|
ÖZET: Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca tapu kaydının iptali nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. Mahkeme, davacının dayandığı tapu kaydının, Hazine adına oluşturulan kök tapu kaydının intikali ile oluştuğunu ve bu nedenle davacının tazminat talebinin geçerli olduğunu kabul etmiştir. Davalı Hazine, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını ve tapu memurlarının işlemlerinin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davacının tazminat talebinin, tapu kaydının iptali nedeniyle oluşan gerçek zarara dayandığını belirlemiş ve Hazineye karşı tazminatın kabulüne karar vermiştir. Bu karar, davacının mal varlığında meydana gelen azalma dikkate alınarak verilmiştir. Sonuç olarak, Hazineye karşı açılan tazminat davası kabul edilmiş, ancak Selçuklu Belediye Başkanlığına karşı açılan dava reddedilmiştir. Bu durum, devletin tapu sicilindeki hatalardan doğan zararlardan sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3641 E. , 2024/10427 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/480 Esas, 2023/406 Karar
DAVA TARİHİ : 06.08.2012
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın davalı … yönünden reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya ili, …, Malas köyü ardıçlı mevkii 6 adadaki arazinin tamamının … adına tapuda kayıtlı iken Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/728 Esas, 1977/452 Karar sayılı cebri tescil kararı ve Karayolları 3.Bölge Müdürlüğünün tapu fen amirliğince onaylı ayırma projesine göre yol için ayrılan 9132 metrekarelik kısmının Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil ve yola terkin edildiğini, kalan 32.808 m²lik parça ile 1560 m²lik gayrimenkulün ilk maliki olan … oğlu … adına tescil edildiğini, …’ın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan 9132 m²lik kısmın bedelini aldığını, davacı …’un …’tan kamulaştırma işleminden sonra kalan 32808 metrekarelik ve 1560 m²lik taşınmazları satın aldığını, satın aldığı 32808 m²lik parça tarlanın Ardıçlı köyü Meram Çalı mevkii 344 parsel numarası ve mal sahibi 993 sahipler sırasında kayıtlı iken 09.03.1981 tarihli ve 819 yevmiye ile Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünce cebri tescile tabi tutulduğunu ve Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1006 Esas, 1977/786 Karar sayılı kararıyla istimlak edilmiş olup bedelinin müvekkilince alındığını, müvekkilince satın alınan 1560 m²lik …’tan satın alınan yol geçerken sağda kalan 1560 m²lik taşınmazın müvekkili adına kaydına rastlanılmadığını, kamulaştırma planında “Bu parçalı arazilerin ada 6 ve ada 5’in doğusunda kalan kısımların Aşağı … Kadastro paftasında 568 nolu parseline dahil edilmiştir” denildiğini, Konya ili, …, Malas köyü Ardıçlı köyü Kışla Çay, Malas yolu 1560 m²lik taşınmazın satışının 1560 m²lik kısım için iptalini, taşınmazın müvekkili adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde bugünkü değer üzerinden belirlenecek bedelinin faizi ile birlikte davalı idareden tahsil edilerek kendisine ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığından davanın reddi gerektiğini, … tarafından yapılmış usul ve kanuna, mevzuata aykırı bir işlem bulunmadığını, tapu memurlarının da bir kusurlu işlemi söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.02.2015 tarihli ve 2012/131 Esas, 2015/67 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; kadastro sonucunda …, Aşağıpınarbaşı Mahallesi çalışma alanında bulunan 588 parsel sayılı 43.850 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde … Kakilli tarafından 1957 yılına imar ve ihya edildiği belirtilerek Hazine adına 1954 yılında tespit ve 1957 yılında tescil edilmiş, 1966 yılında tashih nedeniyle Aşağıpınarbaşı Köyü Tüzel Kişiliği adına, 2005 yılında da yine tashih nedeniyle Selçuklu Belediyesi adına kayden intikal görmüş, 2011 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 30102 ada 2 parsel numarasıyla ve 44.364,46 metrekare yüzölçümlü olarak tescili yapıldığı, davacı …, tapu kaydına dayanarak taşınmazın 1560 m² yüzölçümündeki bölümünün adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bu günkü değer üzerinden belirlenecek bedelinin faizi ile birlikte davalı idareden tahsil edilerek kendisine ödenmesi istemiyle dava açıldığı, Mahkemece eldeki davanın tespitten önceki sebeplere dayalı olarak açıldığı, çekişmeli taşınmazın tespitinin kesinleşmesinden sonra dava açmak için ön görülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca davacının mahkemece alınan bilirkişi heyetinin raporuna göre davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, davacının dayandığı Mart 1978 tarih 3 nolu tapu kaydı, Malas köyünde yapılan Toprak Tevzii Komisyonunun çalışması neticesinde Hazine adına oluşturulan Şubat 1958 tarihli tapu kaydının (toprak tevzii haritasında da 6 ada 1 parsel olarak gösterilen) borçlanma suretiyle dağıtım, kamulaştırma, ifraz, satın alma nedenlerine dayalı olarak değişik tarihlerde intikali sonucunda oluştuğu, her ne kadar, davacının dayandığı Mart 1978 tarih 3 nolu tapu kaydının Malas (sonraki adı Ardıçlı) Köyünde 1979 tarihinde yapılıp kesinleşen kadastro çalışmalarında revizyon görmemiş ise de taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda harita mühendisleri … ve … tarafından düzenlenen harita ve raporda söz konusu tapu kaydının, Malas Köyünün sınırında bulunan Aşağıpınarbaşı Köyü kadastro çalışma alanında kalan ve 1954 yılında tespiti yapılarak 30.12.1957 yılında kesinleşen 588 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü kapsadığı belirlendiği, diğer bir anlatımla, Aşağıpınarbaşı Köyündeki kadastro çalışmaları sonucunda 588 parsel olarak çap kaydı oluşturulan taşınmazın bir bölümünün, daha sonra komşu Malas Köyü’nde yapılan toprak tevzii çalışmaları ile davalı Hazine adına oluşturulan Şubat 1958 tarihli kök tapu kapsamına alınmış ve bilahare intikaller sonucunda davacının dayandığı Mart 1978 tarih 3 nolu tapu kaydı oluştuğu, bu haliyle davacının dava sebebinin, Aşağıpınarbaşı Köyü 588 parselin tespitinden sonra oluşan tapu kaydına (bilahare intikali) dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğununun kabulü gerektiği, davanın bu niteliğine göre (dava sebebinin 588 parselin tespitinden sonraya dayanmasına göre) 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı, hal böyle olunca, davacının tapu iptali ve tescil talebi yönüyle, dayandığı tapu kaydının oluşum tarihinin, 588 parsele ait tapu kaydının oluşum tarihinden sonra olması nedeniyle, geçerli ve doğru temele dayanan ve davacının dayandığı tapu kaydına nazaran daha eski tarihli bulunan 588 parselin tapu kaydına değer verilmesi gerektiğinden, davacının 588 parsele ait tapu kaydının bir bölümünün iptali ve adına tescili isteminin bu nedenle reddi gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmekte ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçesinin şekliyle hükmün onanmasına, davacının tazminat talebine gelince; dayandığı Mart 1978 tarih 3 nolu tapu kaydının toprak tevzii çalışmaları sonucunda Hazine adına oluşan Şubat 1958 tarihli kök tapu kaydının intikali sonucunda oluştuğuna ve söz konusu tapu kaydının daha önce kadastrosu yapılıp kesinleşen Aşağıpınarbaşı köyü 588 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü kapsadığının belirlenmesi karşısında, davacının eldeki davayı davalı Hazine tarafından sonradan oluşturulan (mükerrer) tapu kaydına dayalı olarak açtığına göre, Mahkemece davacı … ve davalı Hazinenin iddia ve savunmaları, bu hususta dayandığı deliller toplanmak ve tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, hükmün gerekçesinde bu hususlar tartışılmaksızın “davacının davasının yerinde olmadığı” şeklinde son derece soyut gerekçeyle ve hangi talebin neden reddedildiği belirtilmeksizin genel olarak davanın reddine dair hüküm kurulması isabetsiz olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 21.06.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/187 Karar sayılı kararı ile tapu iptali ve tescil istemiyle açılan dava yönünden; mahkemece verilen kararın Yargıtayca düzeltilerek onanması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, tazminat istemli olarak açılan dava yönünden; Hazineye karşı açılan davanın kabulüne, 93.600,00 TL tazminatın 10.000,00 TL’si için dava tarihi olan 06.08.2012 tarihinden, 83.600,00 TL için ıslah tarihi olan 16.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı tarafa verilmesine, Selçuklu Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, davacının dayandığı Mart 1978 tarih 3 nolu tapu kaydının Malas (sonraki adı Ardıçlı) Köyünde 1979 tarihinde yapılıp kesinleşen kadastro çalışmalarında revizyon görmemiş ise de, taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda harita mühendisleri … ve … tarafından düzenlenen harita ve raporda söz konusu tapu kaydının, Malas Köyünün sınırında bulunan Aşağıpınarbaşı Köyü kadastro çalışma alanında kalan ve 1954 yılında tespiti yapılarak 30.12.1957 yılında kesinleşen 568 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü kapsadığı; dosya içeriğindeki evraklara göre ekli krokide haritasında a ve d olarak adlandırılan toplam 1.889,96 m²lik bölümün, tapulama tutanağı tespit tarihi daha önce olan Aşağıpınarbaşı köyü 568 parselin içerisinde zaten tapulamasının yapıldığı, Toprak Tevzi Komisyonunun çalışmalarında bu bölümle ilgili mükerrer tescil yapılarak Malas Köyü 6 ada 1 parselin içerisinde kalacak şekilde tescilinin yapıldığı ve 6 ada 1 parselin kamulaştırma işlemiyle üçe bölünmesiyle, ilgili bölümün 6 ada 2 parsel olarak kayıt defterinde yaşadığı Malas köyü 6 ada 2 parsel; Cilt:373, Sayfa:3, Sıra:36’da 1560 m² miktarla açık bulunan dava konusu 6 ada 2 parselin mükerrer olarak tescil edildiği anlaşıldığı bilirkişi incelemesi yapıldığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan değerinin emsal satışlara göre hesaplanması zorunlu olduğundan hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan soyut ifadelerle değer biçildiğinden, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptali ve tescil yönünden açılan dava yönünden; verilen kararın Yargıtayca düzeltilerek onanması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, tazminat istemli olarak açılan dava yönünden; Hazineye karşı açılan davanın kabulüne, 93.600,00 TL tazminatın 10.000,00 TL’si için dava tarihi olan 06.08.2012 tarihinden, 83.600,00 TL için ıslah tarihi olan 16.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı … Başkanlığına karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazinenin dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde taşınmazının bulunmadığı, davacı tarafın taşınmazına Hazine tarafından herhangi bir kamulaştırmasız el atma vs. söz konusu olmadığı, devletin tapu memurlarınca yapılan bir tapu kadastro işlemi sebebiyle ortada bir zararın bulunmadığı 1007 nci maddeye göre tazminat şartlarının oluşmadığı, taşınmaz için tespit edilen birim fiyat fahiş olduğu, hüküm altına alınan bedele dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı olmadığı, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti de usul ve kanuna uygun olmadığı reddedilen tazminat miktarı yönünden davalı idareler lehine ayrı ayrı nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının 2. kez ıslah hakkı olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 439 uncu maddeleri
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan … duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
3. Mahkemece Dairemizin 13.10.2022 tarihli ve 2022/4686 Esas, 2022/13978 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
4. Arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması, değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması ve kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan satışlara göre değer biçilmesi gerekir.
5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
6. Bozma öncesi verilen 21.06.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/187 Karar sayılı kararı sadece davalı Hazinenin temyiz ettiği gözetildiğinde Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.