ÖZET: Bu Danıştay kararı, sağlık hizmetleri kapsamında tetkik sonuçlarının gecikmesi nedeniyle başvuranın yaşadığı mağduriyeti ele almaktadır. Başvuran, multipl miyelom hastalığına ilişkin tetkik sonuçlarının zamanında kendisine iletilmemesi nedeniyle tedavi sürecinin olumsuz etkilendiğini iddia etmiştir. Ancak, yapılan incelemelerde, tetkik sonuçlarının geç çıkmasının başvuranın tedavi sürecini etkilemediği ve herhangi bir zarara yol açmadığı sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin işleyişine ilişkin şikayetleri değerlendirirken, iyi yönetim ilkelerine uygun hareket edilip edilmediğini de göz önünde bulundurmaktadır. Bu bağlamda, sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı tespit edilmiştir. Ancak, başvuranın tedavi kararının gecikmesine sebep olacak bir durumun olmadığı sonucuna varıldığından, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararlara karşı yükümlülüklerini de gündeme getirmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/4017-S.20.6426

BAŞVURU NO : 2019/8103

KARAR TARİHİ : 16/03/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

ANKARA VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, tetkik sonuçlarının çıkmaması ve bu tetkik sonuçlarını tedavisinde kullanılamaması hk.

BAŞVURU TARİHİ : 17/04/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. 24/01/2019 tarihli şikâyet başvurusunda özetle: multiplmiyelom hastalığına yakalandığını, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 19/06/2018 tarihinde kemik iliği biyopsisi, imprint ve immünhisto kimyasal inceleme tetkikleri yapılmak üzere kemik iliği alındığını, bir buçuk ay içerisinde sonuçların çıkacağı belirtilmesine rağmen iki buçuk ay sonra bir kısmının sonucunun çıktığını, en son verilen 04/12/2018 tarihli raporda da iki testin çalışmasının devam ettiğinin belirtildiğini, 15/12/2018 tarihinde Ankara Medicana Hastanesinde otolog ilik (kök hücre) nakli yapıldığını, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kemik iliği alınmasının üzerinden yedi ayı aşkın süre geçmesine rağmen tetkik sonuçlarını hala tarafına bildirilmediğini, bu şekilde ucu açık süresi belirsiz tetkik ve sağlık sisteminin kendisinde tereddütlere yol açtığını belirterek, gerekenin yapılmasını talep etmiştir.

2. Kurumumuz tarafından, 24/01/2019 tarihli başvurusu üzerine Ankara

Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri ile iletişime geçilmiş olup, 17/12/2018 tarihli tetkik sonuç raporu ve tetkiklerin gönderildiği dış laboratuvar (İntergen Genetik

Hastalıklar Tanı Merkezi) ile tetkik sonuçlarının süresi içerisinde çıkarmaması gibi sıkıntılar nedeniyle anlaşmanın sonlandırıldığı bilgisi başvurana iletilmiş, ancak başvuranın yaklaşık yedi ayda tetkik sonuçlarının çıkmaması ve bu tetkik sonuçlarını tedavisinde kullanılamaması nedeniyle şikayetinin devam ettiği anlaşılmıştır.

3. tarafından tarihinde Gönderme Kararı üzerine kendisine cevap verilmediği belirtilerek Kurumuza tekrar başvuru yapıldığı görülmüştür.

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 7.4. 125’inci maddesi; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 8. 10/7/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı

Hakkında Bir Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin “Sağlık Bakanlığı” başlıklı on ikinci bölümünün; 8.1. “Görevler” başlıklı 352’inci maddesinde; “(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sür-

dürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak, b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütmek, c) Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesini önlemek, ç) Sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerini geliştirmek, d) Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasaya sunulması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi için çalışmalar yapmak, e) İnsan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunu sağlamak, f) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması için çalışmalar yapmak, g) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile verilen diğer görevleri yapmak.

(2) İlaç fiyatlarının belirlenmesine ilişkin usûl ve esaslar Bakanlığın teklifi üzerine

Cumhurbaşkanınca belirlenir.” 8.2. “Teftiş Kurulu Başkanlığı” başlıklı 364’üncü maddesinde; “(Başlığı ile birlikte değişik: RG-10/1/2019-30651-CK-27/60 md.)

(1) Teftiş Kurulu Başkanlığı, Bakanın emri veya onayı üzerine aşağıdaki görevleri yapar:

a) Denetime ilişkin yöntem ve teknikleri geliştirmek, denetim alanındaki standart ve ilkelerin oluşturulmasını sağlamak, denetim rehberleri hazırlamak, denetimlerin etkinliğini ve verimliliğini artırıcı tedbirler almak, b) Bakanlık teşkilatı ile gerektiğinde bağlı ve ilgili kuruluşların ve bunların denetimi altındaki kurum ve kuruluşların iş ve işlemleri hakkında teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma yapmak, c) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.

(2) Teftiş Kurulu Başkanlığının ve müfettişlerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usulleri yönetmelikle düzenlenir.

“…

Buna göre, tarafıma sorulan soruların altında cevapları sunulmuştur:

Ek (I) de yer alan moleküler sitogenetik raporuna göre heparinli kemik iliği örneğinin laboratuvara teslim edildiği tarihten yaklaşık altı ay sonra tetkik sonucunun çıkmasının makul olup olmadığı, Ek (1) de sunulmuş olan moleküler sitogenetik raporu teslim edildiği tarihten altı ay sonra çıkmasına rağmen yukarıda da belirtildiği gibi raporun sitogenetik kısmı iki buçuk ay sonra hastaya verilmiştir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi Ankara Numune

Hastanesi’nin taşınma süreci nedeniyle tetkiklerin dış laboratuvar hizmeti olarak alınması bu sürecin uzamasına yol açmıştır. Ayrıca; sitogenetik testlerin çalışılma süreleri için belirlenmiş ortalama süreler olmakla birlikte bu süreler zaman zaman değişik faktörler nedeni ile hastadan hastaya değişebilmektedir.

Ek (2) de yer alan “Prognostic Significance of the FİSH Panel for

Partientswith Multiple Myeloma” başlıklı yazının bilimsel değer taşıyıp taşımadığı, Ek (2) de yer alan “Prognostic Signifıcance of the FISH Panel for Patients with

Multiple Myeloma” isimli yazı 2012 yılında Blood dergisinin 120. Volümünün 21.

sayısında yayımlanmış ve 54. Amerikan Hematoloji Demeği Toplantısı Özet bildirileri içerisinde geçmektedir. Bu yazının bilimsel değeri vardır.

Tedavi ile ilgili kararlar alınırken (kök hücre nakli yapılması gibi) moleküler sitogenetik rapor sonucunun mevcut olup olmamasının tedavi kararını etkileyip etkilemeyeceği, Tedavi ile ilgili karar alınırken “yüksek risk” olarak kabul edilen “sitogenetik anomalilerin varlığının” hasta tedavisi açısından önemli olduğu literatürde bildirilmiştir (Kaynak 1,2). İlgili yazıda, hastaya konvansiyonel sitogenetik raporunun iki buçuk ay sonra verildiği, moleküler sitogenetik raporun ise taşınma süreci nedeniyle dış merkezden 6 ay sonra alındığı belirtilmiştir. Her iki raporunda da normal olarak sonuçlandığı görülmüştür. Bu nedenle hastanın yüksek risk sitogenetik anomaliye sahip olmadığı her iki rapordan da anlaşılmıştır.

Tedavi ile ilgili kararlar alınırken konvansiyonel/moleküler sitogenetik rapor sonucunun mevcut olup olmamasının tedavi kararını etkileyip etkilemeyeceği konusunun bir hematoloji uzmanı tarafından yanıtlanmasının uygun olacağı görüşündeyiz.

…

Kaynaklar 1- J Clin Oııcol. 2019 May 10;37( 14): 1228-1263 (Multipl Myelom ASCO ve CCO kılavuzu).

2- http://www.thd.org.tr/thdData/Books/77/kilavuzu-tek-parca-halindegoruntulemek-icin-tiklayiniz.pdf (Türk Hematoloji Derneği Multipl Myelom Tanı ve Tedavi Kılavuzu)” yönünde görüş bildirilmiştir.

16. Bunun üzerine, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Hematoloji Bilim Dalı

Başkanlığından başvurana kök hücre nakli yapılması kararı alınırken moleküler sitogenetik rapor sonucunun mevcut olmamasının tedavi kararını etkileyip etkilemeyeceği hususunda tedavisinin gecikmesine sebebiyet verdiği şeklinde bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından, başvuranın talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükmüyle yer verilmiştir.

20. Şikayet konusuyla ilgili olarak, başvurandan alınan kemik iliği biyopsisi, imprint ve immünhisto kimyasal inceleme tetkiklerinin bir kısmının sonuçlarının altı ay sonra çıkmasının başvuranın tedavi sürecini etkilemediği ve bir zarara uğratmadığı sonucuna varılsa da, ilgili idare tarafından hastanenin taşınma süreci de gözetilerek sağlık hizmetinde aksaklıklara sebebiyet verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı, ayrıca hem Sağlık

Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, hem Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü ve hem de (Mülga) Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından herhangi bir inceleme ve araştırma yapmadan, hizmetin işleyişinde herhangi bir eksik olup olmadığı değerlendirmesi yapılmadan ilgili uzman doktorun görüş yazısının yazı ekinde

Kurumumuza göndermesinin de iyi yönetim ilkeleri ile uyuşmadığı değerlendirilmiş olup, bundan böyle ilgili idarelerin iyi yönetim ilkelerine uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 10/10/2019 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞINA ve ANKARA VALİLİĞİNE tebliğine Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi