ve 349 sayılı Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim cetvelinde 5473 sayılı kanun ile getirilen denge tazminatı ve 2006/10971 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile maaşlara yapılan %2,32 oranındaki enflasyon farkı zammının maaşına yansıtılmadığını bunun üzerine parasal haklarını almak için dava açtığını, Ankara 16. İdare Mahkemesince parasal haklarının ödenmesi yönünde karar verildiğini, Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim cetvelinin güncellenmesinin istendiğini, güncel cetvele göre maaş hesaplanarak hesabına yatırıldığını, ancak bu fark ücretine ilişkin bir faiz ödemesinin yapılmadığını, idarenin ilgili kararı temyiz ettiğini Danıştay 12. Dairesi tarafından da İdare Mahkemesi kararının onaylandığını, yasal faizi 03/10/2022 tarihinde istemesine rağmen tarafına verilmediğini belirterek yasal faizin ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 13/04/2023 tarih ve

E. – sayılı cevabi yazıda özetle; İlgiliye aylık ödemeler toplamı Türk Telekom A.Ş.

tarafından düzenlenen Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim Formunda belirtilen aylık ödemeler toplamından düşük olduğundan, 15.02.2011 tarihinden 15.04.2015 tarihine kadar 4046 sayılı

Kanunun 22. Maddesi gereği Kurumda aylık ödemeler toplamının Türk Telekom A.Ş’de aylık ödemeler toplamına erişinceye kadar (15.04.2015 tarihine kadar) aradaki fark, Fark Tazminatı adı altında aylık

/

ödemeler toplamına dahil edilerek ödendiği, İlgilinin 09.10.2013 tarihli yapmış olduğu başvurusunda, 5473 sayılı Kanun ve 2006/10971 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ödenen ek ödemenin Türk Telekom A.Ş.

tarafından düzenlenen Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim Formuna yansıtılmadığı, bu nedenle kendisine eksik ödeme yapıldığını ifade ederek kendisine yapılan ödemelerin güncellenmesi talebinde bulunduğu, Türk Telekom A.Ş.’nin düzenlemiş olduğu evrakın Kurumlarınca değiştirilemeyeceği İlgiliye 20.11.2013 tarihli yazı ile bildirildiği, bunun üzerine Ankara 16. İdare

Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde, dava konusu işlem iptal edildiğinden, Mahkeme kararı gereği hesaplanacak ödemelerin tarafına ödenmesi için 11.03.2015 tarihinde Genel Müdürlüğe başvurduğu, Genel Müdürlük tarafından Türk Telekom A.Ş.’ye anılan mahkeme kararı gereği Yer Değiştirme Suretiyle

Atamalarda Aylık Bildirim Formunun yenilenerek gönderilmesi için Türk Telekom A.Ş.’ye 17.03.2015 tarihli yazı yazıldığı, Türk Telekom A.Ş.’den gelen 15.04.2015 tarihli yazı ve ekine göre, 15.02.2011-

15.04.2015 dönemi için 28.04.2015 tarihinde 16.638,20-TL. Fark Tazminatı ödendiği, ardından 04.06.2015

tarihli başvurusunda mahkeme kararının eksik uygulandığı, enflasyon farkının dahil edilerek tarafına yapılan ödemlerin yeniden güncellenerek faizi ile birlikte ödenmesi talebinde bulunduğu, 30.06.2015 tarihli yazı ile Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunun bildirildiği, bu defa, 16.03.2016 tarihli başvurusunda, Ankara 4. İş Mahkemesinde açmış olduğu dava sonucunu ibraz ederek mahkeme kararı gereği gereken ödemelerin yapılmasını talep ettiği, yapılan talep ve mahkeme kararına göre Yer Değiştirme

Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim Formunun tekrar yenilenerek gönderilmesi için Türk Telekom A.Ş.’ye

30.03.2016 tarihli yazı yazıldığı, Türk Telekom A.Ş.’den alınan 22.04.2016 tarihli yazıda Ankara 4. İş

Mahkemesinin kararı için temyiz başvurusu yapıldığı, karar kesinleşmeden bir şey yapılmayacağı, Yargıtay temyiz sonucuna göre işlem yapılacağının belirtildiği, Danıştay 12.Daire tarafından Ankara 16.İdare

Mahkemesinin iptal kararı onanması üzerine, 03.10.2022 tarihli başvuru ile yine maaşına enflasyon farkı dahil edilmesi için, Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim Formunun yenilenerek faiziyle ödenmesi talebinde bulunduğu, yapılan talep ve mahkeme kararına göre Yer Değiştirme Suretiyle

Atamalarda Aylık Bildirim Formunun tekrar yenilenerek enflasyon farkının dahil edilip edilmediği, dahil edilmiş ise ne kadar olduğunun ayrıca gösterilerek gönderilmesi için Türk Telekom A.Ş.’ye 21.10.2022 tarihli yazı yazıldığı, Türk Telekom A.Ş.’den alınan 09.11.2022 tarihli yazıda Ankara 16.İdare Mahkemesi ve Danıştay 12.Dairesinin onama kararlarında belirtilen enflasyon farkının 01.07.2006 tarihinden geçerli olmak üzere ilk maaş nakil ilmühaberine eklendiğinin belirtildiği, Bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin ilk fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis

etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”,

5.1. Aynı Kanunun “Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması” başlıklı 52 nci maddesinde; “1. (Değişik fıkra: 05.04.1990 – 3622 S.Kanun/Madde 21) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili

Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek cümle: 10.06.1994 – 4001 S.Kanun/Madde 22) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, başvurunun kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, 18/01/2011 tarih ve 349 sayılı Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim cetvelinde

5473 sayılı kanun ile getirilen denge tazminatı ve 2006/10971 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile maaşlara

yapılan %2,32 oranındaki enflasyon farkı zammının maaşına yansıtılmadığı bunun üzerine parasal haklarını almak için dava açtığını, Ankara 16. İdare Mahkemesince parasal haklarının ödenmesi yönünde karar verildiğini, Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarda Aylık Bildirim cetvelinin güncellenmesinin istendiğini, güncel cetvele göre maaş hesaplanarak hesabına yatırıldığını, ancak bu fark ücretine ilişkin bir faiz ödemesinin yapılmadığını, idarenin ilgili kararı temyiz ettiğini Danıştay 12. Dairesi tarafından da İdare

Mahkemesi kararının onaylandığını, yasal faizi 03/10/2022 tarihinde istemesine rağmen tarafına verilmediğini belirterek yasal faizin ödenmesini talep etmektedir.

8. T.C. Anayasasının 188 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanun, idareleri mahkeme kararlarına uymakla yükümlü kılmakta, idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla, hiçbir idare ilk derece ve/veya temyiz mahkemelerinin kararlarını uygulamaktan herhangi bir gerekçe ile imtina etme hakkını haiz değildir.

9. Bireylerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinin ön koşulu, hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir düzenin varlığıdır. Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararlarının

bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması hukuk devletinin asgari gereklerindendir.

10. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de

İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun açıkça hüküm altına alınmıştır.

11. Faizin hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmediği; ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faizin; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu

Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65)

şeklinde tanımlanmıştır.

12. Söz konusu mahkeme kararında başvuranın talep ettiği ek ödemelerin ilgili Kurum tarafından ödenmediği, bu nedenle söz konusu ödemenin yapılması gerektiği yönünde karar verdiği görülmektedir.

Faiz alacağı ana para alacağının ödenmesinde temerrüde düşülmesi nedeni ile karşı tarafın bundan doğan zararının karşılanması niteliğinde olduğu ve asıl alacağın fer’isi niteliğinde olduğu için asıl alacağın ödenmesi durumunda faizin de ödenmesi gerekmektedir.

13. Faiz alacağı asıl para alacağının ödenmesinde temerrüde düşülmüş olunması nedeni ile ödendiğinden, faiz alacağı hesaplanırken idarenin ilgili ek ödemeleri yapmadığı süre dikkate alınarak başka bir değişle mahkeme kararı gereği söz konusu ek ödemeleri ilgiliye ödediği süre ile başvuranın bu ek ödemelere hak kazandığı süre arasında kalan zamanı kapsayacak şekilde ödenecek yasal faizin hesaplanması gerekmektedir.

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin asıl alacağa bağlı olan faiz ödemesinin de mahkeme kararı gereği asıl alacağı ödediği tarihe kadar olan süre ile temerrüde düştüğü süre arasında olan dönemi kapsayacak şekilde yasal faizin de hesaplanarak ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, başvurana verdiği cevaplarda başvuru yolu ve süresini göstermediği anlaşıldığından karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uygun davranılması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

/

VII. KARAR

Açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Başvuranın talep ettiği ek ödemelerin ödenmeyerek temerrüde düşüldüğü tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak yasal faizin ödenmesi konusunda ULAŞTIRMA VE ALTYAPI

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; İdare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN ile ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/