|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin tahsili üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın bir kısmına fiilen yol yapıldığını ve geri kalan kısmının imar planında park alanı olarak belirlendiğini dikkate alarak, taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesinin yerinde olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrasına dayanarak, mahkeme ve icra harçlarının davalı idare tarafından ödeneceğine karar vermiştir. Ancak, 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar için harçların nispi olarak alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında yapılan hatanın düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, temyiz itirazları reddedilmiş, ancak harçlarla ilgili yapılan hatanın düzeltilmesi için kararın onanmasına karar verilmiştir. Mahkeme, kamu düzenine ilişkin bu hatanın resen gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4733 E. , 2024/9948 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1210 Esas, 2023/1347 Karar
DAVA TARİHİ : 09.03.2021
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/156 Esas, 2022/272 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi ile kamu düzenine ilişkin değerlendirme yapılması suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Odunpazarı ilçesi, Sümer Mahallesi 17192 ada 18 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın imar planında park alanına isabet ettiğini, ödeneği bulunmayan taşınmazın kamulaştırılamayacağını, taşınmazın bir kısmına müvekkil kurumca yol ve kaldırım yapıldığını, yeterli ödenek bulunmadığı için kamulaştırma yapılamadığını, istenen bedelin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yol ve kaldırım olarak el atmanın 2009 yılında gerçekleştiğini, uzlaşmanın dava şartı olmadığını, taşınmazın değerinin düşük belirlendğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma şartının yerine getirilmediğini, emsal karşılaştırmasının uygun yapılmadığını, geri kalan ve … alana isabet eden kısma yönelik talep bulunmadığı halde talep aşılarak karar verildiğini ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın bir kısmına fiilen yol yapılarak el atıldığı ve geri kalan bölümü mevcut imar planında … alan niteliğinde olduğundan taşınmazın tamamının bedeline karar verilmesi doğru olduğu gibi arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, aynı bölge içindeki 17195 ada 15 parsel hakkında açılan davada 2020 yılı 1. ayı esas alınarak tespit edilen 1.550,00 TL metrekare birim bedeli ile uyumlu olacak şekilde (Dairemizin 2021/1850 esas sayılı kararı) 2021 yılı 3. ayı itibari ile 2.600,00 TL metrekare birim bedeli üzerinden bedelinin tespiti ile davalı … Başkanlığından tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğini; ancak 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 4 ün üçüncü fıkrasına göre 2942 sayılı Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçlarının davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirleneceği hüküm altına alındığından, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını, belirlenen bedelin düşük olduğunu, en yüksek faiz yerine yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde, harç ve vekâlet ücretinin nispi olarak alınmasının kanuna ve usule aykırı olduğunu, ıslah edilen bedele harcın ikmal tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci ve Ek Madde 4’üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi taşınmazın imarda park alanı olarak ayrılmış olması nedeniyle, fiilen el atılan kısımları haricinde, proje bütünlüğü gözetilerek kalan bölümü de dahil edilmek suretiyle taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun’da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 1983 yılından sonra fiilen el atılmış olduğundan nispi harcın hüküm altına alınması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle maktu harca hükmedildiği ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olup, resen gözetilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, harca ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (A) bendinin (3) numaralı fıkrasının tamamen çıkartılması, yerine “Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 205.486,58 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL peşin harç, 111,47TL tamamlama harcı ve 51.200,88TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 154.114,93TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” cümlesinin yazılması, (A) bendinin (5) numaralı fıkrasının tamamen çıkartılması, yerine “Davacı tarafça sarf olunan 59,30 TL başvurma, 59,30TL peşin harç, 111,47TL tamamlama harcı, 51.200,88TL tamamlama harcı, 419,90TL keşif harcı ve gider avansından sarfedilen 1.954,30TL toplamı 53.385,25TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.