|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın eşinin sağlık hizmetlerinden yararlanırken ayrımcı bir tutumla karşılaştığı iddialarını incelemektedir. Başvuran, eşinin hastanede yatış işlemi sırasında, doktorun “özel hastam gelecek” gibi ifadelerle muamele ettiğini ve bu durumun Hasta Hakları Yönetmeliği’ni ihlal ettiğini öne sürmüştür. Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü, iddialara yanıt verirken sadece doktorun açıklamalarına yer vermiş, ayrımcılık iddialarını etkili bir şekilde soruşturma gereğini yerine getirmemiştir.
Kararda, sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğu ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönünde bir algı oluştuğu belirtilmiştir. İdarenin, başvuranın şikayetini ciddiye alarak gerekli soruşturmaları yapmadığı ve etkili bir iletişim kurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, sağlık hizmeti sunan personelin, hastalara eşit muamele etmesi ve ayrımcılık algısını ortadan kaldıracak şekilde eğitim alması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/13543-S.21.21749
BAŞVURU NO : 2021/6614
KARAR TARİHİ : 22/09/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Başvuranın eşine sağlık hakkı kapsamında ayrımcı bir tutum ve
BAŞVURUNUN KONUSU :
davranış sergilendiği iddiası.
BAŞVURU TARİHİ : 24/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarafından 25/01/2021 tarihinde yapılan başvuruda özetle; 14/12/2020 tarihinde hamile ve hasta olan eşi ’yı (T. C. No: )
durumunun kötüye gitmesinden dolayı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Polikliniğine götürdüğü, acil polikliniğindeki muayene ve tetkiklerin neticesinde eşinin yatış için Kadın Hastalıkları ve Doğum
Bölümüne yönlendirildiği, ilgili nöbetçi Dr. ’in direktifleriyle eşinin 412 (dört yüz on iki)
numaralı iki kişilik odaya yatırıldığı, yatışı takiben yine aynı doktorun talimatıyla acil tedaviye başlanması gereken eşinin apar topar dört kişilik başka odaya taşıdığı, nedenini öğrenmek üzere doktorun yanına gittiğinde Dr. ’in sırasıyla “özel hastam gelecek, kendi hocamın hastası, o yatağı rezerve yaptık, burada kararları ben veririm” gibi meslek etiğiyle bağdaşmayan cümleler kullandığı, kendisinin de bu durumun Hasta Hakları Yönetmeliğin Madde 5-c yer alan “Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir” hükmünün ihlali olduğunu ve şikayetçi olacağını dile getirdiği, konuyu nöbetçi Müdür ’e de ilettiğinde adı geçen doktor ile aynı cevabı verip ihlale ortak olduğu, nitekim Akdeniz Üniversitesi Hastanesine şikayet dilekçesi verdiği, verilen cevapta
-yönlendirildikleri iki kişilik odaya bir gün önce başka bir hastanın yatışının yapıldığının, izinli olarak eve gönderildiğinin, sabah ameliyat için tekrar geleceğinin ve hasta yakınına bunun ifade edildiğininyazıldığı, bu cevabın da Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğindeki Madde 74 yer alan “Yatan hastaların sağlık durumları müsait olduğu takdirde çok önemli hallerde servis tabibinin kabulü ve baştabibin muvafakatı ile en geç aynı gün saat 20’de dönmek kaydıyla izin verilebilir. İzinli çıkış işlemi hasta tabelası üzerinde yapılır ve biri izinli çıkacak hastada, biri kapıcıda kalmak üzere iki nüsha izin çıkış belgesi düzenlenir” hükmünün ihlali anlamına geldiği, Dr. ’in 412 (dört yüz on iki)
numaralı odada önceden yatan hasta vardı iddiasının Akdeniz Üniversitesi Hastanesi tarafından kabul
görse bile bahse konu o izinli hastanın 20.00’dan önce hastaneye dönmüş olmasının gerektiği belirtilerek, uğramış oldukları bu mağduriyetin incelenmesi talep edilmiştir. Bu başvuru soruşturması yapılmak üzere 19/02/2021 tarih ve sayılı Gönderme Kararı ekinde Akdeniz Üniversitesi
Rektörlüğüne iletilmiştir.
2. tarafından tarihinde Kurumumuza tekrar başvuru yapılmış olup, şikayet konusunun ilgili idarece somut nitelikten uzak bir şekilde cevaplandığı iddiasıyla başvurunun
Kurumumuzca incelenmesi istenmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Başvuru konusu ile ilgili Kurumumuzun 19/02/2021 tarih ve S.21.4764 sayılı Gönderme Kararına cevaben Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü Personel Dairesi Başkanlığının 17/03/2021 tarih ve sayılı yazısı ekindeki Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının başvurana hitaplı 10/03/2021 tarih ve sayılı yazısında özetle; 3.1. Dilekçelerde belirtilenlere istinaden daha önce Hastane Başhekimliği tarafından gerekli değerlendirme yapılarak başvurana bilgi verildiği, 3.2. Ayrıca ilgili hekimden konu ile ilgili görüş istendiği ve ilgili hekimin cevabi yazısında; hastanın Acil
Servisten danışıldığının, sonrasında nöbet koşullarında doğumhanede değerlendirildiğinin, “hiperemezis gravidarum” tanısı ile yatışına karar verildiğinin, hastanın boş olduğu düşünülen iki kişilik bir odaya yönlendirildiğinin, fakat bu odanın proop dönemde izinli olarak ayrılan bir hastanın odası olduğunun fark edildiğinin ve hastanın ertesi gün bir problem yaşamaması adına hemen diğer boş bir odaya yönlendirdiğinin, durumun hasta yakınına anlatıldığının bildirildiği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde;
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde;
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir…
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” 4.4. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesinin son fıkraısnda; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004- 5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 6.1. 2 nci maddesinde; “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir…” 6.2. 7 nci maddesinde; “Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korumasından istifade hakkını haizdir.
Herkesin işbu Beyannameye aykırı her türlü ayırdedici mualeleye karşı ve böyle bir ayırdedici muamele için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.” 7. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 7.1. 2 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler ırk ayrımcılığım kınar ve uygun her imkânla ve gecikmeden, ırk ayrımcılığının her türünün ortadan kaldırılması ve tüm ırklar arasında bu anlayışın geliştirilmesi politikası izlemeyi üstlenir ve bu amaçla, a) Her Taraf Devlet, bireylere, birey gruplarına ya da kurumlara karşı hiçbir ırk ayrımcılığı eyleminde veya uygulamasında bulunmamayı ve ulusal ya da yerel tüm kamu yetkilileri ile kamu kurumlarının bu yükümlülüğe uygun hareket etmelerini sağlamayı üstlenir.
b) Her Taraf Devlet, herhangi bir kişinin veya teşkilâtın ırk ayrımcılığını himaye etmemeyi, savunmamayı ve desteklememeyi üstlenir.
c) Her Taraf Devlet, yerel ulusal ve hükümet politikalarım gözden geçirmek, nerede bulunursa bulunsun, ırk ayrımcılığı doğuran veya devam ettiren yasaları veya düzenlemeleri değiştirmek, kaldırmak veya geçersiz kılmak amacıyla etkin önlemler alır.
d) Her Taraf Devlet, koşullar gerektirdiği takdirde yasal düzenlemeler yapmak dahil, tüm uygun yöntemlerle, herhangi bir birey, grup veya örgüt kaynaklı ırk ayrımcılığım yasaklayacak ve bu tür ayrımcılığa son verecektir.
e) Her Taraf Devlet, gerektiğinde, bütünleşme amaçlı örgüt ve hareketler ile ırklar arasındaki engelleri kaldırmaya yönelik diğer araçları teşvik etmeyi, ırkçı bölünmeyi güçlendirebilecek her şeyi caydırmayı üstlenir.
2. Taraf Devletler, koşullar gerektirdiğinde, belli ırk gruplarının ve bunlara mensup bireylerin, insan hakları ve temel özgürlüklerden tamamen ve eşit şekilde yararlanabilmelerini garanti altına almak amacıyla, bu gruplar ve bireylerin uygun gelişimlerini ve korunmalarım sağlamak için, sosyal, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda özel ve somut önlemler alacaktır. Bu önlemler, alınış amaçları gerçekleştikten sonra, hiçbir şekilde, farklı ırk grupları için eşit olmayan ve ayrı haklar sağlanması sonucunu doğurmayacaktır.” 7.2. 5 inci maddesinde; “Sözleşme’nin 2 nci maddesinde sayılan temel yükümlülüklere uygun olarak, Taraf Devletler her şekliyle ırk ayrımcılığını yasaklamak ve ortadan kaldırmak ve ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken ayrımı yapmaksızın, özellikle aşağıdaki haklardan yararlanmada herkesin kanun önünde eşitlik hakkını garanti altına almak yükümlülüğünü üstlenirler.
…
e) Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar, özellikle:
…
iv) Sağlık, tedavi, sosyal güvenlik ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı…” 8. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin; 8.1. 2 inci maddesinin birinci paragrafında;
“Bu Sözleşme’ye taraf her Devlet kendi ülkesinde yaşayan ve yetkisi altında bulunan tüm bireylere ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakımından hiçbir ayrım gözetmeksizin bu Sözleşme’de tanınan hakları sağlamak ve bu haklara saygı göstermekle yükümlüdür.” 8.2. 26 ncı maddesinde;
“Herkes yasalar önünde eşittir ve hiçbir ayrım gözetilmeksizin yasalarca eşit derecede korunur. Bu bakımdan, yasalar her türlü ayrımı yasaklayacak ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum veya diğer statüler gibi, her bağlamda ayrımcılığa karşı eşit ve etkili korumayı temin edecektir.” 9. Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Sözleşmenin 1 inci maddesinde, “İşbu Sözleşmeye göre Kadınlara karşı ayrım deyimi kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelecektir.” 10. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin; 10.1. 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, bu Sözleşme’de belirtilen hakların ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin uygulanmasını taahhüt ederler.” 10.2. 3 üncü maddesinde; “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, bu Sözleşme’de belirtilen bütün ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kullanmada kadınlarla erkeklere eşit hak sağlamakla yükümlüdürler.” 10.3. 12 nci maddesinde; “1. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler.
2. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletlerin, bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları
tedbirler şu amaçlara yönelik olacaktır:
(a) Ölü doğum ve çocuk ölümleri oranlarının düşürülmesini ve çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlamak; (b) Çevresel ve sınai sağlık şartlarının her yönüyle iyileştirilmesi; (c) Salgın, yöresel, mesleki ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü; (d) Hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması.” 11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
İlişkin Sözleşmenin) 14 üncü maddesinde; “Ayrımcılık yasağı
Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.” 12. Tababet ve Şuabatı Tarzı İcrasına Dair Kanununun 72 nci maddesinde; “İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti
İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar. Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda Sahibi lehine delil ittihaz olunabilir. Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir.” 13. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin “Umumi kaide ve esaslar” başlıklı 2 nci maddesinde; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir.”
14. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:
14.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin
“hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.” 14.2. “İlkeler” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 14.3. “Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı” başlıklı 2 nci bölümün “Adalet ve Hakkaniyete Uygun
Olarak Faydalanma” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“ Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.” 14.4. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42 nci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.” 15. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 74 üncü maddesinde; “Yatan hastaların sağlık durumları müsait olduğu takdirde çok önemli hallerde servis tabibinin kabulü ve baştabibin muvafakatı ile en geç aynı gün saat 20’de dönmek kaydıyle izin verilebilir. İzinli çıkış işlemi hasta tabelası üzerinde yapılır ve biri izinli çıkacak hastada, biri kapıcıda kalmak üzere iki nüsha izin çıkış belgesi düzenlenir. (Ek 20 Form 71)” 16. 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği Büyük
Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının:
16.1. “Etik İlkeler” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“Görevlerini yerine getirirken, hekimin uyması gereken evrensel tıbbi etik ilkeleri yararlılık, zarar vermeme, adalet ve özerklik ilkeleridir.” 16.2. “Hekimin Yansızlığı” başlıklı 7 nci maddesinde;
“Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, (Ek ibare:4.7.2015) “cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim”, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
17. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü ve tavsiye kararı verilmesi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 18. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; 14/12/2020 tarihinde hamile ve hasta olan eşi
’nın durumunun kötüleşmesi nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil
Polikliniğinden giriş yapılarak ilgili nöbetçi Dr. ’in direktifleriyle Kadın Hastalıkları ve
Doğum Servisinde 412 (dört yüz on iki) numaralı iki kişilik odaya yatırıldığını, yatışı takiben yine aynı doktorun talimatıyla apar topar dört kişilik başka odaya taşındığını, oda değişikliğinin açıklamasının adı geçen doktor tarafından “özel hastam gelecek, kendi hocamın hastası, o yatağı rezerve yaptık, burada kararları ben veririm” şeklinde yapıldığını, konuyla ilgili şikayet başvurularının ilgili idarece somut nitelikten uzak bir şekilde cevaplandığını iddia etmiştir.
19. Başvuranın iddiasına cevap olarak, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü tarafından ise, Dr.
’den konu ile ilgili görüş istendiği ve adı geçen hekimin cevabi yazısında, hastanın Acil Servisten danışıldığının, sonrasında nöbet koşullarında doğumhanede değerlendirildiğinin, “hiperemezis gravidarum” tanısı ile yatışına karar verildiğinin, hastanın boş olduğu düşünülen iki kişilik bir odaya yönlendirildiğinin, fakat bu odanın preop (ameliyat öncesi) dönemde izinli olarak ayrılan bir hastanın odası olduğunun fark edildiğinin ve hastanın ertesi gün bir problem yaşamaması adına hemen diğer boş bir odaya yönlendirdiğinin, durumun hasta yakınına anlatıldığının belirtildiği bildirilmiştir.
20. Ayrımcılık yasağı ile ilgili hükümlere İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme; Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına
İlişkin Uluslararası Sözleşme; Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Sözleşme; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme; Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi gibi pek çok sözleşmede yer verilmiştir. 1989 yılında Birleşmiş Milletler İnsan
Hakları Komitesi tarafından kabul edilen 18 Nolu Genel Yorum’da “ayrımcılık yasağı” ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yapılmış, bu sözleşmeler ile ayrımcılık yasağı, yasalar önünde eşitlik ve herkesin hiçbir ayrım gözetilmeksizin yasalarca eşit derecede korunması ile ilgili bahse konu sözleşme maddelerinin uygulanması için uygun tedbirlerin alınması görevinin taraf Devletlere verildiği hatırlatılmıştır. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasında, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinde ve Hasta Hakları Yönetmeliğinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
21. Diğer taraftan, sağlık hakkı ise temel bir insan hakkı olarak ilk kez Dünya Sağlık Örgütü Anayasasının başlangıcında düzenlenmiş ve ulaşılabilecek en yüksek sağlık standardından yararlanmanın ırk, din, siyasi düşünce, ekonomik ve sosyal koşulları yönünden ayrım yapılmaksızın her insanın temel haklarından biri olduğu kabul edilmiştir.
22. 2000 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından kabul edilen
14 nolu Genel Yorumda “ulaşılabilecek en yüksek sağlık standardına ulaşma hakkı” başlığı altında
ayrıntılı bir şekilde sağlık hakkıyla ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Sözleşmesinin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında “Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, herkesin
mümkün olan en yüksek seviyede fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma hakkını tanır.” denilmiş ve bu Sözleşme ile Taraf Devletler, bu Sözleşme’de belirtilen bütün ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kullanmada kadınlarla erkeklere eşit hak sağlamakla yükümlendirilmiştir. Sağlık hakkının varlığından bahsedebilmek için;
Kamu sağlığı hizmetlerinin, sağlıkla ilgili malların, olanakların, hizmetlerin ve sağlık programlarının yeterli miktarda olması (mevcudiyet), Sağlıkla ilgili olanaklara, mallara ve hizmetlere ayrımcılık gözetilmeden herkesin hem fiziksel hem de ekonomik olarak erişilebilmesi (ayrımcılık yasağı- fiziksel erişilebilirlik- ekonomik erişilebilirlik, bilgiye erişebilme )
Bütün sağlık olanakları, mal ve hizmetlerin tıbbi etiğe uygun bir şekilde sunulması ve kültürel açıdan uygun olması (kabul edilebilirlik)
Sağlık olanakları, mallar ve hizmetlerin, bilimsel ve tıbbi açıdan uygun ve kaliteli olması (kalite)
Unsurlarının bir arada olması gerektiği değerlendirilmiştir. Sağlık hakkı, diğer bütün insan hakları gibi taraf Devletlere “saygı duyma”, “koruma” ve “yerine getirme” şeklinde sorumluluk yüklemektedir.
Saygı duyma sorumluluğu, Devletlerin sağlık hakkından faydalanılmasına doğrudan veya dolaylı yoldan müdahale etmemelerini gerektirir. Yerine getirme sorumluluğu, herkesin sağlık hakkından faydalanabilmesi için Devletlerin gerekli tüm tedbirleri alma yükümlülüklerini içermektedir. Koruma sorumluluğu ise, Devletlerin üçüncü kişilerin sözleşmenin 12 nci maddedeki güvencelere müdahalelerini engellemeye yönelik tedbirler almalarını ifade etmektedir. Sağlık hakkı ihlal edilmiş herhangi bir kişi veya grup, gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde etkili hak arama yollarına erişebilmelidir. Bahse konu Sözleşme’ye uyma konusunda esas sorumlu Devletler olsa da toplumun bütün üyeleri, bireyleri, özellikle de sağlık sektöründe çalışanlar, sağlık hakkının gerçekleşmesi konusunda yükümlülük altındadır. Sağlık çalışanlarının en yüksek etik kurallara uygun davranarak hastalara mümkün olan en yüksek bakım ve tedavi standartlarını sağlaması gerekmektedir.
23. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokollerde ise “sağlık hakkı” ile ilgili açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) tarafından sağlık hakkıyla ilgili başvurular Sözleşme ve Ek Protokollerde güvenceye alınan hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak incelenmektedir. 12 Numaralı Ek Protokol, Sözleşme’deki hakların yanı sıra iç hukukta tanınan hakları da kapsayan genel bir ayrımcılık yasağı getirmiştir. Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinden hareketle ayrımcılık temelleri cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir durum olarak sayılmış ve açıkça sayılan temellerin yanı sıra Sözleşme’de “herhangi başka bir durum” ifadesi ile ayrımcılık temelleri listesinin ucu açık bırakılmıştır.
24. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56 ncı maddesinde de; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş ve Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ile özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği belirtilmiştir.
25. Ayrımcılık iddialarının açıklığa kavuşturulabilmesi için, “ispat yükü” kavramına yani iddia edenin iddiasını ispatlaması yükümlülüğüne de değinmek gerekmektedir. Ayrımcılık yasağı söz konusu olduğunda ilke olarak ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edilir. Yani farklı muamele gördüğünü ve ayrımcılığa uğradığını iddia eden kişinin bu iddiasını görünüşte ortaya koyacak delilleri sunması sonucunda, ispat yükü ayrımcı muameleyi gerçekleştirdiği iddia edilen tarafa geçmektedir.
26. Bu aşamada belirtmek gerekir ki ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddialar incelenirken anayasal hakların ayrımcı bir nedene dayanarak ihlal edildiğini tespit etmek oldukça zordur. İhlalin altında yatan amacın ayrımcılık yapma fikrinden kaynaklanması hâlinde bu amacın eylem ve tavırlara yansıması her zaman belirgin olmamakta ve bu nedenle farklı muameleyi dahi ortaya koymak güçleşebilmektedir. Dolayısıyla eyleme maruz kalan bireyler açısından anayasal haklarının ayrımcı bir saikle ihlal edildiğini savunmaları ve buna dair yeterli kanıt sunmaları çoğu zaman mümkün olmamaktadır. (Anayasa Mah. Cevat Sargın ve diğerleri, B. No: 2015/12766, 7/4/2021, Para. 90)
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM), bir başvuranın farklı bir muameleye maruz kaldığını en azından “kanıt başlangıcı” olarak adlandırılabilecek bazı kanıtlarla ortaya koyduğu durumda bu farklı muamelenin yapılıp yapılmadığının ya da haklı olup olmadığının ispatlanmasının karşı tarafa ait olacağını belirtmektedir (Chassagnou ve Diğerleri / Fransa [BD], no: 25088/94, 28331/95 ve 28443/95, para. 91-92, AİHM 1999-III). Yine AİHM’ye göre, bir muameledeki farklılık, “objektif ve makul bir gerekçeye sahip değilse” ya da “meşru bir amaç” izlenmemişse ayrımcılık söz konusudur (Fabris / Fransa [BD], No:16574/08, 7/2/2013, para. 56).
28. Ayrıca, başvuruya konu olayda Dr. tarafından başvuranın eşinin yatış için yönlendirildiği ilk odanın preop (ameliyat öncesi) dönemde izinli olarak ayrılan bir hastanın odası olduğunun fark edilmesi üzerine odasının değiştirildiğinin beyan edildiği anlaşılmış olup, konuyla ilgili Yataklı Tedavi
Kurumları İşletme Yönetmeliğinde “Yatan hastaların sağlık durumları müsait olduğu takdirde çok önemli hallerde servis tabibinin kabulü ve baştabibin muvafakatı ile en geç aynı gün saat 20’de dönmek kaydıyle izin verilebilir. İzinli çıkış işlemi hasta tabelası üzerinde yapılır ve biri izinli çıkacak hastada, biri kapıcıda kalmak üzere iki nüsha izin çıkış belgesi düzenlenir.” hükmü yer alsa da, bu hükme rağmen pek çok hastanede ameliyat olacak hastaların bir gün önceden yatış işlemlerinin yapıldığı ve hastaların ameliyat sabahı hastaneye geldikleri bilinmektedir. Ameliyat olacak hastanın yatışı yapılmasına rağmen fiilen hastanede bulunmamasının bahse konu yönetmelik hükmüne aykırı olduğu açıktır. Bir de tıbbi kayıtların ayrıntılı ve düzenli tutulmaması neticesinde bir zarar ortaya çıkarsa idarenin sorumluluğunun doğacağı da aşikardır.
29. Bu çerçevede benzer durumdaki hastalar arasında farklı muameleler yapılması anlamına gelen hasta ayrımcılığının yapılıp yapılmadığının tespiti, ilgili idarenin yükümlülüğündedir. İdarece ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine dair bir şikayet alındığında gerçeğe ulaşmak amacıyla hızlı ve tarafsız bir soruşturma yapması, ayrımcılık yapıldığı tespit edilir ise ilgililer hakkında gereken işlemlerin başlatması, ayrımcılık yapılmadığı ancak bu yönünde bir algı olduğu anlaşılır ise de bu algının giderilmesi ve sağlık personeli ile hastalar/hasta yakınları arasında sağlıklı bir iletişim kurabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.
30. İletişim esnasında hasta/hasta yakınları sağlık personelinin ayrımcı tutum ve davranış sergilediği hissine kapıldığında tedavi süreci olumsuz etkilenebilecek ve güven zedelenecektir ki başvuruya konu olayda başvuran ve eşinin hastaneden tedavi almadan ayrıldığı görülmektedir. Ayrımcılık yapıldığı algısı telafisi mümkün olmayan sonuçlara da neden olabilir. Ayrıca, bu algı toplumun geriye kalanını da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu yüzden sağlık personelinin tüm hastalara eşit davranması ve hastaların duyarlılıklarını göz önünde bulundurarak yaklaşması için etkili bir iletişim ağı kurulması gerekmektedir.
31. Sonuç olarak, başvuranın iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; başvuranda eşine sağlık hakkı kapsamında ayrımcı bir tutum ve davranış sergilendiği yönünde bir algı oluştuğu, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğünce ayrımcılık iddiasıyla ilgili etkili bir soruşturma yapılmadığı, iddialara sadece ayrımcılık yaptığı iddia edilen doktorun konuyla ilgili açıklamalarına yer verilmek suretiyle cevap verildiği ve başvuran ile etkili bir iletişim kurulmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiştir. Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğünce karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun hareket edilmediği görülmüş olup, bundan böyle bu ilkeye de uygun davranılması beklenilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜYLE; Ayrımcılığın tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla ilgili idarelerin yükümlü olduğu hususu göz önünde bulundurularak, ayrımcılık iddiasıyla yapılan başvuruların etkili bir şekilde soruşturulması ile sağlık personeline hizmet talep eden her hastaya ayrımcılık yapmadan/ayrımcılık algısı oluşturmadan muamele etmesi ve etkili bir iletişim kurması amacıyla eğitim verilmesi hususlarında AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
AKDENİZ NİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN ile AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi