|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırma bedelinin tespiti konusunda davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki uyuşmazlığı ele almaktadır. Mahkeme, dava konusu taşınmazın imar durumu ile ilgili belirsizlikler ve bilirkişi raporundaki tutarsızlıklar nedeniyle, kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde hatalar yapıldığını tespit etmiştir. Özellikle, taşınmazın imar parseli mi yoksa kadastro parseli mi olduğunun netleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Mahkeme, bozma öncesi belirlenen ilave imalat bedelinin, bozma sonrası gerekçesiz bir şekilde artırılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulamasının gerekliliği üzerinde durulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine atıfta bulunulmuştur. Bu bağlamda, kamulaştırma bedeline ilişkin yasal faizin, dava tarihinden dört ay sonrası itibarıyla başlaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz başvurularını kabul ederek, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ve yeniden yargılama yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, kamulaştırma işlemlerinin hukuka uygunluğunu sağlamak adına önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4146 E. , 2024/9752 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/190 Esas, 2024/63 Karar
DAVA TARİHİ : 06.11.2020
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, Canik ilçesi, Cinekoğlu Mahallesi 2584 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 4 numaralı bağımsız bölümünün kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu binada kat mülkiyeti kurulduğunu, dış cephesinin yeni yapıldığını, binanın genel olarak bakımlı, doğalgazlı ve yatılım sertifikalı olduğunu, taşınmazın değerinin kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenen bedelden daha yüksek olduğunu, taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitinde bağımsız bölüm yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte ekstra ilavelerin gözönünde bulundurulması gerektiğini, taşınmazın tüm vasıfları değerlendirilerek bilirkişi incelemesi sonrası taşınmazın değerinin tespitini talep etmiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve 2020/506 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/1498 Esas, 2021/1483 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur,
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza farklı mahalleden ve dava konusu taşınmaza göre yüzölçümü büyük bir taşınmazın emsal alınması doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmaz ile emsal olarak kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Taktir Komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değerleri karşılaştırıldığında, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha yüksek oranda değerli olduğu anlaşılmasına rağmen, yetersiz gerekçe ile emsal taşınmazı dava konusu taşınmaza göre daha düşük oranda değerli kabul edilerek değer biçilmesi nedeniyle rapor inandırıcı görülmemiş ve 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından dava tarihinden dört ay sonrasından karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği hâlde, faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin başvuruların esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan inceleme ve işlem sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, emsal alınan taşınmazın dava konusu taşınmazdan çok daha değerli olduğunu, bina bedelinin yüksek belirlendiğini, bozma öncesi binada imalat bedelinin 12.500 TL olarak belirlendiği hâlde, bozma sonrası bilirkişi raporunda daha yüksek belirlenmesinin çelişki yarattığını, eksik imalat ve yıpranma paylarını kabul etmediklerini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden 4 ay sonrası olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin düşük belirlendiğini, eldeki davanın dayanağı olan imar planlarının iptal edildiğini, idarenin kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış olan parseller için kamulaştırmadan vazgeçtiğini, kamulaştırma amacının değişmiş olduğunu, bu durumun dikkate alınmadığını, davanın reddi gerektiğini aksi halde taşınmazın rayiç değeri üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, enflasyon nedeniyle dava tarihinden 4 ay sonrasından itibaren uygulanan yasal faizin düşük kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davaya konu kamulaştırma işleminin iptaline yönelik açılmış bir dava ve herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı anlaşılmakla, taşınmaza dair imar planının iptal edilmiş olmasının kamulaştırma işlemini geçersiz hale getirmeyeceği gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Bozma öncesi hükme esas bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla imar parseli olarak kabul edildiği, bozma sonrası hükme esas bilirkişi raporunda ise kadastro parseli olarak kabul edildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğunun ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi, dosyada bilgileri bulunmayan Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/327 Esas sayılı dosya kapsamında 2584 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 3 numaralı bağımsız bölümüne ilişkin 16.07.2021 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen metrekare birim bedelinin dava tarihine güncellenmesi suretiyle metrekare birim bedeli belirlenmesi hatalıdır.
5. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binada yapılan yenileme ve iyileştirme nedeniyle ilave imalat bedelinin bozma öncesi 12.500 TL olarak belirlendiği ve bozma konusu yapılmadığı halde bozma sonrası gerekçesi de açıklanmadan 17.000 TL olarak belirlenmesi doğru görülmemiştir.
6. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden faiz işletilmesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının BOZULMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,09.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 13.03.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; “Dava tarihinden dört ay sonrasından itibaren yasal faiz uygulanmasının Anayasanın 35 ve 46 ncı madde hükümlerine aykırı olduğundan temyize konu kararın uygulanacak faiz yönünden bozulması istemine” ilişkin talebi de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas – 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun “Bozma Kararı”na ve 6 No.lu “Değerlendirme görüşüne” bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 09.12.2024