onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, Eskişehir’de kamulaştırılan bir taşınmazın bedelinin tespitine ilişkindir. Davacı idare, taşınmazın kamulaştırma bedelinin belirlenmesini ve tescilini talep ederken, davalı taraf taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu ve belirlenen bedelin düşük olduğunu öne sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, ilk mahkeme kararını kaldırmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu ve emsal incelemesinin doğru yapıldığını belirterek, kamulaştırma bedelinin uygun olduğunu ifade etmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin dokuzuncu fıkrasını iptal etmesi sonrası, kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olan en yüksek faiz oranının uygulanmasını gerektirmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, temyiz itirazlarını reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının geriye yürümemesi ilkesi gereği, davanın açıldığı tarihteki durumun esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, kamulaştırma bedeline ilişkin faiz uygulaması, Anayasa’nın 46. maddesi çerçevesinde belirlenmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/4407 E.  ,  2024/10040 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/955 Esas, 2024/588 Karar
    DAVA TARİHİ : 25.08.2022
    KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/531 Esas, 2023/30 Karar

    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, Kalkanlı Mahallesi 709 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kıymet takdirindeki birim fiyatın düşük olduğunu, arsa vasfı ile gerçek pazar değeri belirlenerek yapılacak tespit sonucu belirlenen bedele faiz uygulanması gerektiğini beyan etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespitine, bedelin ödenmesine ve dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu hâlde, arsa kabul edilmek suretiyle yüksek bedel tespit edildiğini, kaldı ki arsa olsa bile emsal incelemesinin doğru yapılmadığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
    2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin eksik belirlendiğini, emsal incelemesinin doğru olmadığını ve taşınmazın emsallerden çok daha değerli olduğunu, zira dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin emsal satış tarihlerinden sonra, dava tarihinde çok geliştiği halde, bu durumun raporda dikkate alınmadığını, öte yandan davacı idarenin kamulaştırdığı bu taşınmazları Organize Sanayi Bölgesi alanı içine aldıktan sonra 1200-1500 TL metrekare birim bedel üzerinden sattığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı kamulaştırma projesi kapsamında kamulaştırılan civar taşınmazlar için açılan davalar sonunda tespit edilen, Dairemiz ve Yargıtay tarafından bedel tespitinin doğru olduğuna karar verilen dava dosyalarındaki bedel ile iş bu davadaki bedel uyumlu olduğundan, bilirkişi raporundaki miktarın uygun bulunduğunu, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde kaldığı ve fiilen de organize sanayi bölgesinin yakınında olup kısmen de olsa belediye hizmetlerinden yararlandığından arsa niteliğinde olup taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun’un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa’ya aykırı görülerek iptaline karar verildiğinden dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa’nın 46 ncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz” oranının uygulaması gerektiği değerlendirilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve ek olarak faize Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine kadar hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

    3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirse de davacı idare vekilinin temyizi bulunmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    K A R Ş I O Y
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
    Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 17.03.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; “Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas – 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
    Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının gereği olarak Bölge Adliye Mahkemesince isabetle kurulan hükmün onanması gerekmesine rağmen taleple bağlılık ilkesinden bahisle davacı idare vekilinin temyizi bulunmadığından faiz hükmüne ilişkin eleştiri konusu yapılarak onama yönünde kurulan Dairemiz ilamında Sayın çoğunluğun “Onanma Kararı”nın 3 No.lu “Değerlendirme kısmındaki eleştiri görüşüne” bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 17.12.2024