ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın babasının İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geçirdiği ameliyat sonrası vefat etmesi üzerine, hastane ve doktorlar hakkında iddia edilen ihmallerin araştırılmasını konu alıyor. Başvuran, ameliyat öncesi yeterli bilgilendirme yapılmadığını, eksik tetkik ve uzman görüşleri nedeniyle babasının ölümüne sebebiyet verildiğini öne sürmüştür. Ancak, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde, hastanın tedavi sürecinin tıbbi standartlara uygun olduğu, gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı ve hasta yakınlarının onamlarının alındığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın iddialarının asılsız olduğu ve hastane ile doktorların herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda, başvurunun reddine karar verilmiştir. Anahtar kelimeler: ameliyat, ihmal, bilgilendirme, hasta hakları, tıbbi standartlar.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/13203-S.22.20213

BAŞVURU NO : 2022/6238

KARAR TARİHİ : 11/10/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : İZMİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, babasının İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hatalıkları ve

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ihmal ile ölümüne sebebiyet verildiği iddiası.

BAŞVURU TARİHİ : 26/04/2022

I. BAŞVURALARIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 09/02/2022 tarihinde başvuru yapan başvurusunda özetle; İzmir Dr. Suat

Seren Göğüs Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Babası ihmal ile ölümüne sebebiyet verildiğini iddia ederek sorumlular hakkında gerekenin yapılmasını talep etmiştir. Bu başvuru 23/02/2022 tarih ve sayılı Gönderme Kararı ekinde Sağlık Bakanlığına iletilmiştir.

2. tarihinde aynı konuda tekrar başvuru yapmış olup, başvuru formu ve eklerinde özetle; Babası sol akciğerinde iki tane kitle olduğu 04/01/2022 tarihinde İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olup Göğüs Cerrahinin kontrolünde acil servis yoğun bakım ünitesinde entübe halindeyken doktorların ihmali nedeniyle 18/01/2022 tarihinde vefat ettiğini, ameliyat sabahı babasının bir gün önceki SFT testinin düşük olduğu ve bir gün öncesi çekilen BT (bilgisayarlı tomografi) raporunda ciddi sıkıntılar olduğu bilgilerinin kendileriyle paylaşılmadığını, ameliyatı ile ilgili olarak doktorların iki adet kitlenin olduğunu söylediğini ve sol göğüs kemiğinde yapışık kanserli kısım varsa kemiğinde küçük parçasını kesip kanser olayından kurtulacaklarını beyan ettiklerini, ameliyatta ise iki adet kitleden ziyade sol akciğerin göğüs çeperini komple aldıklarını, babasının tek sağ akciğere yetim bırakıldığını, doktorların söyledikleriyle yaptıkları operasyonun hiçbir alakası olmadığını, babasının yürüyerek sapasağlam gittiği hastaneden ameliyat sonrası cenazesini aldıklarını, konuyla ilgili İl Sağlık

Müdürlüğünden gelen cevapta onam imzası veren kardeşine sözlü ve whatsaptan mesajlar ile bilgi verdiklerinin beyan edildiğini, whatsap kayıtlarında ameliyattan bir gün önceki BT raporu ve SFT ile ilgili açıklama olmadığını, bir gün önceki SFT testi dikkate alınmayarak ameliyattan bir ay önceki SFT

testinin nasıl ameliyat için değerlendirildiğini ve asistan doktorun bile ameliyat sabahı “yeni SFT 50 eskisi 70 olduğu için ameliyat iptal ile olabilir” dediği halde hocaların neden kendileriyle ameliyat sabahı bu bilgiyi paylaşmadıklarını anlayamadığını, kendisinin doktor olmadığını ama vefattan sonra

BT raporlarına baktığında babasında amfizem olduğunu ve sağ akciğerde de sıkıntılı durumlar olduğunu öğrendiğini, ameliyattan bir gün sonra babasının solunum sıkıntısı çektiğini doktora söylediğinde sol akciğerden yapılan ameliyatın sağ tarafı da tetiklemiş olabileceğini söylediğini, başka bir şehirdeki doktora tahlilleri gösterdiğinde babasının ameliyattan sonra akciğerlerinin hiç havalanmadığını ve hemen kötüleştiğini söylediğini, konuyla ilgili görüşüne başvurulan bilirkişinin de taraf tutuğunu, sonuç olarak döner sermaye almak için babasını ameliyat ettiklerini iddia ederek, konunun ayrıntılı araştırılmasını talep etmiştir.

3. Kurumumuza 12/08/2022 tarihinde başvuru yapan de başvurusunda özetle:

04/01/2022 tarihinde İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde Göğüs Cerrahisi Kliniğinde operasyon kararı alınan ve operasyon sonrası hızla hastane enfeksiyonu, ardından ARDS gelişen, akabinde yine aynı hastanede 18/01/2022’de ex olan babası tedavisiyle ilgili olarak şüphe duyduğu birçok konunun olduğunu, sırasıyla; 3.1. Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliğine uygun bir şekilde aydınlatılmış bir bilgi verilmediğini, bilgi saklandığını ve “tedaviyi reddetme ve tedaviyi durdurma” haklarının ellerinden alındığını, yaptığı araştırmalara göre operasyondan bir gün önce çekilen torax BT sonucunda rapor edilen sağ akciğerde amfizem olması ile %50 SFT sonucunun birbiriyle uyumlu olduğunu ve bu sonuçla hastanın opere olmasının solunum sıkıntısı riskinin normal riskten daha da artırdığı bilgisine ulaştığını, bu bilginin kendilerine verilmiş olması durumunda Hasta Hakları Yönetmeliğine göre vermiş oldukları rıza belgesini geri çekme hakkını kullanacaklarını, 3.2. Ameliyat öncesi whatsap üzerinden Dr. e babasının romatoid artrit hastası olduğunu, 4 yıldır isimli ilacı kullandığını söylediğini, adı geçenin ilacı veren doktorla görüşüp bilgi vermesini istediğini, ilgili FTR hekimine bu durumu sorduğunda -acil durumlarda bir hafta önce, acil olmayan durumlarda bir ay önce- ilacı bırakması gerektiğini söylediğini, -sorun olmaz- dediğini, ameliyat öncesinde konsülte eden kardiyoloji, dahiliye ve anestezi hekimlerine de söylemiş olduğu bahse konu ilacın bağışıklık sistemini baskılayan bir ilaç olduğunu ve enfeksiyondan kaçınılması gerektiği bilgisini edindiğini, böyle bir durumda iken opere edilen babasının enfeksiyon riskinin daha da artırıldığını, bağışıklık sistemini baskılayan bu ilaca bir ay ara verilmesinin daha doğru olacağı bilgisini edindiğini, 3.3. Akciğer CA şüpheli bir hasta için amfizemli akciğerleri olan bir hasta için tıbbi onkoloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarından “opere olabilir mi” diye görüş alınmadığını, 3.4. Operasyon öncesi CRP değerinde yükseklik mevcut iken önce enfeksiyon tedavisi önerilmediğini ve kullandığı bağışıklık sistemini baskılayan ilaç olduğu halde enfeksiyon hastalıkları uzmanından görüş alınmadığını, 3.5. Kemik dokuda şüpheli olgularda operasyonun riskli olduğu ve onkoloji önerisi alınmadan opere edilmesinin riskli olduğu bilgisine ulaştığını, 3.6. Hastanede gerekli hijyen kurallarına uyulmadığı için hastane enfeksiyonu, ardından pnömoni ve ardından ARDS gelişmesine sebep olunduğunu, 3.7. Babasının ex olmasının sebebinin operasyon öncesi eksik tetkikler, eksik uzman görüşleri, tekrarlanması gereken tetkiklerin yapılmaması ve kesin tanı konulmadan puan derdine düşülüp opere edilmesi olduğunu, İddia ederek, tarafsız bilirkişilere başvurularak konunun araştırılmasını talep etmiştir.

/

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

4. Kurumumuzun 23/02/2022 tarih ve sayılı sayılı Gönderme Kararı, Sağlık Bakanlığı Teftiş

Kurulu Başkanlığınca konu ve ilgililer hakkında gerekli incelemenin yapılması için İzmir İl Sağlık

Müdürlüğüne iletilmiş olup, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün Kurumumuza hitaplı 22/04/2022 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinden özetle; 4.1. Konuyla ilgili olarak İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Uzm. Dr. ‘nin incelemeci (muhakkik) olarak görevlendirildiği, 18/03/2022 tarihli İnceleme Raporu ve eklerinden özetle; 4.1.1. Hasta tedavisine ilişkin bilgi ve belgelerin SBÜ Dr. Suat Seren Göğüs

Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden temin edildiği, 4.1.2. Başvuru sahibi ifadesinin alındığı, 4.1.3. Prof. Dr. ’den ifade alındığı ve adı geçenin ifadesinde; “Hasta hemşire olan kızı vasıtası ile bana ulaştılar. Öncelikle benim bilgim dahilinde Doç. Dr.

tarafından takip edilen hastaya ameliyat öncesi gerekli incelemeler yapıldı. Vücudun başka bir yerde hastalık yayılımı saptanmadı. Dış merkezde yapılan solunum fonksiyon testinde yeterli rezervi olduğu saptandı. Daha sonra hastaya yeri ayarlanarak ameliyat planlamak üzere yatışı için çağrıldı. Ameliyat öncesi tekrarlanan solunum fonksiyon testinde bir miktar düşüklük saptansa da hastanın tomografisinde yeni bir lezyon yoktu. Yakın tarihli bir tetkikinde solunum rezervinin de yeterli olması nedeni ile operasyon planlandı. Ameliyat sırasında akciğer kanseri tanısı konularak, gerekli cerrahi müdahale yapıldı. Ameliyat sonrası süreç içerisinde ARDS (akut respiratuvar disstres sendromu) gibi istenmeyen komplikasyonlar gelişmiştir. Hastanın bu komplikasyonlar neticesinde takibi yapılmak üzere yoğun bakıma devri yapılmıştır. Hastanın, Yoğun Bakımda yattığı süreçte her gün takibi tarafımızdan da yapılmıştır. Ancak enfeksiyonunun kontrol altına alınamaması nedeniyle solunum yetmezliğine bağlı olarak hasta kaybedilmiştir. Hasta ve kızına gerekli bilgiler verilmiştir ve bununla ilgili yazılı onam alındı” dediği, 4.1.4. Doç. Dr. ’dan ifade alındığı ve adı geçenin ifadesinde; “Hasta sol akciğer üst lobta göğüs duvarına invaze akciğer kanseri tanısı olan bir hastamızdır. Hastaya sol akciğer üst lobektomi ve 3-4. Kaburgaların rezeksiyonunu içeren bir ameliyat yapılmıştır. Ameliyat öncesi değerlendirmelerde baktığımız solunum fonksiyon testlerinde ameliyat öncesi hazırlık için yapılan birden fazla test var ise bu testlerden en yüksek kapasiteye sahip olanı dikkate alınır. Dolayısı ile hastanın solunum kapasitesi yönünden yeterli rezervi olduğu değerlendirilerek ameliyata alınmıştır. Ameliyat planı başarı ile uygulanmıştır. Ancak ameliyat sonrası süreç içerisinde ARDS (akut respiratuvar disstres sendromu) gibi istenmeyen komplikasyonlar gelişmiştir. Hastanın bu komplikasyonlar neticesinde takibi yapılmak üzere yoğun bakıma devri yapılmıştır. Ameliyattan sonraki 14. Günde yoğun bakımda kaybedilmiştir. Hastanın tomografisinde sağ akciğerde de sıkıntı olduğu ve bu bilginin hasta yakınlarına verilmediği iddiası ile ilgili olarak, bu durum hasta ve hemşire olan kızı tarafından bilinmektedir. Bu tomografi bulgusu ameliyata engel bir durum değildir. Hastanın uzun yıllar sigara içmesi ve maden işçisi olmasına ilişkin bulgulardır. Akciğer kanseri tanısı almış bir hastada cerrahi tedavi kararı verirken kontrendikasyon teşkil eden düzeyde bir durum değildir. Ayrıca ameliyatın riskleri, ameliyattan sonra yaşanabilecek solunumsal problemler ve diğer tüm komplikasyonlar ile ilgili gerekli olan sözlü ve yazılı bilgilendirmeler hastaya ve hastanın kızı detaylı bir şekilde anlatılmış ve onamları da alınmıştır. Bu duruma ait evraklar da hasta dosyasında mevcuttur. Hastanın hastanemizdeki tetkik ve ameliyata kadar geçen aşama yaklaşık 1 ay sürmüştür. Bu süre içerisinde tetkikler doğrultusunda

gerekli görüldüğü için hastanemizde troid biyopsisi, EBUS gibi işlemler tamamlanmış ve her aşamada bu işlemlerin neden yapıldığı hasta ve yakınına izah edilmiştir. Tüm bunlara dair yazışmalar Kızı ile whatsaap üzerinden de yapılmıştır. Bu kayıtlar halen telefonumda mevcuttur. Dolayısı ile ne iletişimde ne de bilgilendirme de bir eksiklik mevcut değildir. Hastanın kızının sağlık çalışanı olması nedeni ile azami hassasiyette de gösterilmiştir.” Dediği, 4.1.5. İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Göğüs Cerrahisi AD Başkanı Prof. Dr. ’den uzman görüşü alındığı ve Uzman Görüşü Raporunda; “İlgi sayılı yazınız ile soruşturmaya esas olmak üzere 03.01.2022 ile 18.01.2022 tarihleri arasında

İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma hastanesi Göğüs cerrahisi kliniğinde Akciğer kanseri tanısı ile yatarak tetkik ve tedavi edilen isimli hasta hakkında bilirkişi görüşü istenmektedir. Bahsi geçen hastanın tarafıma sunulan evrakları incelenmiştir.

Hasta akciğer kanseri ön tanısı ile İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs cerrahisi kliniğine tedavi amaçlı olarak başvurduğu.

Prof. Dr. ve Doç. Dr. nezaretinde değerlendirildiği, tetkik işlemleri tamamlandıktan sonra, cerrahi müdahaleyi içeren tedavi seçeneğinin hastaya/yakınlarına sunulduğu, gerekli onayın alınması sonrasında cerrahi tedavinin uygulandığı ve eksitusla sonuçlanan 14 günlük tedavi sürecinin seyri, tarafıma sunulan evraklardan anlaşılmaktadır.

Akciğer kanseri tanısı alan bir hastada güncel tedavi yaklaşımı: cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının tek ya da kombinasyonları şeklinde multidisipliner bir tedavi ekibi tarafından yönetilmesi şeklindedir. Hastanın etraflı bir değerlendirmesi sonrasında bu tedavi şekillerinin nasıl uygulanacağı, hastanın hangi/ hangilerine uygun olduğu belirlenir ve hasta ile paylaşılır. Gerekli izin ve istem doğrultusunda uygulanır. Bu bilgiler ışığında.

1- Hastanın tümörü tek bir akciğerde, akciğerin tek bir bölgesinde ise, ne göğüs içi ne de göğüs dışında herhangi bir alanda yayılımı izlenmiyorsa ise teknik olarak operasyona adaydır.

2- Cerrahi olarak genel anlamda yapılması gereken anatomik akciğer rezeksiyonudur. Bu, tümörü içeren akciğer lobu veya uygun ise bir akciğerin tamamının içindeki tümör ile ve içeride tümör hücresi kalmayacak şekilde alınması + mediastendeki lenf nodlarının rezeksiyonunu ifade eder. Bu amaçla yandaş dokular ( Göğüs duvarı. plevra.perikard, diyafragma vb.) rezeksiyona cerrahın ameliyat planı ve bulguları doğrultusunda eklenebilir.

3- Ameliyat ile ilişkili olarak bir doku kaybı olacağı için hastanın operasyonu tolere edebilecek kalp ve akciğer rezervine de sahip olması gerekir. Bu risk, operasyon öncesi yapılan kardiyak ve solunum kapasiteleri ölçümü ile tahmin edilmeye çalışılır. Operasyonun etkilerinden bağımsız olduğu için bu tetkikler ancak fikir oluşturmada yararlı, risk olasılık analizleri açısından değer taşır.

Hasta bu öneri doğrultusunda;  Operasyonu ve sonrasında gerekebilecek ek onkolojik prosedürleri kabul edebilir ve bu yönde hareket edilmesini isteyebilir.

 Operasyonu kabul etmez operasyon dışı yöntemleri tercih edebilir.

 Hiçbir uygulamayı kabul etmez.

Hastaya ait evraklar incelendiğinde; Bu hastalar için yapılması gereken operasyon öncesi radyolojik ve rutin laboratuvar incelemelerinin yapıldığı görülmektedir. Operasyonun getireceği olası risklerin önceden anlaşılabilmesi ve analizi için akciğer rezerv ölçümü ve kardiyak bakısının yaptırıldığına yönelik veriler dosya kayıtlarında izlenmektedir. Akciğer rezervinin belirlenmesi için spirometrik (SFT)

ölçümlerin ve kardiyak tetkik için ekokardiografı ve kardiyoloji hekiminin muayenesinin yapıldığı

görülmektedir. Kardiyoloji bakısında orta riskli olarak operasyonun yapılabileceği ameliyat ekibine yazılı olarak ifade edilmiştir. Dosya verilerinde, şikayetin ana konularından biri SFT değerleri ile ilişkili olarak belirtilmektedir. Konu olan spirometrik akciğer kapasite ölçümü(SFT) ile ilişkili iki adet ölçümün olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki 06.12.2021 tarihli akım/volüm eğrisini içeren, hastanın yaklaşık 2 saniye gibi bir sürede gerçekleştirdiği 1. saniyedeki zorlu ekspiratuvar hacminin (FEVİ) 1.79 lt/sn (%70) olduğu tetkik, diğeri ise 03.01.2022 tarihli akım/volüm eğrisi olmayan dosyadaki veriler de sadece değerlerle ifade edilmiş olan ve FEVİ değerinin 1.46 lt/sn olduğu tetkiktir. Bu gibi tetkikler sadece sayısal olması nedeni ile bilimsel anlamda klinisyenlerce bir değer taşımamaktadır. Akım/volüm eğrisini de içeren ilk tetkik anlamlı olarak değerlendirilir. Ayrıca bu gibi karşılaştırmalı SFT tetkiklerinde, yüksek bulunan değerleri içeren tetkik daha anlamlı bulunur ve değerlendirmeye alınır.

Konu ile ilgili, akciğer kanserli hastaların fizyolojik değerlendirme rehberlerine göre öneriler, genel olarak operasyon öncesi FEVİ değeri 2 litrenin veya %80’in üzerinde olan hastaların pnömonektomiyi (Bir akciğerin total olarak alınması), 1.5 litrenin üzerinde olan hastaların lobektomiyi (akciğerin bir lobunun alınması) ve 0.6 litrenin üzerinde olan hastaların da segmental rezeksiyon (akciğerin bir lobunun segmental kısımlarından birinin alınması) işlemini iyi tolere edebileceği şeklinde belirtilmektedir. Burada da cerrahi ekibin bu yönde davrandığı akciğerin bir lobunu alma kararı verdiği görülmektedir. Rezeksiyonel akciğer kanser cerrahisi için aday hastalara rutin olarak yapılması gereken evreleme işlemleri dahil (radyolojik tetkikler, EBUS). tüm tetkiklerin yapıldığı dosya verilerinden anlaşılmaktadır. Yine dosya verilerinden;  Operasyon öncesi değerlendirmeler sonucunda ekibin hastayı operasyon için aday bir hasta olarak değerlendirip operasyon kararı aldığı,  Birinci dereceden iki hasta yakını tarafından imza altına alındığı görülen, ameliyat, ameliyat sonrası süreç, gelişebilecek olası komplikasyon ve sonuçlarının yazılı olduğu onam formlarının olduğu ve hasta ile yakınlarının tedavi, uygulamanın getirebileceği yarar ve zararlar konusunda onay verdikleri,  04.01.2022 tarihinde operasyonun bu hasta grubunda yapılması gereken anatomik rezeksiyon şeklinde (Sol üst lobektomi + iki kaburgayı içeren göğüs duvarı rezeksiyonu ve prolen sentetik mesh ile rekontrüksiyon + lenf bezi diseksiyonu) yapılmış olduğu,  Operasyon sonrası olası komplikasyonların geliştiği, postoperatif yoğun bakım akabinde göğüs hastalıkları genel yoğun bakım ünitesinde tedavisinin tedrici olarak ilerleyerek devam ettiği ve postop 14. günde exitus ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu hasta grubunda postoperatif dönemdeki komplikasyonlar sıklıkla solunumsal yetersizlikler, kardiak aritmi ve yetersizlikler, pnömoni ve bağlantılı metabolik sorunlar şeklinde bir silsile içinde devam edebilir. Klinik tablonun ilgili ünitelerde ve konuların ilgilileri ile yönetildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Sonuç; Hastanın tarafıma gönderilen dosya verilerinin tetkiki sonucunda:

1. Hasta primer akciğer kanseri ön tanısı ile Sağlık Bakanlığının Göğüs hastalıkları alanında referans hastanelerinden biri olan İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi nin Göğüs Cerrahisi Öğretim üyesi Prof. Dr. ye ulaştığı, ilgili hekimin Doç. Dr. ile birlikte hastanın tedavisini planlanıp yönettiği.

2. Hastanın akciğer kanseri açısından invaziv ve non-invaziv evrelemesinin bilindik ve olması gerektiği şekilde yapılmış olduğu.

3. Operasyon öncesi, rutin biyokimyasal ve laboratuvar incelemelerin, anestezi ve kardiyak konsültasyonların ve onayların alındığı, operasyonu içeren tedavi protokolünün belirlendiği ve

/

onam formlarından anlaşılacağı üzere hasta/ hasta yakınları tarafından da bu tedavinin kabul edildiği, 4. Bu hasta grubunda yapılması önerilen ve halen de güncel olarak uygulanan operatif yöntemlerin hastaya uygulandığı, 5. Operasyon sonrası oluşması muhtemel komplikasyonlardan bir bölümünün meydana geldiği, olası birbirini tetikler ve takip eder tablolarla önlenemeyip ağırlaştığı ve eksitus ile sonuçlandığı görülmektedir.

6. Dosya verilerinden görüldüğü kadarıyla: Hastanın gerek operasyon öncesi gerek operasyon süreci ve sonrasında yapılan uygulamalar bu hasta grubu için yapılması önerilen ve halen güncel uygulamada olan tetkik ve tedavi protokollerine uygun olarak yapılmıştır. Tetkik sonuçlarım bundan ibarettir.” Şeklinde kanaat bildirildiği, 4.1.6. İncelemeci tarafından ise; “Yapılan inceleme, alınan ifadeler ve uzman görüşü neticesinde; …Hasta primer akciğer kanseri ön tanısı ile İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi EAH Göğüs

Cerrahisi Öğretim üyesi Prof. Dr. ‘ye ulaştığı, ilgili hekimin Doç. Dr. ile birlikte hastanın tedavisini planlanıp yönettiği anlaşılmıştır. Operasyon öncesi, rutin biyokimyasal ve laboratuvar incelemelerin, anestezi ve kardiyak konsültasyonların yapıldığı ve onayların alındığı, operasyonu içeren tedavi protokolünün belirlendiği ve onam formlarından anlaşılacağı üzere hasta/ hasta yakınları tarafından da bu tedavinin kabul edildiği tespit edilmiştir. Alınan onamların dışında hastanın kendisinin ve hemşire olan kızı Dr. tarafından sık sık hem sözlü hem de

Whatsapp üzerinden yazışmalarla bilgilendirildiği görülmüştür. Bu nedenle müşteki kendilerine açıklama yapılmadığı iddiaları doğrulanmamaktadır.

SFT ile ilişkili iddialar uzman görüşü raporuyla birlikte değerlendirilmiştir. Hastaya ait iki adet SFT ölçümün olduğu görülmüştür. Bunlardan ilki 06.12.2021 tarihli akım/volüm eğrisini içeren, hastanın yaklaşık 2 saniye gibi bir sürede gerçekleştirdiği 1. saniyedeki zorlu ekspiratuvar hacminin (FEVİ)

1.79 lt/sn (%70) olduğu tetkik, diğeri ise tarihli akım/volüm eğrisi olmayan dosyadaki veriler de

sadece değerlerle ifade edilmiş olan ve FEVİ değerinin 1.46 lt/sn olduğu tetkiktir. Bu gibi akım/volüm eğrisi olmayan tetkikler sadece sayısal olması nedeni ile bilimsel anlamda klinisyenlerce bir değer taşımadığı, akım/volüm eğrisini de içeren ilk tetkikin anlamlı olarak değerlendirilebileceği; ayrıca bu gibi karşılaştırmalı SFT tetkiklerinde, yüksek bulunan değerleri içeren tetkikin daha anlamlı bulunduğu ve değerlendirmeye alındığı uzman görüşünde ifade edilmiştir. Bu nedenle hastaya ait SFT nin değerlendirilmesinde bir ihmal ya da hata olmadığı kanaatine varılmıştır. Hastanın gerek operasyon öncesi gerek operasyon süreci ve sonrasında yapılan uygulamaların bu hasta grubu için yapılması önerilen ve güncel uygulamada olan tetkik ve tedavi protokollerine uygun olarak yapıldığı, hastanın ölümüyle ilgili olarak herhangi bir ihmal, kusur ve kasıt olmadığı kanaatine varılmıştır.” denildiği

Görülmüştür.

4.2. İnceleme raporu ekinde yer alan S.B.Ü. İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine hitaplı, 02/02/2022 tarihli, sayılı ve

Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. imzalı yazıda özetle; 4.2.1. 27/01/2022 tarih ve sayılı Başhekimliğin yazısı ile Hasta yakını tarafından yapılan CİMER başvurusu hakkında bilgi talep edildiği, 4.2.2. Başvuru belgelerinden şikayetin temel konusunun “hastanın durumunun hayati tehlike taşıdığına dair ameliyat öncesi yeterli bilgilendirme yapılmadığı” şeklinde olduğu,

4.2.3. Bu doğrultuda hasta dosyasının incelendiği, hastanın 03/01/2022 tarihinde akciğer kanseri nedeniyle ameliyat edildiği, solunum yetmezliği gelişmesi üzerine 10/01/2022 tarihinde hastanenin genel yoğun bakım ünitesine nakil edildiği, buradaki tedavi sürecinde 13/01/2022 tarihinde entübe edilerek tedaisine devam edildiği ve 18/01/2022 tarihinde yoğun bakımda vefat ettiği, 4.2.4. İncelemeler doğrultusunda tedavi sürecindeki ilgili hekimlerin ameliyat öncesi ve sonrasında hasta ve kızı (hemşire) anestezi bölümü doktorları tarafından

“ameliyatlarda uygulanacak anestezi- narkoz” konusunda, göğüs cerrahisi bölümü doktorları tarafından ise “akciğer kitlesi için yapılacak ameliyata” dair gerekli ve yeterli bilgilendirmenin hem yazılı hem de sözlü olarak yapıldığının anlaşıldığı, şikayete konu olan hususlara dair bilgilendirmelerin, hasta dosyasındaki 01/01/2022 tarihinde imzalanmış olan bilgilendirme formlarında yer aldığının görüldüğü, 4.2.5. Bu formlar incelendiğinde, ameliyat sonrasında solunum yetmezliği gelişmesi durumunda hastanın uyutularak solunum cihazına bağlanabileceği, ameliyatın kendisine veya ameliyat sonrası gelişen istenmeyen durumlara bağlı ölüm görülebileceği bilgilerinin yer aldığı ve bu evrakların hasta ve kızı tarafından kendi el yazıları ile “ Yukarıdaki bilgileri okudum, anladım ve tarafıma anlatıldı” şeklinde yazarak imzalandığı, 4.2.6. Ölüm raporunda “doğal ölüm” yazması hususu ile ilgili olarak; ölüm raporunun doldurulmasında, ölen kişinin ölüm şeklini gösteren ifade olduğu ve yoğun bakım hekimleri tarafından doğru şekilde doldurulduğu, zira ölüm şeklinin bu formda “doğal ölüm, intihar, cinayet, trafik kazası, iş kazası, diğer kazalar” seçenekleri içerisinden belirlendiği, akciğer kanseri ameliyat ve tedavi sürecinde ölümle sonuçlanan durumun bu nedenle “doğal ölüm” olarak yazıldığı, 4.2.7. “Ameliyattan önce sağ akciğerinde amfizem oluştuğu” konusuyla ilgili olarak; hastanın tomografi raporunda “her iki akciğer üst loblarda amfizem, apikal kesimlerde fibroskatrisyel değişiklikler” ifadesinin yer aldığının görüldüğü, bu görünümlerin akciğer kanseri hastaların bir çoğunda, yoğun sigara kullanımına bağlı olarak görülmekte olduğu, bu tür radyolojik görüntülerin ameliyata bir engel teşkil etmediği, hastanın ameliyat öncesi değerlendirme aşamasında Soma Devlet Hastanesinde yaptırdığı solunum fonksiyon testinin ameliyat için yeterli olduğu, 4.2.8. Yapılan incelmeler neticesinde, ameliyat öncesi değerlendirmelerin eksiksiz olarak yapıldığı, hastanın solunum ve kalple ilgili risklerinin gerekli testler ve konsültasyonlar ile değerlendirildiği, ameliyata engel bir durumun olmadığının görülmesi üzerine, uygun yöntemle akciğer ameliyatının yapıldığı, ameliyat sonrası istenmeyen komplikasyonlar gelişmesi üzerine gerekli müdahale ve tedavilerin yapıldığı, tıbbi bir hatanın saptanmadığı

Belirtilmiştir.

4.3. İnceleme raporu ekinde yer alan TANISI OLMAYAN AKCİĞER KİTLESİ (VATS İLE BAŞLAYIP

TORAKOTOMİYE DÖNEBİLECEK OLAN) BİLGİLENDİRME FORMUNDA;

“… Karşılaşılması muhtemel istenmeyen durumlar: Bazen cerrahiye bağlı istenmeyen çeşitli durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bunlar ender de olsa yeniden ameliyata alınmayı gerektiren veya gerektirmeyen uzamış hava kaçakları, kanam, iltihap gibi durumlardır. Bu durumlardan birinin görülme olasılığı %20 civarındadır.

…

Solunum yetmezliği: Solunum yetmezliği gelişmesi durumunda bir süre uyutularak solunum cihazına bağlanabilirsiniz. Mekanik ventilasyon adı verilen bu işlemde zatüre, yaygın vücut iltihabı, iltihabın kana karışması, organ yetezlikleri, mide ve oniki barsak ülserleri, kanamlar, vücudun asit-baz dengesinde bozulma, akciğer dokusunun bazınca bağlı zarar görmesi ve sonuçta akciğer zarları

/

arsında hava birikimleri ve ölüme kadar giden bazı istenmeyen durumlar ortaya çıkabilmektedir. Tüm bu istenmeyen durumların ortaya çıkıp çıkmayacağının önceden kestirilmesi bazen güç olabilir. Bu nedenle onam formunu imzalamakla tüm bu riskleri bildiğinizi ve ameliyat olmayı kabul ettiğinizi beyan etmiş olacaksınız. “ yazdığı ve ile tarafından “yukarıdaki bilgileri okudum, anladım ve tarafıma anlatıldı” yazılarak imzalandığı, 4.4. 03/01/2022 tarihinde ve saat 9:45 de doldurulmuş olan “HASTA MUAYENE VE ANAMNEZ

FORMUNDA” hikaye kısmında; “ek hastalık: romatoit artrit

İlaç: metotreksad (En son salı günü)

Alerji: Ø

…

Sigara: 50 P/Y (aktif)” yazdığı

Anlaşılmıştır.

5. tarafından 12/08/2022 tarihinde aynı konuda Kurumumuza başvuru yapılması ve ek iddialar ileri sürülmüş olması nedeniyle, Kurumumuzun 12/09/2022 tarih ve sayılı yazısı ile İzmir İl Sağlık Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Müdürlüğün tarih sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 5.1. başvurusunda yapılan ek iddialar ile ilgili olarak Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve

Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinden açıklama ve bilgi talep edildiği, Prof. Dr. tarafından hazırlanan cevabi yazıda; “1a. Hastanın kullandığı ilaç (metotreksat) hakkında tarafından bir sorun olup olmayacağı whatsapp üzerinden Doç. Dr. ‘ye sorulmuş, kendisine takip eden doktor ile görüşmesi önerilmiş ve ameliyat öncesinde de bir sıkıntı olmadığı Dr. ‘ye iletilmiştir. Ayrıca preoperatif yapılan konsültasyonlarda da sakınca yönünde bir görüş belirtilmemiştir.

1b. CRP yüksekliği, enfeksiyon yanında bir çok faktöre bağlı oluşabilmekte olup, hastaya yapılan

EBUS sırasında alınan bronkoskopik aspirasyon kültüründe üreme olmamış, yatışta lökositöz saptanmamış, ameliyat öncesi çekilen toraks tomografisinde aktif enfeksiyon bulgusu görülmemiş ve preoperatif yapılan bronkoskopide enfeksiyon bulgusu saptanmamıştır. Ayrıca hastaneye yatış anamnezi ve muayenesinde enfeksiyonu düşündürecek bir semptom veya bulgu saptanmamıştır. Yatış gününde ateş 36,6, O2 sat: %96 olarak ölçülmüştür.

1c. Hastanemizde Göğüs Hastalıkları uzmanlarınca Onkoloji poliklinikleri yürütülmekte olup ameliyat hazırlığı aşamasında muhtelif defalar Göğüs Hastalıkları Doçenti Dr. tarafından

Onkoloji polikliniğinde hasta değerlendirilmiş olup hastaya preoperatif invaziv mediasten evrelemesi de aynı kişi tarafından yapılmıştır. Ayrıca ameliyat öncesi İç Hastalıkları, Kardiyoloji, Fizik Tedavi ve Anestezi birimleri tarafından yapılan konsültasyonlarda ameliyat için bir sakınca tespit edilmemiştir.

2. Yukarıdaki maddede bahsedilen konsültasyon notları ve ile yapılan whatsapp görüşmelerinin çıktıları ektedir.

3. İlerleyici bir hastalık olan Göğüs duvarına invaze akciğer kanseri şüphesi ile başvuran hasta, özellikle Doç. Dr. nin şahsi yardımları ile de gerekli incelemelerin tamamlanması sonrası, hastalığın ilerlemesine izin verilmeden mümkün olan en hızlı bir şekilde ameliyata hazırlanıp opere edilmiştir. Özellikle bu sürede yanında olan kızına her aşamada gerekli bilgilendirme yapılmış olup,

zaman kaybı yaşanmaması konusunda da yardımcı olunmuştur. Maalesef postop süreçte hasta kaybedilmiştir.” Denildiği 5.2. Yazı ekinde whatsap yazışmalarının gönderildiği, bu yazışmalarda babasının kullanmakta olduğu ilaç (metotreksat) ile ilgili olarak; “ – Babam romatoit artrit için bu ilacı kullanıyordu (metotreksat). Sıkıntı olur mu

– Onu hemen sorun bir romatoloji uzmanına Bana bilgi verin Genelde sorun olmuyor ama yine de sormak lazım

– FTR başlamıştı

– Tamam TFR de olur

– Tamam hemen sorup, size bilgi vereyim” Şeklinde yazışmaların olduğu, 5.3. 03/01/2022 tarihli İç Hastalıkları Branşı konsültasyon istem formunda; “İstem cevabı: ROMATİZMAL

HASTALIKLAR İÇİN HAFTADA BİR GÜN İLAÇ ALIYORMUŞ. METOTERAKSAT+FOLİK ASİT.

TETKİKLERİ OLAĞAN. POSTOP KESİLMESİ İÇİN KENDİ DOKTORUYLA İLETİŞİME

GEÇİLEBİLİR. PRE OP EK ÖNERİM YOKTUR.” Yazdığı, 5.4. 03/01/2022 tarihli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Branşı konsültasyon istem formunda; “İstem cevabı: hastaya solunum egz verildi.” Yazdığı, 5.5. 03/01/2022 tarihli Kardiyoloji Branşı konsültasyon istem formunda; “İstem cevabı: 70 YAŞ E. K.Ö-

HT:- DM: – SİGARA: +KUL KARD İ:- PREOP HASTA. ANJİNA YOK. EK ˃4 METS KG:NSR

EKO:LVEF%60 RVEF% 60 LVDD 1. 1 TY. SPAB:24 MMHG ORTA RİSK İLE OPERE OLABİLİR.”

Yazdığı, görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Anayasamızın 6.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” 6.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun:

7.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 5013 Sayılı Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin

Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanunun:

8.1. 4’üncü maddesi: “Mesleki standartlar: Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” 8.2. 5’inci maddesi: “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir.

Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir.

İlgili kişi, muvafakatini her zaman, serbestçe geri alabilir.”

9. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun:

9.1. 69’uncu maddesi; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

9.2. 70’inci maddesi: “Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır.”

10. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin:

10.1. 2’nci maddesi; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 10.2. 6’ncı maddesi; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 10.3. 13’üncü maddesi; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ” 10.4. 14’üncü maddesi; “Tabip ve diş tabibi, hastaların vaziyetinin icap ettirdiği sıhhi ihtimamı gösterir…

…Hastanın maneviyatı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimali bulunmadığı takdirde, teşhise göre alınması gereken tedbirlerin hastaya açıkça söylenmesi lazımdır. Ancak, hastalığın vahim görülen akıbet ve seyrinin saklanması uygundur…”

11. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:

11.1. “İlkeler” başlıklı 5’ inci maddesinin (d) bendi; “Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.” 11.2. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesi; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve

/

bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 11.3. “Tıbbi Özen Gösterilmesi” başlıklı 14’üncü maddesi; “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” 11.4. “Bilgilendirmenin Kapsamı” başlıklı 15’inci maddesi (Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/201428994); “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç)

Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g)

Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verilir.” 11.5. “Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama” başlıklı 22’inci maddesi: “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz…” 11.6. “ Hastanın Rızası ve İzin” başlıklı 24’üncü maddesi (Değişik:RG-8/5/2014-28994); “Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir…” 11.7. “Tedaviyi reddetme ve durdurma” başlıklı 25 inci maddesi; “Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir.

Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.” 11.8. “Rıza Formu” başlıklı 26’ncı maddesi (Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994) “Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.” 11.9.“Rızanın şekli ve geçerliliği” başlıklı 28 inci maddesi; “Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir. Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz” 11.10. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesi;“Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.” 12. 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği Büyük

Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının:

12.1. 8’inci maddesi: “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder. ”

12.2. 13’üncü maddesi: “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi

“hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. ” 12.3. 21’inci maddesi; “Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı, vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır.” 12.4. “Aydınlatılmış Onam” başlıklı 26’ıncı maddesi; “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.”

Hükümleri amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Başvuranların iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuranlar özetle: SBÜ Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde operasyon öncesi eksik tetkikler, eksik uzman görüşleri, tekrarlanması gereken tetkiklerin yapılmaması ve kesin tanı konulmadan puan derdine düşülüp opere edilmesi gibi nedenlerle babalarının ölümüne sebebiyet verildiği iddiasıyla, babalarının takip ve tedavilerinde hata, ihmal veya kusur bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep etmişlerdir.

15. Anayasamızın 17’nci maddesinde kişilerin “yaşama hakkı” ve “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme” hakkına sahip olduğu belirtilmiş, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, rızası dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı vurgulanmıştır.

16. 1219 sayılı Kanunun 70’nci maddesinde de, doktorların yapacakları her tür tedavi (ameliye) için hastanın rızasını (muvafakatini) alması gerektiği, hastanın rızasının sadece büyük cerrahi operasyonlar (ameliyei cerrahiyeler) için yazılı olmasının zorunluluğu hükme bağlanmıştır.

17. Hasta Hakları Yönetmeliğinde de hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği; tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi; diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri; muhtemel komplikasyonları; reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri; kullanılacak ilaçların önemli özellikleri; sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri; gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde sözlü olarak bilgilendirilmesi, mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için bu bilgilendirmenin rıza formu ile yapılması, sözlü olarak da hastaya aktarılan rıza formunun hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılması gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.

18. Diğer taraftan, Avrupa Birliği organlarından Avrupa Konseyi tarafından Kasım 1996’da Strasbourg’da karara bağlanan ve Türkiye’nin de onayladığı İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinde ise sağlık

alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabileceği; bu kişiye önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verileceği; ilgili kişinin, muvafakatini her zaman ve serbestçe geri alabileceği ifade edilmiştir.

19. Ayrıca, 1219 sayılı Kanunda “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında ise

“hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis; 1992 yılında yapılan 44. Dünya

Tabipler Birliğinin Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu

Marbella Bildirgesinin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır” şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir. Ayrıca hekimin sorumluluğundan bahsedebilmemiz için hekimin kusurunun bulunması, bir zararın doğması ve kusur ile zarar arasında neden sonuç ilişkisi (uygun illiyet bağı)

bulunması gerekmektedir. Hasta veya hasta yakınlarının hekimin tıbbi kötü uygulama (malpraktis) ya da tıbbi hatası olduğunu düşünmesi halinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava haklarının bulunduğunun da kabulü gerekir.

20. Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13’üncü maddesine göre hekimin modern tıp bilimine uygun olarak koyduğu teşhis ve uyguladığı tedavinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı deontoloji bakımından eleştirilemeyeceği düzenlenmişse de bunun kişiye doğru teşhis ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususunu içermediğinin; kişinin tedavinin tamamlanmasından sonra şifa bulamaması ve hastalığının maddi ve manevi varlığını tehdit etmesi durumlarında kendisine uygulanan teşhis ve tedaviyi sorgulayarak doğru, uygun ve gerektiği gibi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin oluşan şüpheyi bertaraf etmek istemesinin son derece doğal ve zaruri olduğunun kabulü gerekir.

21. Diğer taraftan komplikasyon kavramı ise tıbbi standartlara uygun müdahale yapılmasına ve her türlü tedbir alınmasına rağmen meydana gelen olumsuzluk olarak tanımlanmaktadır. Tıbbın kabul ettiği normal riskler / komplikasyonlar zamanında fark edilmezse, fark edilmesine rağmen önlem alınmazsa, fark edilip önlem alınmasına rağmen yerleşmiş standart tıbbi tedavi ve müdahalede bulunulmazsa tıbbi kötü uygulamadan (yani malpraktisten) söz edilebilecek ve yine hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir.

22. Dolayısıyla, somut olayımızda takip ve tedavisini üstlenen hekimlerin sorumluluğu olup olmadığının tespiti için Yargıtay Kararında da (örn: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18/09/2008 tarih ve sayılı kararında) belirtildiği gibi konusunda uzman kişilerin görüşüne başvurulup başvurulmadığı hususu da önem arz etmektedir.

23. Bu çerçevede, başvuru konusunun açıklığa kavuşturulması amacıyla ilk başvurudan başlayarak iddialar ve iddialarla ilgili bilgi ve belgelerin sırasıyla incelenmesi gerektiği değerlendirmiştir.

24. tarafından yapılan 09/02/2022 tarihli ve tarihli başvurular ile eklerinde özetle: Babası sol akciğerinde iki tane kitle olduğu için 04/01/2022 tarihinde

İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olup

Göğüs Cerrahinin kontrolünde Acil Servis Yoğun Bakım Ünitesinde entübe halindeyken 18/01/2022 tarihinde vefatıyla ilgili olarak; ameliyat sabahı babasının bir gün önceki SFT testinin düşük olduğu ve bir gün öncesi çekilen BT (bilgisayarlı tomografi) raporunda ciddi sıkıntılar (amfizem) olduğu bilgilerinin kendileriyle paylaşılmadığı, ameliyatı ile ilgili olarak doktorların iki adet kitlenin olduğunu söylediğini ve sol göğüs kemiğinde yapışık kanserli kısım varsa kemiğinde küçük parçasını kesip kanser olayından kurtulacaklarını beyan ettikleri, ameliyatta ise iki adet kitleden ziyade sol akciğerin göğüs çeperini komple aldıkları, doktorların söyledikleriyle yaptıkları operasyonun hiçbir alakası olmadığı, /

kardeşi ve doktorun whatsap üzerinden yazışmalarında ameliyattan bir gün önceki BT raporu ve SFT ile ilgili açıklama olmadığı, konuyla ilgili görüşüne başvurulan bilirkişinin de taraf tutuğu, sonuç olarak döner sermaye almak için babasını ameliyat ettikleri iddia edilerek, konunun ayrıntılı araştırılması talep edilmiştir.

25. Bu başvuru ile ilgili olarak, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün konuyla ilgili açıklamaları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerden özetle; 25.1.Başvuruya konu iddiaların araştırılması için İzmir İl Sağlık Müdürlüğünce şikayet edilen hastanede görev yapmayan bir incelemeci (muhakkik) olarak görevlendirildiği, 25.2. İncelemeci tarafından Hasta tedavisine ilişkin bilgi ve belgelerin SBÜ Dr. Suat

Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden temin edildiği, başvuru sahibi, şikayet edilen hekimlerin ifadesinin alındığı, 25.3. Şikayet edilen hastanede görev yapmayan profesör unvanına sahip bir göğüs cerrahisi uzmandan uzman görüşü talep edildiği, 25.4. Uzman Görüşü Raporunda özetle; Akciğer kanseri tanısı alan bir hastada güncel tedavi yaklaşımı ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verildikten sonra “Hastaya ait evraklar incelendiğinde; Bu hastalar için yapılması gereken operasyon öncesi radyolojik ve rutin laboratuvar incelemelerinin yapıldığı görülmektedir. Operasyonun getireceği olası risklerin önceden anlaşılabilmesi ve analizi için akciğer rezerv ölçümü ve kardiyak bakısının yaptırıldığına yönelik veriler dosya kayıtlarında izlenmektedir.

Akciğer rezervinin belirlenmesi için spirometrik (SFT) ölçümlerin ve kardiyak tetkik için ekokardiografı ve kardiyoloji hekiminin muayenesinin yapıldığı görülmektedir. Kardiyoloji bakısında orta riskli olarak operasyonun yapılabileceği ameliyat ekibine yazılı olarak ifade edilmiştir. Dosya verilerinde, şikayetin ana konularından biri SFT değerleri ile ilişkili olarak belirtilmektedir. Konu olan spirometrik akciğer kapasite ölçümü(SFT) ile ilişkili iki adet ölçümün olduğu görülmektedir.

Bunlardan ilki 06.12.2021 tarihli akım/volüm eğrisini içeren, hastanın yaklaşık 2 saniye gibi bir sürede gerçekleştirdiği 1. saniyedeki zorlu ekspiratuvar hacminin (FEVİ) 1.79 lt/sn (%70) olduğu tetkik, diğeri ise 03.01.2022 tarihli akım/volüm eğrisi olmayan dosyadaki veriler de sadece değerlerle ifade edilmiş olan ve FEVİ değerinin 1.46 lt/sn olduğu tetkiktir. Bu gibi tetkikler sadece sayısal olması nedeni ile bilimsel anlamda klinisyenlerce bir değer taşımamaktadır. Akım/volüm eğrisini de içeren ilk tetkik anlamlı olarak değerlendirilir. Ayrıca bu gibi karşılaştırmalı SFT tetkiklerinde, yüksek bulunan değerleri içeren tetkik daha anlamlı bulunur ve değerlendirmeye alınır. Konu ile ilgili, akciğer kanserli hastaların fizyolojik değerlendirme rehberlerine göre öneriler, genel olarak operasyon öncesi FEVİ değeri 2 litrenin veya %80’in üzerinde olan hastaların pnömonektomiyi (Bir akciğerin total olarak alınması), 1.5 litrenin üzerinde olan hastaların lobektomiyi (akciğerin bir lobunun alınması) ve 0.6 litrenin üzerinde olan hastaların da segmental rezeksiyon (akciğerin bir lobunun segmental kısımlarından birinin alınması) işlemini iyi tolere edebileceği şeklinde belirtilmektedir. Burada da cerrahi ekibin bu yönde davrandığı akciğerin bir lobunu alma kararı verdiği görülmektedir. Rezeksiyonel akciğer kanser cerrahisi için aday hastalara rutin olarak yapılması gereken evreleme işlemleri dahil (radyolojik tetkikler, EBUS). tüm tetkiklerin yapıldığı dosya verilerinden anlaşılmaktadır. Yine dosya verilerinden;  Operasyon öncesi değerlendirmeler sonucunda ekibin hastayı operasyon için aday bir hasta olarak değerlendirip operasyon kararı aldığı,  Birinci dereceden iki hasta yakını tarafından imza altına alındığı görülen, ameliyat, ameliyat sonrası süreç, gelişebilecek olası komplikasyon ve sonuçlarının yazılı olduğu onam formlarının olduğu ve hasta ile yakınlarının tedavi, uygulamanın getirebileceği yarar ve zararlar konusunda onay verdikleri,

 04.01.2022 tarihinde operasyonun bu hasta grubunda yapılması gereken anatomik rezeksiyon şeklinde (Sol üst lobektomi + iki kaburgayı içeren göğüs duvarı rezeksiyonu ve prolen sentetik mesh ile rekontrüksiyon + lenf bezi diseksiyonu) yapılmış olduğu,  Operasyon sonrası olası komplikasyonların geliştiği, postoperatif yoğun bakım akabinde göğüs hastalıkları genel yoğun bakım ünitesinde tedavisinin tedrici olarak ilerleyerek devam ettiği ve postop 14. günde exitus ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu hasta grubunda postoperatif dönemdeki komplikasyonlar sıklıkla solunumsal yetersizlikler, kardiak aritmi ve yetersizlikler, pnömoni ve bağlantılı metabolik sorunlar şeklinde bir silsile içinde devam edebilir. Klinik tablonun ilgili ünitelerde ve konuların ilgilileri ile yönetildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Sonuç; Hastanın tarafıma gönderilen dosya verilerinin tetkiki sonucunda:

1. Hasta primer akciğer kanseri ön tanısı ile Sağlık Bakanlığının Göğüs hastalıkları alanında referans hastanelerinden biri olan İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi EAH nin

Göğüs Cerrahisi Öğretim üyesi Prof. Dr. ‘ ye ulaştığı, ilgili hekimin Doç. Dr. ile birlikte hastanın tedavisini planlanıp yönettiği.

2. Hastanın akciğer kanseri açısından invaziv ve non-invaziv evrelemesinin bilindik ve olması gerektiği şekilde yapılmış olduğu.

3. Operasyon öncesi, rutin biyokimyasal ve laboratuvar incelemelerin, anestezi ve kardiyak konsültasyonların ve onayların alındığı, operasyonu içeren tedavi protokolünün belirlendiği ve onam formlarından anlaşılacağı üzere hasta/ hasta yakınları tarafından da bu tedavinin kabul edildiği, 4. Bu hasta grubunda yapılması önerilen ve halen de güncel olarak uygulanan operatif yöntemlerin hastaya uygulandığı, 5. Operasyon sonrası oluşması muhtemel komplikasyonlardan bir bölümünün meydana geldiği, olası birbirini tetikler ve takip eder tablolarla önlenemeyip ağırlaştığı ve eksitus ile sonuçlandığı görülmektedir.

6. Dosya verilerinden görüldüğü kadarıyla: Hastanın gerek operasyon öncesi gerek operasyon süreci ve sonrasında yapılan uygulamalar bu hasta grubu için yapılması önerilen ve halen güncel uygulamada olan tetkik ve tedavi protokollerine uygun olarak yapılmıştır. Tetkik sonuçlarım bundan ibarettir.” Şeklinde kanaat bildirildiği, 25.5. İncelemeci tarafından da dosyadaki belgeler, ifadeler ve uzman görüşü bir arada değerlendirilerek hastanın ölümüyle ilgili olarak herhangi bir ihmal, kusur ve kasıt olmadığı yönünde raporu hazırlandığı, Anlaşıldığından, ilgili idare tarafından başvuru konusuyla ilgili olarak gerektiği gibi inceleme yaptırıldığı kanaati oluşmuştur.

26. Kurumumuzca yürütülen inceleme ve araştırma süreci tamamlanmadan, kızı tarafından 12/08/2022 tarihli başvuru yapılmış olup, ilk başvuruya eklenerek incelemeye devam edilmiştir.

27. tarafından yapılan başvuru ve eklerinde özetle; 04/01/2022 tarihinde İzmir Dr. Suat

Seren Göğüs Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Göğüs Cerrahisi Kliniğinde operasyon kararı alınan ve operasyon sonrası hızla hastane enfeksiyonu, ardından ARDS gelişen, akabinde yine aynı hastanede 18/01/2022’de ex olan babası tedavisiyle ilgili olarak; Yaptığı araştırmalara göre operasyondan bir gün önce çekilen torax BT sonucunda rapor edilen sağ akciğerde amfizem olması ile %50 SFT sonucunun birbiriyle uyumlu olduğu ve bu sonuçla hastanın

opere olmasının solunum sıkıntısı riskinin normal riskten daha da artırdığı bilgisinin kendilerine verilmediği, bu bilgi kendilerine verilmeyerek “tedaviyi reddetme ve tedaviyi durdurma” haklarının ellerinden alındığı, Akciğer CA şüpheli ve amfizemli akciğerleri olan bir hasta için tıbbi onkoloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarından “opere olabilir mi” diye görüş alınmadığı, babasının kullandığı bağışıklık sistemini baskılayan “metotreksat” isimli ilaç nedeniyle babasının enfeksiyon riskinin daha da artırıldığı, bağışıklık sistemini baskılayan bu ilaca bir ay ara verilmesinin daha doğru olacağı, operasyon öncesi CRP değerinde yükseklik mevcut iken önce enfeksiyon tedavisi önerilmediği ve kullandığı bağışıklık sistemini baskılayan ilaç olduğu halde enfeksiyon hastalıkları uzmanından görüş alınmadığı, kemik dokuda şüpheli olgularda operasyonun riskli olduğu ve onkoloji önerisi alınmadan opere edilmesinin riskli olduğu, hastanede gerekli hijyen kurallarına uyulmadığı için hastane enfeksiyonu, ardından pnömoni ve ardından ARDS gelişmesine sebep olunduğu, babasının operasyon öncesi eksik tetkikler, eksik uzman görüşleri, tekrarlanması gereken tetkiklerin yapılmaması ve kesin tanı konulmadan puan derdine düşülüp opere edilmesi nedeniyle vefat ettiği iddia edilerek, tarafsız bilirkişilere başvurulmak suretiyle konunun araştırılması talep edilmiştir.

28. başvurusunda ek iddialar ileri sürülmüş olması nedeniyle, Kurumumuzca ilgili idareden bilgi ve belge talep edilmiş olup, idarenin cevabi yazısı ve ekleri ile mevcut dosyanın tekrar tetkiki neticesinde özetle; 28.1. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç (metotreksat) kullanıyor olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı iddiasıyla ilgili olarak; 28.1.1. 03/01/2022 tarihli İç Hastalıkları Branşının notunda “ROMATİZMAL HASTALIKLAR İÇİN

HAFTADA BİR GÜN İLAÇ ALIYORMUŞ. METOTERAKSAT+FOLİK ASİT. TETKİKLERİ

OLAĞAN. POSTOP KESİLMESİ İÇİN KENDİ DOKTORUYLA İLETİŞİME GEÇİLEBİLİR. PRE

OP EK ÖNERİM YOKTUR.” Yazdığı, 28.1.2. Başvuranın dilekçesi ekindeki açıklamalarından; ameliyat öncesi whatsap üzerinden ameliyatı yapacak doktor ile babasının romatoid artrit hastası olduğu hususunda yazıştıkları ve babasına bu ilacı yazan FTR hekiminin -acil durumlarda bir hafta önce, acil olmayan durumlarda bir ay önceilacı bırakması gerektiğini- söylediği, 28.1.3. Ameliyattan önceki gün (03/01/2022) düzenlenmiş olan HASTA MUAYENE VE ANAMNEZ

FORMUNDA” bahse konu ilacı hastanın en son Salı (28/12/2021) günü aldığı bilgisinin yer aldığı, 28.2. CRP değerinde yükseklik mevcut iken enfeksiyon hastalıkları uzmanına danışılmadığı ve öncelikle enfeksiyon tedavisi önerilmediği iddiasıyla ilgili olarak; 28.2.1. İdarenin cevabi yazısı ve eklerinden; CRP yüksekliğinin enfeksiyon yanında bir çok faktöre bağlı oluşabilmekte olduğu, hastaya yapılan EBUS sırasında alınan bronkoskopik aspirasyon kültüründe üreme olmadığı, yatışta lökositöz saptanmadığı, ameliyat öncesi çekilen toraks tomografisinde aktif enfeksiyon bulgusunun görülmediği, preoperatif yapılan bronkoskopide enfeksiyon bulgusunun saptanmadığı, ayrıca hastaneye yatış anamnezi ve muayenesinde enfeksiyonu düşündürecek bir semptomun veya bulgunun saptanmadığı ve yatış gününde ateşinin 36,6 ölçüldüğü anlaşıldığından, 28.3. Tıbbi onkoloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarından görüş alınmadığı iddiasıyla ilgili olarak; 28.3.1. İdarenin cevabi yazısı ve eklerinden; Bahse konu hastanede göğüs hastalıkları uzmanlarınca onkoloji polikliniklerinin yürütüldüğü ve ameliyat hazırlığı aşamasında muhtelif defalar Göğüs

Hastalıkları Doçenti Dr. tarafından Onkoloji Polikliniğinde hastanın değerlendirildiği

Anlaşıldığından, iddialarının iddiadan ibaret kaldığı değerlendirilmiştir.

1 /

29. Sonuç olarak, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde: İzmir Dr. Suat Seren Göğüs

Hatalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki takip ve tedavisinde bir ihmal ya da kusur bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili olarak İzmir İl Sağlık Müdürlüğünce incelemeci görevlendirildiği, incelemeci tarafından tedaviye ilişkin bilgi ve belgeler ile ilgililerin ifadeleri alındıktan sonra dosyanın şikayet edilen hastanede görev yapmayan profesör unvanına sahip bir göğüs cerrahisi uzmanına görüşü alınmak üzere sunulduğu ve uzman tarafından -gerek operasyon öncesi gerek operasyon süreci ve sonrasında yapılan uygulamalar bu hasta grubu için yapılması önerilen ve halen güncel uygulamada olan tetkik ve tedavi protokollerine uygun olarak tedavinin yapıldığının- belirtildiği, ayrıca ameliyat öncesinde hasta ve yakınları tarafından bilgilendirme formlarının imzalandığı, hasta yakınında ameliyatı yapan doktorun telefon numarasının bulunduğu ve sorduğu sorulara doktor tarafından cevap verildiği anlaşıldığından hasta-hasta yakınları ile doktorlar arasında iletişim kanallarının da açık olduğu değerlendirildiğinden, başvuruların reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup, ilgili idarenin bahse konu ilkelere aykırı davrandığında dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İzmir İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞINA ve İZMİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi