onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini ile ilgilidir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vererek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesine ve taşınmazın yol olarak terkine hükmetmiştir. Taraf vekilleri, bu karara itiraz ederek istinaf başvurusu yapmışlardır. Bölge Adliye Mahkemesi ise, yapılan değerlendirmeler sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararını esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporunu esas alarak, taşınmazın değerinin belirlenmesinde kullanılan kapitalizasyon faiz oranının ve objektif değer artış oranının makul olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, kısmi kamulaştırma nedeniyle değer kaybının hesaplanmasının gerekliliği ve vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmemesi konularında da karar vermiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, tarafların temyiz başvurularını değerlendirerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak usul ve kanuna uygun bulmuştur. Bu durum, kamulaştırma bedelinin tespitinde izlenen yöntemlerin ve hukuki değerlendirmelerin geçerliliğini ortaya koymaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/4229 E.  ,  2024/10253 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/605 Esas, 2024/335 Karar
    DAVA TARİHİ : 02.12.2019
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gelibolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/1012 Esas, 2021/131 Karar

    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, …, Güneyli köyü 927 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Gelibolu merkeze ve Güneyli köyü merkezine çok yakın olduğunu, profesyonel anlamda tarım yapıldığını, taşınmazın Gelibolu-Keşan karayoluna yakın olması, denize ve tatil alanlarına yakınlığı, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından projeler uygulanması, yer altı sularının bulunması, yatırımcıların bu tip tarım arazileri almak istemesi nedeniyle bölgede metrekare birim fiyatlarının oldukça arttığını belirterek taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının yüksek uygulandığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı değerlendirildiğini, lehlerine vekâlet ücreti takdiri gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
    2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, objektif değer artış oranının daha fazla olması gerektiğini, kısmi kamulaştırma sebebiyle değer kaybının hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza dava tarihinde geçerli olan resmi veri listesi esas alınarak, yöre koşullarına uygun münavebe ürünleri seçilmek suretiyle kuru arazi için % 5 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak net gelir yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğu, taşınmazın konum ve özelliklerine göre uygulanan objektif değer artış oranının makul olduğu, son içtihatlarla birlikte yerleşik içtihatlar bir arada değerlendirildiğinde üretim giderlerinin brüt gelirin 1/3’ü kadar olacağı, kısmi kamulaştırma nedeniyle yapılan değerlendirmeye gelince; taşınmazın kullanım amacı, geometrik şekli ve yüzölçümü gözetildiğinde bilirkişi heyetince yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirmenin isabetli olduğu, davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının yüksek uygulandığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı değerlendirildiğini, masrafların brüt gelirin 1/3’ünü geçemez kuralının uygulanmaması gerektiğini, lehlerine vekâlet ücreti takdiri gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
    2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, belirlenen metrekare bedelinin düşük olduğunu, objektif değer artış oranının daha fazla olması gerektiğini, kısmi kamulaştırma sebebiyle değer kaybının hesaplanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları 12 nci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
    3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 2019 yılı Gelibolu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin uygulanması, dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre belirlenen kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artışı uygun görülmüştür.
    4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
    5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararı göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur.
    6.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.