ÖZET: Danıştay, başvuranın hekimine ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin paylaşılması talebini reddetmiştir. İdare, bu talebin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, sigorta poliçelerinin zarar gören hak sahipleriyle paylaşılmasının, kişisel verilerin korunmasına ilişkin 6698 sayılı Kanun’un 8. maddesine aykırı olduğu ifade edilmiştir.

İdarenin, sigorta poliçesinin tarafı olmadığı ve bu nedenle talebin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Başvuranın, hekimlerin kişisel verilerinin korunması gerekliliği nedeniyle talebinin hukuken geçerli bir dayanağı bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddi yönündeki idarenin işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Bu karar, kişisel verilerin korunması ve bilgi edinme hakkı arasındaki dengeyi vurgulamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/5927-S.21.9556

BAŞVURU NO : 2021/1923

KARAR TARİHİ : 12/04/2021

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü

Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta

Poliçesinin tarafıyla paylaşılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/01/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; müvekkilinin, diş tedavisi gördüğü Sağlık Bakanlığı Tepebaşı

Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan yanlış tedavi sonucunda dilinin bir bölümünde tat kaybı oluştuğu, konuyla ilgili soruşturma yapıldığı, tedaviyi yapan diş hekimi olan Dt.

’nin kusurlu bulunduğu, buna istinaden Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali

Sorumluluk Sigorta Poliçesinin idareden talep edildiği, idarenin bu talebi poliçenin kişisel veri olduğu gerekçesi ile reddettiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrası, 3071 sayılı

Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 7’nci maddesi ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı

Kanununun 29’uncu maddesine rağmen idarenin Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk

Sigorta Poliçesini tarafıyla ile paylaşmadığı, lehlerine olan yukarıdaki kanunların hepsi bir yana idarenin yaptığı tam olarak müvekkilin zararını sigorta poliçesinden karşılamasını temin etmek yerine“sigorta poliçesini paylaşmıyorum, git idare aleyhine dava aç, sigorta poliçesi hastanenin tozlu raflarında poliçe süresi dolana kadar dursun, süresi bitsin, zararı sigorta şirketi ödeyeceğine devlet ödesin” demekten ibaret olduğu, yaratılan bu fiili durum sigorta şirketlerini koruyarak devlete dava açılmasının önünü açtığı, Avukatlık Kanunu 2’nci maddenin 3’üncü fıkrası kamu kurumları tarafından “üst kanun” kabul edilmediği

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

süre boyunca kamu görevlileri eli ile vatandaşın devlete küstürülmeye devam edileceği şeklinde belirtilerek; Sağlık Bakanlığı Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Dt.

‘nin 2018-2019-2020 yıllarına ait olan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali

Sorumluluk Sigorta Poliçesinin mağdur vekili sıfatı kapsamında tarafı ile paylaşılması yönünde karar verilmesi; kamu hastaneleri tarafından hekimlere ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali

Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin talep edilmesi halinde zarar gören hak sahipleri, mirasçılar ve bunların avukatları ile derhal paylaşılması, bu poliçelerin mağdurlar açısından doktorun kişisel verisi olamayacağı konusunda tavsiye kararı alınması, Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrasının kamu hastaneleri tarafından “üst kanun” kabul edilmesi konusunda tavsiye kararı alınması talep edilmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 17/02/2021 tarih ve sayılı yazı ile

Sağlık Bakanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup, anılan İdarenin 26/03/2021 tarih ve – – sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Anayasanın 129’uncu maddesinin beşinci fıkrası ile 657 sayılı Kanunun 13’üncü maddesi hükmünde açıkça belirtildiği üzere, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurlardan dolayı açılacak tazminat davaları, ilgilere rücu edilmek kaydıyla, kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabildiği, dolayısıyla, hizmet kusuru sebebiyle idareye karşı açılacak bir tam yargı davasıyla hekimlerin yaptırmak zorunda oldukları malî sorumluluk sigortası arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığı gibi, böyle bir davada ne yargılama sürecinde ve ne de hükmolunan tazminatın ödemesinde herhangi bir sigorta poliçesine ihtiyaç bulunmadığı izahtan vâreste olduğu, 2.2. 1219 sayılı Kanun’un Ek 12’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ilgili sağlık personelince yaptırılması zorunlu olan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının amacının, ilgili personele mali sorumluluk yönünden güvence sağlamak ve idarenin üçüncü kişilere ödediği tazminatın kanun gereği kusurlu müsebbip personelden rücuan tahsilini kolaylaştırmak olduğu, nitekim kanunda, kamu personeli bakımından açıkça “kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır.” denildiği, mezkûr kanun hükmünde belirtildiği üzere işbu sigortanın tarafları sigorta ettiren sağlık personeli ile sigorta eden sigortacı olup, Bakanlığın Kanunda belirtilen sigorta priminin yarısını ödemek hâricinde bu sigorta sözleşmesi ile herhangi bir ilişkisi ve taraf sıfatı bulunmadığı, 2.3. Ayrıca, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına

İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğin 3’üncü maddesi uyarınca; prim katkısı, sigortaya ilişkin poliçe veya sigorta şirketi ya da acentesinin kaşesini taşıyan prim ödeme makbuzunun bir örneğinin ibrazı üzerine yapılmakta olduğundan, Bakanlığın tarafı olmadığı işbu sigorta sözleşmesinde Sigorta Poliçelerini elinde bulundurması da söz konusu olmadığı, dolayısıyla, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 7’nci maddesinde yer alan “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.” hükmü uyarınca başvuranın talebinin 4982 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, 2.4. Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası ile kamu kurum ve kuruluşlarına, avukatlara görevlerinin yerine getirmesinde yardımcı olmak mükellefiyeti yüklenmiş ise de, madde metninde

“kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” ibaresi ile getirilen negatif şart bakımından durumun

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

değerlendirilmesi de iktiza ettiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olup, aynı fıkranın (e) bendine göre kişisel verilerin açıklanması, aktarılması ve elde edilebilir hâle getirilmesi kişisel veri işleme olduğu, 2.5. Başvuranın talep ettiği belgenin, Bakanlıklarında bulundurulması zorunluluğu olmamakla birlikte, bir

ân için talep olunan belgenin Bakanlıkta bulunduğu kabul edilecek olunursa, başvuranın talebi kabul edilerek ilgili sağlık personeline ait sigorta poliçelerinin kendilerine verilmesi durumunda, poliçede yer alan isim, soy isim gibi kişisel verilerin aktarılacağı ve böylece kişisel verilerin işleneceği açık olduğundan,

6698 sayılı Kanuna göre de meselenin değerlendirilmesi iktiza ettiği,

2.6. Kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu genel ilkeler, 6698 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde, kişisel verilerin işlenme şartları 5’inci maddesinde, özel nitelikli verilerin işlenme şartları ise 6’ncı maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlendiği, 6698 sayılı Kanunun âmir hükümlerine göre, bir sigorta poliçesinde yer alan bilgilerin kişisel veri olduğu tartışmasız olup, kişisel verilerin işlenebilmesinin iki ana şartından birisi, 6698 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilgilinin bu verinin işlenmesine rıza göstermiş olması, diğeri ise aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlarından birisinin, kanunlarda açıkça öngörülmesi veya bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması şartlarından birisinin gerçekleşmesi gerektiği, 2.7. Dolayısıyla, Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” ibaresi marifetiyle 6698 sayılı Kanunun açık ve emredici hükümleri uyarınca, 6698 sayılı Kanunun aradığı şartlar gerçekleşmeksizin kişisel verilerin Avukatlık Kanunu uyarınca işlenmesinin de hukuken mümkün olmadığı, aksine davranışın Türk Ceza Kanununun 136’ncı maddesindeki suça vücut vereceği düşünüldüğü, 2.8. Netice itibariyle; idarenin hizmet kusuru sebebiyle bir tam yargı davası açılabilmesi için sigorta poliçesine hukuken ihtiyaç olmadığı açık olmakla birlikte, poliçe talebi için geçerli bir hukukî gerekçe var ise, bu talebin mezkûr sigorta ilişkisinde taraf sıfatı bulunmayan Bakanlıklarına değil sigortanın tarafları olan ilgili sağlık personeline veya sigorta şirketine tevcih olunması gerektiği; Bakanlık, mezkûr Sigortanın tarafı olmadığı cihetle, Bakanlıklarında mevcut olmayan poliçenin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bir talebe konu edilmesinin mümkün olmadığı; bir ân için bu poliçenin Bakanlıkta mevcut olduğu farz edilecek olsa dahi, 6698 sayılı Kanundaki şartlar gerçekleşmeden kişisel veri işlemenin mümkün olmadığı, şayet bu şartlardan birisinin gerçekleştiği düşünülüyor ise Türk Ceza Kanununun 136’ncı maddesindeki suçun işlenmemesi için 6698 sayılı Kanunun öngördüğü hangi şartın gerçekleştiğinin belgeleriyle ve hukuken sarih olarak ortaya konulması gerektiği, bilgilerine yer verildiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 1982 Anayasasının; 3.1. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesi: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” ,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

“…Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” , 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesi: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. …”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesi: “…Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”, 6. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 6.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesi: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler…”, 6.3. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7’nci maddesi: “…Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır…”,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

6.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesi: “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır….”, 7. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” , 7.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi: “d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi….ifade eder.”, 7.3. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin

işlenmesi mümkündür:

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.

c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.

ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.

d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.

e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.

f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” , 7.4. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrası: “ Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.”, 7.5. “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12’nci maddesinin birinci fıkrası: “Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

yer alan bu istisnaların; yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir.

12. Diğer taraftan, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Yalnızca ad, soyad, doğum tarihi ve doğum yeri gibi kişinin kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veridir. Yasa koyucunun kişisel verilere atfettiği önemden dolayı, Kanuna göre kişisel veriler ancak ilgilisinin açık rızası ile üçüncü kişilerle paylaşılabilmektedir.

13. Öte yandan, sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401’nci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan sigorta sözleşmesinin tarafları sigorta ettiren ve sigortacıdır.

14. Sigorta sözleşmelerinin bir türü olan mesleki sorumluluk sigortaları, sigorta ettirenin kusurlu davranışlarından kaynaklanan üçüncü kişilere verdiği zarar nedeniyle hem sigorta ettirenin hem de üçüncü kişilerin zararının giderilmesine yönelik toplumsal fayda ve amaçların dikkate alınması suretiyle oluşturulan bir sigorta türüdür. Bu minvalde, hekimin teşhis ve tedaviye yönelik faaliyetlerinin teminat altına alınması amacıyla uygulanan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası da bir mesleki sigorta türüdür ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun hükümlerine tabidir.

15. Somut olayda; başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu

Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin idare tarafından verilmesini talep ettiği görülmekle birlikte, (2.3.)

numaralı paragrafta yer verilen idarenin açıklamalarında görüldüğü üzere, söz konusu sigorta poliçesinin idarede olmadığı anlaşılmaktadır. İdarenin bu noktadaki sorumluluğunun, sigorta sözleşmesinin tarafı olmaktan ziyade, poliçe priminin bir kısmını ödemekle sınırlı olduğu görülmektedir.

16. Yukarıda da açıkça belirtildiği üzere, sigorta sözleşmelerinin tarafları sigorta ettiren ve sigortacıdır.

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin bir tarafı sigorta ettiren konumundaki, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman hekim iken diğer tarafta sigortacı bulunmaktadır. Yani sigorta sözleşmesinde idarenin herhangi bir taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu itibarla idarenin, tarafı olmadığı bir sözleşmeye ilişkin bilgileri içeren Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta

Poliçesini vermekle yükümlü tutulmasının gerçekçi olmayacağı açıktır.

17. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın söz konusu bilgi edinme talebinin, 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmadığından, talebin reddi yönünde kullanılan takdir yetkisinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

18. Ayrıca, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin bir an için idarede olduğu kabul edilse bile, bunun üçüncü kişilerle paylaşılması hem 4982 sayılı Kanunun 21’inci maddesindeki özel hayatın gizliliği hem de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 8’inci maddesindeki kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılmaması hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla başvuranın, hekimlere ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali

Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarar gören hak sahipleri, mirasçılar ve bunların avukatları ile derhal paylaşılması şeklindeki genel talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

19. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya

İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin tarafıyla paylaşılması talebinin, 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı; ayrıca hekimlere ait Tıbbi Kötü

Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarar gören hak sahipleri, mirasçılar ve bunların avukatları ile derhal paylaşılması şeklindeki genel talebinin ise 4982 sayılı Kanunun 21’inci ve 6698 sayılı Kanunun 8’inci maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, dolayısıyla başvuruya konu bilgi edinme talebinin reddi yönündeki idarenin işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr