ÖZET: Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan başvuran, Dekanlık tarafından kendisine ve diğer öğretim elemanlarına yönelik mobbing ve ayrımcılık uygulandığını iddia ederek, bu uygulamaların sonlandırılmasını talep etmiştir. Başvuranın iddiaları, idarenin sunduğu belgelerle incelenmiş ve başvuranın mobbing iddialarının bilgi ve belgeye dayanmayan soyut nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Mobbing, psikolojik taciz olarak tanımlanmakta olup, sistematik ve sürekli bir şekilde kötü muameleye maruz kalmayı gerektirir.

İdare, başvuranın eleştirel görüşleri sonrasında baskı ve ayrımcılığa maruz kaldığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtmiştir. Başvuranın istifa durumu, iş ortamında bilindiği ve bu istifanın deprem sonrası OHAL sürecini bekleyerek kendi rızasıyla gerçekleştiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talepleri reddedilmiş ve mobbing iddialarının gerçekleşmediği belirlenmiştir. Bu karar, idarenin açıklamalarına ve sunulan belgelere dayanmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/12444-S.23.19743

BAŞVURU NO : 2023/5351

KARAR TARİHİ : 29/09/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

Mobbing iddiası hk.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 14/04/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Anabilim Dalı’nda 30.12.2020’den beri öğretim görevlisi olarak çalıştığını, bir müddettir, özellikle 16.02.2023’ten itibaren, İlahiyat Fakültesi Dekanlığı (özellikle Dekan )

tarafından şahsına ve birçok öğretim elemanına baskı ve ayrımcılık uygulandığını, esasen kendisi ve diğer öğretim elemanlarının ayrımcılığa maruz kaldığı örneklerin daha önceden de var olduğunu, ancak özellikle, a) 15.02.2023’te Fakülte öğretim elemanlarının olduğu bir WhatsApp grubunda, b) 16.02.2023’te Zoom üzerinden Fakülte öğretim elemanlarıyla yapılan online toplantıda ve son olarak c) 21.02.2023’te İlahiyat

Fakültesi’nde öğretim elemanlarının olduğu bir toplantıda, deprem sonrası esnek mesai normal mesai bağlamında dile getirilen bazı eleştirel görüşlerden sonra kendisine ve görüşünü dile getiren diğer birçok öğretim elemanına yönelik baskının ve ayrımcılığın yoğunluğunun tahammül edilemez boyutlara ulaştığını, bu kapsamda; dışlama, ötekileştirme, alenen hakaret, sözleşme yenilememekle ve kurumdan göndermekle tehdit etme, oda değiştirme, haksız resmi yazılarla bunaltma, haksız uyarı cezaları verme, sık sık günün erken saatlerinde görüşmeye çağırıp görüşmeme, aynı durumda olanlara farklı muamelede bulunma, ders programını bilerek zorlaştırma, iş yükü yoğunlaştırma, kanunda belirlenmemiş görevler verme, akademik eğitim yapılmasına olumsuz bakma, hak aramayı engelleme, dilekçeleri kabulde zorluk çıkarma, idareye karşı yazılan savunma ve bilgi isteme dilekçelerinin geri çekilmesi için baskı yapma, kılık kıyafet baskısı ve ayrımcılığı yapma, asılsız-uydurma söylentilerle aleyhte kışkırtma, hukuksuzluk yaptığını/ yapacağını itiraf etme, özel ailevi/kişisel meseleleri baskı aracı olarak kullanma gibi mobbing içeren uygulamalara maruz kaldıklarını belirterek Fakültedeki akademik personele yönelik mobbing ve ayrımcılık uygulamalarının sonlandırılmasını ve başta olmak üzere sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi ve belge yazısına cevaben Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörlüğü’nün 25.08.2023 tarihli sayılı yazısı ile Kurumumuz kayıtlarına 05.09.2023 tarihinde alınan eklerinde özetle; 2.1. Fakültemiz Ana Bilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapmaktayken 14 Mayıs 2023 tarihi itibariyle kendi rızası ile kurumumuzdan istifa etmiştir. Rektörlük

Makamı da bu istifayı onaylamıştır. Kendisine istifa etmesi konusunda herhangi bir baskı uygulanmamıştır.

Hatta ilgilinin kendi rızası ile istifa edeceği Fakültedeki birçok akademisyen tarafından bilinmekteydi.

21.02.2023 tarihli toplantıdan bir gün önce, daha net ifadeyle 20.02.2023 tarihinde istifa edeceğini

belirttiğine dair tanık ifadesi mevcuttur. Dolayısıyla ilgilinin istifasının iddia ettiği olaylarla bir ilgisi yoktur. İlgiliye 16.02.2023 tarihinden önce ve sonra mobbing, baskı ve ayrımcılık uygulanmamıştır. Hatta

2022 yılı sonu itibarıyla 2023 planı yapılırken İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Dekanlığın bilgisi

dâhilinde 2023 yılında ilgiliyi ana bilim dalının doktor öğretim üyesi planlamasına dâhil etmek istemiş, ancak ilgili Kilis’te kadro düşünmediğini açıkça beyan etmiştir. Dekanlığın ana bilim dalında görevli doktora yaptığı Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde doktor öğretim üyeliği düşünüp düşünmediğini sorması son derece büyük iyi niyet göstergesi olarak takdirlerinize arz olunur.

2.2. 15 Şubat 2023 Çarşamba günü Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesinde

“06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremler sebebiyle olağanüstü hal ilan edilen illerdeki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan mezkur tarihten geçerli olmak üzere idari izinli sayılacaklar veya uzaktan çalışma, dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma, usullerine tabi tutulacakların belirlenmesine ilişkin hususlar; afetten etkilenme durumlarına göre, gerekli tedbirler alınarak hizmetlerin aksatılmaması kaydıyla il valilerince değerlendirilecektir.” ifadesi yer almaktadır. 13.02.2023 tarih ve E-25823602-900-27145 sayılı T.C. Kilis Valiliğinin üniversitemize gönderdiği yazıda “Ülkemizde meydana gelen depremler sebebiyle eğitim ve öğretime ara verilmiş olup kurum yöneticileri tarafından gerekli tedbirler alınarak hizmetlerin aksatılmaması kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarındaki 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın çalışanların birim amirlerince 20 Şubat 2023 tarihine kadar idari izin verilebileceğine” dair kararı yer almaktadır. Valilik yazının ekine de 11.02.2023 tarih ve E-54313442-900-46934 sayılı T.C. İçişleri

Bakanlığı’nın yazısını da eklemiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 10.02.2023 tarih ve E-94221838900-10820 sayılı yazı ile üniversitemize T.C. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve

Prensipler Genel Müdürlüğü’nün “idari izin” konulu yazısını tüm devlet üniversitelerine ulaştırmıştır. Bu yazıdaki ifadeler aynen şu şekildedir: “Ülkemizde meydana gelen depremler sebebiyle eğitim ve öğretime ara verilmiş olup kurum yöneticileri tarafından gerekli tedbirler alınarak hizmetlerin aksatılmaması kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarındaki 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın çalışanlara birim amirlerince

20 Şubat 2023 tarihine kadar idari izin verilebilecektir.”. Netice itibariyle ilimizde idari izinli sayılabilecek

memurlar 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın çalışanlarla sınırlandırılmıştır. Üniversitemiz de 15 Şubat tarihi itibariyle bu yazılara uygun hareket etme kararı almıştır. İlahiyat Fakültesi Dekanlığı da Üniversitemizde esnek mesai uygulamasının olmayacağını ve normal mesai düzenine devam etmemiz gerektiğini akademik ve idari personele duyurmuştur. Dolayısıyla mesai konusunda yukarıda atıfta bulunulan ve ekte beyan edilen yazılara istinaden Üniversite Rektörlüğünün aldığı karar, İlahiyat Fakültesi Dekanlığı tarafından da esas alınmıştır. Burada Fakülte Dekanının şahsî bir inisiyatif kullanması söz konusu değildir. Alınan kararlar, beyan edildiği üzere tamamen cari mevzuata uygundur. Fakülte Dekanının WhatsApp grubunda yaptığı duyuru üzerine müstafi öğr. Gör. “Hocam, Kilis afet bölgesi kabul edilmiyor mu..

Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin kapsamından hangi gerekçe ile çıkarıldı Kilis” diye bir paylaşımda bulunmuştur. Bu suçlayıcı ve agresif çıkış, Dekanlık tarafından ilk başta bir suçlama olarak anlaşılmamıştır.

Depremin Hatay, Malatya, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da görülen yıkıcı etkisinin Kilis’te gözlemlenmediği için “yeni bir karar çıkmış, henüz üniversitemize tebliği ulaşmadan sosyal medyadan duyulmuş ve Kilis’in OHAL bölgesinden çıkarılmış” olduğu şeklinde anlaşılmıştır. Bunun üzerine Dekan

Bey ” hocam, Benim bildiğim kadarıyla Kilis OHAL bölgesinde devam ediyor. Genelgeden kim çıkarmış doğrusu haberim yok. Dolayısıyla gerekçesini de bilmiyorum” şeklinde samimi bir cevap vermiştir. Bunun üzerine “Anladım Hocam.. teşekkür ederim açıklama için…Benim şu an gördüğüm anladığım kadarıyla bu karar açık bir yasal ihlal şeklinde karşılık vermiştir. Fakültenin tüm akademik personelinin bulunduğu bir ortamda kullanılan “yasal ihlal” ifadesi, kabul edilemez bir ithamdır.

İlgili, Dekanlık tarafınca yukarıda beyan ve işaret edilen genelge ve resmi yazılara istinaden normal mesai düzenine dönmeyi yasal ihlal şeklinde görmüştür. O an depremin personelin üzerindeki etkisini düşünerek ana bilim dalı başkanı, bölüm başkanı ve Dekanlık bu ifadeyi mazur görmüştür. Dekan Bey ilgilinin haksız itham içeren mesajına “Hocam kim neyi ihlal etmiş sizi anlamakta güçlük çekiyorum.”, “Net yazarsanız yardımcı olabilirim” şeklinde iki mesajla karşılık vermiştir. Bu ifadede hakaret ve aşağılamanın olmadığını takdirlerinize arz ederiz. Grupta Doç. Dr. ve arasında yazışmalar oldu. Mesele büyümesin diye Dekan Bey “biraz sabır, bir işim var, halledip açıklama yapacağım” mesajı ile ortamı yatıştırmaya çalışmıştır. “Arkadaşlar biraz sabır, ilk fırsatta yazdıklarınızı okuyup açıklama yapacağım. Sabrınızı istirham ediyorum.” şeklinde oldukça kibar ve nezaket dolu bir üslup kullanmıştır.

2.3. WhatsApp grubunda yönelttiği “Yasal ihlal” ve “Kilis’in Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamından çıkarılması” suçlamalarını ısrarla 16.02.2023 tarihli Zoom toplantısında ve 21.02.2023 tarihinde Fakültede yüz yüze gerçekleştirilen diğer toplantıda da sürdürmüştür. Netice itibariyle Dekanlığın aldığı kararların, Dekan beyin WhatsApp yazışmalarındaki ifadelerin tamamının cari mevzuata uygun olduğu, herhangi bir yasal ihlalin bulunmadığı, Kilis’in Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamından çıkarılmaya yönelik olmadığı, mobbing, baskı ve yıldırmaya yönelik bir eylem olmadığı, tam tersine

Devletin yetkili organlarının aldığı kararları tebliğden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Dekan beyin ifadelerindeki üslup ve kullandığı kelimeler, nezaket sınırları içerisindedir. Ancak ifadelerinin nezaketten uzak olmasının yanı sıra, suçlayıcı, provokatif ve çarptırıcı olduğu açıktır. Alınan kararların ve kullanılan ifadelerin cari mevzuata ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesine uygun olduğu anlaşılmaktadır.

“kendisine ve görüşünü dile getiren diğer birçok öğretim elemanına yönelik baskının ve ayrımcılığın yoğunluğunun tahammül edilemez boyutlara ulaştığı” iddiası asılsızdır. Zira “yasal ihlal” ve “Kilis’in Cumhurbaşkanlığı genelgesinin kapsamından çıkarılması” suçlamasından başka bir görüş dile getirmemiştir. Kendisi de kurumunuza verdiği dilekçede bunun dışında herhangi bir görüş beyan ettiğini belirtmemiştir. Beyan edilen WhatsApp grubundaki yazışmalar, bunun delilidir. (EK 3). Bunlar da görüş değil, bir suçlamadır. Zira cari mevzuatta akademik personel dâhil devlet memurlarının izinleri, mesai düzenleri bellidir. Deprem nedeniyle yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi de bekâr ve çocuğu olmayan kapsamamaktadır. Bütün bu resmi yazılara aykırı olarak bir dekanın inisiyatif alıp akademik ve idari personelin il dışında kalmalarına, dönem sonuna kadar Fakülteye gelmemelerine müsaade etmesi uygun olmazdı, görevi ihmal sayılırdı.

2.4. Dışlama, Ötekileştirme, Düşmanlaştırma iddialarına istinaden; eleştiri ifadesi ile yukarıda detaylı biçimde belgeleriyle açıklanan “yasal ihlal” ve “Kilis’in Cumhurbaşkanlığı genelgesinin kapsamından çıkarılması” suçlamalarını kastettiği ortaya konmuştur. Kendisinin bu suçlamaların dışında, eleştirel bir düşünce ya da görüş beyan ettiği söylenemez. kendisi dışındaki öğretim elemanları hakkında dile getirdiği iddialar gerçek dışıdır. (…) Yukarıda müdellel ve mufassal beyan edildiği üzere hiçbir akademik personele baskı, mobbing, dışlama, ötekileştirme ve düşmanlaştırma uygulanmamıştır.

Hiçbir akademik personele, mezkur isimleri dışlamaları vb. olumsuz bir telkinde bulunulmamıştır.

(…)Fakülte yönetimi Dekan beyin başkanlığında yapılan toplantılara ancak toplantının ilgilendirdiği öğretim elemanlarını çağırmaktadır. Dolayısıyla eşitlik ilkesi adına herkesi, her toplantıya çağırmak doğru olmaz. Fakülte Kurulu, Yönetim Kurulu vb. başkanlık ettiği toplantılara ancak ilgililer davet edilir, bu da akademik teamül ve işleyişin bir gereğidir. (…) beyanında bir takım isimleri zikredip birçok öğretim elemanı ifadesiyle, Fakültemizde birçok kimsenin yönetimle, özellikle de dekan olarak Prof. Dr.

/

ile sorun yaşadığını ifade ederek makamınızı yanıltmaya çalışmaktadır. Yukarıda beyan edilen açıklamalar ismini zikrettiği kimseler hakkında bile asılsız beyanlarda bulunduğunu göstermektedir.

2.5. Alenen hakaret iddiasına istinaden; Dekan Bey hayatında ilk defa birine hakaret etmekle suçlanmaktadır. Dekan Bey günlük hayatında hakaret eden, kaba söz sarf eden biri olarak tanınmaz.

normal mesaiye dönme kararından sonra tekraren Fakülte öğretim elemanları huzurunda “yasal ihlal” suçlamasında bulunmuştur. Bugüne kadar Fakülte yönetimi ve Dekan, herhangi bir yasal ihlalde bulunmamıştır. Fakülte yönetiminden herhangi biri bir yasayı ihlalden dolayı soruşturma bile geçirmemiştir. İlgilinin bu asılsız iddiayı Fakülte öğretim elemanları önünde tekraren dile getirmesi karşısında, sabırla ve nezaketle gerekli izahlar yapılmış, fakat kendisi ikna olmayınca yasal yollara başvurmaya davet edilmiştir. Ancak ilgili ne yasal yollara başvuracak cesareti, ne de özür dileme erdemini gösterebilmiştir. Bunun üzerine kendisine hakaret etmek amacıyla değil, yaptığı işin yanlış olduğunu ifade etmek üzere, ‘işte sen böylesin’ şeklinde bir söz Dekan Bey tarafından söylenmiş, bunun dışında bir söz söylenmemiştir. Fakülte öğretim elemanları huzurunda gerçekleşen tekraren ‘yasal ihlal’ iddiası konusunda

Prof. Dr. Dekan olarak temsil ettiği makamı korumak adına tüm öğretim elemanlarının bu iddianın mesnetsiz, arkasında durulamaz açık bir iftira olduğunu görmelerini sağlamak, Dekanlık makamının onurunu korumak için bu ifadeyi kullanmıştır. Bu sözün hakaret içermediği ve aşağılama olmadığı gayet açıktır. Toplantılardaki ’ın söz ve tavırları bir akademisyenin üslubu ile bağdaşmayacak nitelikte idi. Ne iddiasının arkasında durabiliyor, ne de iddiasını geri çekiyordu. Sürekli rahatsız etmeye yönelik bir tutum içerisinde idi. Dekan sabırla, sakin kalıp uygun cevaplar vermiştir.

2.6. Sözleşme yenilememekle, kadro vermemekle tehdit etme ve korkutma iddialarına istinaden; Fakültemizde depremin olduğu tarihe kadar bir personelin sözleşmesini yenilememe gibi bir karar alınmamıştır. Ayrıca akademideki cari mevzuat gereği herhangi bir akademik personelin sözleşmesini yenilememe kararı, tek başına Dekanın alacağı bir karar değildir. Bu tür kararlar Ana Bilim dalı, Bölüm ve

Fakülte Yönetimi tarafından alınıp Rektörlüğe arz edilir. Bu tür kararların konuşulacağı yer mezkur kurullardır. Dekan Bey sözleşmeler konusunda göreve geldiği günden bu tarihe kadar genel uyarılarda bulunur. Bu tür uyarılar personelin lehine olup doğabilecek mahrumiyetlerin önüne geçmeye yöneliktir.

Örneğin Dekan Bey, 50 d statüsündeki Araştırma Görevlilerine birçok defa akademik süreçlerini iyi takip etmeleri gerektiğini, yüksek lisanslarını bitirip doktoraya giremedikleri zaman belli bir müddet sonra

Fakülte yönetiminin arzu etmemesine rağmen mevzuat gereği ilişkilerinin kesileceğini, doktora tez savunmasını ana bilim dalı ve Dekanlık ile koordineli biçimde belirlemelerini aksi takdirde arzu edilmese de mevzuat icabı ilişiklerinin kesilmek zorunda kalınacağını hatırlatmıştır. Bu hatırlatmalar, Araştırma

Görevlisi akademik personelin doğabilecek mağduriyetlerinin önüne geçmeye yöneliktir. Öğretim

Görevlilerine de Fakültede göreve başlama sürecinde sözleşmeli olduklarını ve yıllık olarak sözleşmelerinin Rektörlük Makamına Olur’a sunulduğu hatırlatılmıştır. Dekan Bey Fakültede tertip edilen ve genelin iştiraki ile gerçekleşen toplantılarda da sözleşme yenileme dilekçelerinin erken verilmesini, sözleşme süresinin geçirilmemesini hatırlatmıştır. Ayrıca Dekan Bey Ana Bilim Dalı başkanlarına da

Araştırma Görevlisi akademisyenlerin sözleşme işlemlerini takip etmeleri konusunda müteaddit kez hatırlatmalarda bulunmuştur. Sözleşme yenileme, bir tehdit aracı olarak Dekan tarafından asla kullanılmamıştır. Dekan bey akademik personelin kadro, derece ve kademe ilerlemelerini yakından takip etmekte ve bu durum Fakülte öğretim elemanları tarafından her zaman takdirle karşılanmaktadır. Doğrusu beyanları gerçek dışıdır. Örneğin Arş. Gör. bu süreçte 39. madde ile Marmara

Üniversitesi’nde görevli olduğu için Kilis’te bile değildi. Telefon, mail, WhatsApp vb. yolla da sözleşmesini yenilememe konusunda Dekanın kendisine yönelik herhangi bir tehdidi olmamıştır. Öğr. Gör. . 1416 sayılı kanun çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurt dışında eğitime gönderildiği için üniversitemizde 6 yıldan fazla mecburi hizmeti bulunmaktadır. Hocamızın sözleşmesi rutin olarak

yenilenmektedir. (…) Öğr. Gör. ve Arş. Gör. .’nin sözleşmeleri deprem sürecinde yenilenmiştir.

(…) kurumunuza verdiği dilekçe ise 13.04.2023 tarihli olup Arş. Gör. .’nin sözleşmesinin yenilenmesinden hemen sonraki bir zamana tekabül etmektedir. Bu da böyle bir tehdidin olmadığı anlamına gelir. Öğr. Gör. nin görev süresi ise 10.05.2024 tarihine kadar Rektörlük oluru ile bir yıl uzatılmıştır.

bilgisinin olmadığı konularda her şeye vakıfmış gibi beyanlarda bulunmakta, bu yolla başkalarını da huzursuz etmeye çalışmaktadır. Arş. Gör. . hakkında “akademik kadro vermeme tehdidi yapıldı.” ifadesi tamamen iftiradır. her olayı sanki gözlerinin önünde gerçekleşmiş, kendisi de tanık olmuş gibi “yapıldı” vb. uslupla anlatmasını, makamınızı yanıltmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirdiğimizi takdirlerinize arz ederiz. (…) Bugüne kadar akademik alımlar cari mevzuat çerçevesinde hakkaniyet ve adalet ilkesine uygun gerçekleşmiştir. Fakülte Dekanı Prof. Dr.

‘in dekanlığı döneminde Fakültemizdeki akademik alımlar hakkında herhangi bir itiraz dilekçesi bile verilmemiştir. Ayrıca herhangi bir aday, mahkemeye başvurup Dekanlığı şikayet etmemiştir.

tamamen iftira atmaktadır.

2.7. Oda değişikliği iddialarına istinaden; Fakültemizde ikinci katta birinci katta zemin katta ve bodrum katta (kot farkından dolayı bu katın yarısı zemin konumundadır, diğer yarısı da yarı bodrum hüviyetindedir, çünkü yarı bodrum hüviyetindeki ofislerin dışarıya açılan penceresi bulunmaktadır) olmak üzere akademik personelin kullanabileceği toplam 59 ofis bulunmaktadır. Bu ofislerden Kattaki numaralı ofis Mescid olarak kullanılmaktadır. Öğretim elemanlarının talebi üzerine bu ofis, Mescid olarak kullanılmaya devam etmektedir. Dolayısıyla İlahiyat Fakültesinde akademik personele tahsis edilecek ofis sayısı 58 adettir. 4 Ofis de TÖMER’e tahsis edildiği için öğretim elemanlarına tahsis edilecek ofis sayısı 54’e düşmüştür. Hâlihazırda fakültemizde 61 akademik personel bulunmaktadır. dilekçesini verdiği tarihte ise 64 öğretim elemanı vardı. Dolayısıyla fakültenin bütün ofisleri kullanılmak mecburiyetindedir. Hatta bazı ofisler birden fazla öğretim elemanına tahsis edilmektedir. Fakültemizde personele tahsis edilen ofisler çeşitli nedenlerden dolayı mecburen değiştirilir. Üniversitemiz ve Fakültemiz genç kurumlar oldukları için gelişimini sürdürmektedir. Yeni alımlar gerçekleşmekte, yeni birimler açılmaktadır. (…) Fakültemizde başka birimlere tahsis edilen ofisler tahliye edildikçe Ana Bilim Dalı yapılanması, unvanlar vb. kriterler göz önüne alınarak ofislerin yeniden tahsisi gerçekleşmektedir.(…)

08.03.2023 tarihinde “Fakültemizde yapılan atama ve göreve başlamalar nedeniyle ofis düzenlemesine

gidilmiştir. Size nolu ofis tahsis edilmiştir.” ifadesiyle gerekçe de belirtilerek ’ın ofisi değiştirilmiştir. tek kişilik bir ofise yerleştirilmiştir. (…) Buna ilaveten ‘a nolu ofisin müstakil olarak tahsis edilmesi hakkında şunlar sıralanabilir: müstakil olarak ofis tahsis edilmiştir. Deprem nedeniyle derslerin online yapılması durumunda müstakil ofiste derslerin aksatmadan yürütülme imkanı sağlanmıştır. yakın zamanda istifa edeceğini, OHAL’in bitmesini beklediğini ifade ettiği bilinmektedir. Bu nedenle yeni başlayan birinin ofisini birden fazla değiştirmeme düşüncesi, Tefsir Ana bilim dalını bir araya getirme planı ve tahsisi planlanan ofislere yönelik ilk adımın atılması amacıyla bu değişiklik gerçekleşmiştir. Değişikliğin baskı, yıldırma ve mobbing ile bir ilgisi yoktur. Ana Bilim dalında öğretim görevlisi olarak çalışmaktaydı. Bu ana bilim dalında öğretim elemanı sayısı diğer ana bilim dallarına göre fazladır. Öğretim elemanlarını aynı katta toplamak Fakülte şartları bakımından zordur. (…) diğer ofis değişikliklerinin bir kısmını da iddia ettiği asılsız mobbing ile ilişkilendirmekte, Fakültemizde huzursuzluğa sebebiyet vermeye çalışmakta, kendi iddiasını güçlendirme uğruna akademik personelin huzurunu bozmaya kalkışmaktadır. Üstelik isimlerini tadat ettiği diğer öğretim elemanlarının ofis değişikliği ile ilgili bir şikayeti söz konusu olmamıştır. Ayrıca ismini zikretmediği ancak bodrum katta bulunan öğretim elemanlarından herhangi birinin ofis değişikliğinden dolayı rahatsızlığı söz konusu değildir. bu konudaki iddialarında gerçeğe aykırı beyanlar vardır. Mesela “fakülte teamüllerine aykırı olarak” ifadesi gerçek dışıdır. Zira bu kattaki bütün ofisler kullanılmaktadır. Hatta bir dönem Dr. . (şu an Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanımız) bir müddet bu kattaki bir ofisi

/

kullanmıştır. Doktoralı bir öğretim elemanının akademik hiyerarşide öğretim görevlisinden ileride olduğu müsellemdir. Ayrıca Dekanlığın 31.03.2023 tarihli yazısında “dekanlığın takdiri böyledir, saygı duy” şeklinde bir ifade kullanıldığını iddia etmektedir. Tırnak içinde verilen ifade akademik teamüllerde birebir alıntıyı ifade eder ve bu ifade 31.03.2023 tarihli Dekanlık yazısında bulunmamaktadır. Bu durum, ilgilinin olayları anlama ve yansıtma konusunda nasıl bir tavır izlediği hususunda fikir vermektedir.

“sadece ben ve Öğr. Gör. .’nin odası değiştirildi” ifadesi gerçek dışıdır. Yukarıda da beyan edildiği üzere Kur’ân-ı Kerîm Okuma ve Kıraat İlmi Anabilim Dalı başkanı başta olmak üzere birçok öğretim elemanının ofis tahsisi ofis tahsisi ile aynı tarihte gerçekleşmiştir. “Tuvaletin yanındaki oda” ifadesi ile Fakültede var olan huzur ortamını bozmaya çalışmakta, ofisinden dolayı herhangi bir şikâyeti bulunmayan Öğr. Gör. .’yi huzursuz etmeye çalışarak fakültedeki mevcut huzur ortamına zarar vermektedir. Fakültede Öğr. Gör. ’ye tahsis edilen ofis ile aynı özellikleri taşıyan ve Tablo l’deki fotoğrafta görülen 4 ofis bulunmaktadır. Bu ofislerden biri idari katta kullanılmakta, ikinci kattaki numaralı ofis daha önce beyan edildiği üzere Mescid, birinci kattaki numaralı ofis Öğr. Gör. .’ye, zemin kattaki numaralı ofis ise Öğr. Gör. .’ye tahsis edilmiştir. kurumunuza verdiği dilekçeden önce çeşitli ortamlarda Öğr. Gör. .’nin ofisini suistimal etmesi sonucu Dekan Bey Öğr. Gör.

ile görüşmüş, kendisinin bunu problem etmediğini beyan etmiştir. (…) Fakültede aynı evsaftaki

3 ofisin kullanımı hakkında ise herhangi bir şikayet veya dedikodu Dekanlığa ulaşmamıştır. Artan personel

sayısı ve sabit ofis imkanları dikkate alınınca Fakültedeki bütün ofislerin kullanma zorunluluğunu da takdirlerinize arz ederiz.

2.8. Takdir yetkisini keyfilik olarak uygulama iddiasına istinaden; bu başlık altında ofis değişikliği ile ilgili mesnetsiz iddialarını tekrar etmiştir. Ayrıca genel ifadelerle Dekanlığı itham etmiştir.

Söz gelimi “bütün kötülükleri” ifadesi ile dekanlığı kötülük fiilini işleyen bir kurum gibi göstermiştir.

Kötülüklerin ne olduğunu somut olarak zikredememiştir. “mobbing yapıldığı açıkça itiraf edilmiştir” ifadesi gerçek dışıdır. Tarafımızca bu ifade kabul edilmemektedir. Fakültemizde asla mobbing uygulanmamıştır. “hukuksuzlukla mücadele etmekteyim” ifadesiyle dekanlığı hukuksuz davranmakla suçlamış, ama somut bir hukuksuzluk zikredememiştir. Dekanlıkta hukuksuz bir davranış olmadığı için zikretme ihtimali de yoktur.

2.9. Görüşmeye çağırıp görüşmeme veya görüşmede hakaret etme iddialarına istinaden; Prof. Dr.

Dekanlık görevinin yanı sıra Rektör Yardımcılığı ve birçok komisyonun başkanlığı/üyeliği görevlerinde bulunmaktadır. Dekan Prof. Dr. üniversitede randevularına riayet etmek ile tanınan saygın bir öğretim üyesidir. Dekanlık ve Rektör Yardımcılığı görevi takdir edileceği üzere yoğun bir iş yükünü de beraberinde getirmektedir. Prof. Dr. ’in, rektörlükteki ofisinde randevu verdiğinde, beklenmedik programlar, süresi uzayan görüşmeler ve toplantılar, karşılaması gereken üst düzey ziyaretçiler vb. nedenlerle görüşmeye çağırıp görüşemediği kimseler olabilir. Ancak Prof. Dr.

randevusuna geç kalacağı zaman WhatsApp veya kısa mesaj üzerinden sekreterine bilgi verip

“randevu verdiği kişi ile şu kadar süre sonra görüşebileceğini, kendisinin dilerse bekleyebileceğini, dilerse daha sonra görüşebileceğini” söylemeyi prensip edinmiştir. Randevuyu gerçekleştiremeyecekse yine aynı usulle sekreterine ilgili kimseye program değişikliğini iletmesini, gerek görürse daha sonra tekrar kendisi ile temas kuracağını haber vermesini ister. Bu konuda öğretim üyeleri ile öğretim elemanlarını ayırt etmez.

Muhataplarına temsil ettikleri makamlara veya taşıdıkları titre göre davranmaz. Her konuğuna benzer nezaketi gösterir. Bugüne kadar bu tür aksaklıklardan dolayı üniversitemizdeki Dekan ve Müdür hocalarımız dahil herhangi bir akademisyen, Prof. Dr. hakkında bu konuda şikayet bir yana, bir sitem bile iletmemişlerdir. bir kez yaşadığını beyan ettiği bu durumu problem haline getirip sürekli yaşamışçasına Fakülte dekanını yıpratma aracına dönüştürmeye çalışmaktadır. İlgilinin dilekçesindeki nezaketten yoksun ifadeleri bu durumu art niyetli yorumladığını ispat için yeterlidir. Zira beklememesi için kendisine sekreter tarafından gerekli bilgilendirme yapılmasına rağmen bunu suistimal

etmeye çalışmaktadır. burada mesnetsiz olarak niyet okumaya çalışmıştır. Prof. Dr. ‘İ basit taktiklerle muhataplarını yıldırmak, taciz etmek, yoklama çekmek ve küçük düşürmekle suçlamıştır.

Bütün bunlar birer iftiradır. Nezaket sahibi biri olarak randevularına geciktiği zaman veya verdiği randevuyu gerçekleştirmesinin zor olduğu zamanlarda Prof. Dr. sekreteri aracılığıyla karşı tarafı bilgilendirir. Nitekim da bilgi verilmiştir. da bunu itiraf etmektedir.

kendisi hakkında göreve başladığı tarihten bu tarafa bir defa gerçekleşen görüşmeyi iptal meselesini abartmakta, çarpıtmakta ve başkalarının da buna maruz kaldığını ileri sürerek kendisine yapıldığını iddia ettiği mesnetsiz mobbing ile ilişkilendirmeye çalışmaktadır. Ayrıca “Fakültede ben dahil birçok kişinin düşüncesi” ifadesiyle de yine muğlak ve genel bir ifade olan “birçok” kelimesi ile mesnetsiz ve asılsız iddiasını desteklemeye, Dekanı sürekli randevu verip görüşmeye çağırıp görüşmeyen yönetici olarak lanse etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. diğer şahıslar hakkında söyledikleri ise abartılı, dedikoduya dayalı ifadelerdir. Esasında bu durum, Fakültedeki huzur ortamına zarar veren ve her durumu

Fakülte yönetimi aleyhine kullanmaya çalışan tecessüs halinin bir yansımasıdır. Ana Bilim Dalı Başkanları kendi birimindeki öğretim elemanlarını zaman zaman toplantıya çağırabilirler, onlara görev verebilirler.

Ana Bilim Dalı Başkanlarının usulsüz davrandığını düşünen öğretim elemanları bölüm başkanlığına başvurabilirler. Ancak Fakülte kayıtlarında böyle bir başvuru bu tarihe kadar olmamıştır.

2.10. Resmi yazılarla sıkıştırma ve bunaltma iddialarına istinaden; yukarıda yer alan müdellel ve mufassal beyandan anlaşılacağı üzere “Yasal İhlal” ve “Kilis’in Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamından çıkarıldığı” suçlaması kabul edilemez. İlgili, ısrarla bu suçlamalarda bulunmuştur. Buna istinaden yazılı olarak bilgisine başvurulmuştur. İlgilinin sunduğu ekteki belge dekanlık tarafından kendisine gönderilmiştir. Makamınızın takdir edeceği üzere “Resmi Yazılarla” şeklinde birden fazla yazı ile

Dekanlığın sözde sıkıştırma ve bunaltma yaptığını iddia eden bir yazıdan başka bir belge sunamamıştır. Ama çoğul bir kelime kullanarak meseleyi çarpıtmaya çalışmıştır.

2.11. Toplantıya Katılım Ayrımcılığı iddialarına istinaden; bu iddiası kendisi dışındaki kimselerle ilgilidir. Zoom toplantısına 39. Madde ile görevli Araştırma Görevlileri çağırılmamıştır. Çünkü toplantının konusu Kilis’te mesaiye başlama olduğu için başka üniversitelerde görevli bu akademisyenleri toplantı ilgilendirmemektedir. Arş. Gör. . ve . izinsiz olarak toplantıya katılmamışlardır. Dekanın başkanlığında yapılan toplantıya mazeret beyan etmeden katılmayan kimselerin uyarılması son derece normal bir davranıştır. Burada sorgulanması gereken ve problemli olan durum, Dekanın başkanlığında yapılan toplantıya katılmama fiilidir. Dekanlık toplantıya katılma konusunda kimseye ayrıcalık gösterememiştir. bu iddiası gerçek dışıdır.

2.12. Mesai uyarması ayrımcılığı iddialarına istinaden; ifadelerinde gerçek dışı beyanlar vardır. Örneğin “dışlanan bazı öğretim elemanları” ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Hiçbir öğretim elemanı İlahiyat Fakültesinde dışlanmamıştır. garip bir tecessüs hali ile Fakültedeki öğretim elemanlarını takip edip mesai bakımından akademik personelin aynı durumda olduğunu, mesai konusunda uyarı yazılarının sadece ’ye ve ’ye gittiğini beyan etmektedir. Oysa idari görevi olmayan bir öğretim görevlisinin bunları bilme ihtimali yoktur. Nitekim Fakültede başka öğretim elemanlarına da uyarı yazısı gitmiştir. Örneğin 07.03.2023 tarihli yazı ile (…) toplantısına katılmadığı için toplantılara katılım konusunda gerekli titizliği göstermesi konusunda uyarmıştır.

2.13. Sözlü izin ayrımcılığı iddialarına istinaden; burada söyledikleri, dilekçesinde başka yerlerde de görüldüğü gibi başkaları hakkındaki bir takım söylentileri dillendirmekten ibarettir. Yukarıda beyan edilen resmi belgeler (…) 20 Şubat’a kadar 10 yaş ve altı çocuğu olan bayan personelin izinli sayılmasını birim amirlerinin yetkisine bırakmıştır. İlahiyat Fakültesinde deprem nedeniyle bu süreçte

mesai konusunda dâhil olmak üzere herkese esneklik gösterilmiştir. Bu konuda kimseye bir ayrımcılık yapılmamıştır.

2.14. İmza soruşturması iddialarına istinaden; bu konuyu da çarpıtmıştır. Kendisi ile ilgili bir durumu değil, başkası ile ilgili bir durumu şikâyet konusu yapmaya çalışmıştır. Bunu da çarpıtarak yapmıştır. Zira Arş. Gör. hakkında soruşturma açılmamış, ön inceleme başlatılmıştır. Dekanlığın imza usulsüzlüğü fark ettiği anda bir tahkikat başlatması mobbing veya yıldırma değil, görevinin bir parçasıdır.

2.15. Yersiz çeviri ve iş yükünün yoğunlaştırılması iddialarına istinaden; Fakültemiz, bölümler ve ana bilim dalları öğretim elemanlarına mevzuat çerçevesinde bir takım görevler verebilir. Ana

Bilim dalı başkanlığı da fakültemizin maslahatına olan bir takım görevleri vermiştir. Bunlar son derece normal görevlendirmelerdir. bu sadette genellemeler yapmakta, somut bir bilgi zikredememektedir. Fakültedeki her görevi, iş ve işleyişi, mesnetsiz ve gerçek dışı mobbinge bağlama çabası içindedir.

2.16. Görev Dışı İşlerin Verilmesi iddialarına istinaden; Öğretim Görevlisi olarak deprem öncesinde bir öğrenci hakkında 12.10.2022 tarihinde soruşturmacı olarak görevlendirilmiş, bunu bir itiraz konusuna dönüştürmemiştir. Başka öğretim görevlileri de Dekanlık tarafından soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir. Örneğin ile aynı statüde olan Öğr. Gör. . 17.11.2022, Öğr. Gör.

03.11.2022 tarihinde soruşturmacı olarak görevlendirilmişlerdir. Öğretim elemanlarının soruşturmacı

olarak görevlendirilmeleri mevzuata uygun bir işlemdir. Öğretim görevlisine, Araştırma görevlisine, hatta öğretim üyesine ihtiyaç durumunda sınav gözetmenliği yazılır. Bu görev tamamen mevzuata uygundur.

Hatta ihtiyaç durumunda Profesör unvanlı öğretim üyelerine de sınav gözetmenliği görevi verilir. İlgilinin

Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. ’ye “öğretim görevlilerine de asistanlık işleri yaptıracağı” şeklinde isnat ettiği söz, Temel İslam Bilimleri Bölümündeki Tefsir Ana Bilim Dalı Başkanı, İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı) ve Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat İlmi Anabilim Dalı başkanı ve bizzat bölüm başkanı tarafından tekzip edilmiştir. İlgilinin de imzasının bulunduğu toplantıya dair rapor da bu iddiayı tekzip etmekte ve olayları nasıl çarpıttığını bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

2.17. Ders programını zorlaştırma iddialarına istinaden; ders programından Dekan Yardımcılarından Dr.

Öğr. Üyesi . sorumludur. Dekanlığın ders programında iki temel ilkesi vardır: Birincisi senatörlerin senato toplantısına katılabilmeleri için üniversitemizin senato günü olan Salı günü öğleden önce senatörlere ders konmaması, diğeri de programının öğrenci odaklı yapılmasıdır. 2022-2023 Akademik yılı Bahar döneminde Dekan Beyin lisansta tek dersi bulunmaktadır. Bu ders de Pazartesi geç bir saate, 20:00-21:00 arasına yerleştirilmiştir. Rektör yardımcılığı ve dekanlık görevlerinden mütevellit iş yoğunluğuna rağmen

Dekan Beyin bu dersin yerinin değiştirilmesi ile ilgili bir talebi veya talimatı olmamıştır. Dekan Bey dönem boyu dersini bu saatte işlemiştir. beyanları gerçek dışı bilgilerle, genellemelerle ve çarpıtmalarla doludur. “Eleştirel görüşleri” ifadesi ile kastı, yukarıda bahsi geçen “yasal ihlal” ve “Kilis’in

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamından çıkarılması” suçlamasından başka bir şey değildir. Ders programı ile bu suçlamaların bir ilgisi yoktur. Ders programını yapan Dr. Öğr. Üyesi ’nın ile asistanlık yıllarına dayanan samimiyeti Fakültede herkes tarafından bilinmektedir. Dekan Yardımcısı

’nın böyle bir zorlaştırma yapmayacağı açıktır. Nitekim kendi ifadesi de bunu desteklemektedir. Ayrıca depremden sonra online eğitime geçildiği için ders programı online imkanlar ölçüsünde kısıtlanmıştır.

Çünkü tüm üniversite aynı alt yapıyı kullandığı için her birime kısıtlı imkan sunulmuştur. Bu nedenle birimler hafta sonu ve mesai dışında da ders programı yapmışlardır. Her konuyu probleme dönüştürmeye çalışan ders programı nedeniyle Fakültede sorun çıkarmaması adına hafta sonu ders yazılmamasına özen gösterilmiştir. Ancak zorunluluk nedeniyle bölüm başkanı Doç. Dr.

başta olmak üzere doktoralı birçok öğretim üyesine hafta sonu ders yazılmış ve bu öğretim üyeleri hafta sonu derslerini yapmışlardır. “Fakültede kaç hocaya isteği dışında her gün haftanın ilk saatlerinde ders yazıldığı” ifadesi, Fakültede kendi isteği ile haftanın beş günü ilk saatte ders talebinde bulunan öğretim elemanı olduğu anlamına gelmektedir. Dekanlığın yaptığı araştırmada, ders programında haftanın beş günü ilk saatte ders talebinde bulunan bir öğretim elemanının dilekçesine rastlanılmamıştır.

Sözlü olarak da Dekanlıktan böyle bir talepte bulunulmamıştır.

2.18. Lisansüstü eğitime olumsuz bakış iddialarına istinaden; kendi rızasıyla istifa etmeden önce öğretim görevlisi kadrosunda görev yapmaktaydı. Öğretim görevlisi kadrosundaki akademik personel, akademik çalışma yapmakla (doktora vb. çalışma) sorumlu değildir. Öğretim Görevlileri ders vermekle yükümlüdürler. Akademik çalışma yapma yükümlülükleri yoktur. doktora eğitimini ileri sürerek birtakım isteklerde bulunmuştur. kendisinin araştırma görevlisi değil de öğretim görevlisi olduğu hatırlatılmıştır. Bu durumu çarpıtarak İlahiyat Fakültesi dekanının lisansüstü eğitime olumsuz baktığı şeklinde tezvirata dönüştürmüştür. Kaldı ki Temel İslam Bilimleri Bölümü’nde

Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisidir. Doktora yaptığı alan ise Felsefe ve Din

Bilimleri bölümüdür. Doktora alanı ile çalıştığı alan da birbirinden çok farklıdır. istifa ettiği

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevliliği görevi ile Fakültemizdeki öğretim görevlisi görevini birbirine karıştırmaktadır. Esasında doktora alanı Felsefe ve Din Bilimleri kadrosunda Araştırma

Görevliliğini, kendi beyanı ile “iş yükü fazlalığı, evrak ve kırtasiye yükü” nedeniyle istifa ederek bırakıp haftada 40 saate kadar ders yüküyle sorumlu tutulabileceği bir göreve, hem de doktora alanı dışında bir alanda işe başlaması kararı nedeniyle kafa karışıklığı ve rol çatışması yaşayan uzayan doktora eğitimi nedeniyle agresifleşmiş ve her fırsatta muhataplarına, özellikle de ana bilim dalı başkanı, bölüm başkanı, dekan yardımcısı, dekana, hatta bir kez bir araya geldiği Rektöre karşı nezaketten uzak bir üslupla gerçek dış beyanlar ve tutumlar isnat etmekte ve bazı durumları çarpıtmaktadır. İlahiyat Fakültesinde lisansüstü eğitime olumsuz bakıldığı iddiası tamamen bir iftiradır. Yüksek Lisans ve doktora tezlerini tamamlamaları için daima Araştırma Görevlisi akademik personel teşvik edilir. Doçentlik dosyası hazırlamak için de Dr. Öğretim Üyeleri daima teşvik edilir. Dekan başta olmak üzere Fakülte yönetimi

Yüksek Lisansını ve doktorasını tamamlayan, Dr. Öğr. Üyesi kadrosuna atanan, doçent olan akademik personeli tebrik eder. Çiçek yaptırıp ofislerinde ziyaret gerçekleştirir. 39. Madde ile izin isteyen bütün akademik personelin işleri kolaylaştırılmıştır. beyanları gerçek dışıdır.

2.19. Hak aramalarının engellenmesi iddialarına istinaden; Dekanlığa sunulan her türlü dilekçe kayda alınır.

Dekanın memurlara yazılı veya sözlü, verilen evrakları kayda almama gibi bir talimatı yoktur. Müddeinin bu konuda söyledikleri mahza iftiradır. Prof. Dr. , memur .’yi tanımamaktadır, kendisiyle hiç görüşmemiştir. Prof. Dr. memur .’ye ve şef ’ye ilgililerin evraklarını kayda almama gibi bir talimatı olmamıştır. Fakülte Dekanının 2010 yılından itibaren bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, müdür yardımcılığı, enstitü müdürlüğü, rektör danışmanlığı ve dekanlık gibi birçok idari görevi ifa etmiş tecrübeli ve titiz bir yönetici olarak hukuka aykırı böyle bir talimat vermesi düşünülemez.

Devlette esas olan verilen evrakın işleme konmasıdır. Prof. Dr. bu konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Dekan Prof. Dr. mesnetsiz ve suçlayıcı ifadelerle dolu 13.04.2023 tarihli dilekçesini, üst yazı ile Rektörlük Makamının takdirlerine sunmuştur. Bu tutumu sergileyen dekanın başka yollara başvurması düşünülemez. Nitekim bu konudaki iddia tamamen gerçek dışıdır. Öğr. Gör. ’nin ofisinin değişmesi, sendika başvurusu ile bir ilgisi yoktur. Bu değişikliğin üç nedeni bulunmaktadır (…)

Nitekim kısa bir süre sonra da doktoraya başlayamaması ve ailevi nedenlerini gerekçe göstererek istifa etmiştir. Ayrıca ’nin ofis değişikliğine bir itirazı da olmamıştır. başkalarının adına şikayette bulunduğu, Fakültedeki huzur ortamını bozmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. (…) (…)

tarafından “hesaba çekildiği”, “şikayeti sendikadan çekmesi için yoğun baskı yapıldığı”, “dilekçelerini geri çekmesi için baskı yapıldığı” iddiası tamamen iftiradır. Bu görüşme tutanakla kayda alınmıştır. Bu tutanak

bulunmadığı bir ortamda konuşulanları nasıl çarpıttığının en büyük delilidir. Dekan’nın

“sendikayı üniversitede istemediği, sendikacılara zorluk çıkaracağı” iddiaları açık iftiradır. Böyle bir tavrının olup almadığı Memur Sen’e sorulabilir. Böyle bir durum olsa sendika daha önce harekete geçer ve Dekanlığı hedef alırdı. Ama böyle bir şey olmamıştır.

2.20. Kılık kıyafet baskısı ve ayrımcılığı iddialarına istinaden; Fakültede kılık kıyafet konusunda herhangi bir baskı söz konusu değildir. Genel toplantılarda Dekan Bey kendisini de dahil ederek kılık-kıyafet konusunda bir akademisyene yakışır biçimde giyinmeyi tavsiye eder. Bugüne kadar herhangi bir akademisyene kılık kıyafetle ilgili baskı yapılmamıştır. ve hakkında söyledikleri iddialar abartılı ve gerçekleri yansıtmaktan uzak bilgilerdir.

2.21. Asılsız, uydurma söylentilerle aleyhte kışkırtma iddialarına istinaden; Akademik personelle zaman zaman bir araya gelinen ortamlarda Dekan Bey genç akademisyenlere bir takım tavsiyelerde bulunur.

Onların geleceğe daha güçlü hazırlanmaları, akademik ve idari bakımından donanımlı olmaları için gayret sarf eder. Sohbet ortamında dile getirilen, basit gibi görülen ama esasında toplumsal huzur açısından sorun teşkil edebilecek bazı düşünceleri Dekan Bey değerlendirmeye tabi tutar. Örneğin birini tekfir, sapıklıkla suçlama, mezhebi tutumlar vb. konularda toplumda ayrıştırıcı değil birleştirici olmayı önemser. Yanlış anlamaların, olumsuzlukların önüne geçmek için kanaatlerini ifade eder. Bunlar yapıcı türden eleştirilerdir.

Örneğin bir kimsenin namaz kılıp kılmadığı ile ilgilenmenin, birinin tesettürünün olup olmadığını konuşmanın, dini konularda insanları yaftalamanın doğru olmadığını ifade eder. Arş. Gör. .nin da bulunduğu bir ortamda bu tür fiillerin ve sözlerin yakışık olmadığını, bunlardan uzak durulması gerektiğini, akademik çalışmalara yoğunlaşmanın yararlı olduğunu Dekan Bey ifade etmiştir. O an Arş. Gör. ve diğer akademisyenler bir tepki göstermemişlerdir. Öyle anlaşılıyor ki her durumu Dekanın ve

Dekanlığın aleyhine kullanmak için bazı cümleleri çarpıtarak, bazı insanları kışkırtmaya çalışarak tezvirat ve yıpratma faaliyeti içine girmiştir. Dekan, kimse hakkında kışkırtma yapmamaktadır. Bu durum tamamen iftiradır.

2.22. Özel meselelerin baskı aracı olarak kullanılması, manipüle edilmesi iddialarına istinaden; iftira ve tezviratları bu başlık altında da devam etmektedir. Olayın aslı şu şekildedir. Öğr. Gör. ’nın aracı, kendisinin rızası olmadan üniversitemizin lisans öğrencileri tarafından il dışına çıkarıldığı, binlerce kilometre yol kat edildiği (Kilis-İzmir, İzmir-İzmit, İzmit-istanbul), hatta aracın vites kutusunda arıza olduğu, ogs/hgs ve köprü geçişlerinin ödenmediği, aracın anahtarını ilgililere Arş. Gör. .’nin verdiği bilgisi Dekanlığa ulaştı. Bunun üzerine Dekan Bey Rektörlüğe ile görüşüp kendisinden öğrencilerimiz ve akademik personelimiz adına özür dilemiştir. Aracın sahibi olan babası ile görüşmek istediğini ve kendisine öğrencilerimiz adına özür beyan etmek istediğini iletmiştir. İlahiyat Fakültesi öğretim elemanlarını ve öğrencilerini bu münferit olayla tanımamasını istirham etmiştir. Öğr. Gör. ile Dekan

Bey arasında geçen konuşmanın özeti bu şekildedir. Dekan Bey tarafından kendisine kesinlikle bir baskı yapılmamıştır. Konuyla ilgili olarak Öğr. Gör. ’nın ifadesine başvurulması durumunda yalan beyanı tescil edilecektir. Ne yazık ki her zaman yaptığı gibi tanık olmadığı bir olayı tanıkmış gibi anlatmakta, üstelik asılsız bilgilerle araba hadisesini Dekan Beyin aleyhine yaptığı iftira ve tezviratın bir parçasına dönüştürmektedir. Bu olayı özel ailevi/kişisel meseleleri baskı aracı olarak kullanma şeklinde yansıtmaktadır. Üniversite Camiine atama yapma yetkisi ve sorumluluğu tamamen İl

Müftülüğündedir. Sınava kimlerin girdiği Dekan Bey tarafından bilinmemektedir.

2.23. Rektörün zulmü onaylaması iddialarına istinaden; her zaman yaptığı gibi tanık olmadığı bir olayı tanıkmış gibi anlatmakta, üstelik asılsız bilgilerle iftira ve tezviratını sürdürmektedir. Şöyle ki

Sayın Rektörümüz Prof. Dr. asla Dekan olarak “onu sana bıraktım, istersen atabilirsin” şeklinde bir ifade kullanmamıştır. Bir Rektörün bir Dekana böyle bir

yetki vermesi akademik teamüllerle bağdaşmaz. Zira atama, sözleşme yenilememe, görevden uzaklaştırma ve ihraç yetkisi tamamen üniversite Rektöründedir. Dekanın böyle bir yetkisi yoktur. Rektör

Beyin Dekan Beye söylemediği bir sözü, sanki bizzat duymuş gibi anlatmıştır. Rektör’ün

“mahkemeye gidersiniz, dönersiniz ama yıllar geçer, zarar görürsünüz” şeklinde bir söz söylediğini iddia etmektedir. Bu söz tamamen iftiradır. Zira üniversite Rektörümüz nezaketi ile tanınan, saygın bir akademisyendir. Prof. Dr. kendisi ile Dekan ve Rektör Yardımcısı olarak yakından çalışma fırsatını bulmuştur. Bu tarzın, onun tarzı olmadığını rahatlıkla ifade etmektedir.

Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır.”

düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Anabilim Dalı’nda 30.12.2020’den beri öğretim görevlisi olarak çalıştığını, bir müddettir, özellikle 16.02.2023’ten itibaren, İlahiyat Fakültesi Dekanlığı (özellikle Dekan tarafından şahsına ve birçok öğretim elemanına baskı ve ayrımcılık uygulandığını belirterek Fakültedeki akademik personele yönelik mobbing ve ayrımcılık uygulamalarının sonlandırılmasını ve başta olmak üzere sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

/

8. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)

ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)].

9. İdare tarafından sunulan 2 inci paragraf ve devamında kaydedilen detaylı bilgi ve belgeler ile eklerin incelenmesi neticesinde; başvuranın bazı eleştirel görüşlerden sonra kendisine ve görüşünü dile getiren diğer birçok öğretim elemanına yönelik baskının ve ayrımcılığın yoğunluğunun tahammül edilemez boyutlara ulaştığı, bu kapsamda dışlama, ötekileştirme, alenen hakaret, sözleşme yenilememekle ve kurumdan göndermekle tehdit etme, oda değiştirme gibi mobbing içeren uygulamalara yönelik iddialarının bilgi ve belgeye dayanmayan soyut nitelik taşıdığı ve bu yönüyle dayanaktan yoksun olduğu, mevcut verilerle başvuranın mobbing iddiaları yönünden kişisel, güncel ve meşru menfaat ihlalinin bulunduğuna dair tespit yapılamadığı, başvurucunun aynı konudaki CİMER başvurusunda idarece mağdur edilmelerine ilişkin çekincesi nedeniyle isimlerini belirtmediği meslektaşlarının deneyimlerine yer vermek suretiyle

Kurumumuza yazdığı dilekçede birçok iddiayı gündeme getirdiği, başvuranın bu iddialarının meslektaşı olan üçüncü şahıslarla ilgili olduğunun görüldüğü, başvuranın anılan Dekan ve üniversite idaresi ile kişisel husumete yol açacak şekilde uyuşmazlık yaşadığının açık olduğu ancak bu uyuşmazlıkta idarece sistematik, sürekli ve kasıtlı hareket edildiğine ve başvuran yönünden mobbinge maruz bırakılması suretiyle hak ihlaline yol açıldığına dair herhangi bir unsurun tespit edilmediği, idarece özetle başvuranın istifa durumunun iş ortamında zaten bilindiğinin ve başvuranın deprem sonrası OHAL sürecini beklediğinin, Kilis’te kadro düşünmediğinin, oda değişikliği gibi konularda tesis edilen bazı işlemlerde bu hususunun dikkate alındığının belirtildiği, başvuranın kadro durumuyla ilgili olarak aksine bir iddiasının dosyada bulunmadığı, başvuranın mobbing iddialarına ve idareyle yaşadığı uyuşmazlığa atıfla yazıldığı görülen istifa dilekçesinden kendi rızasıyla istifa ettiğinin anlaşıldığı, başvuruda idarenin, başvuranın iddialarını somut belgelere dayanarak açıkladığı ve başvuranın mobbing iddialarının gerçekleşmediğini yeterli düzeyde ve somut olarak ortaya koyduğu değerlendirilmektedir.

10. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuruda herhangi bir mobbing unsuru tespit edilmediğinden, başvuranın Fakültedeki akademik personele yönelik mobbing ve ayrımcılık uygulamalarının sonlandırılması ve Dekan Prof. Dr. başta olmak üzere sorumlular hakkında gereğinin yapılması taleplerinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

11. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup idarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği, bu nedenle idarenin ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

12. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi